Orucun ve Ramazan ayının fazileti
Oruç ve aç durmak
Oruç tutmak faydalıdır
Orucun farzları
Günah işleyenin orucu
Oruç tutmamayı mubah kılan özürler
Seferde iken oruç tutmak
Açıktan oruç yemek
Kadınlar muayyen günlerinde iken
İftar vermenin fazileti
İftarı geciktirmek caiz mi?
Seher vakti ve sahur
Ramazanda ibadet ve iyiliğin sevabı
İtikaf nedir, kadınlar nasıl yapar
Haram işlemek orucu bozar mı?
Hastaların oruç tutması
Nafile oruç ve fazileti
Oruç kefareti
Orucu bozan ve bozmayan durumlar
Oruçta mezhep taklidi
Oruçla ilgili çeşitli sual cevaplar
Teravih namazı
Ramazanda sağlıklı beslenmek için
Farklı takvim ve imsakiyeler
Kutuplarda Oruç
Fitre vermenin önemi
Bayram sevinç günleridir
Bütün yıl oruç tutmuş olmak
Mübarek günlerde oruç
Orucun ve Ramazan ayının fazileti
Sual: Ramazan ayının önemi nedir?
CEVAP
Bu konuda imam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
Mübarek Ramazan ayı, çok şereflidir. Bu ayda yapılan, nafile namaz, zikir, sadaka ve bütün nafile ibadetlere verilen sevap, başka aylarda yapılan farzlar gibidir. Bu ayda yapılan bir farz, başka aylarda yapılan yetmiş farz gibidir. Bu ayda bir oruçluya iftar verenin günahları affolur. Cehennemden azat olur. O oruçlunun sevabı kadar, ayrıca buna da sevap verilir. O oruçlunun sevabı hiç azalmaz.
Bu ayda, emri altında bulunanların, işlerini hafifleten, onların ibadet etmelerine kolaylık gösteren âmirler de affolur, Cehennemden azat olur. Ramazan-ı şerif ayında, Resulullah, esirleri azat eder, her istenilen şeyi verirdi. Bu ayda ibadet ve iyi iş yapabilenlere, bütün sene bu işleri yapmak nasip olur. Bu aya saygısızlık edenin, günah işleyenin bütün senesi, günah işlemekle geçer.
Bu ayı fırsat bilmeli, elden geldiği kadar ibadet etmelidir. Allahü teâlânın razı olduğu işleri yapmalıdır. Bu ayı, ahireti kazanmak için fırsat bilmelidir.
Kur’an-ı kerim, Ramazanda indi. Kadir gecesi, bu aydadır. Ramazan-ı şerifte, iftarı erken yapmak, sahuru geç yapmak sünnettir. Resulullah bu iki sünneti yapmaya çok önem verirdi.
İftarda acele etmek ve sahuru geciktirmek, belki insanın aczini, yiyip içmeye ve dolayısıyla her şeye muhtaç olduğunu göstermektedir. İbadet etmek de zaten bu demektir.
Hurma ile iftar etmek sünnettir. İftar edince, (Zehebez-zama’ vebtellet-il uruk ve sebet-el-ecr inşaallahü teâlâ) duasını okumak, teravih kılmak ve hatim okumak önemli sünnettir.
Bu ayda, her gece, Cehenneme girmesi gereken, binlerce Müslüman affolur, azat olur. Bu ayda, Cennet kapıları açılır. Cehennem kapıları kapanır. Şeytanlar, zincirlere bağlanır. Rahmet kapıları açılır. Allahü teâlâ, bu mübarek ayda Onun şanına yakışacak, kulluk yapmayı ve Rabbimizin razı olduğu, beğendiği yolda bulunmayı, hepimize nasip eylesin! Âmin. (Mektubat ,1.c. 45.m.)
Açıktan oruç yiyen, bu aya hürmet etmemiş olur. Namaz kılmayanın da, oruç tutması ve haramlardan kaçınması gerekir. Bunların orucu kabul olur ve imanları olduğu anlaşılır.
Ramazan-ı şerifte, oruç tutmak çok sevaptır. Özürsüz oruç tutmamak büyük günahtır. Hadis-i şerifte, (Özürsüz, Ramazanda bir gün oruç tutmayan, bunun yerine bütün yıl boyu oruç tutsa, Ramazandaki o bir günkü sevaba kavuşamaz) buyuruldu. [Tirmizi]
(Ama dini bir mazeret varsa oruç tutmamak günah olmaz.)
Ramazanda oruç tutmak hakkındaki
hadis-i şeriflerden birkaçı şöyle:
(Ramazan ayı mübarek bir aydır. Allahü teâlâ, size Ramazan orucunu farz
kıldı. O ayda rahmet kapıları açılır, Cehennem kapıları kapanır, şeytanlar
bağlanır. O ayda bir gece vardır ki, bin aydan daha kıymetlidir. O gecenin
[Kadir gecesinin] hayrından mahrum kalan, her hayırdan mahrum kalmış
sayılır.) [Nesai]
(Ramazan ayında oruç tutmayı farz bilip, sevabını da Allahü teâlâdan bekleyerek oruç tutanın günahları affolur.) [Buhari]
(Ramazan orucunu tutup ölen kimse, Cennete girer.) [Deylemi]
(Ramazan ayı gelince, “Ey hayır ehli, hayra koş! Şer ehli, sen de kötülüklerden el çek” denir.) [Nesai]
(Ramazan bereket ayıdır. Allahü teâlâ bu ayda, günahları bağışlar, duaları kabul eder. Bu ayın hakkını gözetin! Ancak Cehenneme gidecek olan, bu ayda rahmetten mahrum kalır.) [Taberani]
(Ramazan-ı şerif ayı geldiği zaman, Allahü teâlâ meleklere, müminlere istiğfar etmelerini emreder.) [Deylemi]
(Farz namaz, sonraki namaza kadar; Cuma, sonraki Cumaya kadar; Ramazan ayı, sonraki Ramazana kadar olan günahlara kefaret olur.) [Taberani]
(Peş peşe üç gün oruç tutabilenin, Ramazan orucunu tutması gerekir.) [Ebu Nuaym]
(Ramazan orucu farz, teravih sünnettir. Bu ayda oruç tutup, gecelerini de ibadetle geçirenin günahları affolur.) [Nesai]
(Bu aya Ramazan denmesinin sebebi, günahları yakıp erittiği içindir.) [İ.Mansur]
(Ramazan ayında ailenizin nafakasını geniş tutunuz! Bu ayda yapılan harcama, Allah yolunda yapılan harcama gibi sevaptır.) [İbni Ebiddünya]
(Ramazanın başı rahmet, ortası mağfiret, sonu ise, Cehennemden kurtuluştur.) [İ.Ebiddünya]
(İslam, kelime-i şehadet getirmek, namaz kılmak, zekat vermek, Ramazan orucunu tutmak ve haccetmektir.) [Müslim]
(Cennetteki güzel köşkler, sözü hoş, selamı çok, yemek yediren, oruca devam eden ve gece namazı kılan kimselere verilir.) [İbni Nasr]
(Oruç tutan müminin susması tesbih, uykusu ibadet, duası müstecap ve amelinin sevabı da çoktur.) [Deylemi]
(Bilhassa oruçlu iken çirkin, kötü söz söylemeyin! Birisi size sataşırsa, ona “Ben oruçluyum” deyin!) [Buhari]
(Gerçek oruç, sadece yiyip içmeyi değil, boş ve hayasızca sözleri de terk ederek tutulan oruçtur.) [Hakim]
(Allahü teâlânın, gözlerin görmediği, kulakların işitmediği ve hiç kimsenin hayaline bile gelmeyen nimet dolu sofrasına, ancak oruçlular oturur.) [Taberani]
(Allah yolunda bir gün oruç tutanın yüzünü, Allahü teâlâ yetmiş yıl ateşten uzaklaştırır.) [Müslim]
(Temizlik imanın yarısı, oruç da sabrın yarısıdır.) [Müslim]
(Oruçlu iken ölene, kıyamete kadar oruç tutmuş gibi sevap yazılır.) [Deylemi]
(Oruçlu iken ölen Cennete girer.) [Bezzar]
(Oruç tutan, namaz kılan kimse, mükafatını kıyamette aklı kadar alır.) [Hatib]
(Oruç şehveti keser.) [İ. Ahmed]
Mübarek vakitlerde, günahlardan titizlikle uzak durmalı, taatları, ibadetleri ve her çeşit hayratı artırmalıdır. Zira Allahü teâlâ, tarafından sevilen kimse, faziletli vakitlerde faziletli amellerle meşgul olur. Buğzettiği kul ise; faziletli vakitlerde kötü işlerle meşgul olur. Kötü işlerle meşgul olanın bu hareketi azabının daha şiddetli olmasına ve Allahü teâlânın, ona daha çok buğzetmesine sebep olur. Çünkü o, böyle yapmakla vaktin bereketinden mahrum kalmış ve onun hürmet ve şerefini çiğnemiş olur. (Mev'iza-i hasene)
Resulullah efendimizin rüyası
(Rüyamda acayip şeyler gördüm. Ümmetimden birini azap melekleri yakalamıştı. Aldığı abdestler gelip, onu içindeki zor durumdan kurtardı. Birini gördüm, kabri onu sıkıyordu. Kıldığı namazlar gelip, onu kabir azabından kurtardı. Birine şeytanlar musallat olmuştu. Ettiği zikirler gelip, şeytandan onu kurtardı. Birinin de susuzluktan dili çıkmıştı. Tuttuğu Ramazan orucu gelip, susuzluğunu giderdi.
Birini zulmet sarmıştı. Yaptığı hac gelip karanlıktan çıkardı. Birine ölüm meleği gelmişti. Ana babasına yaptığı iyilikler gelip, ölümüne engel oldu, geciktirdi. Birini Müslümanlarla konuşturmuyorlardı. Sıla-i rahim gelip, ona şefaat etti, onlarla konuştu. Peygamberinin yanına gitmek isteyen birine engel oluyorlardı. Aldığı gusül, onu alıp yanıma getirdi. Ateşten korunmak isteyen birisine, sadakası gelip ateşe perde oldu. Birini zebaniler alıp Cehenneme götürürken, yaptığı emr-i maruf ve nehy-i münker gelip kurtardı. Biri Cehennem ateşine atılmıştı. Allah korkusu ile döktüğü gözyaşları gelip oradan kurtardı.
Birine amel defteri solundan verilirken, Allah korkusu gelip, defterini sağa aldı. Sevapları hafif gelen birine, kendinden önce ölen çocukları gelip, sevabını ağırlaştırdı. Cehennemin kenarında, korkudan titreyen birine, Allahü teâlâya olan hüsnü zannı gelince, titremesi durdu. Sırattan zorla geçen biri, Cennete geldi. Fakat kapılar kapalıydı. Kelime-i şehadeti gelip, onu Cennete koydu.) [Hakîm-i Tirmizi]
Sual: Günah işlememize şeytanlar sebep olduğuna göre, Ramazanda bağlı olan şeytanlar nasıl günah işletiyor?
CEVAP
Günah işlememize yalnız şeytanlar değil, kendi nefsimiz de sebep olmaktadır. Nefsin zararı, şeytanınkinden çok fazladır. Nefsin her istediği kendi zararınadır. Ramazanda günah işleten, nefsimizdir. Bu ayda, şeytanlar bağlı olduğu için vesvese veremezler. Ramazanda esnemeler de şeytandan değildir. Asabi esnemeler, yorgunluk, uykusuzluk gibi hallerde meydana gelir. (Mektubat-ı Rabbani)
Oruç ve aç durmak
Sual: Bazıları aç ve susuz durmanın ne faydası olur ki diyorlar. Oruç tutmaktan maksat nedir?
CEVAP
Oruç, yalnız aç ve susuz kalmak değildir. Bir hayvanı veya inanmayan bir kimseyi bir odaya hapsedip aç, susuz bırakmakla oruç tutturulmuş olmaz. Orucun, sabır, şükür, nefs terbiyesi gibi diğer ibadetlerle irtibatı vardır. Onun için hadis-i şerifte, (Her şeyin bir kapısı vardır. İbadetlerin kapısı ise oruçtur) buyuruldu. (İbni Mübarek)
Sinir sistemimizin vücuttaki yeri çok mühimdir. Dil sinirleri felç olan konuşamaz. Bacaktaki sinirler felç olursa, insan yürüyemez. Sinirimizin bozulması nispetinde hayatımız, az veya çok tehlike içindedir. Siniri bozuk kimse, huzursuz olur, sabredemez. Cemiyetteki kavgaların, cinayetlerin çoğu sinirli olmaktan, sabredememekten ileri gelmektedir. Hadis-i şerifte, (Oruç sabrın, sabır da imanın yarısıdır) buyuruldu. (Ebu Nuaym)
Böylece orucun imandan olduğu görülmektedir. İmanlı olan da, imanının kuvvetine göre suç ve günah işlemez. Sinirine hakim olur. Her şeyin bir zekatı vardır. Vücudun zekatı ise açlıktır. Oruç tutarak aç kalanın arzuları kırıldığı için sabretmesi kolay olur. Oruç tutan aç durur. Aç durmak iyidir: Aç duranın basireti açılır. Anlayış kabiliyeti artar. Hadis-i şeriflerde, (Aç duranın idraki artar, zekası açılır) ve (Tefekkür, ibadetin yarısı, az yemek ise tamamıdır) buyuruldu. (İ. Gazali)
Çok yiyen çok uyur, çok uyuyanın da ömrü boşa geçmiş olur. Çok yiyen sarhoş gibi olur, dimağı yorgunlaşır. Zekası, zihni dumura uğrar. Açlık, kalbde incelik doğurur. Hadis-i şerifte, (Az yiyenin içi nurla dolar ve Allahü teâlâ, az yiyip içen ve bedeni hafif olan mümini sever) buyuruldu. (Deylemi)
Açlıkta arzular kırılır, nefsimiz uysallaşır, serkeşliği kalkar. Çok yemek, gafleti doğurur. Azgın bir atı zaptetmek zor olduğu gibi, çok yedirmekle azan nefsi zaptetmek de zordur. Açlıkla terbiyesi kolaylaşır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(İnsan kalbi tarladaki ekin, yemek ise yağmur gibidir. Fazla su ekini kuruttuğu gibi, fazla gıda da kalbi öldürür.) [İ.Gazali]
Her zaman tok olan şefkatsiz ve merhametsiz olur. Tok, acın hâlini bilmez. Çok yiyen sert ve katı kalbli olur. Hadis-i şerifte, (Çok yiyip içmekle kalbinizi öldürmeyin!) buyuruldu. (İmam-ı Gazali)
Sinirlerine hakim olan kimse huzurlu olur. Açlık, günah işleme arzusunu kırar, kötülük etmeye mani olur. Hadis-i şerifte, (Açlık ve susuzlukla nefsle cihad etmek, Allah yolunda cihad gibidir) buyuruldu. (İmam-ı Gazali)
Çok yiyen çok su içer. Çok su içen çok uyur. Çok uyuyanın ömrü uyku ile geçtiği için dünya ve ahiret kazancına mani olur. Demek ki açlık, sinirleri uyanık, zinde tutar. Fazla tokluk ahmaklığa yol açar. Okuduğunu ezberlemesi ve hatırında tutması zor olur. Hadis-i şerifte, (Her gün bir defa yemek yenmesi itidaldir) buyuruldu. (Beyheki)
İki günde üç defa yemek yemenin normal olduğu bildirilmiştir. (Teshil-ül-menafi)
Hastalıkların çoğu çok yemekten ileri gelir. Hadis-i şerifte, (Çok yiyip içmek hastalıkların başıdır) buyuruldu. (Dare Kutni)
Az yiyenin vücudu sıhhatli olur. Hadis-i şerifte, (Oruç tutan sağlıklı olur) buyuruldu. (Taberani)
Çok yiyende acıma hissi azalır. Arzuları artar, harama dalar. Gayri meşru arzuları harekete geçiren yolları tıkamak gerekir. Açlık şeytanın yolunu tıkar. Hadis-i şerifte, (Şeytan, damardaki kan gibi, vücutta dolaşır, açlık ile yolunu daraltın) buyuruldu. (İhya)
Oruç tutmak faydalıdır
Sual: Oruç tutmak vücuda zararlı diyorlar. Doğru mudur?
CEVAP
Yanlıştır. Çünkü Allahü teâlâ,
zararlı olan bir şeyi emretmez. Tıp uzmanları diyor ki:
Oruçlu kimselerde adrenalin ve kortizon hormonları kana daha kolaylıkla
karışmaktadır. Bu hormonlar, tesirlerini kanserli hücreler üzerinde de
göstermektedir. Böylece bu hormonlar kansere karşı bir çeşit kalkan rolünü
oynamakta, yani kanser hücrelerinin çoğalmasını önlemektedir. Oruç tutan bünye,
adeta bakıma girer, iç organları saran yağlar erir, vücudun zindeliği artar,
direnme gücü kazanır, mide, böbrek, şeker, kalb ve karaciğer hastalıklarına
karşı mukavemeti artar.
Karaciğer, oruçlu iken, 3-5 saat istirahat eder, gıda depolama işine bir müddet ara vermiş olur. Bu arada, korunma sistemini güçlendirici globülinleri hazırlar. Midedeki kaslar ve salgı ifraz eden hücreler, oruç müddetince birkaç saat dinlenir. Kan hacmi de azaldığı için tansiyon düşerek kalb rahatlar.
Gıda artıkları iyi yakılmayınca, damarları yıpratır. Yakılmayan yağlar, damarları daraltır, damar sertliği denilen rahatsızlığa sebep olur. Akşama doğru vücutta gıda hemen hiç kalmaz. Yani bütün gıdalar yakılmış olur. Bu bakımdan bilhassa damar sertliği olanların sık sık oruç tutmaları iyidir. Oruç iken vücudun diğer organlarında da dinlenme olur. Az yemek ve oruç tutmak vücudun sıhhati için önemlidir. Zekat, malın kiridir. Zekat veren, malını kirden koruduğu gibi, oruç tutan da vücudun zekatını ödemiş, hastalıklardan onu korumuş olur. Peygamber efendimiz, (Her şeyin bir zekatı vardır. Vücudun zekatı ise oruçtur) buyurmuştur. (Beyheki)
Yine hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Oruç iç organları inceltir. Eti eritir ve Cehennem ateşinden uzaklaştırır. Gözlerin görmediği, kulakların işitmediği ve hiç kimsenin hatırına, hayaline gelmeyen Allahü teâlânın nimetleri ancak oruç tutana nasip olur.) [Taberani]
Orucun sevabı diğer ibadetlere göre daha fazladır. Hadis-i kudside, (Her iyiliğe, on mislinden 700 misline kadar sevap verilir. Fakat oruç bana mahsustur, onun mükafatını ben veririm) buyuruldu. (Buhari)
Her iyiliğin sevabını Allahü teâlâ verdiği halde, orucun sevabı için, (Ben veririm) buyurmasının hikmeti vardır. Yeryüzünün tamamı Allahü teâlânın mülkü olduğu halde, Kâbe’ye Beytullah yani (Allah’ın evi) denmesi ona şeref vermek içindir. (Oruç bana mahsustur) demekle de ona özel bir şeref vermiştir.
Oruç tutana verilecek sevabın muayyen bir ölçüsü yoktur. Oruçlunun durumuna göre, çok sevap verilecektir. Başkaları oruç yerken oruç tutmak daha sevaptır. Hadis-i şerifte, (Oruçlunun yanında oruçsuzlar yiyince, melekler, oruçluya dua eder) buyuruldu. (Tirmizi)
Herhangi bir sebeple nafile oruç tutamayan, şükretmeli; misafirlere, fakirlere yemek yedirmelidir. Hadis-i şerifte, (Şükredip yemek yediren, sabredip oruç tutan gibidir) buyuruldu. (Tirmizi)
Şükredenlere çok mükafat verilecektir. Şükür, İslamiyet’e uymak demektir.
İmam-ı Rabbani hazretleri, (Ramazanda nafile ibadetlere verilen sevap, başka aylarda yapılan farzlar gibidir. Bu ayda yapılan bir farz, başka aylarda yapılan yetmiş farz gibidir. Bu aya saygısızlık edenin, bu ayda günah işleyenin bütün senesi günah işlemekle geçer) buyurmaktadır.
O halde bilhassa Ramazan ayında günah işlemekten daha çok sakınmak gerekir. Mübarek yerlerde yapılan ibadetlere de daha çok sevap verilir. Hadis-i şerifte, (Mekke’de bir Ramazan orucu tutmak, başka yerde tutulan bin Ramazan orucundan efdaldir) buyuruldu. (Bezzar)
Cuma günü yapılan ibadetlere de kat kat sevap verilir. Cuma günü işlenen günahlar da iki kat yazılır. Kıymetli günlerin değerini bilmek ve gereğini yapmak gerekir.
Orucun farzları
Sual: Orucun farzı kaçtır?
CEVAP
Orucun farzı üçtür.
Bunlar:
1- Niyet etmek.
2- Niyeti, ilk ve son vakitleri arasında yapmak.
3- İmsak vaktinden güneşin batmasına kadar olan zaman içinde, orucu bozan her şeyden sakınmaktır.
Sual: Oruca niyetin vakti ne zaman başlar?
CEVAP
Ramazan ve nafile oruçlara niyetin ilk vakti, güneş battıktan sonra başlar. Son vakti ise, ertesi günü öğleye bir saat kalıncaya kadardır. Kaza ve kefaret oruçlarında ise, akşamdan imsak vaktine kadardır.
Ramazanda oruca niyet ederken,
akşamdan imsak vaktine kadar, “Yarın oruç tutmaya”, imsaktan sonra ise “Bugün
oruç tutmaya” denir. Yanılıp yanlış söylense de, oruç tutulacak gün bilindiği
için mahzuru olmaz. Ramazanda bir aylık oruca toptan niyet edilmez, her gün ayrı
ayrı niyet etmek farzdır.
Gece yatarken yemeği yiyip veya yemek yemeden niyet edilse, sonra gece uyanınca,
sahura kalkınca yemek yemekte mahzur yoktur. Akşam yemeği yerken niyet etmek iyi
olur. Niyetten sonra da, imsak vaktine kadar yiyip içmekte mahzur yoktur.
Ramazanda, “Yarın dişim ağrımazsa oruç tutarım, ağrırsa tutmam” diye akşamdan
niyet edilse, böyle şüpheli niyet ile oruç tutmak sahih olmaz.
Sual: Bozulursa kefaret olmasın diye, Ramazan orucuna imsaktan sonra niyet etmek caiz mi?
CEVAP
Caizdir, fakat böyle bir şeye lüzum yoktur.
Sual: Ramazanda gece niyet etmeyi unutan ne yapmalı?
CEVAP
Öğleye bir saat kalıncaya kadar niyet edilir. Sahura kalkmak niyettir, oruç tutmak niyetiyle yatmak da niyettir, sahura kalkılmasa da oruca niyet edilmiş olur.
Sual: Takvimlerde yazılı olan imsak ne demektir? Bu vakitte sabah namazı kılınır mı?
CEVAP
İmsak, gecenin bitimi, yiyip içmenin yasak olan vaktin başlaması demektir. Türkiye Takvimi’nde yazılı olan imsak vaktinde, yiyip içmeyi kesmelidir! Türkiye'de, bundan 15 dakika kadar sonra sabah namazı kılınabilir! Yanlış takvimlere göre hareket edip de, yiyip içmeye ezan okununcaya kadar devam eden kimsenin, suçu yanlış takvime bulması, kendini mesuliyetten kurtaramaz!
Sual: Babam oruç tutarken, takvime göre değil, Kur’ana göre hareket ediyor. Siyah iplikle beyaz iplik birbirinden ayrılıncaya kadar yiyip içiyor. Ortalık ağardığı için şüpheleniyorum. Doğru mu?
CEVAP
Bekara suresindeki,
(Beyaz iplik siyah iplikten ayırt edilinceye kadar yiyip için) mealindeki
187. âyetindeki iplikler, gündüzün beyazlığı ile gecenin siyahlığıdır. Âyet-i
kerimenin anlamı, (Gündüzün aydınlığı ile gecenin karanlığı, iplik gibi
birbirinden ayrılıncaya kadar yiyip için) demektir. Bu âyet-i kerimeyi duyan
bir zat, (Ya Resulallah, ben gündüzün geceden ayrıldığını öğrenmek için
yastığımın altına bir beyaz iplik ile bir siyah iplik koydum. Fakat gecenin
bitişini yine de tespit edemedim) dedi. Bunun üzerine, Peygamber efendimiz,
(O iplikler, gündüzün aydınlığı ile gecenin karanlığıdır) buyurdu. Eğer
Peygamber efendimiz açıklamasa idi, beyaz ipliğin aydınlık, siyah ipliğin
karanlık olduğunu nereden bilecektik? Kur’an-ı kerimden anladığımıza uyarak,
gencin babası gibi, bilhassa bulutlu havalarda, daha ortalık karanlık diye,
güneş doğana kadar yiyip içerdik.
Günah işleyenin orucu
Sual: Bazıları, (Namaz kılmayan, içki içen, açık gezen veya başka günah işleyen bir kimse, boşuna oruç tutmamalı) diyorlar. Bu söz doğru mudur?
CEVAP
Hayır, dinimize aykırıdır. Birkaç günah işleyenin, diğer günahları da yapması gerekmez. Hem oruç tutup hem de günah işleyen kimse, oruç tutmakla hasıl olan büyük sevaba kavuşamaz. Fakat ahirette niçin oruç tutmadın diye hesaba çekilmez. Oruç borcunu ödemiş olur. Hatta orucun bereketiyle diğer günahlardan da kaçma imkanı olur.
İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
(Bütün günahlara tevbe edip hepsinden kaçmak büyük nimettir. Bu yapılamazsa, bazı günahlara tevbe etmek de nimettir. Bunların bereketiyle belki bütün günahlara tevbe etmek nasip olur. Bir şeyin bütünü ele geçmezse, hepsini de kaçırmamalı.) (Mektubat, 2.c. 66.m.)
Namazın dinimizdeki yeri, oruca göre daha önemli ise de, bir kimseye namaz kılmadığı için, (oruç da tutma) denmez. Aksine, (Namaz kılamıyorsan, orucu bari terk etme) denir. Namaz kılmamakla büyük bir günaha giren kimse, oruç tutmazsa günah miktarı daha da çok artar.
Birkaç günaha müptela olan kimse, birinden vazgeçmek isterse, ona, (Diğerlerini bırakmadığına göre bu günaha da devam et) denmez. Günah miktarı ne kadar azaltılırsa o kadar iyi olur. Allah’tan korkup bir günahtan vazgeçmek iman alametidir. Hadis-i şerifte, (Ömründe bir defa Allahü teâlâyı anan veya Ondan korkan Müslüman, Cehennemden çıkar) buyuruldu. (Tirmizi)
Günah işleyen, oruç tutuyor veya zekat veriyorsa, (Aman bunları bari bırakma) demelidir! Bu ibadetleri de yapmazsa, dinden tamamen uzaklaşabilir. Korkutmaktan çok, müjdeleyici olmak gerekir. Peygamber efendimiz, (Allahü teâlânın rahmetinden ümit kestirip, dinden nefret ettirenlere lanet olsun! Kolaylaştırın, güçleştirmeyin) buyurdu. (Müslim, Şir’a)
Bir genç, Peygamber efendimize, (Şu üç günahı bırakamıyorum) dedi. O üç günah, yalan, zina ve içkidir. Resulullah efendimiz, (Bu üç günahtan yalanı benim için bırak) buyurdu. O genç, kabul edip gitti. Daha sonra, diğer iki günahı işlemek isteyince, (Bu günahları işleyip Resulullahın karşısına çıkınca, “Ben işlemedim” desem yalan söylemiş olurum. Eğer işlediğimi söylersem, beni cezalandırır) diye düşündü. Diğer iki günahtan da vazgeçti. (Şir’a)
Kelime-i şehadeti dil ile söyleyip kalb ile de tasdik eden Müslümandır. Günah işleyen Müslümanlıktan çıkmaz. Hadis-i şerifte (Cebrail aleyhisselam, “Ümmetine müjde ver ki, şirk üzere ölmeyen Cennete girer” dedi. Ben, “Zina ve hırsızlık eden de mi Cennete girer?” diye üç defa sordum. “Evet, zina ve hırsızlık eden de Cennete girer” dedi. Daha sonra, “İçki içse de yine Cennete girer” dedi) buyuruldu. (Buhari, Müslim, Bezzar) [Ancak bu günahların cezaları çekildikten sonra Cennete girilir.]
Bu müjdeler, insanı günah işlemeye sevk etmemelidir! Her günah, kalbi karartır, insanı küfre sürükler ve ebedi Cehennemde kalmaya sebep olabilir. Allahü teâlânın gazabı günahlar içinde saklıdır. Onun için her günahtan kaçınmalıdır. Belam-ı Baura, çok ibadet eden büyük bir âlim iken, bir günah yüzünden kâfir oldu. Günah işleyen hemen tevbe etmelidir! (K.Saadet)
Oruç tutmamayı mubah kılan özürler
Sual:
Oruç tutmamayı mubah kılan özürler
nelerdir?
CEVAP
Oruç tutmamayı mubah kılan özürler şunlardır:
1- Hastalık: Hasta olan veya oruç tutunca hastalığı artan kimse, oruç
tutmaz veya tutuyorsa bozabilir. Hastaya bakan da, hasta hükmündedir. Hastaya
bakmak için sıkıntıya girerse, oruç tutmayabilir.
2- Seferilik: 104 km uzağa giden kimse, 15 günden az kaldığı yerde seferi
olur. Yolculukta sıkıntı olur, iş aksar veya kazaya sebep olacak bir durum
olursa, orucu kazaya bırakmak caiz olur. Hadis-i şerifte, (Seferde, sıkıntı
içinde oruç tutmak iyilik sayılmaz) buyuruldu. (Buhari)
3- Gebe ve emzikli olmak: Kendine veya çocuğuna bir zarar gelecekse, gebe ve
emzikli kadın oruç tutmaz. Hadis-i şerifte, (Allahü teâlâ, gebe ile emzikli
kadına oruç tutmaması için ruhsat verdi, orucunu tehir etti) buyuruluyor.
(Ebu Davud, Tirmizi, Nesai)
Emzikli kadın, ister kendi çocuğunu emzirsin, isterse başkasının çocuğunu
emzirsin hüküm aynıdır.
4- Açlık ve susuzluk: Kendisinde şiddetli açlık ve susuzluk meydana gelen
kimse, ölüm tehlikesi varsa veya aklı gidecekse yahut hastalanıp bir zarara
uğrayacaksa, orucunu bozabilir.
5- İhtiyarlık: Çok yaşlı kimse, oruç tutamayacak halde ise, oruç tutmaz,
iyileşme ihtimali de yoksa, tutamadığı günler için fidye verir. 30 günün fidyesi
53 kg. undur.
6- İkrah: Oruç tutan, (Orucunu bozmazsan seni öldürürüm veya bir uzvunu
keserim) diye tehdit edilmişse, tehdit edenin dediğini yapmaya gücü yetiyor ve
blöf yapmıyorsa, oruçlunun orucunu bozması mubah olur.
Ramazan-ı şerifte, oruç tutmak çok sevaptır. Özürsüz oruç tutmamak büyük
günahtır. Hadis-i şerifte, (Özürsüz, Ramazanda bir gün oruç tutmayan, bunun
yerine bütün yıl boyu oruç tutsa, Ramazandaki o bir günkü sevaba kavuşamaz)
buyuruldu. Ama dini bir mazeret varsa oruç tutmamak günah olmaz. (Tirmizi)
Seferde iken oruç tutmak
Sual:
Seferde olana da Ramazan orucu
farz mı?
CEVAP
Evet. Ama kazaya bırakması caizdir.
Sual: Seferde oruç tutmak gerekmediği halde, Ramazan orucunu tutan nafile
sevabı mı alır?
CEVAP
Seferi olan, Ramazan orucunu tutarsa, farz sevabı alır.
Sual: Devamlı şehirler arasında şoförlük yapanın, oruç tutmaması günah olur
mu?
CEVAP
İşi aksatacak zorluk yoksa, Ramazan-ı şerifte oruç tutmak çok sevaptır.
Özürsüz oruç tutmamak büyük günahtır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Şer'i mazeretsiz, Ramazanda bir gün oruç tutmayan, bunun yerine bütün yıl
boyu oruç tutsa, Ramazandaki o bir günkü sevaba kavuşamaz.) [Tirmizi]
Şu halde bir özür olmadan oruç yememelidir! Dini bir özrü olanın orucunu kazaya
bırakması caiz olur. Yolculukta sıkıntı olur, iş aksar veya kazaya sebep olacak
bir durum olursa, orucu kazaya bırakmak caiz olur. Hadis-i şerifte,
(Yolculukta [sıkıntı içinde] oruç tutmak takvadan sayılmaz)
buyuruldu. (Buhari)
[Yolculuk veya sefer demek, 104 km'den uzak yere gitmek üzere yola çıkmaktır.
Bunlardan daha kısa yola giden seferi olmaz. Burada takva daha çok sevap
kazanmak manasındadır.]
Sual: Yolculukta oruç tutmamaya izin var diye oruca niyetlenmedim. Saat
11.00 de uçağa bineceğim için sabah kahvaltımı yapıp yola çıktım. Gittiğim
yerdeki arkadaş, yanlış yaptığımı, günah işlediğimi söyledi. Seferde oruç
tutmamak caiz değil mi?
CEVAP
İmsak vaktinden önce sefere çıksaydınız, oruca niyet etmeyip sefere çıkınca
yiyip içebilirdiniz. Halbuki kahvaltı yaptığınız zaman, mukimsiniz ve niyet
etmiyorsunuz, yiyip içiyorsunuz, bu yüzden günah oluyor. Niyet edip oruçlu yola
çıkacaktınız ve o gün o orucu bozmayacaktınız, yani o gün orucu tutmanız
gerekirdi. Niyet etmeden yiyip içtiğiniz için sadece kaza gerekir.
Sual: İmsak vaktinden sonra sefere çıktığımız için mecburen oruca niyet
ediyoruz. Yani o gün seferde de olsak oruç tutmamız lazım. Ancak, mesela sabah
11'de ABD'ye gitmek üzere uçağa biniyoruz. Devamlı Batı'ya gittiğimiz için gün,
New York'a giderken 7 saat, Los Angeles'e giderken de 10 saat uzuyor. Bu durumda
ne yapmak lazım?
CEVAP
Oruç tutabilirse sevap kazanır, açlık ve susuzluğa dayanamayıp bozarsa günah
olmaz. Seferde iken orucu özürsüz bozana da kefaret gerekmez.
Sual: Oruçlu iken seyahat ediyoruz. Doğudan batıya gidince mesela
Erzurum'dan İstanbul'a gelince, akşam bir saatten fazla geç oluyor. Tersine
İstanbul'dan Erzurum’a gidince, bir saatten fazla erken oluyor. Orucu
niyetlendiğimiz şehre göre mi, yoksa bulunduğumuz şehre göre mi açacağız?
CEVAP
Oruç açılan yerin zamanı esas alınır. Güneş batmadan oruç açılmaz. Saate
göre hareket edilmez, güneşin batması esas alınır. Namaz da bunun gibidir,
bulunulan yerin vaktine göre hareket edilir.
Sual: Bir kimse, Ramazan orucunu sefere çıkınca sebepsiz bozsa, kaza mı
kefaret mi gerekir? Mukim iken orucunu bozup sonra sefere çıksa, kaza mı,
kefaret mi gerekir?
CEVAP
Niyetli orucu sefere çıkınca bozmak günahtır. Ama günah işlese de, seferde
bozduğu için kefaret gerekmez. Eğer mukim iken bozup sefere çıksa, kefaret de
gerekir.
Açıktan oruç yemek
Sual:
(Allah’ın bildiği kuldan
saklanmaz) diyerek açıktan oruç yiyenler oluyor. Günah değil midir?
CEVAP
Günahı, açık da, gizli de işlemek caiz olmaz. Fakat nefsine, şeytana uyarak
günah işleyen, günahını gizlemelidir! Günahı gizlemek birkaç yönden faydalıdır:
1- Eğer günahlarımız açığa çıkmamışsa sevinmelidir! Cenab-ı Hak,
(Günahı gizleyin) buyuruyor. Peygamber efendimiz de sallallahü aleyhi ve
sellem buyurdu ki:
(İnsan günahını dünyada gizlerse, Allahü teâlâ da, kıyamette, bu günahı
kullarından saklar.) [Müslim]
2- Allahü teâlâ açıktan, çekinmeden günah işleyenlere daha çok buğzeder.
Fakat üzülerek günahını gizleyenleri, gizlediği için affedebilir. Hadis-i
şerifte buyuruldu ki: (Bir günaha düşen, günahını gizlesin! Allahü teâlânın
örtüsünü onun üzerinde bulundursun!) [Müslim]
3- Günah işlerken halktan olsun utanmalıdır! Başkasını kendi hakkında
konuşturmamak, gıybetini ettirmemek için günahı gizlemelidir! Hadis-i şeriflerde
buyuruldu ki: (Haya tamamıyla hayırdır.) [Buhari] (Haya imandandır.)
[Buhari] (Hayasızın dini olmaz ve hayasız kişi Cennete giremez.)
[Deylemi]
4- Kötü örnek olmamak, başkalarının da günah işlemesine cesaret vermemek
için günahı gizlemeli! Böyle sebeplerden dolayı açıktan günah işlememeli, gizli
de olsa günah işlemekten sakınmalı! Çünkü günahlar öldürücü zehirdir. İmanı olan
günah işlemekten çok korkar. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Mümin, günahını dağ gibi görür, üzerine düşeceğinden korkar. Münafık ise,
günahını, burnuna konmuş, hemen uçacak bir sinek gibi görür.) [Buhari]
Sual: Ramazanda umuma açık yerlerde oruç tutanların gözü önünde yemek küfür
mü?
CEVAP
Küfür değildir. Oruç tutmamak büyük günahtır. Ve bunu teşhir etmek de ayrıca
büyük günahtır. Ameller imandan parça değildir. Yani bir ibadeti yapmayan kâfir
olmaz, inanmayan, beğenmeyen kâfir olur.
Sual: İslam Ahlakı kitabında deniyor ki:
Özrü yok iken, Ramazan günü aşikâre yiyen, içen, mürted olur. (Feyziyye)
Seadet-i Ebediyye kitabında da şöyle deniyor:
Ramazan-ı şerifte umumi yerlerde, Müslümanların karşısında, oruç yiyenlerin
ve oruç tutanları aldatarak, oruç tutturmayanların imanı gider.
Bu iki ifadeyi anlayamadık. Açıktan oruç yiyen kâfir mi oluyor?
CEVAP
Hayır büyük günah işleyene kâfir denmez. Burada, oruç emrini hafife almanın,
farz olduğunu inkâr etmenin küfür olduğu bildiriliyor. Her farz böyledir. Mesela
açık gezen bir kadın, kapanmanın Allah’ın emri olduğunu biliyor, inanıyor ve
beğeniyorsa, çeşitli sebeplerle kapanamıyorsa, buna kâfir denmez. Kapanmayı
Allah’ın emri kabul etmiyorsa veya kabul edip beğenmiyorsa, açık gezdiği için
hiç üzülmüyorsa, küfür olur.
Kadınlar muayyen günlerinde iken
Sual:
Muayyen günlerimizde neleri okuyup, neleri okuyamayız? Daha doğrusu bu
günlerimizde yasak olan-olmayan şeyler nelerdir?
CEVAP
Hayz ve nifaslıya yasak olanlar:
1- Namaz kılamaz. Hadis-i şerifte de, (Hayzlı kadın namaz kılamaz)
buyuruldu. (Buhari, Müslim, Ebu Davud)
2- Oruç tutamaz. [Hazret-i Âişe validemizin naklettiği hadis-i şerifte,
hayzlı iken tutulamayan oruçlar kaza edilir, kılınmayan namazlar affolur.
(Buhari)]
3- Kur'an okuyamaz. Hadis-i şerifte, (Hayzlı ve cünüp, Kur'an-ı kerim
okuyamaz) buyuruldu. (Tirmizi)
4- Mushafa el süremez. Kur'an-ı kerimde mealen, (Kur'ana temiz olanlardan
başkası dokunamaz) buyuruluyor. (Vakıa 79)
Hadis-i şerifte de, (Kur'ana ancak hadesten [abdestsizlikten,
cünüplükten, hayz ve nifastan] temiz olan el değdirebilir) buyuruldu.
(Nesai, Hakim, Beyheki, Taberani, Darekutni)
5- Camiye giremez. Hadis-i şerifte (Cünübe ve hayzlıya mescide girmek
helal olmaz) buyuruldu. (İbni Mace)
6- Kâbe’yi tavaf edemez. Hadis-i şerifte, (Beytullahı tavaf etmek, namaz
kılmak gibidir, yani abdestli olmak lazımdır) buyuruldu. (Tirmizi)
7- Cima edemez. (Bekara 222)
8- Hayzlı iken de, hayzsız iken de kadına dübüründen [anüsünden yani
makattan] yaklaşmak haramdır. Oral [ağız ile] seks de, hayzlı iken de hayzsız
iken de caiz değildir.
9- Kadın, hayzın başladığını ve bittiğini kocasından gizleyemez. Kocası
sorunca söylemezse, büyük günah olur. Hadis-i şerifte, (Hayzın başladığını ve
bittiğini kocasından saklayan kadın melundur) buyuruldu. (Cevhere)
10- Yanında kocası veya mahremi olmayan hayzlı kadın, uzun yola çıksa,
seferi olamaz. Hayz bitince, bulunduğu yerden 104 Km’den daha fazla giderse,
ancak o zaman seferi olur.
Hayzlıya serbest olanlar:
Yasak edilenlerin dışında her şey yapabilir. Mesela şunları yapar:
1- Hayzlı kadın, Besmele, salevat-ı şerife, kelime-i tevhid, istiğfar ve
bütün duaları okuyabilir, tesbih çeker, zikreder. Fâtiha, Rabbenâ
âtina.., Rabbenağfirli... ve daha başka dua âyetlerini dua niyetiyle
ezberden okuyabilir. Hayzlı iken kabir ziyaretine gidebilir, dua niyetiyle orada
Fatiha okur. Her namaz vaktinde abdest alıp, o namazı kılacak kadar zaman oturup
zikreder, tesbih çekerse, en iyi kıldığı namazın sevabını kazanır.
2- Cünübe saç ve tırnak kesmek mekruh, ama hayzlıya mekruh değildir.
Cünüpken de, hayzlı iken de saç boyatabilir. Hayzlı iken yiyip içilebilir; fakat
cünüpken ağzını yıkamadan yiyip içmek mekruhtur ve fakirliğe sebeptir. Oruç için
sahura kalkan kimsenin, vakit dar ise, elini ağzını yıkadıktan sonra, yiyip
içmesi, daha sonra gusletmesi günah değildir. (Halebi)
3- Kadın cünüp iken hayz görse, cünüplük için gusletmesi iyi olur, hayz
bitinceye kadar bekleyip, sonra ikisi için bir gusletmesi de caizdir. Cünübün
ağzını yıkamadan yiyip içmesi tenzihen mekruhtur. Çünkü ağzına aldığı su,
müstamel olur. Müstamel suyu içmek ise mekruhtur. Hayzlı böyle değildir. Hayz
iken gusletmesi emredilmedi. Hayzlı kadın, göğsünü yıkamadan, çocuğunu
emzirebilir. Cünüp kadının, yıkamadan emzirmesi mekruhtur. (Hadika)
4- Tilavet secdesini işiten cünüp kimse, temizlendikten sonra tilavet
secdesi yapar. Fakat hayzlı ve nifaslı olana temizlendikten sonra da tilavet
secdesi gerekmez.
5- İstihaza günlerindeki kadın, idrarını tutamayan, devamlı burnu kanayan
veya bir akıntısı olan kadın gibi, özür sahibi olur. Namaz kılması ve oruç
tutması lazım olur ve kan gelirken de vaty caiz olur. İstihaza kanı hastalık
alametidir. Çok akarsa doktora gitmelidir.
Sual: Muayyen özrü zuhur eden kadın, evde kocasının, oğlunun veya kızının
okuduğu Kur’an-ı kerimi, mukabeleyi dinleyebilir mi?
CEVAP
Kur’an-ı kerime dokunmamak şartı ile mukabele dinlemekte mahzur yoktur.
Ancak özürlü kadın, mukabele dinlemek için camiye gidemez. Camiye girmesi haram
olur. Hatta camiye abdestsiz de girilmez. (Mevkufat)
(Evde mukabele okumanın sevabı olmaz) diyenler, dinimize iftira ediyorlar.
Kadınların camiye gitmeyip, evde, kadın bir hocanın okuyacağı mukabeleyi
dinlemeleri çok sevap olur.
Sual: Bir caminin iki kapısı olsa, hayzlının bir kapıdan girip ötekinden
çıkması caiz olur mu? Camiye abdestsiz girilebilir mi?
CEVAP
Cünüp veya hayzlı iken camiye girmek, hatta cami içinden geçmek haramdır.
Geçecek başka yol bulamazsa veya camide uyuyup cünüp olursa veya camiden başka
yerde su bulamazsa, teyemmüm edip girer ve çıkar. Camiye abdestsiz girmek ise
mekruhtur. (Dürer)
Sual: Ramazanda bir kadının muayyen hâli zuhur ederse, yiyip içebilir mi?
Muayyen hâli sona erince, yiyip içmesi günah olur mu?
CEVAP
Ramazanda imsak vaktinden sonra, hayzı kesilse, o gün oruçlu gibi durur.
İmsak vaktinden sonra hayz gören, o gün gizli yiyip içer. Her iki durumda da o
günkü orucunu sonra kaza eder. Vakit içinde, namaz kılmadan önce, hayz gören, o
vaktin namazını kaza etmez.
İmsak vaktinden önce kan kesilse, sabah namazı vaktine, yalnız gusledip
elbisesini giyecek kadar zaman olur da, Allahü ekber diyecek kadar fazla
zaman kalmazsa, o günün orucunu tutar. Fakat, yatsıyı kaza etmesi lazım olmaz.
Tekbiri söyleyecek kadar da zaman olursa, yatsıyı kaza etmesi de lazım olur.
İftardan önce hayz başlarsa, orucu bozulur. Ramazandan sonra kaza eder. Namaz
içinde hayz başlarsa, namazı bozulur.
Sual: Bir kadın akşamdan yarınki oruca niyet etse, yarın hayzı başlasa o
gün oruç tutacak mı?
CEVAP
Hayz başlayınca oruç bozulmuş olur, yer içer. Ancak oruçluların gözü önünde
yememelidir!
Sual: Kadın geceden niyet ettiği orucu öğleyin bozsa, öğleden sonra da âdet
görse, kaza mı gerekir?
CEVAP
Âdet olmasa idi kefaret gerekirdi. Âdet olduğu için kaza gerekir. Bir kimse
de orucunu bozsa, sonra oruç tutamayacak kadar hastalansa yine kaza gerekir.
Sual: Hayzlının, Ramazanda oruç tutması caiz mi?
CEVAP
Hayır.
Sual: Orucun aksamaması için hayzı ilaçla geciktirmek caiz mi?
CEVAP
Caizdir.
Sual: Âdeti 13 ve 15 olan Maliki’yi taklit eden kadın onuncu günden sonra
Ramazan orucunu tutabilir mi?
CEVAP
Evet tutması gerekir. On günden sonra değil esas âdeti kaç ise o günden
sonra oruç tutmak gerekir. Hanefi’ye göre âdeti bitmiş oluyor gusledip oruçları
tutar. Gusletmese de oruçlar yine sahih olur, fakat gusüllü tutmak elbette iyi
olur. Maliki’ye göre de kan kesilince de yani 15 gün bitince gusletmesi gerekir.
Sual: Kaza orucu tuttuğum gün, âdetim başladı. Âdetim bittiğinde, yarıda
kalan orucum yüzünden ayrıca bir gün daha mı tutacağım?
CEVAP
Ayrıca oruç tutmazsınız. Kaza orucunuz yarıda kalmıştır. Onu yeniden
tutarsınız.
İftar vermenin fazileti
Sual:
İftar vermenin fazileti nedir?
CEVAP
Hadis-i şerifte, (Ramazanda bir misafire oruç açtırana, Sırat köprüsünü
geçmek kolaylaşır) buyuruldu. (V.Necat)
Yolda giderken bir oruçluya bir hurma veya bir zeytin verilse de, iftar verme
sevabına kavuşulur. Peygamber efendimiz, (Bir kimse, bu ayda bir oruçluya
iftar verirse günahları affolur. O oruçlunun sevabı kadar ona sevap verilir)
buyurunca, Eshab-ı kiramdan bazıları, bir oruçluyu iftar ettirecek kadar zengin
olmadıklarını söylediler. Onlara cevaben buyurdu ki:
(Bir hurma ile iftar verene de, yalnız su ile oruç açtırana da, biraz süt
ikram edene de bu sevap verilir.) [Beyheki]
Peygamber efendimiz, (Ramazan ayında bir oruçluyu su ile iftar ettiren,
anasından doğduğu günkü gibi günahsız olur) buyurunca da, Eshab-ı kiram, “Su
az ve kıymetli iken mi?” diye sual etti. Onlara cevaben (İsterse nehir
kenarında versin, aynıdır) buyurdu. (V. Necat)
Yemek yedirmek çok sevaptır. Hele oruçluya yedirmek daha çok sevaptır. Oruç
tutanın sevabı kadar sevap alır, oruçlunun sevabından eksilme olmaz. Yemek
yedirmeyi nimet bilmelidir! Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Amellerin en faziletlisi, bir müminin aybını örtmek, karnını doyurmak ve bir
ihtiyacını karşılamak suretiyle onu sevindirmektir.) [İsfehani]
(Allahü teâlâ, yemek yediren cömertle meleklerine övünür.) [İmam-ı Gazali]
(Misafir, sofrada bulunduğu müddetçe, melekler, ev sahibine dua eder.)
[Taberani]
(Cennette öyle güzel köşkler vardır ki, bunlar, tatlı konuşan, yemek yediren ve
herkes uyurken namaz kılanlar içindir.) [Tirmizi]
(Arkadaşına, sevdiği yemeği verenin günahları affolur.) [Bezzar]
Dost ve arkadaşlara yemek yedirmek, sadaka vermekten efdaldir. Hazret-i Ali
buyurdu ki:
(Dostlara yedirdiğim bir ekmek, fakirlere verdiğim beş ekmekten daha
kıymetlidir. Dostlarla yenilen yemek, köle azat etmekten daha makbuldür.)
(O beni yemeğe çağırmıyor. Onu niye çağırayım) dememelidir! Yemeğe çağırırken
de, yemeğe giderken de yalnız Allah rızasını düşünmelidir!
Yemekte günah işlenen davetlere gidilmez. Fakirlerin davetine gitmeyip de,
zenginlerinkine gitmek kibirdendir. Kendinden aşağı olanları ziyaret etmek de
tevazu alametidir.
Düğün yemeğine davet olunanın gitmesi sünnet, başka ziyafetlere gitmek
müstehaptır.
Bazı âlimler ise, (Düğün yemeğine gitmek vacip, diğer davetlere gitmek
sünnettir) demişlerdir.
Müslümanın Müslüman üzerindeki beş haktan biri, davetine icabettir. Yani
davetini kabul edip gitmektir. Hadis-i şerifte, (Davete icabet ediniz)
buyuruldu. (Müslim)
Külfete girenin davetine gitmek gerekmez. Cimrinin davetine de gitmemelidir!
Peygamber efendimiz bu hususta, (Cömerdin yemeği şifa, cimrinin yemeği
hastalıktır) buyurmaktadır. (Dare Kutni)
Samimi olarak davet edilen yere gitmelidir! Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Müslüman kardeşine ikram eden, Allahü teâlâya ikram etmiş olur.)
[İsfehani]
(İki kişi birden davet ederse, kapısı yakın olana icabet et! Çünkü kapısı yakın
olanın hakkı daha önce gelir.) [Buhari]
(Davete icabet etmeyen, Allah’a ve Resulüne asi olmuş olur.) [Buhari]
(Dinimizin bu konudaki emrine uymamış olur.)
Sual: Haram parayla iftar verilir mi?
CEVAP
Yalnız haram para ile iftar verip ondan sevap bekleyen kâfir olur. Sevap
beklemeden vermek küfür olmaz. Geliri haram helal karışıksa, verilen iftar haram
da küfür de olmaz.
Sual: Almanya'da şöyle söylentiler var:
«Burada herkes zengin istediği her şeyi alıp yiyor. Hiç kimseyi davet etmek
gerekmez. Asıl sevap kazanmak için bir fakiri davet edeceksin ki sevap
kazanasın. Burada fakir olmadığına göre iftara davet etmek gerekmez» diyorlar.
Doğru mu?
CEVAP
Yanlış. Akıl ile din olmaz. Din kitapları ne yazıyorsa, ona bakılır. Bazı
kimseler de, "Mahallende fakir varken hacca gitmek gerekmez. Fakiri sevindirmek
hacdan önemlidir" diyorlar. Ama dinimiz öyle demiyor. Müslüman olanın dinimizin
bildirdiklerine inanması gerekir. Bütün dünyanın fakirlerini doyursanız, hepsini
zengin etseniz, hac yerine geçmez.
Fakire yemek yedirmenin sevabı ayrı, iftar açtırmanın sevabı ayrıdır. Peygamber
efendimiz, (Ramazan ayında bir oruçluyu su ile iftar ettiren, anasından
doğduğu günkü gibi günahsız olur) buyurunca, Eshab-ı kiram, "Su az ve
kıymetli iken mi?" diye sual etti. Onlara cevaben (Hayır, ırmak kenarında
olsa da, ırmaktan bir bardak su alıp verilse de aynı sevaba kavuşur)
buyurdu.
Görüldüğü gibi ırmaktan su almak bedavadır. Burada önemli olan oruçluya iftar
açtırmaktır. Bu su ile de olur, hurma ile de olur, zeytin ile de olur. Yemek
yedirilirse daha çok sevap kazanılır.
Sual: Oruçlu olmayanı iftara davet etmek caiz midir?
CEVAP
Evet, caizdir. Fakat iftara davet ederken, oruç tutanları tercih etmeli. Bir
mazereti sebebiyle, oruç tutamıyorsa, mesela yolcu ise, hasta ise yahut muayyen
halde ise, onlar da, davet edilebilir.
İftarı geciktirmek caiz mi?
Sual:
Bir iş sebebiyle iftarı ne kadar
geciktirmek caiz olur?
CEVAP
Akşam vaktinin girdiği kesin olarak biliniyorsa, önce hurma, su gibi bir şey
ile oruç açılır sonra namaz kılınır. Yemeği tezce yiyip sonra namaz kılmak da
caizdir. Ancak iftar sofrasında çeşitli yemekler olduğu için, akşam namazı
gecikebilir. Namaz mekruh vakte kalabilir. Bu bakımdan önce namazı kılmak ve
sonra yavaş yavaş yemeği yemek daha uygun olur. Vaktin girdiği kesin belli
değilse, önce namazı kılmak gerekir. Daha sonra vaktin girmediği anlaşılırsa,
namazı iade etmek mümkündür. Fakat vakit girmeden oruç açılırsa, oruç bozulmuş
olur. O anda telafisi de mümkün olmaz.
Hadis-i şerifte, (İftarı acele edin) buyuruldu. (Hakim)
Acelenin son vaktinin, muteber kitaplarda, yıldızlar görününceye kadar olduğu
bildiriliyor. Bu da takriben akşam vakti girdikten yarım saat sonradır. Hadis-i
şerifte, (Yıldızlar görünmeden iftar eden, sünnetimle amel etmiş olur)
buyuruldu. (İbni Hibban)
Güneşin battığı iyi anlaşılınca, önce Euzü ve Besmele okuyup, (Allahümme yâ
vâsi'al-magfireh igfirli ve li-vâlideyye ve li-üstâziyye ve lil-müminine vel
müminât yevme yekûmülhisâb) denir. (Ey mağfireti çok geniş olan Allahım!
Kıyamette günü hesaba çekilirken, beni, ana babamı, hocamı, erkek ve kadın,
bütün müminleri affet!) demektir.
Bir iki lokma iftarlık yiyip, (Zehebezzama' vebtelletil-urûk ve sebetel-ecr
inşâallahü teâlâ) denir ve yemeğe başlanır. Bu iftar duasının manası ise,
(Açlık bitti. Damarlarımızın suya kavuşma vakti geldi. İnşallah sevab hasıl
oldu) demektir.
Ramazanda, şöyle dua da edilir:
Ya Rabbi, Ramazan-ı şerifin şefaatine nail eyle! Ramazan-ı şerifte af ve
mağfiret eylediğin ve Cehennemden azat eylediğin kulların arasına bizleri de
dahil eyle!
Seher vakti ve sahur
Sual:
Seher vaktinin önemi nedir ve
nasıl hesaplanır?
CEVAP
Seher vakti gecenin son altıda biridir. Yani güneşin batışından imsak vaktine
kadar olan zamanın son altıda biridir. Mesela akşam 17.30’da, imsak da 5.30’da
oluyorsa, gecenin tamamı 12 saat demektir. Bunun altıda biri 2 saat eder.
5.30’dan çıkarılınca 3.30 kalır. Saat 3.30’dan saat 5.30’a kadar seher vakti
demektir. Yaz ve kış bu vakit azalıp çoğalır.
Teheccüd namazını ve vitri seher vaktinde kılmak iyidir. Hadis-i şeriflerde
buyuruldu ki:
(Gecenin sonunda uyanamayacağından korkan, gecenin evvelinde vitri eda etsin!
Sonra yatsın! Gece sonunda uyanacağını ümit eden, vitri o zaman kılsın! Çünkü
gecenin sonundaki kalkmakta rahmet melekleri hazır olur.) [Müslim]
(Gece seher vaktinde ve namazlardan sonra yapılan dua kabul olur.) [Tirmizi]
(Seher vakti Allahü teâlâ buyurur ki: İstiğfar eden yok mu, onu mağfiret edeyim.
İsteyen yok mu, istediğini vereyim, duasını kabul edeyim.) [Müslim]
Seher vakti, dua ve istiğfarların kabul olduğu zamandır. Ramazan ayında sahur
için kalkınca seher vaktinde kalkılmış olur. Bu vakitte dua etmeyi ganimet
bilmelidir! Allahü teâlâ iyileri överken, (Onlar seher vaktinde istiğfar
eder) buyuruyor. (Zariyat 18)
Yakub aleyhisselam, oğullarına, (Sizin için yakında [seher vakti]
Rabbime istiğfar edeceğim) dedi. (Yusüf 98)
Al-i İmran suresinin 17. âyetinde, sabredenler, sadıklar, namaz kılanlar, zekat
verenler ve seher vakitlerinde istiğfar edenler övülmektedir. Hepsinden sonra,
istiğfar edenlerin bildirilmesi, insanın her ibadetini kusurlu görüp, daima
istiğfar etmesi içindir.
Fırsat ganimettir. Ömrü faydasız işlerle geçirmemeli, Hak teâlânın rızasına
uygun şeylere sarf etmelidir! Beş vakit namazı, tadil-i erkan ile ve cemaat ile
eda etmelidir! Teheccüd namazı kılmalı, seher vakitlerini istiğfarsız
geçirmemeli, gaflet uykusuna dalmamalı, ölümü ve ahireti düşünmeli, haram olan
dünya işlerinden yüz çevirip, ahiret işlerine yönelmelidir! Zaruri olan dünya
kazancı ile meşgul olup, diğer vakitleri, ahireti imar etmekle meşgul
olmalıdır!. (Mek.Masumiyye)
Sahura kalkmadan oruç tutmakta mahzur yoktur. Yani günah değildir. Ancak sahura
kalkmak çok sevaptır. Bir yudum su içmek için de olsa, sahura kalkmalıdır!
Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Sahura kalkın, sahurda bereket vardır.) [Buhari]
(Sahurda yemek yiyerek, oruç tutmanıza yardımcı olun!) [Beyheki]
(Sahur yemeğine kalkmak, Allahü teâlânın size bağışladığı berekettir, bunu
kaçırmayın!) [Nesai]
(Yedikleri helal olmak şartı ile hesaba çekilmeyecek üç kişi; oruçlu, sahur
yemeği yiyen ve Allah yolunda nöbet tutandır.) [Nesai]
(Elbette sahur yemeği mübarektir.) [İbni Hibban]
(Bir lokma olsa da sahur yemeği yiyin! Çünkü onda bereket vardır.) [Deylemi]
(Müminin sahurunun hurma ile olması ne güzeldir.) [Ebu Davud]
(Allahü teâlâ, sahura kalkanlara rahmet eder.) [Taberani]
(Sahur yemeği mübarektir. Sahurun tamamı berekettir. Bir yudum su için de olsa
sahura kalkın! Allahü teâlâ ve melekleri, sahura kalkanlara salât ve selam
ederler.) [İ.Ahmed]
(Yani Allahü teâlâ, sahura kalkanları mağfiret eder, melekler de onlar için dua
eder.)
Ramazanda ibadet ve iyiliğin sevabı
Sual:
Ramazan ayında ibadet ve iyilik
etmenin sevabı daha mı fazladır?
CEVAP
Bu konuda imam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
Mübarek Ramazan ayı, çok şereflidir. Bu ayda yapılan, nafile namaz, zikir,
sadaka ve bütün nafile ibadetlere verilen sevap, başka aylarda yapılan farzlar
gibidir. Bu ayda yapılan bir farz, başka aylarda yapılan yetmiş farz gibidir. Bu
ayda bir oruçluya iftar verenin günahları affolur. Cehennemden azat olur. O
oruçlunun sevabı kadar, ayrıca buna da sevap verilir. O oruçlunun sevabı hiç
azalmaz.
Bu ayda, emri altında bulunanların, işlerini hafifleten, onların ibadet
etmelerine kolaylık gösteren âmirler de affolur, Cehennemden azat olur.
Ramazan-ı şerif ayında, Resulullah, esirleri azat eder, her istenilen şeyi
verirdi. Bu ayda ibadet ve iyi iş yapabilenlere, bütün sene bu işleri yapmak
nasip olur.
Bu aya saygısızlık edenin, günah işleyenin bütün senesi, günah işlemekle geçer.
Bu ayı fırsat bilmeli, elden geldiği kadar ibadet etmelidir. Allahü teâlânın
razı olduğu işleri yapmalıdır. Bu ayı, ahireti kazanmak için fırsat bilmelidir.
Oruçlu iken günahtan sakınmalıdır. Gözü ve dili günahlardan koruduğumuz gibi,
kulağımızı da korumamız gerekir. Konuşulması haram olan şeyi, dinlemek de
haramdır. El, ayak ve diğer uzuvları da haramdan korumalıdır! Oruç tutup azaları
ile günah işleyen, ilaç yerine zehir içen hastaya benzer. Çünkü günah zehirdir.
İbadetlerimizin sevabını yok eder.
Kötülük veya herhangi bir günah işledikten sonra pişman olmak ve iyilik ve
ibadet etmeye devam etmek lazımdır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Bir günah işlediğin zaman hemen arkasından bir iyilik yap, bir sevap işle ki
o günahı mahvetsin!) [Beyheki]
(Nerede, ne halde bulunursan bulun, Allah’tan kork ve kötülüğün akabinde bir
iyilik yap ki onu yok etsin!) [Tirmizi]
Kur'an-ı kerimde de mealen buyuruluyor ki:
(Elbette hasenat, seyyiatı yok eder.) [Hud 114]
[Hasenat, her çeşit iyilik, seyyiat ise, her çeşit kötülük demektir]
Kötü-iyi ayrımı yapmadan herkese iyilik etmelidir! Güçsüzlere, ihtiyarlara,
muhtaçlara yardım etmek dinimizin emirlerindendir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu
ki:
(Güçsüzlere, hastalara, yaşlılara ve küçüklere merhamet ediniz!) [Şir'a]
(Büyüklerimizi saymayan, küçüklerimize acımayan bizden değildir.) [Buhari]
(Yaşlılarımıza hürmet ve ikram, Allahü teâlâya saygıdandır.) [Buhari]
(Bir müslüman kardeşine ikram eden, Allahü teâlâya ikram etmiş gibidir.)
[Taberani]
(Bir genç, bir ihtiyara, yaşından dolayı hürmet ederse, onun yaşına varınca,
Allahü teâlâ, ona gençleri hürmet ettirir.) [Şir'a]
İnsanlara iyilik etmek çok sevaptır. Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:
(İnsanların hepsi Allah’ın ıyâli [ev halkı] gibidir. Allahü teâlânın
en çok sevdiği kimse, Onun ıyâline [insanlara] en faydalı olandır. Allahü
teâlânın en buğzettiği kimse de Onun ıyâline iyilik etmeyendir.) [Bezzar]
(Şu iki şeyden daha iyisi yoktur: Allah’a iman ve Onun kullarına iyilik etmek.
Şu iki şeyden de kötüsü yoktur: Şirk ve insanlara kötülük etmek.) [Deylemi]
(En iyi kimse, kendisinden hep iyilik beklenendir.) [Tirmizi]
(İyilik etmek ömrü uzatır.) [Taberani]
(Kime bir iyilik yapılırsa, o iyiliği ansın! İyiliği anmak şükür, iyiliği
gizlemek nankörlüktür.) [Ebu Davud]
İtikaf nedir, kadınlar nasıl yapar
Sual:
Yaşlı ve dul bir kadınım. Evde gelinim de var. İtikafın çok sevap olduğunu
duydum. Kadınlar evde itikafa girebiliyorlarmış. Evde itikafa nasıl girilir? En
az, en çok ne kadar durmak gerekir? İtikafta oruçlu olmak şart mı?
CEVAP
Ramazan ayının son on gününde, gece gündüz bir camide kapanıp ibadet etmeye,
itikaf denir.
Ramazan-ı şerifte itikaf, sünnet-i müekkededir. Ancak itikaf, sünnet-i kifaye
olduğu için bir mahallede birkaç kişi itikafa girerse, diğerlerinden bu sünnet
sakıt olur. Bu bakımdan imkanı olanlar itikafa girmelidir! İtikaf eden kimse
camide yiyip içer, yatar. Abdest için dışarı çıkabilir. Birkaç hadis-i şerif
meali şöyledir:
(İtikafta olan, günahlardan uzaklaşır, her iyiliği işlemiş gibi sevaba
kavuşur.) [İbni Mace]
(Bir devenin iki sağımı kadar itikaf eden, bir köle azat etmiş gibi sevap
kazanır.) [Tenvir]
(Ramazanda on gün itikaf eden, 2 defa [nafile] hac yapmış gibi sevap
kazanır.) [Beyheki]
(Allah rızası için bir gün itikaf, insanı Cehennemden çok uzaklaştırır.)
[Taberani, Hakim]
Sünnet iki türlüdür: Sünnet-i hüda ve sünnet-i zevaid. Camide itikaf etmek, ezan
okumak, ikamet getirmek ve cemaat ile namaz kılmak sünnet-i hüdadır. Bunlar,
İslam dininin şiarıdır. Bu ümmete mahsustur. (Hadikat-ün-nediyye)
Resulullah efendimiz buyurdu ki:
(Mirac gecesi, beşinci göğe geldiğimde, Osman’ın suretini gördüm. Bu
mertebeye ne ile eriştin dedim. Mescidde itikaf etmekle dedi.) [Menakıb-ı
Cihar Yâri Güzin]
İtikaf; oruç, namaz gibi adak olunur. Çünkü başlı başına bir ibadettir. Hastam
iyi olursa, itikafa gireceğim denmez. Hastam iyi olursa, Allah rızası için, şu
kadar gün itikafa gireceğim demek adak olur. (S.Ebediyye)
İtikaf gibi başlı başına ibadet olan bir şeyi nezredenin, bunu yerine getirmesi
gerekir. (Dürer)
Kadınlar camide itikaf yapmaz. Evde ise şarta bağlıdır. Eğer mescit olarak
kullandığı bir oda varsa, o odada itikafa girebilir. Yemek yapmak, temizlik gibi
ev işlerinin hiç biri yapılmaz. Sadece ibadetle uğraşılır. Abdest gibi zaruri
işleri yapmanın mahzuru olmaz.
Ramazanın son on gününde olanı sünnet-i kifayedir. Az itikaf da yapılabilir. Bir
gün veya birkaç saat gibi. İtikafa girenin oruçlu olması şarttır. Sadece Şafii
mezhebinde oruçlu olma şartı yoktur. Diğer üç mezhepte oruçlu olmak şarttır.
İmkanı olan kadınların evde itikafa girmesi, unutulmuş bu sünneti ihya etmesi ve
sünneti ihya etme sevabına kavuşmaları çok iyi olur.
Haram işlemek orucu bozar mı?
Sual:
Yalan, gıybet, harama bakmak gibi günahlar orucu bozar mı?
CEVAP
Hadis-i şerifte, (Gıybet etmek, söz taşımak, yalan yere yemin etmek,
namahreme şehvetle bakmak orucu bozar) buyuruldu. (Deylemi)
İmam-ı a'zam hazretleri bu hadis-i şerifi açıklıyor:
(Bu günahlar orucun sevabını bozar, sıhhatini bozmaz, oruç mekruh olur)
buyuruyor. Yani bu günahları işleyen, oruç borcundan kurtulur ise de, oruca
mahsus büyük sevaba kavuşamaz. Hadis-i şerifte, (Nice oruç tutan var ki,
açlık ve susuzluktan başka bir şey elde etmez) buyuruldu. (İbni Mace)
Oruç, müminler için bir nimet ve emanettir. Emanete riayet etmek lazımdır. Onun
zayi olmaması için şartlarını ve edeplerini gözetmek gerekir. Harama bakmaktan
sakınmalıdır! Hadis-i şerifte, (Harama bakmak, şeytanın zehirli bir okudur.
Allah’tan korkup bunu terk edene, Allahü teâlâ öyle bir iman verir ki,
tatlılığını kalbinde bulur) buyuruldu. (Hakim)
Oruçlu, dilini de korumalıdır! Hadis-i şerifte (Oruç, ateşe kalkandır.
Gıybetle parçalanmadıkça korur. Oruçlu cahillik edip de kötü söz söylemesin!
Biri kendine sataşırsa, "ben oruçluyum" desin!) buyuruldu. (Buhari)
Gözü ve dili günahlardan koruduğumuz gibi, kulağımızı da korumamız lazımdır.
Konuşulması haram olan şeyi, dinlemek de haramdır. El, ayak ve diğer uzuvları da
haramdan korumalıdır! Oruç tutup azaları ile günah işleyen, ilaç yerine zehir
içen hastaya benzer. Çünkü günah zehirdir. İbadetlerimizin sevabını yok eder.
Onun için oruçlarımızı ve diğer ibadetlerimizi haram işleyerek sevapsız hâle
getirmemeliyiz!
Hastaların oruç tutması
Sual:
Midesi tamamen alınan kimse, oruç
tutabilir mi?
CEVAP
Müslüman olan mütehassıs doktorlar, “Midesi alınanın oruç tutmasının hiç
mahzuru olmaz. Aksine iyi olur. Bu ameliyatı geçirenlerde bağırsak, genişleyerek
mide hâlini alır” diyorlar. O halde oruç tutmalıdır.
Sual: Oruç tutamayacak kadar yaşlı veya iyi olmasından ümit kesilen hasta,
orucunu nasıl tutar? Tutamazsa kime ne kadar para verir?
CEVAP
Çok yaşlanıp, ölünceye kadar Ramazan orucunu veya kaza oruçlarını
tutamayacak ihtiyar ve iyi olmasından ümit kesilen hasta, oruç tutmaz; ama yine
herkesin gözü önünde yiyip içmemeli, gizli yiyip içmelidir. Hadis-i şerifte
buyuruluyor ki:
(Oruç tutamayacak kadar yaşlı veya iyi olmasından ümit kesilen hasta fidye
verir.) [Nesai]
Çok yaşlı olup oruç tutamayan kimse, zengin ise, her günün orucu için fidye
verir. Fakir olan fidye vermez, dua eder. Fidye olarak, her gün için bir fıtra
miktarı un, hurma veya üzüm verilir. Bir fıtra miktarı un, 1750 gram, hurma ve
üzüm için 3500 gramdır. Mesela 30 gün oruç için 53 kg un veya 105 kg hurma veya
üzüm verilmesi kâfidir. Yahut bu kadar unun kıymeti kadar altın, tutulamayan
otuz gün orucun fidyesi olarak, bir veya birkaç fakire, Ramazanın başında veya
sonunda verilebilir. Fakir, aldığı fidyeyi kendisi kullandığı gibi, başka birine
de verebilir. Fidye verdikten sonra, oruç tutabilecek hâle gelen tutamadığı
oruçlarını kaza eder. (Nehr-ül-fâık)
Hastalık, yaşlılık gibi bir özürden dolayı Ramazan orucunu tutamayan zenginin,
bu durumu ölünceye kadar devam etse, fakirlere yemek verilmesini vasiyet eder.
Velisi de, onun, tutamadığı her oruç için, fakire bir fıtra veya değeri kadar
altın verir. (Bedâyi)
Sual: Oruç tutamayan hasta fidyeyi ne zaman verir?
CEVAP
Her zaman verebilir. Ramazanın içinde verilebilir.
Sual: Rahatsızım, oruç tutmasam günah olur mu?
CEVAP
Orucun, birçok hastalığa faydalı olduğu, tıp mütehassısları tarafından
açıklanmıştır. Hadis-i şerifte, (Her şeyin bir zekatı vardır. Bedenin zekatı
da oruçtur) buyuruldu. (Beyheki)
Zekat veren, malını kirden temizleyip, tehlikelerden koruduğu gibi, oruç tutan
da vücudunu hastalıklardan korur. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Sağlığa kavuşmak için oruç tutunuz!) [Taberani]
Midesinden veya başka bir yerinden rahatsızlığı olan bazı kimseler,
hastalıklarını bahane ederek oruç tutmuyorlar. Oruç tutmanın kendisine zararı
olup olmayacağını bilemeyen hasta, salih ve branşında mütehassıs olan doktora
sorar. Böyle bir doktor, “Oruç tutmak sana zarar verir” derse, orucunu kazaya
bırakır. Salih olmayan doktorun sözü ile hareket edilmez. Doktorun açıkladığı
gibi, ilaç kullanan hastalar da ilaçların dozunu sahur ve iftara göre
ayarlayarak oruçlarını tutabilirler. Oruç tutmaya mani olan hastalık çok azdır.
Bu bakımdan salih bir doktora sormadan, orucu kazaya bırakmamalı!
Sual: Şeker hastası oruç tutabilir mi?
CEVAP
Şeker hastalığı çeşitlidir. Salih bir doktor, “oruç tutamaz” demişse,
tutmaz, fidye verir.
Sual: Hamile oruç tutabilir mi?
CEVAP
Hasta, hastalığı artacak ise; hamile veya süt veren kadın, zayıf olursa,
oruç tutmayıp, iyi olunca kaza eder. Çünkü hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:
(Hasta, çocuğuna zarar gelmesinden korkan hamile kadın, oruca gücü yetmeyen
ihtiyar, oruç tutarsa öleceğinden korkan çok zayıf kimse oruç tutmaz.)
[Deylemi]
(Gebe ve emzikli kadın, kendisinin veya çocuğun sıhhatine zarar gelecekse, oruç
tutmaz.) [Buhari, Ebu Davud]
(Allahü teâlâ, gebe ve emzikli kadına oruç tutmamak için ruhsat vermiştir.)
[Ebu Davud, Tirmizi, Nesai]
Sual: Hamile kadın, “Ramazanda oruç tutmamak haram olur” diyerek oruç
tutuyor, kendini ve doğacak çocuğunu riske sokuyor. Riske sokması uygun mu?
CEVAP
Müslüman, salih ve uzman bir doktor, oruç tutma derse onun sözüne uyulur,
kâfir veya fasık bir doktorun sözü ile oruç bozulmaz.
Sual: Teyzemin böbreğinde taş olduğu için doktor devamlı su içmesi
gerektiğini söylemiş. Eğer fidye vermesi gerekiyorsa ne kadar ve ne vermeli? Bu
fidyeyi bana vermesi uygun olur mu?
CEVAP
Oruç tutamayacak kadar hasta ise 30 günlük Ramazan için 53 kg un verir.
Yahut değerini altın olarak verir. Siz fakirseniz size de verebilir.
Sual: Kalb rahatsızlığım var. Normalde oruç tutabiliyorum. Kalb krizinden
endişe ediyorum. Fidye verip, oruç tutmasam olur mu?
CEVAP
Oruç tutabilenin fidye vermesi caiz olmaz. Kalb hastalığında, göğüs üzerine
nitroderm ihtiva eden bir ilaç [TTN] konur. Bu deriden içeriye emilir. Sağlam
deriden içeri girdiği için orucu bozmaz. Kriz gelirse ağızdan alınan ilaçlar
alınarak oruç bozulur. Yani tutabildiğiniz kadar oruç tutmalısınız.
Sual: Ramazanda rahatsızlık sebebiyle tutamadığım 10 günlük orucu kaza
ederken, peş peşe mi tutmam gerekir?
CEVAP
Peş peşe tutmanız gerekmez, fırsat buldukça tutarsınız.
Sual: Hamile ya da çocuk emziren bir kadın oruç tutabilir mi? Tutmadığı
günler kazaya mı kalır yoksa her gün için fidye vermek mi gerekir?
CEVAP
Hamile iken de çocuk emzirirken de oruç tutabilir, eğer tutarsa sağlığına zarar
verecekse, çocuğa zarar olacaksa o zaman tutmaz, sonra kaza eder. Fidye vermekle
kurtulamaz.
Sual: Düzenli olarak iğne kullanması gereken hasta, tutamadığı bu Ramazan
oruçlarını nasıl ödemesi gerekir?
CEVAP
Bir aylık 53 kg un verir, yahut değeri kadar altın. Hasta zengin değilse
bunu da vermez, dua eder.
Sual: Babam rahatsızlığı sebebiyle son iki yıla ait Ramazan-ı şerif orucunu
tutamadı. Halen oruç tutamayacak durumda. Yaşı ilerlemiş olduğundan tekrar
sıhhatine kavuşması şu an zor gözüküyor. Dinen zengindir. Ne yapması gerekir?
CEVAP
Oruç fidyesi verir, fakat iyi olduğu zaman, yine oruç tutması gerekir. Bir
aylık oruç için 53 kg un vermesi gerekir, bir veya birkaç fakire verir.
Sual: Bir hasta, ilaç alarak orucunu bozsa, kefaret gerekir mi?
CEVAP
Gerekmez. Çünkü dinimizin bildirdiği bir özürle, yani zaruretle oruç
bozulunca yalnız kaza gerekir. Fakat basit bir şey için oruç bozulursa kefaret
de gerekir.
Sual: Depresyon halinden şuursuz olarak oruç bozunca kefaret gerekir mi?
CEVAP
İmsaktan sonra, ezan okunurken, ne yaptığınızı bilmeden orucu bozmuşsanız
kaza gerekir. Eğer orucu bozduğunu biliyorsanız, kefaret gerekir. Anlattığınız
depresyon halinden sanki şuursuz olarak bozduğunuz anlaşılmaktadır. Şuursuz
bozulunca da kaza gerekir.
Sual: Morfinle dişini çektirdikten sonra, "orucum bozuldu" diye yiyip içene
kefaret mi gerekir?
CEVAP
Kefaret gerekmez, kaza gerekir. Bir hastalık sebebiyle de iğne yapılınca
oruç bozulur ve kaza lazım gelir. Oruç bozulduktan sonra yiyip içmek, kefaret
gerektirmez.
Sual: Ramazanda oruç tutarken ağır hastalanan kimseye su vermek caiz midir?
CEVAP
Caizdir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Oruçlu iken vefat edene, kıyamete kadar oruç tutmuş gibi sevap yazılır.)
[Deylemi]
Ramazan-ı şerif haricinde ölüm halindeki oruçlu hastalara, su vermek
müstehaptır.
Sual: Bacağına ameliyatla protez takılan bir hastanın Ramazan ayı içerisinde
göründüğü kadarı ile bir ağrısı ve sızısı olmadığı takdirde namaz kılıp oruç
tutmasına engel teşkil eder mi?
CEVAP
Teşkil etmez. Ayakta kılamazsa oturarak kılar.
Sual: Ölüm hastası oruçlu kimseye zemzem vermek lazım mı?
CEVAP
Oruçlu ölmesi evladır.
Sual: Açlığa veya susuzluğa dayanamadığı için kaza orucunu bozmak, günah
olur mu?
CEVAP
Gerçekten dayanamadığı için bozarsa, günah olmaz.
Sual: Bir fakir, aldığı oruç fidyelerini başka fakire verebilir mi?
CEVAP
Evet verebilir.
Sual: Bir kimse, rahatsızlığından dolayı Ramazan ayında oruç tutamasa,
iyileşince kaza edecek olsa, yine de, Ramazan ayında tutamadığı oruçların
fidyesini vermesi gerekir mi?
CEVAP
Hayır, kaza edecek gücü olan, fidye vermez. Fidye verse bile, iyileşince
kaza etmesi gerekir.
Nafile oruç ve fazileti
Sual:
Nafile orucun da sevabı olur mu?
CEVAP
Oruç kazası olmayanın nafile oruç tutması çok sevaptır. Hadis-i şeriflerde
buyuruldu ki:
(Bir gün nafile oruç tutana kimseye, yeryüzü dolusu altın verilse, o orucun
sevabını karşılamaz.) [İbni Neccar]
(Gizleyerek, bir gün nafile oruç tutana, Allahü teâlâ, Cennetini ihsan eder.)
[Hatib]
Sual: Ramazandan sonra her ay oruç tutmak isteyen hangi günler tutmalıdır?
CEVAP
Her ay 3 gün oruç tutmak çok iyidir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Her [kameri] ayda, üç gün oruç tutmak, bütün yılı oruçlu geçirmek
gibi sevaptır.) [Buhari]
(İbrahim aleyhisselam, her ayda 3 gün oruç tuttu. Allahü teâlâ da ona ömrü boyu
oruç tutmuş gibi sevap verdi ve ömür boyu sanki yiyip içmiş gibi kuvvet,
zindelik verdi.) [Beyheki]
(Her ay 3 gün oruç tutan, yılın tamamında oruç tutmuş gibi olur.) [Müslim]
(Her ay 3 gün oruç tutanın kalbindeki kin yok olur.) [Bezzar]
(Her ay 3 gün oruç tutanın kalbinin pası temizlenir.) [Nesai]
“Eyyâm-ı biyd” denilen kameri ayların 13, 14 ve 15. günleri de tutmak iyi olur.
Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Ayda 3 gün oruç tutan, ayın 13, 14 ve 15. günlerinde tutsun!) [Nesai]
(Her ay, eyyâm-ı biyd’de oruç tutan kimse, yılın tamamında oruç tutmuş gibi
sevaba kavuşur.) [Nesai]
Sual: Zilhicce ayında oruç tutmanın fazileti nedir, hangi günlerde oruç
tutmalı?
CEVAP
Kurban bayramının bulunduğu aya Zilhicce denir. Zilhicce ayının ilk on
gününde yapılan ibadetlerin kıymeti çoktur. Bu husustaki hadis-i şeriflerden
birkaçı şöyledir:
(Zilhiccenin ilk günlerinde tutulan oruç, bir yıl oruç tutmaya, bir gecesini
ihya etmek de Kadir gecesini ihya etmeye bedeldir.) [İbni Mace]
(Zilhiccenin ilk on gecesinde yapılan amel için, 700 misli sevap verilir.)
[Beyheki]
(Zilhiccenin ilk dokuz gününde oruç tutan, her günü için, helal malından yüz
köle azat etmiş veya Allah yolundaki mücahidlere yüz at vermiş veya Kâbe’ye
kurban için yüz deve göndermiş gibi sevaba kavuşur.) [R. Nasıhin]
(Bu on günün hayrından mahrum olan kimseye yazıklar olsun! Bilhassa dokuzuncu
[Arefe] günü oruçla geçirmelidir! Onda o kadar çok hayır vardır ki,
saymakla bitmez.) [T. Gafilin]
(Zilhiccenin ilk dokuz günü oruç tutana, her günü için bir yıllık oruç sevabı
verilir.) [Ebul Berekat]
(Zilhiccenin ilk on günü fazilette bin güne, Arefe günü ise, on bin güne
eşittir.) [Beyheki]
(Allah indinde zilhiccenin ilk on gününde yapılan amellerden daha kıymetlisi
yoktur. Bugünlerde tesbihi, tahmidi, tehlili ve tekbiri çok söyleyin!)
[Taberani]
[Tesbih: Sübhanallah,
Tahmid: Elhamdülillah,
Tehlil: La ilahe illallah,
Tekbir: Allahü ekber, demektir.]
İlk on günün kıymeti
Peygamber efendimiz, Zilhiccenin ilk on gününde yapılan amellerin, diğer
aylarda yapılan amellerden daha kıymetli olduğunu bildirince, Eshab-ı kiram, (Ya
Resulallah, Allah yolundaki cihaddan da mı daha kıymetlidir?) dediler. Peygamber
efendimiz, cevabında buyurdu ki:
(Evet cihaddan da kıymetlidir. Ancak canını, malını esirgemeden harbe gidip
şehit olan kimsenin cihadı daha kıymetlidir.) [Buhari]
Ebüdderda hazretleri buyurdu ki:
(Zilhiccenin ilk 9 günü oruç tutmalı, çok sadaka vermeli ve çok dua ve istiğfar
etmelidir! Çünkü Muhammed aleyhisselam, (Bu on günün hayır ve bereketinden
mahrum kalana yazıklar olsun) buyurdu. Zilhiccenin ilk 9 günü oruç tutanın,
ömrü bereketli olur, malı çoğalır, çoluk çocuğu belalardan muhafaza olur,
günahları affolur, iyiliklerine kat kat sevap verilir, ölürken kolay can verir,
kabri aydınlanır, Mizanda sevabı ağır gelir ve Cennette yüksek derecelere
kavuşur.) [Şir’a]
Sual: Arefe günü oruç tutmanın önemi nedir?
CEVAP
Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:
(Arefe günü tutulan oruç, bin gün [nafile] oruca bedeldir.)
[Taberani]
(Aşure günü orucu bir yıllık, Arefe günü orucu da, iki yıllık [nafile]
oruca bedeldir.) [T.Gafilin]
(Arefede tutulan oruç, iki bin köle azat etmeye, iki bin deve kurban kesmeye ve
Allah yolunda cihad için verilen iki bin ata bedeldir.) [T.Gafilin]
Sual: Receb ve Şaban aylarında oruç tutmanın fazileti nedir?
CEVAP
Receb ayı, hürmet edilmesi gereken dört kıymetli aydan birisidir. Resulullah
efendimiz, Receb ayına çok değer verir ve "Ya Rabbi, Receb ve Şabanı bizler
için mübarek kıl ve bizi Ramazana eriştir" diye dua ederdi. Hadis-i
şeriflerde buyuruldu ki:
(Haram aylar, Receb, Zilkade, Zilhicce ve Muharremdir.) [İbni Cerir]
(Haram aylarda Perşembe, Cuma ve Cumartesi günleri oruç tutana iki yıllık ibadet
sevabı yazılır.) [Taberani]
(Haram aylarda bir gün oruç tutup bir gün yemek çok faziletlidir.) [Ebu
Davud]
(Receb ayında Allahü teâlâya çok istiğfar edin; çünkü Allahü teâlânın, Receb
ayının her vaktinde Cehennemden azat ettiği kulları vardır. Ayrıca Cennette öyle
köşkler vardır ki, ancak Receb ayında oruç tutanlar girer.) [Deylemi]
(Allahü teâlâ, Receb ayında oruç tutanları mağfiret eder.) [Gunye]
(Receb-i şerifin bir gün başında, bir gün ortasında ve bir gün de sonunda oruç
tutana, Recebin hepsini tutmuş gibi sevap verilir.) [Miftah-ül-cenne]
(Ramazan ayı dışında Allah rızası için bir gün oruç tutan, iyi bir yarış atının
bir asırda alacağı mesafe kadar Cehennemden uzaklaşır.) [Ebu Ya’la]
(Receb büyük bir aydır. Allahü teâlâ bu ayda hasenatı kat kat eder. Receb ayında
bir gün oruç tutan, bir yıl oruç tutmuş gibi sevaba kavuşur. 7 gün oruç tutana,
Cehennem kapıları kapanır. 8 gün oruç tutana Cennetin 8 kapısı açılır. On gün
oruç tutana, Allahü teâlâ istediğini verir. 15 gün oruç tutana, bir münadi,
"Geçmiş günahların af oldu” der. Receb ayında Allahü teâlâ Nuh aleyhisselamı
gemiye bindirdi ve o da, Receb ayını oruçlu geçirdi. Yanındakilere de oruç
tutmalarını emretti.) [Taberani]
(Receb ayında, takva üzere bir gün oruç tutana, oruç tutulan günler dile gelip
"Ya Rabbi onu mağfiret et" derler.) [Ebu Muhammed]
Şaban ayı
Hazret-i Âişe validemiz buyuruyor ki:
(Resulullahın, hiçbir ayda, Şaban ayından daha çok oruç tuttuğunu görmedim.
Bazen Şabanın tamamını oruçla geçirirdi.) [Buhari]
Şaban ayında niçin çok oruç tuttuğu sorulduğu zaman Resulullah efendimiz buyurdu
ki:
(Şaban, öyle faziletli bir aydır ki, insanlar bundan gafildir. Bu ayda
ameller, âlemlerin Rabbine arz edilir. Ben de amelimin oruçlu iken arz
edilmesini isterim.) [Nesai]
Bu konudaki hadis-i şeriflerden bazıları şöyledir:
(Ramazandan sonra en faziletli oruç, Şaban ayında tutulan oruçtur.)
[Tirmizi]
(Şabanda üç gün oruç tutana, Hak teâlâ, Cennette bir yer hazırlar.) [Ey oğul
ilmihali]
Bünyesi zayıf olanın, Şabanın 15 inden sonra oruç tutmayıp, farz olan Ramazan-ı
şerif orucuna hazırlanması iyi olur. Sağlığı yerinde olan ise, Şaban ayının
çoğunu, hatta tamamını oruçlu geçirebilir.
Berat gecesi
Berat gecesi, Şaban ayının on beşinci gecesidir. Yani 14 Şabanın bittiği
günün gecesidir.
Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Şabanın 15. gecesini ibadetle, gündüzünü de oruçla geçirin! O gece Allahü
teâlâ buyurur ki: “Af isteyen yok mu, affedeyim. Rızk isteyen yok mu, rızk
vereyim. Dertli yok mu, sıhhat, afiyet vereyim. Ne isteyen varsa, istesin
vereyim” Bu hâl, sabaha kadar devam eder.) [İbni Mace]
Sual: Şevval ayında tutulan orucun fazileti nedir?
CEVAP
Her zaman oruç tutmak sevaptır. Hadis-i şerifte, (Oruç, Cehennem
ateşinden koruyan bir kalkandır) buyuruldu. (Buhari)
Şevval ayında tutulan orucun çok sevabı vardır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Ramazandan sonra Şevval ayında da 6 gün oruç tutan, anasından doğduğu günkü
gibi günahsız olur.) [Taberani]
(Ramazan orucu ile Şevvalde de altın gün oruç tutan, bir yıl oruç tutmuş
sayılır.) [İbni Mace]
(Ramazan ayı orucu on aya, Ramazandan sonra tutulan 6 gün oruç da iki aya
mukabil olur ki, böylece bir yıl oruç tutma sevabına kavuşulur.) [İbni
Huzeyme]
Bazı âlimler, bu 6 gün orucun vakit geçirmeden, bayramdan sonra hemen
tutulmasının iyi olacağını bildirmişlerdir. Bu oruçları aralıklı tutmak da
caizdir.
Şevval ayında tutulan nafile veya kaza oruçlarını pazartesi ve perşembe günleri
tutmak daha iyidir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Ameller, pazartesi ve perşembe günleri arz olunur. Ben de amelimin oruçlu
iken arz olunmasını isterim.) [Tirmizi]
(Pazartesi ve perşembe, günahların affedildiği gün olduğu için oruç tutuyorum.)
[Müslim]
(Cennetin kapıları pazartesi ve perşembe günleri açılır.) [Müslim]
Sual: Şevval ayına girdik. 6 gün orucuna başladım. Ramazanda âdet olduğum
zaman tutamadığım oruçlarım oldu. 7 gün tutamadım. 6 günlük oruç diğerinin
yerine geçer mi? Yoksa 13 gün oruç tutmam mı gerekiyor?
CEVAP
Altı gün orucu tutarken kazaya da niyet ederseniz hem kazanız ödenmiş olur,
hem de Şevval ayında oruç tutma sevabına kavuşmuş olursunuz. 7 gün kaza
tutarsanız borcunuz kalmaz.
Sual: Şevval ayında tutulan altı gün orucu (kaza ve nafile oruca niyet
ederek) peş peşe tuttuk. Kimisi Pazartesi-Perşembe tutulması gerektiğini
söylediğinde kötü bir niyet olmadan, bir an önce tutmak manasında (Altı gün
orucu bir an önce tutup kurtulalım) dediğimiz oldu. Bir mahzuru var mı?
CEVAP
Oruç tutan adamın kötü niyeti olur mu? Siz onu kendinize bir görev
hissettiğiniz için öyle dediniz. Namaz için de aynı şey söylenir. (Hele şu
namazı bir an önce kılalım veya önce namazı kılalım da kurtulalım) demek küfür
olmaz. Çünkü borçtan bir an önce kurtulmak demektir.
Sual: Biz komşularla altı gün oruçlarımızı tuttuk. Bir hanım, kadınların
tutması gereken bir borcu varsa, bu altı gün nafile orucu tutamaz dedi. Bu doğru
mu?
CEVAP
Farz namaz borcu olan nafile ve sünnet kılamaz, ancak oruç tutabilir. Çünkü
ikinci ramazana kadar borcunu ödeyebilir. Ama bu altı günleri tutarken kazaya da
niyet ederse hem bugünlerde oruç tutmuş olur hem de kazasını ödemiş olur.
Sual: Şevval ayında tutulan 6 gün oruç, şevval ayı içerisinde hangi gün
olursa olsun tutulabilir mi?
CEVAP
Evet, 30 gün içinde altı gün oruç tutulur.
Sual: Ben 6 gün orucuna başladım. İkincisini bugün tutacağım. Ancak dün gece
biraz uykulu idim, yemeği yiyip yattım. Sabah kalktığımda niyet etmediğimi
hatırladım. Ancak gece yatarken hanımıma "ben sahura kalkacağım yarın ve diğer
günler (14-15. günler de) oruç tutacağım dedim. Böyle yapmam niyet yerine geçer
mi?
CEVAP
Sahura kalkıyor hem de yemek yiyorsunuz. Bu niyet yerine geçer. Hatta acele
edip, vakit bitmeden şunu içeyim şunu da yapayım deniliyor, bunlar da niyettir.
Sual: Aşure günü tutulan oruca kaza diye niyet edince, hastalık
vb...sebeple orucu bozmak zorunda kalan kişi, bunun için kaza mı kefaret mi
tutmalı?
CEVAP
Kazamız varsa zaten kaza edeceğiz, yoksa nafile olacağı için tekrar tutmak
vaciptir.
Sual: Tam olarak kaza borcumu hatırlamıyorum; bu yüzden her nafile orucu
tutarken, son kazaya kalan ramazan orucumu tutmaya diye niyet etsem sakıncası
olur mu?
CEVAP
Çok iyi olur.
Sual: Nafile orucu sebepsiz bozmak uygun mu?
CEVAP
Nafile orucu, sebepsiz bozmak günahtır. Bozunca kaza etmek de gerekir.
Sual: Bir kişi yiyecek bir şey bulamazsa veya yemek hazırlamaya üşenirse,
oruç tutsa caiz olur mu?
CEVAP
Çok iyi olur.
Sual: Şabanın 14. mü, 15. günü mü oruç tutulur?
CEVAP
Onbeşinci günü tutulur.
Sual: Nevruz günü oruç tutmak mekruh olduğuna göre, her Pazartesi veya
Perşembe günü oruç tutmayı âdet edinen, Nevruz günü bu günlere denk gelirse,
yine oruç tutsa, mekruh olur mu?
CEVAP
Hayır, mekruh olmaz.
Sual: Savm-ı davud, yani bir gün yiyip bir oruç tutmak cumartesi ve
mekruh güne denk gelse caiz mi?
CEVAP
Mahzuru olmaz. En faziletli oruçtur.
Sual: Sükut orucu var mı?
CEVAP
Yoktur.
Sual: İmsaktan sonra, nafile oruca niyet edip, dahveden önce, oruç tutmaktan
vazgeçenin, bu orucu kaza etmesi vacip olur mu?
CEVAP
Evet.
Sual: Şabanın 15. günü, cumartesine gelse, sadece bu gün oruç tutulur mu?
CEVAP
Bir gün öncesi ile veya bir gün sonrası ile tutulmalıdır.
Sual: Sadece cumartesi günleri oruç tutmam da mahzur var mı?
CEVAP
Yalnız cumartesi günü oruç tutmak mekruhtur.
Sual: Oruç neden cumartesi günü tek tutulmaz?
CEVAP
Cuma günü tek tutmak sünnet diyen ve mekruh diyen âlimler vardır. İhtiyaten tek
tutmamak iyi olur. Ama hadis-i şerifte cumartesi günü tek tutmayın buyuruluyor.
Sebebi bildirilmiyor. Cumartesi Yahudilerin önemli bir günüdür. Onlara
benzememek için olabilir. Başka hikmetleri de olabilir.
Sual: Kaza orucu olmayanın, tuttuğu kaza orucu nafile mi olur?
CEVAP
Evet.
Sual: Nafile orucu, mesela arkadaş davet ettiği için bozunca sonra o
orucu kaza gerekir mi?
CEVAP
Kaza etmek vaciptir. Vacip demek, o orucu yeniden tutmak lazım olur
demektir.
Sual: Bir olay için, mesela sınav vb...ya da korktuğumuz bir yere
giderken veya korktuğumuz bir olayın sonucunun hayırlı olması niyetiyle nafile
oruçlu olmanın fazileti hakkında bilgi verir misiniz?
CEVAP
Oruçlu olmak, abdestli olmak, zikretmek elbette faydalıdır. Kaza borcunuz
olmasa bile, oruca niyet ederken, kazaya niyet etmek daha uygundur.
Sual: Hadis-i şerifte (Şevval ayında da 6 gün oruç tutan, anasından
doğduğu günkü gibi günahsız olur) buyuruluyor. Yani bir anlamda kabul
olunmuş, hakiki tevbe-i nasuh gibi oluyor mu?
CEVAP
Hayır tevbe gibi olmaz. Tevbe pişman olup günahları terk etmektir. Yani artık
bir daha günah işlememek demektir. Şevvalde 6 gün oruç tutanın böyle bir niyeti
yok. O yine günahlarına devam edecek, sadece oruç tutmakla sevap işliyor, sevabı
kadar günahı affoluyor. Sonra bu günahlar büyük günahlar için değil, küçük
günahlar içindir. Büyük günahları, insan ve hayvan hakları kendisine veya
vârislerine ödenmedikçe günahları affedilmez. Nafile ibadetin sevabına
kavuşabilmek için imanda ve farzlarda kusurlu olmamak, haramlardan kaçıp
günahlara tevbe etmek ve o işi ibadet olarak yapmaya niyet etmek şarttır. Abdest
alanın da bütün günahları affolur. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Abdest alan bütün günahlardan temizlenmiş olur.) [Müslim]
Bu da aynen Şevvaldeki oruç gibidir. Küçük günahlardan temizlenmiş olur.
Sual: Oruç tutarken bir davete gidilince, orucu bozmak günah mıdır?
CEVAP
Nafile oruç tutarken uygun bir davete gidilince, orucu bozmak günah
değildir. Bir mümin arkadaşı sevindirmek ve onu üzmemek için davetine gidilir.
Davete gidip de orucunu bozmayan bir kimseye Peygamber efendimiz, (Arkadaşın
senin için bu kadar külfete girdiği halde, sen hâlâ “Oruçluyum” diyorsun. Şimdi
ye, sonra yerine bir gün tutarsın) buyurdu. (Dare Kutni)
Yine buyurdu ki:
(Davete giden, Ramazan, kaza ve adak orucu değilse, [nafile] orucunu
bozsun!) [Taberani]
(Din kardeşinin hatırı için nafile orucu bozana, bin günlük oruç sevabı yazılır.
Bu orucu kaza edince de iki bin günlük sevap yazılır.) [Şir’a]
Öğleden sonra, bir zaruret olmadıkça, nafile orucu bozmamalıdır! Hadis-i
şerifte, (Nafile oruç tutan kimse, öğleye kadar muhayyerdir) buyuruldu.
(Taberani)
Sual: Cuma günü kaza orucu tutmak mekruh mu?
CEVAP
Cuma günü nafile oruç tutmak müstehaptır. Yani mahzuru olmaz. Kaza orucu
tutmak da böyledir. Bazı âlimler Cuma günü tek başına nafile oruç tutmak mekruh
dediği için, bütün âlimlere uymak gayesiyle yalnız Cuma günü oruç tutmamak daha
uygun olur. Bir ihtiyaçtan dolayı tutulursa mekruh olmaz.
Oruçlu olduğunu söylemek
Sual: Nafile oruç tutarken, sorana oruçlu olduğumuzu söyleyince riya olur,
orucun sevabı gider deniyor. Böyle bir şey var mı?
CEVAP
Hayır, riya olmaz ve orucun sevabı gitmez. Nafile ibadetleri gizli yapmak
iyi olur. Mecbur kalmadıkça açıklamamalı. Sadakayı gizli vermeli, nafile
namazları da gizli kılmaya çalışmalı. Ama gösterilmesinde fayda varsa,
başkalarını teşvik edecekse, o zaman açıktan yapmak daha iyi olur. Riya kalbde
olur. Yani insanlara gösteriş için ibadeti yapmak demektir. Allah rızası için
yapınca, insanlar görse de mahzuru olmaz.
Oruç kefareti
Sual:
Oruç kefareti var mıdır?
CEVAP
Elbette vardır. Geceden niyetli orucunu, kasten bozana kefaret lazım geldiği
din kitaplarının hepsinde yazılıdır. Kütüb-i sitte isimli meşhur altı hadis
kitabından Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi ve
Nesai'de mevcuttur. En kıymetli bu beş hadis kitabına inanmayan eğer
misyoner değilse cahil veya hain birisidir. Hazret-i Ebu Hüreyre'nin rivayet
ettiği hadis-i şerif şöyledir:
Bir kimse, Peygamber efendimize gelerek, (Helak oldum ya Resulallah) dedi.
Peygamber efendimiz, ne olduğunu sordu. O da Ramazan orucunu kasten bozduğunu
söyledi. Peygamber efendimiz, bir köle azat etmesini bildirdi. Kölesi olmadığını
bildirince, aralıksız iki ay oruç tutmasını emretti. Bunu da yapamayacağını
bildirince, fakir doyurmasını bildirdi.
İslam âlimleri de, geceden niyetli orucunu bir mazeretsiz kasten bozan kimsenin
kefaret olarak, varsa bir köle azat etmesini, yoksa peş peşe 60 gün oruç
tutmasını, oruç da tutamazsa, 60 fakiri doyurmasını bildirmişlerdir. (Redd-ül
Muhtar)
Peygamber efendimizin bildirdiği hükmü kabul etmeyen, Allahü teâlânın emrini
kabul etmemiş olur. Çünkü Kur'an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(Resule itaat eden, Allah’a itaat etmiş olur.) [Nisa 80]
Sual: Oruç kefareti nasıl tutulur?
CEVAP
Oruç kefareti için peş peşe, 60 gün oruç tutar. 60 gün sonra, tutmadığı her
gün için, birer gün daha tutar. Birkaç Ramazanda kefaretleri olan veya bir
Ramazanda, 2 gün kefareti olan kimse, birinci kefareti yapmamış ise, ikisi için
yalnız bir kefaret yapar. Birinci kefareti yapmış ise, ikinci kefareti de,
ayrıca yapar.
Kefaret orucu, hastalık, yolculuk gibi bir özür ile veya bayram günlerine
rastlamak sebebi ile bozulursa veya Ramazana rastlarsa, yeniden 60 gün tutmak
gerekir. Bayram günlerinde bozmazsa, yine yeniden başlaması gerekir. Hayz ve
nifas sebebi ile bozunca, yeniden başlamaz. Temizlenince, geri kalan günleri
tamamlar.
Devamlı hasta veya çok yaşlı olup, 60 gün kefaret orucunu tutamaz ise, 60 fakiri
bir gün doyurur. 60 fakiri, bir günde iki defa doyurmak gerekir. Hepsine aynı
gün yedirmek şart değildir. Bir fakiri her gün iki defa doyurmak üzere 60 gün
veya her gün bir defa doyurmak üzere 120 gün yedirmek de olur. Yahut, 60 fakirin
her birine, 1750 gr buğday veya un veya 3.5 kg arpa, kuru üzüm, hurma verir.
Bunların kıymeti kadar ekmek, başka mal veya altın vermek veya bunları bir
fakire 60 gün devamlı vermek de caiz olur. Kendisini doyurması için fakire kağıt
para da verilir. 60 günlüğü, bir fakire, bir günde toplu verse, bir günlük
vermiş olur. 60 fakiri sabah, 60 başka fakiri de akşam doyurursa, sabah
doyurduklarını akşam veya akşam doyurduklarını sabah, bir daha doyurmalıdır.
Yahut, bunlardan 60’ının her birine, sadaka-i fıtr miktarı mal verir. Oruç
tutabilenin fakir doyurması caiz değildir.
Ramazanda mazeretsiz oruç tutmamak haramdır, büyük günahtır. Önce, tutulmayan
oruçlar için tevbe edilir. Sonra gününe gün, yani kaç gün tutulmamışsa o kadar
gün kaza orucu tutulur. Bir kimse, Ramazan ayında 30 gün oruç tutamasa,
tutamadığı gün kadar kaza orucu tutar. Bu oruçlara kefaret gerekmez. Kefaret,
oruç tutmamanın değil, niyetli iken Ramazan orucunu kasten bozmanın cezasıdır.
Çok yaşlanıp, ölünceye kadar Ramazan orucunu veya kaza oruçlarını tutamayacak
ihtiyar ve iyi olmasından ümit kesilen hasta, gizli olarak yiyip içer! Hadis-i
şerifte, (Oruç tutamayacak kadar yaşlı veya iyi olmasından ümit kesilen hasta
fidye verir) buyuruluyor. Çok yaşlı olup oruç tutamayan kimse, zengin ise,
her günün orucu için fidye verir. Fakir olan fidye vermez, dua eder.
Fidye olarak, her gün için bir fıtra miktarı un, hurma veya üzüm verilir. Mesela
30 gün oruç için 53 kg un veya 105 kg hurma veya üzüm verilmesi kâfidir. Yahut
bu kadar unun kıymeti kadar altın veya gümüş para, tutulamayan otuz gün orucun
fidyesi olarak, bir veya birkaç fakire, Ramazanın başında veya sonunda
verilebilir. Fakir, aldığı fidyeyi kendisi kullandığı gibi, başka birine de
verebilir. Fidye verdikten sonra, oruç tutabilecek hâle gelen kimse, tutamadığı
oruçlarını kaza eder. (Nehr-ül-fâık)
Hastalık, yaşlılık gibi bir özürden dolayı Ramazan orucunu tutamayan zenginin,
bu durumu ölünceye kadar devam etse, fakirlere yemek verilmesini vasiyet eder.
Velisi de; onun tutamadığı her oruç için, fakire bir fıtra veya değerini verir.
(Bedâyi)
Sual: Diş tabibi bir bayan, (Unutarak da yense, oruç bozulur. Bozulmaz
diye bir âyet yok) diyor. Dinimizde Kur’andan başka kaynak yok mu?
CEVAP
Bir kimsenin, kendi uzmanlık sahasının dışında bir uzman gibi konuşması
elbette uygun olmaz. Kur’an-ı kerimin çeşitli yerlerinde, (Yalnız Allah’a uyun)
denmiyor, (Allah’a ve Resulüne uyun) buyuruluyor. Sonra Resulullaha uymak
Allah’a uymaktan farklı değildir. Kur’an-ı kerimde, (O, [Resulullah]
vahyedilenden başkasını söylemez) buyuruluyor. (Necm 3)
Bu âyet-i kerime, Peygamber efendimizin din hakkında bildirdiklerinin Allahü
teâlânın vahyettiğinden başka olmadığını bildirmektedir. Ayrıca, (Peygamber
size neyi verdiyse [neyi emretmişse] onu alın, neyi yasakladıysa ondan da
sakının) buyurulmaktadır. (Haşr 7)
Demek ki Allahü teâlânın Kur’an-ı kerimde açıkça bildirmediği hususlar var ki,
(Peygamberin emrettiklerini yapın, yasakladıklarından sakının)
buyuruluyor. Mesela namazları nasıl kılacağımızı Kur’andan bulamayız. Kaç rekat
olduğunu da bulamayız. Hangi rekatta neleri okuyacağımızı da bulamayız.
Yanılırsak, ne yapacağımızı da bulamayız. Nerede buluruz? Peygamber efendimiz
namazı nasıl kılmışsa öyle kılarız. Hangi rekatlarda neleri okumuşsa veya neleri
okuyun buyurmuşsa öyle yaparız. Yanılma secdesini de Onun bildirdiği gibi
yaparız. Orucu bozan ve bozmayan çok şey vardır. İğne orucu bozar mı, hayz
halinde oruç tutmak gerekir mi? Orucun farzları nelerdir? Bunları Peygamber
efendimizden öğreniriz. Biz Peygamber efendimizin emrine uyarsak, başka bir
kitaptan mı okumuş oluruz? Sünnetler Kur’andan başka değildir. Allahü teâlâ,
Resule uymamızı emrediyor. Allah’ın bu emrine uymamız niye anormal karşılanır
ki?
Dârimi’nin bildirdiği hadis-i şerifte, Allah’ın emri ile, Cebrail
aleyhisselam, Kur'an-ı kerimi getirdiği gibi, açıklaması olan sünneti de
getirmiştir. Hadis-i şerifte de, (Peygamberin haram kılması, Allah’ın haram
kılması gibidir) buyuruluyor. (Tirmizi)
Tabibe hanımın, (Unutarak da yense, oruç bozulur. Bu konuda bir âyet yok) demesi
yanlıştır. Âyette olmayanlar sünnette bildirilmiştir. Peygamber efendimiz
buyuruyor ki:
(Oruçlu iken unutarak yiyip içen kimse, orucuna devam etsin, Çünkü onu Allahü
teâlâ yedirip içirmiştir.) [Buhari, Müslim, Tirmizi, Nesai]
(Oruçlu kimse, unutarak yiyip içerse, ona kaza gerekmez.) [Dare Kutni]
Âyetleri herkes kendine göre yorumladığı için 72 sapık fırka meydana çıkmıştır.
Peygamber efendimizin açıklamasına uyulsa idi, bu ayrılıklar olmazdı.
Ayrılıklar, Peygamber efendimize uyulmamaktan ileri gelmektedir. Herkes
Peygamber efendimizin açıklamasını esas alsa, ayrılık olmaz.
Sual: Yazarın birisi; (Her ne kadar hadislerde hayzlı ve nifaslı kadınlar
namaz kılamaz, oruç tutamaz, Kur’ana dokunamaz deniyorsa da, namaz kılmasında,
oruç tutmasında ve Kur’ana dokunmasında sakınca yoktur. Bu hadisler dinin ruhuna
aykırıdır. Bir de kütüb-i sitte denilen altı hadis kitabında, kasten orucu
bozanlara, ceza olarak 61 gün oruç tutmaları gerektiği bildiriliyorsa da, bu da
Kur’anın ruhuna, dinin temel prensiplerine aykırıdır. Çünkü ceza işlenen suça
uygun olmalıdır. Bir gün oruç yiyene, 61 gün oruç tutturmak zulüm olur) diyor.
Bahsettiği hususlarda açıklama yapar mısınız?
CEVAP
Dinimizde delil dörttür: Kitab, Sünnet, İcma ve Kıyas-ı
fukaha. Bir hüküm için bu delillere bakılır. Hem kütüb-i sittedeki
hadislerde var diyor, hem de, bu hadisler dinin ruhuna aykırıdır diyor. Önce
hadis dinde delil midir değil midir, bunu kasten bildirmiyor. Sonra bu hadisler
uydurma mıdır, yoksa sahih midir? Bunları da kasten söylemiyor. Uydurma demesine
imkan yok. Çünkü kütüb-i sitte denilen en kıymetli altı hadis kitabındaki
hadisler, bütün âlimlerce sahihtir. Mezhepsiz olmayan bir kimse, bu kitaplardaki
hadis-i şeriflere uydurma diyemez. Yazar açıkça, Peygamber Kur’anın ruhuna
aykırı konuşmuş demek istiyor. Zaten mezhepsizler, anlayamadığı hadis-i
şeriflere, (Uydurma veya Kur’anın ruhuna aykırı) damgasını
basarlar.
Yazar oruç tutmamakla, kasten orucu bozmayı birbirine karıştırıyor. Kefaret oruç
tutmamanın cezası değildir. Orucu kasten bozmanın cezasıdır. Bir adamı
yanlışlıkla öldürmekle, kasten öldürmenin cezası aynı olur mu? Hatta öldürmek
niyetiyle kurşun sıksa, öldüremese bile, öldürmüş gibi ceza verilir. Ama kazaen
öldürenin cezası hafiftir. Orucu kazaen bozmak ile, hiç niyet etmeden oruç
tutmamak ve kasten niyetli orucu bozmak arasında çok fark vardır.
Sanki yazar, Kur’anın ruhunu, dinin temel prensiplerini biliyormuş gibi
konuşuyor. Kur’an-ı kerimde, imanla ölenlerin yarın ahirette sonsuz olarak
Cennette, imansız ölenlerin ise Cehennemde sonsuz olarak kalacağı
bildirilmektedir. Bir kimse, 50 veya 100 yıl yaşıyor, yüz yıllık iyi işlerine
karşı sonsuz olarak Cennette kalıyor. Bir kimse de 100 yıl günahına ve küfrüne
karşılık bin yıl, milyar yıl, trilyon yıl değil, sonsuz olarak Cehennemde
kalıyor. Bu dinin ruhuna aykırı olmadığına göre, orucu kasten bozmanın cezasının
da 60 gün olması, dinin ruhuna aykırı olmaz. Bir gün orucu kasten bozmanın
cezası 61 değil, 60 gündür. Bir gün de bozarak tutmadığı orucun kazasıdır.
Peygamber efendimizin ve Eshab-ı kiramın hanımlarında da, yıllarca hayz ve nifas
hâli olmuştur, onlar namaz kılmamış, oruç tutmamıştır. Peygamber efendimiz ve
Eshab-ı kiram Kur’anın ruhuna aykırı mı hareket ediyorlardı? Hazret-i Âişe’nin
naklettiği hadis-i şerifte, hayzlı iken tutulamayan orucu kaza etmek gerektiği,
kılınmayan namazları kaza etmek gerekmediği bildirilmiştir. (Buhari)
Hadis-i şerifte, (Hayzlı Kur'andan birşey okuyamaz) buyuruldu. (Tirmizi)
14 asırdır gelen yüzlerce müctehidler ve âlimler, bu meseleleri bilememiş de,
birkaç mezhepsiz bunların dinin ruhuna aykırı olduğunu nasıl söyleyebilir ki?
Bu ve benzeri çıkışlar, dini bozarak, yozlaştırarak yıkmak için yapılan sinsi
bir oyundur. 14 asırdan beri din kitapları ne yazıyorsa onlara uymalı,
türedilere itibar edilmemelidir.
Sual: Bir bayan kefaret orucu tutması gerekirse ne yapar? Biz 60 gün peş
peşe tutamayız ki, menopozu mu bekleyeceğiz?
CEVAP
Bayanlar âdet dönemlerinde oruç tutmaz, ondan sonra devam ederler. Menopozu
beklemezler.
Sual: Gıybet edince, kan aldırınca orucu bozulmadığı halde, oruç bozuldu
sanıp yiyip içen kimseye kefaret gerekir mi?
CEVAP
Evet. Yiyip içmek için zaruret yoktu. Bozuldu mu diye, bilen birine sormak
gerekirdi.
Sual: Ramazan günü ağız dolusu kusan veya ihtilam olan kimse, orucum bozuldu
sanarak yiyip içerse kefaret gerekir mi?
CEVAP
Bunların orucu bozmadığını bilmiyorsa kefaret gerekmez. Fakat bu hallerin
orucu bozmayacağını öğrenmiş ise, buna rağmen yiyip içmişse kefaret gerekir.
Gıybet, kadınlara bakmak, sürme çekmek ve kan aldırmak gibi, orucu bozmadığı iyi
bilinen şeyden sonra, oruç bozuldu sanarak, yiyip içilirse kefaret gerekir.
Önceden bunların orucu bozmadığını bilip bilmemesi fark etmez. Her tarafa
yayılan şeyi bilmemek özür olmaz, kefaret gerekir. (Redd-ül muhtar)
Sual: 5 gün kaza borcu ve kefaret borcu bulunan oruçlarını nasıl tutar, 65
günü ara vermeden tutması lazım mı?
CEVAP
Hayır 60 gün oruç tutar. Kalan beş günü de istediği zaman tutar. Yani aralıklı
tutabilir. Ama 60 gün aralıklı olmaz peş peşe olur.
Sual: Hastalığım artar diye orucumu bozdum. Ama artmadı. Kefaret mi gerekir?
CEVAP
Kefaret gerekir. Çünkü hastalık artmamış.
Sual: Oruçlu, bir anda çok tuz yese, kefaret gerekir mi?
CEVAP
Kaza gerekir. Az tuz yerse kefaret gerekir.
Sual: Oruç kefareti için 60 günlük parayı alan, 40 günlüğünü yese, 20 günlük
parayı da başka fakire verse, kefaret parasını verenin bundan haberi olmasa,
kefaret ödenmiş olur mu?
CEVAP
Başkasına da verebilirsin denmiş ise caiz.
Sual: Oruç kefaretini alan şahsın, ara vermeden yemesi mi lazım?
CEVAP
Oruçta ara verilmez, doyurmakta ara vermek caiz.
Sual: Önce kefarete sebep olan orucu kaza etmek caiz mi?
CEVAP
Önce kefareti, sonra kazasını yapar.
Sual: Ömürde bir kere kefaret tutmak lazım mı?
CEVAP
Hayır. Fakat ihtiyaten tutmak caizdir. Ancak (Kefaret tutmak gerekir) diye
tutmak bid’attir.
Sual: Kefaret orucu tutarken her gün için ayrı niyet lazım mı?
CEVAP
Ayrı niyet lazımdır.
Sual: Kefaret orucu tutamayan kalb hastası ne yapar?
CEVAP
Devamlı hasta hükmündedir.
Sual: (İyi olursam kefaret orucu tutacağım) diye adakta bulunmak sahih
midir?
CEVAP
Hayır sahih olmaz.
Sual: Beş oruç kefaretim var. Hepsi için niyet ederek bir kefaret tutsam
hepsini tutmuş sayılır mıyım?
CEVAP
Evet.
Sual: Kefaret orucu tutan bir kimse saatlerin geri alındığı günü saatte
yanılıp imsak bittikten sonra orucu bozacak bir şey yapsa hükmü ne olur? Kefaret
yeniden mi başlatılmalı?
CEVAP
Evet yeniden başlanır, eski oruçlar nafile olur.
Sual: Kaza ve kefaret orucunun yılını bilmeyen ne yapar?
CEVAP
İlk kazaya kalmış olan diye niyet eder.
Sual: Ramazanda imsak bitmedi sanıyordum, ilişkide bulunduk. İmsakın
bitmiş olduğunu sonradan öğrendim. Ama eşim imsak vaktinin bittiğini biliyormuş.
Bize kaza mı kefaret mi gerekir?
CEVAP
Bilmediğin için sana kaza gerekir, eşiniz bildiği için ona kefaret gerekir.
Sual: Bir hoca, (Hanımı ile ilişkide bulunmak orucu bozmaz) dedi. İlişki
orucu bozmaz mı?
CEVAP
Bunu bir hocanın söylemesi mümkün değildir. Muhakkak bir yanlış anlama
vardır. Cahil bir kimse bile böyle şey söylemez. İlişkide bulunmak orucu bozar
ve kefaret gerekir. (Dürer)
Şafii mezhebinde, ilişkide bulunan erkeğe kefaret gerekir, hanıma ise kefaret
gerekmez, fakat yine orucu bozulmuş olur, sadece kaza gerekir. (Tuhfe)
İlişkide kefaretin gerçekleşmesi için şu şartların bulunması gerekir:
1- Ramazan orucunu bozmuş olması gerekir. Ramazan orucunun kazasını
tutarken veya başka oruç tutarken, bozana kefaret gerekmez.
2- Ramazan orucuna imsaktan önce niyet etmiş olmalıdır. İmsaktan sonra oruca
niyet ederse veya hiç niyet etmeden ilişkide bulunursa, haram işlemiş olursa da,
yalnız kaza gerekir.
3- Kasten ilişkide bulunmuş olmalıdır. Eğer unutarak ilişkide bulunmuşsa,
kefaret gerekmediği gibi, oruç da bozulmuş olmaz, unutmak özür olur. Kefaret,
orucu bozmanın değil, mübarek Ramazan-ı şerif ayının hürmet ve namus perdesini
yırtmanın cezasıdır.
4- İlişki, imsak vaktinden sonra yani gündüz olmalıdır. Eğer imsak vaktine
daha var zannı ile ilişkide bulunduktan sonra, imsak vaktinin geçmiş olduğunu
anlarsa, kasten orucunu bozmadığı için sadece kaza gerekir, kefaret gerekmez.
5- İlişkiden sonra oruç tutamayacak kadar hasta olan kimseye kefaret
gerekmez. Bunun gibi bir kadın ilişkide bulunduktan sonra, hayz hâli vuku
bulursa, yine kefaret gerekmez.
6- Kefaret olması için, ikamet ettiği yerde orucunu kasten bozmuş olmalıdır.
Eğer seferde iken bozarsa, kaza gerekir. Çünkü seferde oruç tutmak farz
değildir. Seferde oruç tutmayan kimse, sonra kaza eder.
7- Karı-koca kendi arzuları ile ilişkide bulunmuş olmalıdır. Mülci ikrah ile
zorlanırsa, kefaret gerekmez. İkrah, bir insanı, istemediği bir şeyi yapması
için, haksız olarak zorlamak demektir. Birini zorlamanın ikrah olması için şu
dört şart gerekir:
Zorlayan kimsenin, korkuttuğu şeyi yapabilecek kuvvette olması, zorlananın
korkutulan şeyin muhakkak yapılacağını bilmesi, korkutulan şeyin, ölüm veya bir
uzvun kesilmesi veya üzücü bir şey olması, zorlanan şeyin, yapılmaması gereken
bir şey olması gerekir. (İbni Âbidin, Dürer-ül-hükkâm)
Bazı kimseler de, mastürbasyonun orucu bozmadığını, bazıları da bozduğunu ve
kefaret gerektiğini söylüyorlar. Bunların ikisi de yanlıştır. Mastürbasyonun
orucu bozduğu, fakat sadece kaza gerektiği, Hindiyye, Bahr ve
Dürr-ül-muhtar ve diğer fıkıh kitaplarında yazılıdır. Bir Ramazanda iki defa
mastürbasyon yapana kefaret de gerekir. Çünkü Ramazanın bir gününde, kaza
gereken bir şey yaparak orucunu bozan kimse, başka gününde de bu şeyi kasıtla
yine yaparsa, kefaret de gerekir.
Sual: Rahmetli babaannem, gençliğinde ilk bebeğini emzirirken, uyumuş,
çocuk da nefes alamadığı için ölmüş. Kefaret olarak 60 gün oruç tutmuş. Yaptığı
doğru mu idi?
CEVAP
Evet yaptığı doğrudur. Eğer bir de, bebeğin velisi olan dedenizden af
dilemiş idiyse mesele kalmamış olur.
Yüksekten üstüne düşerek veya uyuyan kimsenin yuvarlanarak [veya motorlu
vasıtaların çarpıp çiğneyerek] hata ile bir kimseyi öldürmesi halinde kefaret de
verilir.
Sual: Kefareti olmayan kimsenin de kefaret orucu tutması caiz midir?
CEVAP
Evet. Bilmediği bir kefareti varsa, bunu ödemiş olur. Kefareti yoksa,
tuttuğu oruçlar nafile olur. (Ömründe bir defa kefaret orucu tutmak gerekir)
demek yanlıştır. Kefareti olmayanın kefaret tutması gerekmez.
Sual: Kefareti olan bir kimse önce kefareti tutup sonra kazasını mı
tutmalıdır?
CEVAP
Evet. Kefaretten önce kazası yapılmaz.
Kefaret 60 gündür
Sual: Tam İlmihal’de, «Oruç kefareti için peş peşe 60 gün oruç tutmak
gerekir» deniyor. Peş peşe iki kameri ay oruç tutulsa, ayın birisi 29 çekse
toplam 59 gün tutulsa, kefaret yerini bulmaz mı?
CEVAP
Tam İlmihal’de, ihtiyatlı olan bildirilmektedir. Ayın birinde, hilali
gözetleyerek iki hicri ay oruç tutmakla kefaret yerine gelmiş olur. İsterse 59
gün olsun. Hilal gözetlenmeden takvime bakarak iki ay oruç tutulursa, iki ayın
toplamı 59 gün olursa, kefaret sahih olmaz. Hilal gözetlenerek tutulursa iki ay
oruç tutmak yeterlidir. Hatta ayın 15 inde orucu başlayıp, ondan sonra gelen ayı
tam tuttuktan sonra, 15 gün daha tutarsa yine iki ay oruç tutmuş olur. İmam-ı
a’zam hazretleri ise, “60 gün oruç tutmak gerekiyor” buyuruyor. Günümüzde
hilali gözetlemek ve birinci günü görmek kolay değildir. Bunun için 60 gün peş
peşe oruç tutmak gerekir. Hem de bu ihtiyatlı olur. (Mebsut, Redd-ül-muhtar)
Sual: Bir kadın, 60 günlük kefaret orucunu tutarken, hayzı başlasa ve
kefaret orucuna ara verse, sabah kalktığında da, âdet müddeti ile birlikte,
hayzı da, bitmiş olsa, fakat imsak vaktinden sonra yiyip içse, kefaretine devam
edebilir mi?
CEVAP
Hayzı bittiği halde, kefaret orucuna devam etmediği için, kefaret orucuna
baştan başlaması gerekir. Hayzın bitme ihtimali olduğu zaman, o gün imsak
vaktinden önce niyet etmeli, hayzı bitmişse kefarete devam eder. Hayzı
bitmemişse, o günkü orucu bozulmuş olur. Böyle yapmak ihtiyatlı olur.
Sual: Oruçlu iken, çiğ pirinç tanesi veya küçük bir kâğıt parçası
yutulunca yahut imsak vaktinden sonra niyet edip, kasten yiyip içilirse, kefaret
gerekmiyor. Kefaret gerekmiyor diye orucu bu şekilde bozmak uygun mudur?
CEVAP
Kefaret gerekmese de, keyfi olarak, mazeretsiz orucu bozmak haramdır. Bu
bildirilenler, ancak orucu bozmak için geçerli bir mazeret varsa yapılabilir.
Mesela, bir kimse orucun kendisine zarar vereceğini, tecrübesi ile
anlayamamışsa, belki kefaret gerektirebilir diye bu şekilde bozması, iyi olur.
Orucu bozan ve bozmayan durumlar
Sual:
Ağzın içindeki çürük dişe konan
ilaç, orucu bozmuyor da, dil altına konan hap, niçin orucu bozuyor? Vücuttaki
sağlam deriye konan ilaç emilse bile orucu bozmuyor da, ağızdaki sağlam deriye
konan ilaç emildiği için niye orucu bozuyor?
CEVAP
Dilaltındaki deri, vücudun dışındaki deri değildir. Yumuşak, kaygan bir
dokudur. Tıpta buna mukoza deniyor. Çok farklı özelliğe sahiptir. Birbiri ile
asla mukayese edilmez. Dişin yapısı da mukozanın yapısından farklıdır.
Bu hususta uzman doktorumuz diyor ki:
Dilaltına ilaç konunca, sinir sisteminin uyarısı ile beyne çok acil haber gider.
Beyin, dilaltındaki refleksleri otomatik olarak harekete geçirir. Sonra, tükürük
salgı sistemi çalışıp, tükürük üretir, sulandırır. Sulandıktan sonra,
reflekslerin uyarmasıyla, kılcal damarlar harekete geçer ve emilerek en kısa
zamanda kana karışır. Tükürük salgısı olmazsa, ilaç sadece kılcal damarlar
vasıtasıyla kana karışamaz. Çünkü ilacın sulanarak kılcal damarlara gitmesi
lazım. Vücut derisi mukoza gibi ince olsa bile, tükürük salgısı olmadığı için
dilaltındaki gibi emilmez. Tükürük salgısı otomobil, ilaç şoför gibi, mukoza
altındaki kılcal damarlar da yollar gibidir. Vücutta otomobil ve yollar var,
şoför yok. Şoför de gelirse otomobil hareket eder.
Tıbbi olarak, diş de, diş eti de, mukoza değildir, diş ile diş altı farklı
özelliklere sahip iki ayrı organ gibidir.
Bota, çizmeye ve meste mesh etmek caizdir. Ancak mestten çok daha ince olan
çoraba mesh caiz değildir. İkisi de ayağa giyiliyor ama vasıfları farklıdır.
İşte bunun gibi, dilaltındaki mukoza denilen yumuşak doku vücuttaki deriden çok
farklıdır.
Dilaltına ilaç, hap koyarak yukarıda izah edildiği gibi, kılcal damarlarca
emilmesini sağlamak, deriye ilaç enjekte edip kılcal damarlara ulaştırmaya
benzer, bu yüzden orucu bozar.
Sual: Burnum tıkalı olunca çok rahatsız oluyorum, işlerim aksıyor. Burnun
içine sıvı ilaç konunca oruç bozuluyormuş. Katı ilaç sürsem mesela viks sürsem
orucum bozulur mu?
CEVAP
Burnun içine katı ilaç, merhem sürmek orucu bozmaz. Sıvı ilaç bozar.
Sual: Ağızdaki veya burundaki kanı yutmak orucu bozuyor. Baştan burna
gelen akıntıyı yutmak da, orucu bozar mı?
CEVAP
Baştan gelen akıntı bozmaz.
Sual: Kulağıma damlattığım yağlı ilaç, ağzımdan ve burnumdan geldi. Orucum
bozuldu mu?
CEVAP
Kulağa ilaç damlatmak orucu bozar.
Sual: Fransa'dan yazıyorum. Hıristiyan eşim, gece kalkıp bana sahur
hazırlıyor. Dün gece sahuru yiyip imsak vaktinde yattım. Yarı uykulu idim, ben
hiçbir şey söylemeden beni sevip, oramı buramı tuttu. Nihayet ben boşaldım. Ama
ben hiç bir hareket yapmamıştım. Orucum bozuldu mu?
CEVAP
Şöyle yap diye kendiniz emretmediğiniz ve devamında hiçbir harekette de
bulunmadığınız için oruç bozulmuş olmaz. Ancak, orucu bozabilecek böyle
tehlikeli işlerden uzak durmaya çalışmalıdır.
Sual: Kalb hastasının göğsüne sürdüğü ilaç orucu bozar mı?
CEVAP
Orucu bozmaz. Çünkü sağlam deriye sürülen ilaç, deriden içeriye girse de
orucu bozmaz.
Sual: İstemeyerek ağız dolusu kusmak orucu bozar mı?
CEVAP
Bozmaz. İsteyerek, zorlayarak az bir kusma da orucu bozmaz ise de, ağız
dolusu kusmak bozar. Hadis-i şerifte (Kendiliğinden ağız dolusu kusanın orucu
bozulmaz. İsteyerek ağız dolusu kusanın orucu bozulur, kazası gerekir)
buyuruldu. (Nesai)
Sual: Tıraş olurken kanayan yere, kanın durması için kantaşı sürmek orucu
bozar mı?
CEVAP
Hayır, bozmaz.
Sual: Bir hastalık sebebiyle de iğne [enjeksiyon] yapılınca oruç bozulur mu?
CEVAP
Evet bozulur, kaza gerekir. Oruç bu şekilde bozulduktan sonra yiyip içmek,
kefareti gerektirmez.
Sual: Gündüz uyurken ihtilam olunca oruç bozulur mu?
CEVAP
Hayır, bozulmaz. Uyanınca ilk fırsatta gusledilir. Hadis-i şerifte,
(İhtilam olmak orucu bozmaz) buyuruldu. (Beyheki)
Gusletmekle de oruç bozulmaz. Guslederken vücudun içine su girmemesine dikkat
etmelidir! İçeri su girerse oruç bozulur.
Sual: Ağızdaki yara için oruçlu iken ilaçla gargara uygun mu?
CEVAP
Ağızdaki yara, namazda okumaya mani değilse, ilaçla gargara mekruh olur.
Okumaya mani olursa, ilaçla gargara etmek mekruh olmaz. Çünkü özür vardır.
Sual: İşyerinde iş gereği toz oluyor, ayrıca sigara içen de oluyor. Bunlar
orucuma zarar verir mi?
CEVAP
Tozlu, dumanlı şey koklamak, başkasının içtiği sigara dumanı yahut
tütsülerin dumanını çekmek orucu bozar. Fakat ağzından veya burnundan boğazına
toz, duman kaçsa, oksijen gazı tüpü ile suni hava verilse, başkalarının içtiği
sigaranın dumanı ağzına, burnuna girmesinden sakınmak mümkün olmasa, oruç
bozulmuş olmaz. Unlu işlerde çalışanın sakındığı halde, ağzına burnuna giren un
tozları orucu bozmaz. Kömür işinde çalışan kimsenin ağzına, burnuna kömür tozu
girse, orucu bozulmuş olmaz. Çünkü bundan sakınma imkânı yoktur.
Sual: Nisaiyeci bir kadın doktora muayene olanın, orucu bozulur mu?
Bozulursa, kefaret mi gerekir?
CEVAP
Doktor, eldivene herhangi bir ilaç, yağ sürerse, oruç bozulur, sadece kaza
gerekir.
Sual: Omuzlarımda ağrılar için doktor iğne yapılması gerektiğini söyledi.
Yapılacak iğne ve sürülecek krem orucu bozar mı?
CEVAP
İğne olmak (enjeksiyon) orucu bozar, kaza gerekir. Krem sürmek orucu bozmaz.
Sual: Abdest alırken diş etlerinden kan gelirse abdest ve oruç bozulur mu?
CEVAP
Kan ağızdan dışarı çıkarsa abdest bozulur. Yutulursa abdest bozulmaz, fakat
bu sefer de oruç bozulur. Tükürükten az ise, oruç da abdest de bozulmaz.
Sual: Porno film seyrederken, kendiliğinden cünüp olanın orucu bozulur
mu?
CEVAP
Sadece bakarak cünüp olunca oruç bozulmaz. El ile veya başka bir şeyle cünüp
olmaya yardım edilince, oruç bozulur ve kaza gerekir, kefaret gerekmez. Fakat
aynı ramazanda aynı şey tekrar yapılırsa bu sefer kefaret de gerekir. Porno film
seyretmek haramdır. Haram işleyenin ibadetleri sahih olur, farz borcundan
kurtulur ise de, kazandığı günahlardan dolayı kavuşacağı büyük sevaplardan
mahrum kalır. Özellikle oruçlunun böyle günah işlemesi çok çirkindir.
Sual: Bel gevşekliği sebebiyle meni gelse, oruç bozulur mu?
CEVAP
Bozulmaz.
Sual: Nezle olduğum için burnumun içine gelen akıntıyı geri çekip yuttum,
orucum bozuldu mu?
CEVAP
Bozulmadı.
Sual: Ağzıma balgam geliyor, yutuyorum, oruç bozuluyor mu?
CEVAP
Balgamı yutmakla oruç bozulmaz
Sual: İmsak vakti çok yemek yiyorum. İmsak çıktıktan sonra yemek kaynarken
ağzıma geliyor, yutuyorum. Orucum bozuluyor mu?
CEVAP
Bozulmaz. Hatta ağzınıza gelen kusmuğun geri gitmesi de orucu bozmaz.
Sual: Oruçlu iken burna çekilen su ağzımızdan çıksa oruç bozulur mu?
CEVAP
Bozulur. Buruna ilaç çekmek gibi su da çekip genze ulaşırsa oruç bozulur,
kaza gerekir.
Sual: Tükürüğümüz, dudağımızdan aşağı doğru sarksa, onu yalayıp yutsak oruç
bozulur mu?
CEVAP
Tükürüp tükürüğümüzü yalarsak oruç bozulur, kaza gerekir. Bahsettiğiniz
şekilde olursa oruç bozulmamış olur. Sanki bir kısmı daha ağzımızda oluyor.
Sual: Erkeklerin idrar damlası gelmesin diye idrar yoluna koydukları pamuk
orucu bozar mı?
CEVAP
Orucu bozmaz. Maliki’de de pamuk koymak bozmaz. Şafii’de pamuk koymak orucu
bozar ama, Şafii’yi namazda taklit eden Hanefi’nin orucu yine bozulmuş olmaz.
Sual: Banyo yaparken, banyoda oluşan su buharını teneffüs etmekle oruç
bozulur mu?
CEVAP: Bozmaz. Bazen, hastalara özel olarak su buharı teneffüs
ettiriliyor. Bu şekilde, su buharı teneffüs ettirilirken, buhar ciğerlere kadar
giderse oruç bozulur.
Sual: Ramazanda bir insan yatsıdan sonra hanımıyla beraber olsa daha sonra
geç vakitte uyuyup biraz sonra guslederiz deseler uyandıklarında da güneş doğmuş
olsa kefaret mi gerekir?
CEVAP
Kaza da gerekmez. Yani oruçları bozulmuş olmaz. İhtilam olanın da orucu
bozulmuş olmaz. Fakat namaz kılmak için ilk fırsatta yıkanmak gerekir. [Daha
önceden tedbir alıp cünüp olarak sabahlamamalı.]
Sual: Göz damlası orucu bozar mı? Lens ıslakken göze takılırsa oruç bozulur
mu?
CEVAP
İkisi de bozmaz.
Sual: Ramazanda sahurda yatmadan önce dişlerimizi fırçalıyoruz. Ağzımızı
yıkamamıza rağmen tadı ağzımızda hissediliyor, bu durum orucu bozar mı?
CEVAP
Hayır bozmaz.
Sual: Hanefi mezhebine göre "tükürdüğümüz zaman tükürükte tükürükten az
miktarda kan olursa" abdest bozulur mu, yutunca oruç bozulur mu?
CEVAP
Kan tükürükten az ise dışarı çıkmakla abdest bozulmaz, yutulunca da oruç
bozulmaz.
Sual: Sigara yakıları ve zayıflama bantları kola yapıştırılınca, yakıdaki
madde emiliyormuş. Bu emilme orucu bozar mı?
CEVAP
Sağlam deriye konan hiç bir yakı, ilaç, krem orucu bozmaz. Emilmesi oruca
zarar vermez.
Sual: Oruçluyken kulaktan iltihap akması orucu bozar mı?
CEVAP
Bozmaz.
Sual: Kan aldırınca oruç bozulur mu?
CEVAP
Bozulmaz.
Sual: Oruçlu iken kulağa pamuklu çubuk sokmakta mahzur var mı?
CEVAP
Şafii’de bozar, Hanefi’de bozmaz.
Sual: Jöle, krem, deodorant orucu bozar mı?
CEVAP
Hiç birisi bozmaz.
Sual: Sakız çiğnemek orucu bozar mı?
CEVAP
Günümüzün sakızları, çikletleri eski tabii sakızlar gibi değildir.
Şimdikiler çiğnenirse, bazı parçalar yutulabilir ve oruç bozulur. Tatlı olan
sakızları çiğnemek de bozar.
Sual: Oksijen gazı tüpü ile suni hava verilince oruç bozulur mu?
CEVAP
Teneffüs ettiğimiz hava orucu bozmaz. Tüple verilen oksijen de temiz hava
demektir, oksijeni bol hava demektir. İçinde ilaç olsa bozar.
Sual: Hanımını öpenin orucu bozulur mu?
CEVAP
Öpmekle orucu bozulmaz. Öperken cünüp olursa bozulur. Cünüp olma ihtimali
varsa, hanımını öpmesi mekruh olur. Orucu bozacak derece çok öperse haram
işlemiş olur. Çünkü orucu mazeretsiz bozmak haramdır.
Sual: Yıkanırken kulağa sabunlu su kaçsa, oruç bozulur mu?
CEVAP
Bozulmaz.
Sual: Denize girmek orucu bozar mı?
CEVAP
Denize girmek orucu bozmaz. Eğer vücudun içine su kaçarsa, oruç bozulur.
Sual: Sabah yatarken susadığımı hissettim ve saatime baktım saati 05.10
geçiyor olarak gördüm. Dikkatli olarak baktığıma eminim. Suyumu içtim ve gayri
ihtiyari saate bir baktım ki saat 06.10 çok üzüldüm. İmsak 5,30’du. Orucum
bozuldu mu?
CEVAP
Evet bozuldu. Sizin kastınız olmadığı için sadece kaza gerekir.
Sual: Astım hastası, mecburiyet halinde ilaç kullanınca oruç bozulur mu?
CEVAP
Evet bozulur. Sadece kaza gerekir.
Sual: Ventolin, Salbutol gibi ağıza püskürtülen astım ilaçları orucu bozar
mı?
CEVAP
Bahsettiğiniz ilaçları kullanınca oruç bozulur. Çünkü içinde ilaç vardır.
Ama oksijen gazı bozmaz.
Sual: Astım tabletinin gazını teneffüs etmek orucu bozar mı?
CEVAP
Sigara dumanı gibi orucu bozar.
Sual: Evi haşere için ilaçladım. Bu ilacı teneffüs orucu bozar mı?
CEVAP
Az olursa bozmaz.
Sual: Kadın hastalıklarında bir çubukla hap ve fitil veriliyor. Guslü
gerektirir mi, orucu bozar mı?
CEVAP
Genelde zevk alınmadığı için guslü gerektirmez. Gündüz kullanılırsa oruç
bozulur, kaza gerekir. Pamuk bile konsa, pamuk tamamen içeri girerse oruç
bozulur. Yaş parmak girse de oruç bozulur.
<BR
Sual: Basur hastalarının bağırsakları, taharetlendikten sonra, ıslak
olarak içeriye girse oruç bozulur mu?
CEVAP
Yaş olarak girince oruç bozulur. Kurulanırsa oruç bozulmuş olmaz.
Sual: Karşı tarafın ağız salgısını yutmak orucu bozuyor mu?
CEVAP
Karşı tarafın tükürüğünü, salgısını yutunca oruç bozulur. Eğer bu sevdiğimiz
bir kimse ise sadece kaza değil, kefaret de gerekir.
Sual: Oruçlu iken alışkanlıktan dolayı rujumu yalıyorum, oruç bozuluyor mu?
CEVAP
Rujun oruca zararı olmaz. Fakat yenirse oruç bozulur. Kaza gerekir.
Sual: Oruçlu olduğunu unutup taharette mübalağa ederek içeriye su kaçsa
oruca zarar verir mi?
CEVAP
Unutulunca mahzuru olmaz. Unutarak yiyip içmek de orucu bozmaz. Oruçlu
olduğunu bilerek taharette mübalağa eder ve içeri su kaçarsa oruç bozulur ve
kaza gerekir.
Sual: Balıkların suyunu temizlerken boğazıma ister istemez su kaçtı orucum
bozuldu mu?
CEVAP
Ağza kaçtı ise bozulmaz, boğazdan içeri girmişse oruç bozulur, kaza gerekir
Sual: Ayak tırnağımda yara var ve bu yaradan gün içerisinde sarı su, irin ve
bazen de kan geliyor ve tırnak arasında birikiyor, bunlar tekrar içeri girip
orucu bozar mı?
CEVAP
Orucu bozmaz.
Sual: İstemeyerek yağmur suyu ağzımıza kaçsa orucu bozar mı?
CEVAP
Bozar.
Sual: Ben diabet hastasıyım. Kan alıp ölçü aletine koyup şekerimi ölçmem
orucu bozar mı?
CEVAP
Kan aldırmak orucu bozmaz.
Sual: Arı soksa oruç bozulur mu?
CEVAP
Bozulmaz.
Sual: Ele iğne batıp kırığı içinde kalsa orucu bozar mı?
CEVAP
Mideye girmeyince bozmaz.
Sual: Oruçlu iken kalbim ağrıyınca trinitrin alsam kaza mı gerekir?
CEVAP
Evet.
Sual: Burna tuzlu su çekmek, ilaç gibi orucu bozar mı?
CEVAP
Evet. Beyne veya boğaza kaçarsa bozar.
Sual: Kalb için, dil altına konup, emilen hap, orucu bozar mı?
CEVAP
Evet. Deri altına iğne ile ilaç zerki gibidir.
Sual: Hasta, ağzına sık sık su alsa orucu bozulur mu?
CEVAP
Yutulmadıkça bozulmaz. Ama böyle yapmak uygun değildir.
Sual: Burun kanı, genizden mideye giderse, oruç bozulur mu?
CEVAP
Evet.
Sual: Suya dalıp kulağa su kaçınca oruç bozulur mu?
CEVAP
Bozulmaz.
Sual: Abdest alınca veya ağzımızı yıkayınca kalan yaşlığı yutmak orucu bozar
mı?
CEVAP
Ağzı yıkadıktan sonra ağızda kalan yaşlığı tükürük ile yutmak orucu bozmaz.
Sual: Kadın ve erkeğin ilaç olarak kullandıkları fitil, orucu bozar mı ve
guslü gerektirir mi?
CEVAP
Gündüz kullanırsa oruç bozulur. Fakat guslü gerektirmez.
Sual: Burnum kanadı. Bu arada genzime giden kanı yuttum. Orucum bozuldu mu?
CEVAP
Burundan genze giden kanı veya dişi kanayan ağzındaki kanı yutunca, yani kan
mideye gidince oruç bozulur. Sadece kaza gerekir.
Sual: Buruna sıvı ilaç veya tuzlu su çekmek orucu bozar mı?
CEVAP
Beyne veya boğaza giderse bozar.
Sual: Kulağı antiseptikli su ile yıkatmak orucu bozar mı?
CEVAP
Bozar. İlaçsız su ile yıkamak, pamukla temizlemek bozmaz.
Sual: Ağrıyan dişe, göze ve kulağa ilaç konsa oruç bozulur mu?
CEVAP
Kulağa damlatılan ilaç orucu bozar. Göze damlatılan ilaç bozmaz. Dişe
konulan ilaç, yutulmazsa orucu bozmaz. Hatta ilacın tadı boğazda hissedilse de
bozmaz.
Sual: Yaraya konan ilaç orucu bozar mı?
CEVAP
Yaraya sürülen merhemin, sindirim yoluna gittiği bilinmezse oruç bozulmaz.
Sual: Epilasyon orucu bozar mı?
CEVAP
Bozmaz.
Sual: Oruçlu iken esans koklamak orucu bozar mı?
CEVAP
Çiçek, esans koklamakla oruç bozulmaz, mekruh da değildir.
Sual: Ağızdaki az bir kanı yutanın namazı ve orucu bozulur mu?
CEVAP
Az olduğu için bozulmaz.
Sual: Oruçlu iken gusletmek orucu bozar mı?
CEVAP
Gusletmekle oruç bozulmaz. Ancak ağızdan, burundan içeri su kaçarsa veya su
içine oturulunca veya taharetlenirken içeri su kaçarsa oruç bozulur.
Sual: Dudaktaki yaşlığı yutmak orucu bozar mı?
CEVAP
Bozmaz.
Sual: Makata konan pamuğun bir kısmı dışarıda kalsa orucu bozar mı?
CEVAP
Bozmaz, hepsi içeri girerse bozar.
Sual: İmsak vakti sona ererken yaraya konan sıvı ilaç, gündüz emilmeye
başlasa oruç bozulur mu?
CEVAP
İmsaktan önce konulduğu için bozulmaz.
Sual: Kalb hastasıyım. Bazen çok ağrıyınca hap alıyorum. Ramazanda oruçlu
iken ağrı tuttuğunda ilaç alırsam, kefaret gerekir mi? Kalb hastasının göğsüne
sürdüğü ilaç, orucu bozar mı?
CEVAP
Zaruret olduğu için yalnız kaza gerekir. Sağlam deriye sürülen ilaç, içeriye
gitse de orucu bozmaz. Dil altına konulup emilen bozar.
Sual: Diş çektirmek orucu bozar mı?
CEVAP
Diş çektirmek orucu bozmaz. Eğer diş çektirilirken iğne vurulursa, oruç
bozulur. Dişten çıkan kanı yutmakla da oruç bozulur. Ramazan orucunu tutarken
iğne vurduranın veya dişinden çıkan kanı yutanın orucu bozulur, gününe gün kaza
gerekir, kefaret gerekmez.
Sual: Damardan serum verilmesi, sadece imam-ı a’zama göre orucu bozduğu
söyleniyor. Diğer mezheplere göre bozmuyor mu? Serumla gıda ve deva
verilebiliyor. İhtiyacı olan suyu, gıdayı ve ilacı serumla alan kimsenin orucu
bozulmaz mı? Oruçta gaye, yiyip içmeyi terk etmek olduğuna göre, ağız yolu ile
değil de, damar yolu ile yiyip içenin orucu niçin bozulmaz?
CEVAP
Dört mezhepte de, sağlam deriye konan ilaç, gıda ve deva, emilip içeriye
nüfuz etse de oruç bozulmuş olmaz. Mesela kalb hastalığında, göğüs üzerine
nitroderm ihtiva eden bir ilaç [TTN] konur. Bu deriden içeriye emilir. Sağlam
deriden içeri girdiği için dört mezhepte de orucu bozmaz. Bunun gibi, sağlam
deriye konan nikotin yakısı da, vücut tarafından emildiği halde, dört mezhepte
de orucu bozmaz. Tabii menfezlerden [deliklerden] giren şeyler orucu bozar.
Şafii’de, kulak tabii menfezdir. Kulağa konan sıvı-katı her şey, mideye girmiş
gibi orucu bozar. Şafii’de idrar yolu da tabii menfezdir. Buraya ilaç, hatta
pamuk konsa bile orucu bozar.
Dört mezhepte de ve bütün imamlara göre, yaraya konulan ilaç, cevfe [içeriye]
giderse oruç bozulur. Şafii mezhebinde, dimağ [beyin], karın, bağırsak, mesane
birer cevftir. Mesela, baştaki kemik yarılsa, buradaki yaraya konulan ilaç,
cevfe, yani beyne gideceğinden oruç bozulmuş olur.
Şafii’de karna bıçak saplansa, bıçağın ucu mideye, yani cevfe girdiği için oruç
bozulur. Sağlam deriden bıçak cevfe girince oruç bozulduğu gibi, iğne ile
adaleyi veya damarı yırtarak verilen ilaç, cevfe ulaşınca oruç bozulmuş olur.
Hanefi’de ise, bıçak tamamen midenin içine girerse oruç bozulur.
Bugün tıpta, serumun mesaneye, dimağa ve vücudun her yerine gittiği kesin olarak
bilinmektedir. O halde serum, dört mezhepte de orucu bozar. Sadece kaza gerekir.
(Serum veya enjeksiyonla verilen ilaç, cevfe, [yani dimağ ve mesane gibi
yerlere] gitmez) demek, çok yanlış olur, ilme ters olur.
Bütün doktorlar, damardan veya adaleden verilen ilacın, dimağ ve mesaneye
gittiğini bildiriyorlar. O halde, işin aslını bilmeyenlere kanıp da,
enjeksiyonla orucu telef etmeyelim.
[Buradaki Hanefi mezhebi ile ilgili bilgiler, Tahtâvi, Mebsut, Bedayi ve
benzeri kitaplardan, Şafiilerle ilgili bilgiler ise, Mecmû, Muğnil
muhtaç, Tuhfe, Envâr, Kummesrâ, Bâcuri, Şerh-i İbni Bâcuri gibi muteber
eserlerden alınmıştır.]
Sual: Sinüzitten muzdarip bir hasta oruçlu iken burnuna sıvı ilaç koyabilir
mi?
CEVAP
Oruç bozulur.
Sual: Oruçlu iken kulaktan iltihap akması orucu bozar mı?
CEVAP
Bozmaz. Oruçta genelde çıkan şeyler orucu bozmaz, mesela kan aldırmak orucu
bozmaz. Ama isteyerek ağız dolusu kusulursa orucu bozulur.
Oruçta genelde içeri giren şeyler bozar. Mesela enjeksiyonla kan verilenlerin
orucu bozulur.
Sual: Oruçlu iken dişleri macunlu macunsuz fırçalamak orucu bozar mı?
CEVAP
Macunsuz fırçalamakta mahzur yoktur. Macunlu fırçalamakla da oruç bozulmaz
fakat mekruh olur. Macun yutulursa oruç bozulur, kaza gerekir.
Sual: Dudağımda uçuk vardı ve ben de patlamasın diye krem sürmüştüm.
Maalesef akşama doğru uçuk patladı. Orucum bozuldu mu?
CEVAP
Bozulmadı
Sual: İftar için yiyecek bir şeyler hazırlarken parmağımı kestim. Birkaç
damla aktı. Orucum bozuldu mu?
CEVAP
Hayır kan çıkmakla, kan aldırmakla oruç bozulmuş olmaz.
Sual: Dirseğimde çıkan iltihaplanmadan dolayı dirseğimin üstünden ve
altından birer cm uzunluğunda kestiler ve iltihabın akması için bir hortum sokup
uçlarını dışarı çıkardılar. Dün yapılan muayenede bir merhemi üsten sıkıp alt
uçtan dışarı akıttılar. Niyetli olduğumdan dolayı şüpheye düştüm acaba orucum
bozuldu mu?
CEVAP
Orucunuz bozulmadı.
Sual: Yanlış dolgudan dolayı diş etim hep kanıyor. Sahurdan sonra yatıyorum,
sabah tekrar kalktığımda ağzımın içi kan dolu oluyor. Kanın birçoğu boğazımdan
geçmiş oluyor. Bazen uyku halinde değilken de fark ediyorum kan geldiğini...
Tükürürsem abdest bozulacak. Tükürmesem yani yutsam oruç bozulacak. Haliyle illa
ki yutmuşumdur kan. Benim oruçlar bozulmuş mu?
CEVAP
Kan yutmak orucu bozar. Oruçların Hanefi’ye göre bozuluyor. Onun için
Hanbeli mezhebini taklit etmelisiniz. Orucu bozan şeyler, insanın elinde
olmazsa, Hanbeli’de orucu bozmuyor.
Sual: Hastanede test için kan verirken enjektörü sokmadan önce deriye alkol
sürüyorlar ve çıkarttıktan sonra iğne deliğinin üzerine alkollü pamuk
koyuyorlar. Bunun oruca bir zararı var mıdır?
CEVAP
Hayır oruca zararı olmaz
Sual: Deriyi çizerek yapılan çiçek aşısı orucu bozar mı?
CEVAP
Bozmaz. Tentürdiyot gibidir.
Sual: Dişler arasındaki yemek kırıntısını yutmak orucu bozar mı?
CEVAP
Hayır, bozmaz.
Sual: Hanımı öpünce mezi gelirse oruç bozulur mu?
CEVAP
Bozulmaz.
Sual: Tıraş kesiğine oruçlu olduğunu unutarak kolonya sürmek orucu bozar
mı?
CEVAP
Unutulmasa da bozmaz. Unutunca yiyip içilse de bozmaz.
Sual: Sigara içilen odaya girip, uzun müddet çıkmasak oruç bozulur mu?
CEVAP
Lüzumsuz kalıyorsak bozulur, vazifemiz varsa bozulmaz.
Sual: Şevval orucunu tutuyorum. Bugün abdest alırken (burnuma su çekerken)
unutarak ve istemeyerek genzime veya boğazıma sanırım su kaçırdım. Orucum
bozuldu mu?
CEVAP
Unutarak yiyip içince veya bozulup bozulmadığını kesin bilmedikçe oruç
bozulmuş olmaz.
Sual: Ağız dolusu hastalık sebebiyle kusanın orucu bozulur mu?
CEVAP
Bozulmaz.
Sual: Hac için hastaneden kan aldılar fakat kan şırıngaya geldi dışarı
çıkmadı, sonra tekrar içeri koydular. Abdestim bozuldu mu, orucuma bir zarar
geldi mi?
CEVAP
Hem abdestiniz hem de orucunuz bozuldu. Kan çıkmakla abdestiniz, kan içeri
girmekle orucunuz bozuldu. Şırıngaya çıkmakla dışarı çıkmış oldu. Kendi kanınız
da olsa vücudunuza kan verildi.
Sual: Çatlak dudağa veya eldeki yarığa merhem, krem, kolonya sürmek orucu
bozar mı?
CEVAP
Hayır, bozmaz.
Sual: Mideye ucu dışarıda kalan alet sokulursa, oruç bozulur mu?
CEVAP
Bozulmaz.
Sual: Türkiye Takvimine göre, sahuru yanlışlıkla 10 dakika geciktirdim.
Orucum sahih oldu mu?
CEVAP
Kaza gerekir.
Sual: Deri altına tüberküloz testi yapılıyor. Orucu bozar mı?
CEVAP
Evet.
Sual: Kulaktaki pamuk, delik zardan içeri girse, orucu bozar mı?
CEVAP
Hayır.
Sual: Gırtlağa çıkan tükürüğü kusarak çıkarmak, orucu bozar mı?
CEVAP
Hayır.
Sual: Mahalli bir yazar diyor ki:
(Her yıl aynı yazılar yazılıyor ve fitil ve benzeri şeylerin orucu bozup
bozmayacağı hususunun oruçla ne ilgisi var, İslamiyet bu mu?)
CEVAP
Yazar, İslamiyet’i bilmediği gibi, nelerin orucu bozacağını da bilmiyor.
İslamiyet her yıl değişmez. Bu sene İslam’ın şartı beş denmişse, gelecek sene bu
altı olmaz. Azalmaz da, çoğalmaz da. Bu sene, (hastaya serum vermek orucu bozar)
denmişse, gelecek sene (bozmaz) denilemez. Aslında değişik yazan varsa, o tenkit
edilmelidir! Hep aynı şeyi yazan tenkit edilir mi? Şimdi mahalli yazara
soruyoruz, İslamiyet bu değilse nedir? Her yıl değişmesi mi gerekir?
Yazar, orucun ne olduğunu, orucu nelerin bozduğunu bilmiyor ki, (vücuda giren
şeylerin orucu bozup bozmayacağından bahsedilmez) diyebiliyor. Önce oruç nedir
ve neler orucu bozar, kısaca bir tarifini yapalım:
Oruç, fecrin ağarmasından, güneş batıncaya kadar, yiyip içmeyi ve orucu bozan
diğer şeyleri terk etmektir. Diğer bozan şeyler nelerdir? Yaradılışta bulunan
deliklerden içeri giren şeyler orucu bozduğu gibi, vücuttaki yaraya konulan
ilaç, sindirim yollarına sızarsa, yine oruç bozulur. İğne [enjeksiyon], serum
orucu bozar. Çünkü bunlar sindirim yoluna gider. (Tahtavi)
Hastalık için kullanılan fitiller, tabii deliklerden verilir. Ağrı kesici, ateş
düşürücü fitiller olduğu gibi, romatizma, mantar, bulantı, hemoroid ve kabızlık
önleyici fitiller de vardır. Serum yolu ile de ilaç ve gıda verilebilir. Tabii
deliklerden ilaç olmayan maddeler de girerse yine oruç bozulur. Bunları sormak
ve bunlara cevap vermekten tabii ne olabilir?
Sual: KBB mütehassısı bir doktor diyor ki:
Dinde reformcu bir grup, yeni bir kitap yazıp, âlimlerden farklı, yeni
ictihadlar yapacaklarmış. Kulağa damlatılan ilacın orucu bozmayacağı yönünde
bizden bilgi istiyorlar. Hanefi ve Şafii’ye göre, göze, kulağa ve burna
damlatılan ilaç, orucu bozar mı, bozmaz mı?
CEVAP
Fıkıh kitaplarındaki hüküm şöyle:
Hanefi’de göze damlatılan veya diş çukuruna konan ilacın tadı boğazda hissedilse
bile orucu bozmaz. Kulağa damlatılan ilaç, burna konan sıvı ilaç orucu bozar.
Şafii’de ise, göze damlatılan ilacın tadı boğazda hissedilse bile bozmaz. Fakat
kulağa konan her şey orucu bozar. Burna konan sıvı ilaç da bozar.
Hanefi’de ve Şafii’de, sağlam deriye sürülen ilaç, emilip içeriye nüfuz etse de
oruç bozulmuş olmaz. Mesela kalb hastalığında, göğüs üzerine nitroderm ihtiva
eden bir ilaç [TTN] konur. Bu deriden içeriye emilir. Sağlam deriden içeri
girdiği için Hanefi’de de, Şafii’de de orucu bozmaz.
Hadis-i şerifte (İçeri giren şeyler orucu bozar) buyuruluyor. Şafii’de,
kulak tabii menfezdir. Kulağa konan sıvı-katı her şey, mideye girmiş gibi orucu
bozar. Hanefi’de, kulağa giren katı şey ve su orucu bozmaz. Fakat yağ ve ilaç
bozar. Yağ ve ilaç emilse de, emilmese de, sindirim yoluna gitse de, gitmese de
bozar.
Göz, menfez kabul edilmediği, aynen sağlam deri hükmünde olduğu için, göze konan
ilaç, sağlam deriye sürülen ilaç gibi çeşitli kanallarla sindirim yoluna gitse
de hiçbir mezhepte orucu bozmaz. Fakat boğaza, beyne ve mesaneye açılan
yara yolu ile ilaç verilirse, Hanefi’de de, Şafii’de de oruç bozulur.
Reformcu grup ne yapmak istiyor? Kendileri müctehid olsalar bile, ictihadla
ictihadın nakzedilemeyeceğini bilmeleri gerekir. Reformcuların, (Burada
Hanefilerin kavli doğrudur. Kulağa kum koymak orucu bozmaz. Şafii’nin ictihadı
yanlıştır) demeye hakları olmaz.
Sual: Oruç hakkında mezheplerimizdeki hükümler hakkında bilgi verir
misiniz?
CEVAP
Ramazan orucuna niyetin son vakti, Hanefi’de öğleye bir saat
kalıncaya kadar, diğer üç mezhepte imsak vaktine kadardır. Üç mezhepte, Ramazan
orucu için her gece niyet gerekir, Maliki’de Ramazanın ilk gecesi bir ay
oruca niyet sahihtir.
Şafii’de, kulak tabii menfez [delik] dir. Kulağa konan sıvı katı her şey,
mideye girmiş gibi orucu bozar. Diğer üç mezhepte sadece ilaç konursa bozar.
Şafii’de idrar yolu da tabii menfezdir. Buraya pamuk konsa bile orucu bozar.
Diğer mezheplerde bozmaz.
İğne vurulmak, dört mezhepte de orucu bozar.
Dişler arasındaki yemek kırıntısını yutmak Hanefi’de orucu bozmaz, diğer
üç mezhepte bozar.
Lavman Maliki’de orucu bozmaz, diğer üç mezhepte bozar.
Unutarak yiyip içmek, üç mezhepte orucu bozmaz, Maliki’de bozar.
Ramazanda oruçlu iken yiyip içene Hanefi ve Maliki’de kefaret
gerekir, Şafii ve Hanbeli’de sadece kaza gerekir. Hanımı ile
beraber olana dört mezhepte de kefaret gerekir.
Kan aldırmak Hanbeli’de orucu bozar, diğer üç mezhepte bozmaz. Abdest
alırken, mübalağa etmeden boğaza su kaçarsa, Şafii ve Hanbeli’de
oruç bozulmaz. Hanefi ve Maliki’de bozulur.
Ramazanda karı koca beraber olursa, Şafii ve Hanbeli’de kefaret
kocanın üzerine olur, Hanefi ve Maliki’de ikisine de kefaret
gerekir.
Maliki’de oruçlu iken hanımını öpmek haram, diğer üç mezhepte haram
değildir. Ancak cünüp olmak ihtimali varken öpmek mekruhtur. Hanımı öpünce mezi
gelirse üç mezhepte oruç bozulmaz, Hanbeli’de bozar.
Şafii ve Hanbeli’de, nafile oruç veya nafile namaza başlayan,
tamamlamadan bozarsa, kazası vacip değil, Hanefi ve Maliki’de
vaciptir.
Yalnız Cuma günü oruç tutmak Hanefi ve Maliki’de caiz, Şafii
ve Hanbeli’de mekruhtur. İmam-ı Ebu Yusuf da mekruh dedi. Bu bakımdan
Hanefiler yalnız başına Cuma günü oruç tutmamalıdır.
Sadaka-i fıtır, Hanefi’de Ramazan-ı şerifte verilir. Ramazandan önce ve
bayramdan sonra da vermek caiz ise de, bayram namazından önce verilmiş olması
daha çok sevaptır. Şafii’de Ramazandan önce, Maliki’de ve
Hanbeli’de ise bayramdan önce verilemez. Hanefi’de nisaba ulaşanın
fıtra vermesi vacip, diğer üç mezhepte, bir günlük yiyeceği olanın fıtra vermesi
farzdır. Hanefi’de hanımın fıtrasını kocası vermez, diğer üç mezhepte
vermesi lazımdır.
Sual: Erkek veya bayan kadın doktoru veya ebe, Ramazanda, abdestli iken bir
kadına doğum yaptırsa, orucu, guslü veya abdesti bozulur mu?
CEVAP
Hanefi mezhebindeki kadın doktorunun veya ebenin, Ramazan-ı şerifte doğum
yaptırmakla orucu, abdesti ve guslü bozulmuş olmaz. Zaruretsiz erkek doktora
doğum yaptırmak caiz olmaz.
Sual: Oruçlu iken rahimden ültrasonla muayene olmak orucu bozar mı?
CEVAP
Alete jel gibi bir şey sürüyorlar, rahme yağ veya jel gibi bir şey girince
oruç bozulmuş olur. Eldivenle muayene etse de, eldivene bir şey sürülmüş ise
yine oruç bozulur. İçeriye az da olsa bulaşacak bir şey girerse oruç bozulur.
İkinci bir husus da kadın, muayene esnasında zevk alırsa cünüp olur ve oruç
bozulur. Zevk almazsa bozulmuş olmaz.
Sual: Tam İlmihal’de, (Bir şeyin hepsi girip çıkarsa, abdesti de, orucu
da bozar) deniyor. Erkeğin arkadan, kadının ön veya arkadan kullandığı fitil,
abdesti ve orucu bozar mı? Bir de çubuklu bir aletle hap konuyor, bu farklı mı?
CEVAP
Gündüz oruç iken, içeri tamamen giren şey, orucu bozar. Fitil de bozar.
Yarısı dışarıda kalırsa orucu bozmaz. Fitil içeri girdikten sonra, dışarı
çıkarsa abdesti bozar. Fitil içeri girip çıkmazsa, abdesti bozmaz. Çubukla konan
farklıdır. Çünkü içeri girince, çubuğa az da olsa içeriden bir yaşlık bulaşır.
Yaşlık, çubukla dışarı çıkınca abdest bozulur.
Sual: Ağızdaki kanı yutmak abdesti ve orucu bozar mı?
CEVAP
Ağzın içi, abdestin bozulmasında, iç organ sayılır. Orucun bozulmasında,
bedenin dışı sayılır. Bunun için, dişten ve ağızdaki yaradan çıkıp ağızdan
dışarı çıkmayan kan abdesti bozmaz. Ağızdan dışarı çıkınca, tükürükten çoksa
bozar. (Halebi)
Ağız bazen bedenin içi sayılır. Bunun için, oruçlu kimse, tükürüğünü yutarsa,
orucu bozulmaz. İnsanın içindeki necasetin mideden bağırsağa geçmesi gibi olur.
Ağızdaki yaradan yahut mideden ağza kan çıkması, abdesti ve orucu bozmaz. Bu
kanı tükürünce veya yutunca, tükürük kandan çok ise, yani sarı ise, yine
bozulmaz. Mideden gelen başka şeyler ağza geldiği zaman da böyle olup, abdest ve
oruç bozulmaz. Ağız dolusu, ağızdan dışarı çıkarsa, ikisi de bozulur. Ağzın içi,
bazen de, bedenin dışı gibi olur. Ağza su alınca oruç bozulmaz.
(Bahr-ür-râık, Cevhere)
Demek ki, ağızdaki kanı tükürünce orucu bozulmaz, yutunca da abdest bozulmaz.
Kan yutulursa oruç bozulur, tükürülünce de abdest bozulur.
Astım spreyi orucu bozar
Sual: Astım spreyi, kulak ve burun damlası ile dil altı hapı kullanmak,
makata veya hazneye sokulan ültrason orucu bozar mı?
CEVAP
Bunların hepsi orucu bozar ve kaza gerekir.
Astım spreyi, oksijen değildir. İçinde ilaç vardır. Orucu bozar. İlacın orucu
bozduğu bütün fıkıh kitaplarında yazılıdır.
Kulağa yağ ve ilaç damlatılması da orucu bozduğu bütün fıkıh kitaplarında
yazılıdır.
Buruna sıvı ilaç damlatılması da orucu bozar. Katı merhem sürülürse bozmaz.
Dil altı hapı ise ilaçtır, mukoza denilen yumuşak dokudan emildiği için, deri
altına iğne ile ilaç zerki gibidir. Orucu bozar.
Ültrasona, merhem gibi kaygan bir madde, yani jel sürülüyor. Vücudun içine bu
jel girince, oruç bozulmuş olur. Eldivenle muayene yapılınca da, eldivene ilaç
veya jel sürülüyorsa, böyle muayene de orucu bozar.
Teknik gelişti, mükemmel cihazlar yapıldı, tedavi şekilleri geliştirildi,
ancak insan vücudu değişmedi, ona eklenen çıkan olmadı. Oruç bir ibadettir. Bu
ibadetin fazileti ve şartları din kitaplarımızda bildirildi. Bu kıyamete kadar
geçerlidir.
Eskiden bilinmiyordu, şöyleydi böyleydi demek cahilliktir. O zamanlar vücuda
girenler çıkanlar yok muydu, yani vücuda hiçbir şey girmiyor çıkmıyor muydu?
İbadetleri zamanla değiştirmek, dini değiştirmek olur.
Tabii delikler ve oruç
Sual: Göze konan ilaç, boğaza kadar indiği halde orucu bozmuyor da, ne diye
kulağa veya burna konan ilaç orucu bozuyor?
CEVAP
Fıkıhta bir kural var:
Tabii menfezlerden [yaradılışta bulunan deliklerden] giren şeyler orucu bozar.
Bunun için tabii delik olan kulağa ilaç veya yağ konunca oruç bozuluyor. Burun
da tabii deliktir. Sıvı ilaç burna püskürtülürse orucu bozar. Tabii menfez olan
makattan da içeri giren şeyler de orucu bozar. Göz tabii delik değildir. Bunun
için göze damlatılan ilaç orucu bozmuyor.
Bazı kimseler, yukarıdaki kuralı iyi bilmedikleri için iğne olmak orucu bozmaz
sanıyorlar. İğne tabii delikten içeri girmiyor ki diyorlar. Sağlam derinin
üstünden emilen ilaçlar orucu bozmaz, ama, yaralı deriden içeri girip sindirim
yoluna ulaşan ilaçlar bozuyor. Yapılan iğne ve serumlar, sindirim yoluna
ulaştığı için dört mezhebe göre de oruç bozuluyor.
Sual: Ramazanda, bayılanı ayıltmak için ağzına su akıtılsa orucu bozulur mu?
CEVAP
Evet, boğaza su girince oruç bozulur. Kaza gerekir, kefaret gerekmez.
Sual: Açık olan yaraya merhem, kolonya, tentürdiyot, oksijenli su sürülse
oruç bozulur mu?
CEVAP
Kolonya, tentürdiyot, oksijenli su oruca kesinlikle zarar vermez.
Açık olan yaraya konulan ilaç, beyne ve hazım yoluna gittiği bilinirse, oruç
bozulur. İçeri gittiği iyi bilinmezse, imameyne göre bozmaz. İmam-ı azama göre
ilaç sıvı ise bozar. İçeri sızdığı iyi bilinmeyen ilaç katı ise, üç imama göre
de, bozmaz. (Merakıl-felah şerhi)
Sual: Oruçlu iken, ağrıyan dişlere ilaç koymak caiz; fakat dişleri
macunla fırçalamak mekruh deniyor. Bunun sebebi nedir?
CEVAP
Ağrıya ilaç koymak bir ihtiyaçtır. Çok ağrırsa, zaruret halini alır. Ağız,
oruçta vücudun dışı olduğu için ağza alınan veya dişe konan ilaç orucu bozmaz.
Bir ihtiyaçtan dolayı olduğu için mekruh da olmaz. Fakat diş, normal fırça ile
fırçalanabilir. Macunla fırçalamak zaruret değildir. Bir de, macun yutulursa,
orucun bozulma tehlikesi vardır. Orucun bozulma tehlikesi olan bir işi yapmak,
mekruh olur. Bunun gibi, cünüp olma tehlikesi varken hanımını öpmek de
mekruhtur. Oynaşırken cünüp olma ihtimali vardır. Tehlikeden uzak durmak
gerekir. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:
(Uçurumun kenarında dolaşan kimse, her an uçuruma yuvarlanabilir.)
[Buhari]
Onun için, oruçluya mekruh olan işlerden uzak durmaya çalışmalıdır.
Sual: Kan aldırmak ve iğne vurdurmak yani enjeksiyonla deriye ilaç zerk
ettirmek orucu ve abdesti bozar mı?
CEVAP
Genel kaide şöyledir:
Vücuda giren şeyler orucu bozar, vücuttan çıkan şeyler de abdesti bozar.
Bu kaidenin istisnaları da vardır.
Kan aldırmak abdesti bozar, orucu bozmaz. Vücuda enjeksiyonla ilaç girince
abdesti bozmaz, ama orucu bozar.
Abdest için istisnalar:
Vücuttan çıktığı halde ter, sümük ve balgam gibi şeyler abdesti bozmaz.
Oruç için istisnalar:
Vücuttan çıkan şeyler orucu bozmadığı halde, isteyerek ağız dolusu kusmak orucu
bozar. Vücuda giren şeyler orucu bozduğu halde, balgam yutmak orucu bozmaz.
Oksijen gazını almak, esans koklamak orucu bozmaz. Burna gelen akıntıyı yutmak
orucu bozmaz. Sağlam deriden vücuda girdiği halde, göğse konan kalb ilacı, kola
sarılan sigara yakısı orucu bozmaz. Göze konan ilaç orucu bozmaz, ama kulağa
konursa bozar.
Oruçta mezhep taklidi
Sual:
Üç sorum var:
1- Hanefi’yim, abdest alırken dikkat etmeme rağmen boğazıma su
kaçabiliyor. Orucum bozuluyor. Şafii’de bozulmuyormuş. Şafii mezhebini taklit
etsem orucum bozulmuş olmaz mı?
2- Şafii olan bir erkek arkadaşım var. İdrar yoluna pamuk konunca orucun
bozulduğunu bilmiyormuş. 16 gün pamuk koymuş. Acaba Hanefi mezhebini taklit
ederek oruçlarını kurtaramaz mı?
3- Annemin dişi hep kanıyor, ağzı kan içinde kalıyor, uyurken de ağzına
kan gitmiş olabilir. Kan yutmak orucu bozduğuna göre, sabah imsaktan sonra
uyuyor, annem oruç tutmasın mı?
CEVAP
Dinimizde dört hak mezhep vardır. Bunlar hâşâ sözde değil, fiiliyatta da
haktır. Bir mezhepte yapılması zor olan bir şeyi, diğer mezheplerden birini
taklit ederek yapmak bütün İslam âlimlerine göre caiz, hatta lazım olur.
Maalesef piyasada üç grup insan var.
Birincisi: Hem mezhepleri kabul etmezler, hem de hangi mezhebin hükmü
kolay ise ona göre hareket ederler. Mesela derisinden kan çıkınca Şafii’de
bozmaz diyerek o hükümle amel eder, kadına dokununca Şafii’de bozsa da Hanefi’de
bozmaz diyerek bir mezhebe göre hareket etmez. Buna telfîk denir, caiz değildir,
haramdır. Bu yol ifrattır.
İkincisi: Din cahili kimselerdir, üstelik dindar görünürler. İslam
âlimlerinin aksine, hak mezheplerin fiiliyatta hak olduklarını ve ihtiyaç veya
zaruret olunca başka bir hak mezhebi taklit etmenin dinde bir rahmet olduğunu
kabul edemezler. Bu yol tefrittir.
Üçüncüsü: İfrat ve tefritten uzak, orta yolu tutan kimseler, ihtiyaç
halinde, İslam âlimlerinin bildirdiği şekilde, kendi mezhebinde yapması zor olan
işlerde hak olan diğer mezhepten birini taklit ederler. Doğru yolda olanlar
bunlardır.
Şimdi suallere kısaca cevap verelim:
1- Bir mezhep ihtiyaç halinde taklit edilince, o hususta o mezhebin
mümkün olan bütün şartlarına uymak gerekir. Şafii mezhebini oruçta taklit eden,
Şafii’nin orucun farzlarına ve orucu bozanlarına da dikkat etmesi gerekir. Bu
takdirde taklidi sahih olur. Şafii mezhebi taklit edilirse, abdest alırken
dikkat etmesine rağmen elde olmadan boğaza su kaçarsa, orucu bozulmuş olmaz.
2- Şafii’de, idrar yoluna pamuk koymanın orucunu bozduğunu bilmeyen bir
Şafii, o halde oruçlarını tutsa, sonradan orucu bozduğunu öğrense, “Bu
oruçlarımı Hanefi mezhebine uygun olarak tuttum” diye niyet ederse, oruçları
sahih olur. Oruçları Hanefi mezhebinin bütün şartlarına uygun olmasa bile, başka
çare olmadığı için, yani zaruret olduğu için, Hanefi mezhebine uygun tutmuş
sayılır. Bunun gibi, diş dolgusunun Hanefi mezhebinde gusle mani olduğunu
bilmeden yıllarca namaz kılsa, sonra durumu öğrense, “Bu namazlarımı Maliki
mezhebine göre kıldım” dese, namazları sahih olur. Kıldığı namazlar Maliki
mezhebinin bütün şartlarına uygun olmasa bile, başka çare olmadığı için, yani
zaruret olduğu için, namazlarını Maliki mezhebine uygun kılmış sayılır.
3- Her mezhepte elde olmadan yapılan şeylerin orucu bozması farklıdır.
Mesela Şafii’de, mübalağa etmedikçe, abdest alırken boğaza su kaçması orucu
bozmaz. Hanefi’de ağzından veya burnundan boğazına toz, duman, sinek kaçsa,
başkalarının içtiği sigaranın dumanı gelerek, ağzına, burnuna girmesinden
sakınmak mümkün olmasa orucu bozmaz. Hanbeli mezhebinde, istemeden kan yutmak
gibi elde olmayan hususlar orucu bozmaz. Bu durumda olan kimse, Hanbeli
mezhebini taklit ederse oruçları sahih olur.
Bir aylık oruca niyet
Sual: Ramazanın başında, ramazanın sonuna kadar oruç tutacağıma niyet ettim.
Ondan sonra niyet etmeden oruçlarımı tuttum. Sonradan her gün için ayrı niyet
edilmesi gerektiğini öğrendim. Bu oruçlarımı kaza etmem mi gerekir?
CEVAP
Her gün ayrı ayrı niyet etmek gerekir. Fakat illâ dil ile söylemek gerekmez.
Mesela, sahura kalkmak niyettir. Yarın oruç tutacağım diye düşünmek niyettir.
Sahura kalkıp oruç tutmak niyetiyle yatan kimse sahura kalkamasa bile, ertesi
günü oruç tutmaya niyet ettiği için, yine oruç için niyet etmiş olur.
Buna benzer niyet olabilecek hiçbir şey yoksa, Maliki mezhebi taklit edilir.
Maliki mezhebinde, Ramazanın başında bir kere niyet etmek yetişir. (O oruçları,
Maliki mezhebine göre tuttum) derseniz, kaza etmeniz gerekmez.
Lavman orucu bozar
Sual: Hastayım, oruç tutabiliyorum. Ancak şiddetli kabızlık çekiyorum.
Gündüz oruçlu iken lavman yapılarak dışarı çıkabiliyorum. Lavman orucu bozuyor.
Kaza mı kefaret mi gerekir?
CEVAP
Sadece kaza gerekir. Böyle ihtiyaç hallerinde sıkıntımızdan kurtulmak için,
ibadetlerimizi aksatmamak için dört hak mezhepten biri caiz diyorsa, bozmaz
diyorsa o mezhep taklit edilmelidir. Mesela, Maliki mezhebinde lavman yapmak
orucu bozmaz. Hasta olduğunuza göre, Maliki’yi taklit ederek lavman yaptırır,
oruca devam edersiniz.
Niyeti unutan Şafii
Sual: Şafii mezhebindeyim. Akşam niyet etmeden yattım. Uyanınca güneşin
doğduğunu gördüm. Şafii’de imsaktan önce niyet etmek şart. Bu durumda Hanefi’yi
taklit edip oruca devam edebilir miyim?
CEVAP
Elbette taklit etmek gerekir. Sadece o gün Hanefi’ye uygun oruç tutulur.
Bugünkü orucumu Hanefi mezhebine uyarak tutuyorum denir.
Geçmiş yılların orucu
Sual: Diş dolgusu sebebiyle gusülsüz oruç tuttum. (Oruç tuttuğum yıllardaki
gusülleri Şafii’ye veya Maliki’ye göre aldım) demek gerekir mi?
CEVAP
Evet, hem tevbe gerekir, hem de böyle niyet etmeli!
Kadın ve oruç
Sual: Bir ihtiyaç halinde, oruçlu bir kadın, parmağını ön ve arkaya sokarsa
orucu bozulur mu?
CEVAP
Hanefi mezhebinde parmak kuru ise orucu bozmaz, yaş ise bozar. Şafii’de kuru
da olsa bozar. Hanbeli’de, yaş da olsa bozmaz. Böyle yapmaya mecbur kalınan
durumlarda, Hanbeli mezhebi taklit edilerek oruca devam edilir.
Guslederken içeri su kaçsa
Sual: Cünüplükten guslederken içeri su kaçsa oruç bozulur mu?
CEVAP
Su kaçarsa bozulur. Hanbeli’de ise, gusül için denize bile girse, ağzından
burnundan veya alttan içeri su girse yine oruç bozulmuş olmaz. Elde olmayan
böyle durumlarda, oruçlarımızı kurtarmak için, Hanbeli mezhebini taklit edersek,
oruçlarımız bozulmuş olmaz.
Oruçla ilgili çeşitli sual cevaplar
Sual:
Derslerimi daha iyi anlamak için, bazı günler oruç tutmasam, bayramdan sonra
kaza etsem sakıncası var mı?
CEVAP
Oruç tutmak, derslere engel olmaz. Bilakis destek olur. Mide çok doyarsa
insanın kafası o kadar çalışmaz. Aç olanın zekası keskin, anlayışı kuvvetli
olur. Bu, daha işin tıbbi yönü. Allahü teâlânın rahmeti ihsanı ise ayrı. Onu
akıl almaz.
Ders için oruç tutmamak haram olur. Ramazan günü oruç tutmak büyük nimettir. Bu
nimetten mahrum kalmamalı. Oruç tutmayı ganimet bilmeli. Bir hadis-i şerif meali
şöyledir:
(Ramazanda bir gün oruç tutmayan, onun yerine bütün yıl oruç tutsa, o bir
günkü sevaba kavuşamaz.) [Tirmizi]
Başka zaman ömür boyu oruç tutulsa Ramazanda tutulan bir orucun sevabına
kavuşulmaz. Bir hadis-i şerif meali de şöyledir:
(Allah rızası için bir gün oruç tutan kimseyi Allahü teâlâ, bu bir günlük oruç
sebebiyle Cehennem ateşinden 70 yıl uzak tutar.) [Buhari, Müslim, Tirmizi,
Nesai, İbni Mace]
Sual: Ramazanda herhangi bir şekilde orucu bozulan kimse, yiyip içebilir mi?
CEVAP
Ramazan günü, iğne olmak, kendi isteğiyle ağız dolusu kusmak gibi bir
sebeple oruç bozulursa, yolcu şehrine gelirse, kadının hayzı kesilirse, akşama
kadar oruçlu gibi, sakınmaları gerekir. Yiyip içmeleri mekruh olur.
Sual: İlmihallerde, diş arasında kalan, nohuttan küçük yemek artıklarını
yutmanın orucu bozmayacağı bildiriliyor. Peki nohuttan küçük bir pirinç
tanesini, bir buğday tanesini yutmak orucu niye bozuyor?
CEVAP
Diş arasında kalan yemek artığı dışarıdan alınmış olmuyor. Pirinç tanesi
dışarıdan alınıyor.
Oruçlu iken, pişmiş bir pirinç tanesi, nohuttan küçük olduğu halde yenirse
kefaret de gerekiyor. Pişmemiş pirinç yenirse kaza gerekiyor. Ama dinimizin
emrine göre, diş arasında kalan pişmiş pirinç tanesi [pilav] yutulursa oruç
bozulmuyor. Namaz esnasında yutarsa namaz da bozulmuyor. Ama dışarıdan bir
pirinç tanesi alıp yutsa namazı bozuluyor. Demek ki, diş arasında kalanı
yutmakla, dışarıdan alıp yutmak farklıdır.
Kıt aklımızla dini hükümleri incelemek, mukayese etmek, hikmetini anlamaya
çalışmak bir hastalıktır. Bundan çok sakınmalı. Akılla mantıkla din olsaydı,
Peygamberler gönderilmez, dini hükümler bildirilmezdi.
Sual: Abdestte su kaçınca yiyip içse kefaret mi gerekir?
CEVAP
Kaza lazımdır.
Sual: Abdest alırken hata ile boğazına su kaçan, orucu bozulduğu için yiyip
içse, kefaret mi gerekir?
CEVAP
Orucu kasten bozmadığı için, yalnız kaza gerekir.
Sual: Oruçlu olduğunu unutarak yiyen, sonra bilerek yiyip içmeye devam
ederse, kefaret gerekir mi?
CEVAP
Oruçlu olduğunu unutarak yiyip içen kimse, orucunun bozulduğunu zannederek
yiyip içmeye devam ederse kaza lazım olur, kefaret lazım olmaz. Eğer unutarak
yiyip içmenin orucu bozmadığını bildiği halde, kasten yiyip içmeye devam ederse,
hem kaza, hem de kefaret lazım olur.
Sual: Ramazanda birkaç gün oruç tutmadım. Kefaret gerekir mi?
CEVAP
Ramazanda mazeretsiz oruç tutmamak büyük günahtır. Önce tutulmayan oruçlar
için tevbe edilir. Sonra gününe gün yani kaç gün tutulmamışsa o kadar gün kaza
orucu tutulur. Bir kimse, Ramazan ayında 30 gün oruç tutamasa, tutamadığı gün
kadar kaza gerekir, kefaret gerekmez. Kefaret, oruç tutmamanın değil, niyetli
iken Ramazan orucunu mazeretsiz bozmanın cezasıdır.
Sual: Sefere çıkacağım diye orucu niyet etmedim. Güneş doğduktan sonra yiyip
içtim. Kaza mı kefaret mi gerekir?
CEVAP
Kefaret oruç tutmamanın değil, niyetli orucu kasten bozmanın cezasıdır.
Mazeretsiz oruç tutmamak haramdır ama kefareti gerektirmez. İmameyne [imam-ı Ebu
Yusuf ile imam-ı Muhammed’e] göre ise, öğleden bir saat önceye kadar niyet etme
imkanı varken kasten yiyip içtiği için kefaret gerekir. Ama öğleden sonra yiyip
içse idi, niyet etme imkanını kaçırdığı için imameyne göre de kefaret gerekmez,
sadece kaza gerekir. Fetva imameyne göre değil, imam-ı a’zama göredir. Niyetsiz
oruç ne zaman açılırsa açılsın kaza gerekir, kefaret gerekmez.
Sual: Güneş doğduktan sonra niyet eden kimse, bu orucunu öğleden önce veya
sonra bozduğunda, kaza mı kefaret mi gerekir?
CEVAP
Niyet imsak vaktinden sonra olduğu için her iki halde de kaza gerekir.
Sual: İmsak vaktinden sonra, seferden memleketine dönse, oruca niyet etse
ve bu niyetli orucunu kasten bozsa, kefaret gerekir mi?
CEVAP
Kefaret gerekmez, kaza gerekir.
Sual: Kasten orucunu bozan kimse, sonradan oruç tutmamayı mubah kılacak
bir hâl başına gelse, yine de kefaret gerekir mi?
CEVAP
Öyle bir durum vaki olursa kefaret gerekmez. Mesela kadının hayzı başlasa,
yahut oruç tutamayacak kadar hastalansa yalnız kaza gerekir. Fakat sefere çıksa,
kefaret gerekir. Çünkü sefere çıkmak semavi bir özür değildir.
Sual: Gece vardiyasında çalışıyorum. Ramazan orucuna niyet etmeyi unutup
yattım. Uyandığımda öğle ezanları okunuyordu. Artık niyet edilmez dediler. Ben
de belki bir çaresi vardır diye akşama kadar bir şey yiyip içmedim. Oruçlu gibi
durdum. Bu orucu kaza etmem gerekir mi?
CEVAP
Evet kaza etmek gerekir. Çünkü niyet farzdır. Niyetsiz oruç sahih olmaz.
Ancak böyle istisnai durumlarda, ibadeti kurtarmak için, zayıf da olsa başka
kavil veya diğer hak mezheplerde bir çaresi varsa, o taklit edilerek ibadet
kurtarılır. Bu hususta zayıf da olsa bir kavil vardır. Hanefi imamlarından
imam-ı Züfer’e göre, orucunuz sahihtir, kaza etmek gerekmez. Bu imama göre,
niyet unutulmuşsa veya herhangi bir sebeple niyet edilmemişse, o gün orucu bozan
bir şey de yapılmadıysa oruç tutulmuş olur. Yukarıdaki gibi zaruri durumlarda
imam-ı Züfer’in kavli ile amel etmek caiz olur.
Sual: Mastürbasyon kaza gerektirir deniyor. Bana göre kasten orucu bozuyor,
ben kefaret gerekir diyorum. Hangi kitapta kaza gerektiği yazılıdır?
CEVAP
Mastürbasyon için yalnız kaza lazım olduğu, Fetava-i Hindiyye, Bahrürraik
ve Dürr-ül-muhtar kitaplarında yazılıdır. Kefaret gerektirmez. Akıl
ile din olmaz. Dinde nakil şarttır.
Sual: Dayanamayıp orucunu bozana kaza mı gerekir?
CEVAP
Gerçekten dayanamamışsa, kaza gerekir.
Sual: Yemekhanede birkaç kişiyi yerken görüp, biz de dalgınlıkla vakte
dikkat etmeden vakit girdi sanıp 16:40 da iftarı açtık. Sonra takvime baktık ki
akşam 16:44 deymiş. Kasıtlı bozmadığımız için sadece kaza gerekir değil mi?
CEVAP
Evet kaza gerekir.
Sual: Oruçlu olunca abdestte ağza burna fazla su çekilmese olur mu?
CEVAP
Evet olur.
Sual: Bazı imsakiyeler, Türkiye Takvimi'nden farklıdır. Hangisine uymak
ihtiyatlı olur?
CEVAP
İhtiyata riayet etmek tedbirli ve temkinli hareket etmek elbette iyi olur.
Türkiye Takvimi'ne göre hareket edilmelidir. Yoksa oruçlar tehlikeye girer.
Türkiye Takvimi'nin hesapları yüz yıldır uygulanan hesaplardır. [Farklı
Ramazan İmsakiyeleri kısmında geniş bilgi var.]
Sual: Bazıları diyor ki, Ramazanda orucun ilk gününü tutmazsak diğerlerini
de tuttuğumuz zaman gerektiği zaman bozabilirmişiz. Böyle bir şey var mı?
CEVAP
Öyle bir şey yok. Ramazanda her gün oruç tutmak farzdır. Böyle hurafelere
inanmamak lazım. İnsan sağlık durumuna göre, ilk günler tutamaz da sonraki
günler tutabilir veya ilk günler tutar da hastalanınca diğer günler tutamaz. Bu
hallerde ne yapılacağı, nasıl yapılacağı ilmihal kitaplarında vardır. [Böyle
hurafelere inanmamak için dinimizi öğrenmemiz lazım. Dinimizi doğru öğrenmek
için de, ehli sünnet alimlerinin kıymetli eserlerinden tercüme edilerek
hazırlanan, Tam İlmihal Seadet-i Ebediyye kitabını okumayı tavsiye ederiz.
www.hakikatkitabevi.com adresinden okunabilir ve temin edilebilir.]
Sual: Oruçluyken misvak kullanmak mekruh mudur?
CEVAP
Mekruh değildir. Şafii’de öğleden sonra kullanmamak iyi olur, çünkü ağızdaki
kokuyu giderdiği için, öğleden sonra misvaklanmayı mekruh sayarlar. (Oruçlunun
ağız kokusu Allah için sevimlidir. Öyle ise Allahü teâlâya sevimli gelen bir
şeyi biz niye yok edelim) derler.
Sual: Ramazanda şeytani rüya görülür mü?
CEVAP
Görülmez. Nefsani rüya görülür
Sual: Ramazanda şeytanların azgınları mı bağlanır?
CEVAP
Hayır hepsi bağlanır.
Sual: Şeker bayramı demek caiz mi?
CEVAP
Bayram namazından önce hurma, şeker gibi herhangi bir tatlı yemek müstehap
olduğu için caizdir.
Sual: Ramazan ayı, niçin bazen 29, bazen 30 gün oluyor?
CEVAP
Ramazan-ı şerif kameri aylardandır. Kameri aylar 29 veya 30 gün olur.
Kur’an-ı kerimde, Ramazan ayında oruç tutmanın farz olduğu bildirilmektedir.
(Bekara 183-185) Ramazan ayı otuz çekerse 30, yirmidokuz çekerse 29 gün oruç
tutmak farzdır. Bütün farz ibadetler Allahü teâlânın emridir.
Sual: Şabanın son günü, Ramazan ise farz olur, değilse nafile olur diyerek
oruç tutmak uygun mu?
CEVAP
Bu niyetle tutmak mekruh olur. Böyle niyet etmeden, Şabanın son günü nafile
oruç tutmak mekruh olmaz. Bir hadis-i şerifte de buyuruluyor ki: (Ramazanı
bir-iki gün önce oruç tutmakla karşılamayınız! Devamlı oruç tutan, bu orucu
tutabilir.) [Müslim]
Ramazan orucunu karşılamak gerektiğini sanıp veya Ramazan diye Şabanın son günü
oruç tutmak mekruhtur. Hıristiyanlara benzememek için, Şabanın son günü oruç
tutmanın mekruh olduğunu bildiren âlimler de vardır.
Sual: Oruç tutmayan işçiye, Ramazanda yemek verilir mi?
CEVAP
Yemek verilmez, yemek parası verilebilir.
Sual: Yazın kazaya kalmış oruçları, kışın kaza etmek caiz mi?
CEVAP
Caizdir.
Sual: Hacda şükür kurbanı yerine ceza olarak oruç tutmak caiz mi?
CEVAP
Caiz olmaz. Ancak israfı önlemek için caizdir.
Sual: İmsaktan sonra kazaya niyet edenin orucu nafile mi olur?
CEVAP
Evet.
Sual: Seferdeki kimseye, evine gelince tutmadığı oruçları kaza etmek farz
mı?
CEVAP
Evet.
Sual: Ramazanın son günü, bugün bayram diyenlere aldanıp, orucunu bozana,
kaza mı lazım olur?
CEVAP
Kaza lazım olur.
Sual: Erzurumlu, yazın orucu, Adana’da tutsa, daha sevap mı?
CEVAP
Hayır. Sıkıntı kendiliğinden gelirse sevap olur.
Sual: (Başkası yerine oruç tutulmaz) hadisi hangi kitapta var?
CEVAP
Tahtavi haşiyesinin 238. sayfasında var.
Sual: Kaza orucunu davette bozmak caiz mi?
CEVAP
Hayır.
Sual: Söylentilere inanıp, Ramazan diye, Şabanın 29’unda oruca niyet ettim.
Doğrusunu öğrenince bozdum. Kaza gerekir mi?
CEVAP
Gerekmez.
Sual: Bir kimse akşam namazından önce uyusa veya bayılsa öbür gün öğleyin
uyansa hemen oruca niyet edebilir mi?
CEVAP
Niyet edemez. Öğleden bir saat önce uyansaydı edebilirdi.
Sual: Ailemden uzakta başka şehirde talebeyim. Annem telefonda, sahura
kalkabiliyor musun dedi, evet kalkıyorum dedim halbuki kalkamadığım çok oldu. Aç
olarak oruç tuttuğumu bilip üzülmesin diye böyle söyledim bu yalan caiz olur mu?
CEVAP
Burada yalan caizdir.
Sual: 3 senelik oruç borcum var. Bunu 30’ar gün olarak peş peşe mi tutmam
lazım?
CEVAP
Fırsat buldukça birer ikişer veya üçer beşer tutarsınız, yani 30 gün birden
tutmak gerekmez. 90 gün oluncaya kadar böyle devam edersiniz.
Sual: Kaza orucum yoktur. Fakat bazı oruçlarım bozulmuş, kabul olmamış
diye, oruç tutarken kazaya niyet edilse, mahzuru olur mu? Kaza orucum yoksa,
bunlar nafile olur mu?
CEVAP
Kazası olmayanın da kaza namazı kılmasında, kaza orucu tutmasında mahzur
yoktur. Kazası yoksa nafile olur.
Sual: Oruca hesapla başlanılan yerlerde, yanlışlık olma ihtimali olacağı
için, bayramdan sonra kaza orucu tutmak gerekir mi?
CEVAP
İki gün kaza orucu tutmak gerekir. Çünkü büyük İslam âlimi seyyid Abdülhakim
Arvasi hazretleri, (Böyle yerlerde bulunan müslümanların bayramdan sonra,
dilediği zaman, kaza niyeti ile, iki gün daha oruç tutmaları lazımdır) buyurdu.
Sual: Bu sene yılbaşı Ramazana geldi. Bu ayda kumar oynamak, içki içmek daha
kötü değil midir?
CEVAP
Kumar oynamak, içki içmek her zaman haramdır. Fakat mübarek yerlerde ve
mübarek günlerde bu haramları işlemek elbette daha büyük günah olur.
Yılbaşı ile Noel birbirinden farklı ise de, 21 veya 25 Aralıktaki Noel
kutlamalarının devamı sayılabileceğinden, yılbaşı gecesi Hıristiyanlar gibi
eğlenmek caiz olmaz. Yalnız Hıristiyanların değil, Yahudilerin ve bütün bâtıl
dinlerin ibadetlerini yapmak, onlara benzemek olur. Kâfirlerin yaptıkları
ibadetler ve çirkin işleri hariç, mubah olan âdetlerini yapmakta mahzur yoktur.
Yani onlara benzemiş olunmaz. (Redd-ül Muhtar)
Müslüman her gece neleri yapıyorsa, bu gece de onları yapmalıdır!
Sual: Bayramın ikinci günü oruç tutmak caiz mi?
CEVAP
Ramazan bayramının ikinci günü oruç tutmak caizdir.
Sual: Kaza orucuna niyet eden bir kimse, cünüp iken, imsak vaktinden
sonra kalkıp banyo yapsa orucu yine de tutabilir mi?
CEVAP
Tutabilir. Hatta namaz kılmayan kimse akşama kadar da cünüp dursa orucu yine
sahih olur. Fakat namaz kılmadığı için ve cünüp durduğu için büyük günah olur.
Yani cünüp oruç tutmakla, oruç bozulmuş olmaz.
Sual: Fecirle imsak vakti aynı şey mi?
CEVAP
Fecir, sabah namazı vaktidir. İmsak, oruçken yiyip içmeyi kesme zamanıdır.
Sual: Kazaya kalmış Ramazan orucunu bilerek bozan bir kimse kaç gün oruç
tutması lazım?
CEVAP
Kaza orucunu bozunca bir gün tutar.
Sual: Ölü veya diri için namaz kılmak, oruç tutmak ve ona bu sevabı
yollamak olur mu?
CEVAP
Namazın orucun sevabı ona gönderilir. Bizzat onun için namaz kılınamaz, oruç
tutulamaz. Gönderilen sevap da, onun kılmadığı namaz, tutmadığı oruç yerine
geçmez.
Sual: Orucun sahih olması için, sahura kalkma mecburiyeti var mı?
CEVAP
Hangi oruç olursa olsun sahura kalkma mecburiyeti yoktur. Kalkmak sünnettir.
Kalkılırsa sevap olur.
Sual: Yeni namaza başladım. Oruç da tam olarak bu Ramazan tutacağım.
Ancak namaz ve oruç kazalarımı nasıl hesaplayacağım, tam bilmiyorum.
CEVAP
Zannı galibe göre hesaplarsınız.
Sual: El, yüz vücut losyon veya kremlerinde alkol olduğu ve namaz
kıldığımız için bu kremleri kullanmamamız gerektiği, oruçluyken de necis olduğu
doğru mu?
CEVAP
Hayır o karışım alkoller affedilmiştir.
Sual: Orucun haram olduğu aylar ve günleri yazar mısınız?
CEVAP
Oruç tutmak sadece bayram günleri haramdır. Senede beş gün. Yani dört gün
Kurban bayramı, bir gün de Ramazan bayramı. Diğer günler oruç tutulabilir.
Sual: Kaza orucuna yalnız olarak nasıl niyet etmeli ve hangi zamanlar
arasında niyet etmeli?
CEVAP
İlk kazaya kalan Ramazan orucuna demeli. Akşamdan imsak vaktine kadar niyet
etmeli.
Sual: Nezri muayyen, nezri mutlak oruçlar nedir?
CEVAP
Vacip oruçlar, muayyen olur. Belli gün oruç adamak böyledir. Mesela
pazartesi günü oruç tutmayı adamak, nezri muayyen oruç olur.
Gayr-i muayyen oruçlar: Herhangi bir gün oruç adamak. Mesela (Allah rızası için
üç gün oruç tutacağım) demek böyledir.
Sual: İki sene adak orucu yerine yemin kefareti vermek caiz mi?
CEVAP
Hayır.
Sual: Bir ay oruç tutmayı adayan, 30 gün peş peşe mi tutar?
CEVAP
Hayır.
Sual: Ebem, bir yıl oruç tutacağım diye adakta bulundu. Tutmadan öldü. Ne
lazım?
CEVAP
Bu adak için bir senelik oruç kefareti yapılır.
Sual: 3 gün üst üste oruç tutmayı adamıştım, fakat üçüncü gün, (orucu bozan
fakat kefaret gerektirmeyen bir durum neticesinde) orucum bozuldu. Nasıl hareket
etmem lazım?
CEVAP
Adak orucunu kasten bozsanız kefaret gerekmez. Yeniden üç gün oruç tutarsınız.
Sual: (İşim olursa iki sene oruç tutacağım) dedim. Fakat Allah rızası
için demediğim için oruç tutmam lazım mı?
CEVAP
Evet. Çünkü oruç zaten Allah rızası için tutulur.
Sual: (Şu işi yaparsam bir gün oruç tutacağım) diye söylendiğinde, bu
şeyi her yaptığımız sefer için bir gün oruç mu tutmalıyız, yoksa birkaç sefer
sözümüzden çıktığımızda da 1 gün oruç tutmak yeterli mi?
CEVAP
Bir gün oruç tutmanız yeter.
Sual: Amerika’dan yola çıkıyorum. Gece yolculuğu yapacağım. Sahur vaktinde
uçakta olacağım, hangi ülkeye göre imsak vaktini esas alacağım. Evim
Hollanda’da. Eve dönünce Hollanda'nın iftar vaktini mi esas alacağım?
CEVAP
Çıktığınız ülkenin yani Amerika’nın imsak vakti esas alınır. Gittiğiniz
yerin de iftar vakti esas alınır. Yani Hollanda’nın. Güneş batmadan iftar
edilmez.
Sual: Biz iki kardeşiz, annem bize hamileyken oruçlarını tutamamış. O
zamanki Ramazan imsakiyelerini saklayıp daha sonra (yıllar sonra) o imsakiyelere
bakarak sırayla tutmuş. Niyet ederken bunlara göre niyet etmiş. Bunları tekrar
tutması gerekiyor mu?
CEVAP
Çok iyi olmuş. Tekrar tutması gerekmez. Fakat imsakiye saklamasa da ilk kazaya
kalan diyerek de tutabilirdi. Namazları da öyle kaza etmek gerekir. İlk kılınan
kılınınca ondan sonraki ilk olur.
Sual: İftar açarken ezan okunması şart mı?
CEVAP
Hayır değildir. Vaktin girmesi şarttır. Vakit girince, ezan okunmasa da
iftar edilir.
Sual: Bazı kimseler, her çeşit gıdayı yiyorlar, fakat et, süt gibi hayvani
gıdalar yemeyip kırk gün perhiz yapıyorlar. Buna da oruç diyorlar. Müslümanlıkta
böyle bir oruç var mıdır?
CEVAP
Müslümanlıkta böyle bir oruç yoktur. Hıristiyanlıkta böyle perhizler vardır.
Demek ki onlar, Hıristiyanların ibadetlerini yapıyorlar. Gayrı müslimlerin
ibadetlerini yapanlar veya yapmadığı halde beğenenler kâfir olur. (Berika)
Sual: Üç ayları tutuyorum. Arkadaşlardan bilmeden davet edenler oluyor.
Orucu bozmam caiz midir?
CEVAP
Üç aylardan Receb ve Şabanda tutulan oruçlar nafiledir. Nafile oruç tutarken
uygun bir davete gidilince orucu bozmak caizdir. Bir mümin arkadaşı sevindirmek,
onu üzmemek için davetine gidilir. Davete gidip de orucunu bozmayan bir kimseye
Peygamber efendimiz buyurdu ki:
(Arkadaşın senin için bu kadar külfete girdiği halde, sen hâlâ "oruçluyum"
diye ısrar ediyorsun. Şimdi ye, sonra yerine bir gün tutarsın.) [Dare Kutni]
Davete gidilince, Ramazan, kaza ve kefaret oruçları bozulmaz. Sadece nafile
oruçlar bozulabilir. (Mevkufat)
Sual: Kaza borcum var. Üç aylarda tutabilir miyim?
CEVAP
Kaza ve nafile oruçları Receb ve Şaban ve diğer aylarda tutmakta mahzur
yoktur. Fakat kaza oruçlarını, mazeretsiz geciktirmemek iyi olur! Bu aylarda
kaza orucu tutan, bu aylarda nafileye verilecek sevaplara da kavuşur.
(Nevadir-i fıkhiyye)
Receb ve Şaban aylarında kaza orucu veya nafile oruç, her gün veya aralıklı
olarak da tutulur. Tek başına Cuma veya Cumartesi günü oruç tutmamalıdır!
Perşembe ile Cuma veya Cuma ile Cumartesi birlikte tutulursa mahzuru olmaz.
Receb veya Şabanda oruç tutarken, kazanız varsa, (İlk kazaya kalan Ramazan
orucumu tutmaya) diye niyet edersiniz. Kazanız yoksa, kaza orucu tutmak yine
caizdir.
Sual: 12-14 yaşlarında çocuklarım var. Namaz kılıp oruç tutmaları farz
mıdır?
CEVAP
Büluğa erince kız ve erkek çocuğa, namaz, oruç farz olur. Ay hâlinde
tutamadığı oruçları, bayramdan sonra kaza eder. Ay hâli sebebiyle kılamadığı
namazları kaza etmez. Hazret-i Âişe validemizin naklettiği hadis-i şerifte,
hayzlı iken tutulamayan orucu kaza etmek gerektiği, kılınmayan namazları kaza
etmek gerekmediği bildirilmiştir. (Buhari)
Hazret-i Havva validemiz, Ramazan ayında hayz olunca, Allahü teâlâ, namaz
kılmamasını ve oruç tutmamasını, hayzlı iken kılamadığı namazları kaza
etmemesini, fakat orucu kaza etmesini emretmiştir. (Mevkufat)
Sual: Kış günleri kısa olduğu için nafile veya kaza orucu tutmam uygun olur
mu?
CEVAP
Evet. Kolaylıklardan istifade etmek iyidir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Kışın oruç tutmak, meşakkatsiz elde edilen bir ganimettir.) [Tirmizi]
(Kış mevsimi, müminin baharıdır. Gündüzleri kısadır, oruç tutar, geceleri
uzundur, o vakitleri ibadet eder.) [Gunye]
Sual: Maliki’yi taklit eden kadının hayzı 15 gündür. 15 gün oruç tutmayıp
sonra mı kaza eder?
CEVAP
Oruçta taklit edilmediği için, Hanefi’deki hayz müddeti geçtikten sonra oruç
tutulur.
Sual: Ramazanda oruçlu iken hanımını öpmenin bir mahzuru olur mu?
CEVAP
Veda öpüşü gibi bir öpüş caizdir, şehvetle öpmek ise caiz değildir. Cünüp
olmak şüphesi varken öpmek mekruhtur. Öperken cünüp olursa oruç bozulur ve kaza
gerekir. Maliki mezhebinde oruçlu iken hanımını öpmek haramdır.
Sual: Gündüz öğleyin yatarken ihtilam olup, herhangi bir sebeple
gusledemeyen kimsenin orucu sahih olur mu?
CEVAP
Zaruretsiz cünüp durmak haramdır. Namazını da kılamadığı için ayrıca büyük
günaha girer. Su bulma imkanı olamayan teyemmüm eder yine cünüp durmaz. Teyemmüm
edileceğini de bilmeyen kimsenin orucu sahih olur. Çünkü cünüp durmak dört
mezhepte de, oruca mani değildir.
Sual: Sadece Cuma günü oruç tutmakta mahzur var mıdır?
CEVAP
İmam-ı Ebu Yusuf’a göre mekruhtur. İmam-ı a'zama göre mekruh değildir. Bir
ibadet için mekruh ve sünnet diyen olunca, bütün müctehid âlimlere uyabilmek
için, o işi yapmamak gerekir. Yani Cuma günü bir ihtiyaç olmadan oruç tutmamalı.
Perşembe-Cuma veya Cuma-Cumartesi olarak tutmak iyi olur.
Sual: Bir mazeretle oruç tutamayan kimse, mukabele okuyamaz, teravihe
gidemez mi?
CEVAP
Oruç, namaz ve mukabele birbirine bağlı ibadetler değil. Bir mazeretle oruç
tutamayan Kur’an-ı kerim de okur, mukabele de dinler, namazını kılar, teravihini
kılar.
Sual: Trafik kazasında, birinin ölümüne sebep olana, kanuni cezadan başka
da, ayrıca bir kefaret gerekir mi?
CEVAP
Evet. Bugün için, 60 gün oruç tutması gerekir.
Sual: Bir fakir, aldığı oruç fidyelerini başka fakire verebilir mi?
CEVAP
Evet verebilir.
Sual: Nafile namaz kılarken veya nafile oruç tutarken bir mazeretle veya
mazeretsiz namazını veya orucunu bozan kimsenin, bunları kaza etmesi gerekir mi?
CEVAP
Bozulan nafile namazları tekrar kılmak, bozulan nafile oruçları da tekrar
tutmak vacibdir. Çünkü, nafileye başlanınca, bunu tamamlamak vacib olur.
(Uyun-ül-besair)
Şaban’ın son günü oruç
Sual: Şaban ayının son günü oruç tutmak, uygun mudur?
CEVAP
Şaban ayının son gününe, yevm-i şek denir; şüpheli gün demektir. Bu günde oruç
tutmanın, mekruh, caiz ve caiz olmayan durumları vardır. Bugün tutulan oruç, üç
türlü olur:
1- Ramazan orucuna veya (ramazan ise ramazan orucuna, ramazan değilse,
nafileye) diye niyet ederek tutulan oruçtur. Bu niyetle oruç tutmak, mekruhtur.
2- Nafile oruca veya kaza orucuna niyet ederek oruç tutmak caizdir,
mekruh değildir.
3- (Ramazansa, ramazan orucuna; değilse, niyet etmiyorum) diye tutulan
oruç, hiç caiz değildir.
Sual: Ramazan orucunu tutarken, aynı zamanda adak ve kaza orucuna da
niyet edilebilir mi?
CEVAP
Hayır, sadece Ramazan orucuna diye niyet edilir. Bunun gibi, vaktin farzını
mesela öğle namazının farzını kılarken, sünnetine diye de niyet edilmez. Ama
sünnet kılarken, ilk kazaya kalmış öğlenin veya başka bir vaktin farzına diye
niyet edilir. Bunun gibi, mübarek günlerde nafile oruç tutarken ilk kazaya
kalmış ramazan orucuna da niyet edilebilir. Vaktin namazı ile kazaya kalan namaz
farklı olduğu gibi, ramazan orucu ile kazası da farklıdır. Nafile oruç tutarken,
hem nafileye hem de ilk kazaya kalan Ramazan orucuna niyet edilebilir.
Sual: Halk arasında, oruç borcu olan kız, borçlarını ödemeden evlenemez
diye bir inanç var. Doğru mu?
CEVAP
Hayır, doğru değildir. Evlenince kocasından izinsiz nafile oruç tutmak uygun
olmadığı için, belki oruç borcu ile kocasının evine gitmemeli denmiş olabilir.
Sual: Ramazan ayında tutamadığımız oruçları, istediğimiz zaman kaza
edebilir miyiz?
CEVAP
Evet, her zaman kaza edilebilir ise de, fırsat buldukça bir an önce kaza
etmek iyi olur. Şafii’de ise, gelecek Ramazana kadar kaza edilmezse, hem oruç
tutmak, hem de fidye vermek gerekir.
Sual: Unutup yiyip içene, oruçlu olduğunu hatırlatmak gerekir mi?
CEVAP
Eğer oruç yiyen kuvvetliyse söylemek gerekir, söylememek mekruh olur.
Zayıfsa, söylememek gerekir. Allahü teâlâ ona unutturup, oruç yedirmiş olabilir.
Bir hadis-i şerif meali şöyledir:
(Oruçlu bir kimse unutarak yiyip içerse, bu, Allahü teâlânın ona gönderdiği
bir rızıktır, bu orucu kaza etmek gerekmez.) [Dare Kutni]
Sual: Hiç oruç kazası olmayan kimse, kaza orucu tutabilir mi? Mübarek
günlerde tuttuğu oruçları kazaya da niyet edebilir mi?
CEVAP
Ramazan-ı şerif ayı dışında, Pazartesi, Perşembe günlerinde, her ayın 13, 14
ve 15’inde veya ay başlarında yahut diğer mübarek günlerde her zaman nafile oruç
tutarken kazaya da niyet etmek iyi olur. Eğer sahih olmamış oruçlarımız varsa,
hem bu oruçlar kaza edilmiş olur, hem de, bildirilen mübarek günlerde nafile
oruç tutulmuş olur.
Teravih namazı
Sual:
Peygamberimiz teravihi 8 ve 12 rekat kılmıştır. 20 rekat nereden çıkarılıyor ki?
CEVAP
Peygamber efendimiz, teravihi, 8, 12 ve 20 rekat olarak da kılmıştır. İbni
Abbas hazretleri bildiriyor ki, Resulullah, yatsıdan sonra, vitirden önce, 20
rekat namaz kıldıktan sonra, (Ramazanda 20 rekat teravih namazı kılanın,
yirmi bin günahı affolur) buyurdu. (İbni Ebi Şeybe)
Teravihin yirmi rekat oluşu ve cemaatle kılınması hadis-i şerifle
bildirilmiştir. Sünnet olduğu icma ile sabittir. (Merakıl-felah şerhi)
Sual: Peygamberimiz teravihi 20 rekat olarak niye her zaman kılmamıştır?
CEVAP
Peygamber efendimiz, 3-4 gün teravihi cemaatle kıldırdı, daha sonra evden
çıkmadı. Sebebi sorulunca, (Teravih namazının size farz olacağından korktuğum
için evden çıkmadım) buyurdu. (Buhari)
Sual: Teravihin 20 rekat olduğuna inanmayan kâfir olur mu?
CEVAP
Hayır kâfir olmaz. Fakat Teravihin yirmi rekat olduğuna inanmayanın sapık
olduğu (Nur-ül-izah) şerhinde de yazılıdır.
Sual: Peygamberimiz teravihi 8 rekat kılmış, Hazret-i Ömer kendiliğinden
20 ye çıkarmıştır. Onun sözü ile sünnet meydana gelir mi hiç?
CEVAP
İmam-ı a’zam hazretleri, (Teravih namazı sünnet-i müekkededir. Hazret-i
Ömer, teravihin 20 rekat olarak cemaatle kılınmasını kendiliğinden ortaya
çıkarmadı. O, elindeki sağlam esasa, yani Resulullahın sünnetine dayanarak
emretti) buyuruyor. (El-İhtiyar)
Peygamber efendimiz, teravihi hiç kılmasa bile hulefa-i raşidinin kılması,
sünnet olması için kâfidir. Hadis-i şerifte, (Sünnetime ve hulefa-i raşidinin
sünnetine sımsıkı sarılın!) buyuruldu. (Buhari)
Sual: Teravihi camide kılmak şart mıdır, herkes evinde kılamaz mı?
CEVAP
Teravihin cemaatle kılınması sünnet-i kifayedir. Yani bir mahallede cemaatle
kılınınca, diğerleri evde kılsa, sünnet ifa edilmiş olur. (Nimet-i İslam)
Erkeklerin camide cemaatle namaz kılmalarının, evde kıldıkları namazdan 27
derece daha fazla sevap olduğu, kadınların ise, evde namaz kılmalarının, camide
namaz kılmalarından daha çok sevap olduğu hadis-i şeriflerle bildirilmiştir.
Sual: Teravihe kadınların gitmesinde mahzur var mıdır?
CEVAP
Kadınlar, zaruretsiz camiye gidemez. Çünkü Redd-ül Muhtar’da
buyuruluyor ki:
(Genç ve yaşlı kadınların beş vakit namaza, Cuma ve bayram namazları için, vaaz
dinlemek için camiye gitmeleri caiz değildir. Eskiden, yalnız çok yaşlı
kadınların, akşam ve yatsı namazına gitmesine izin verilmiş idi ise de, şimdi
bunların da gitmesi caiz değildir.) [İmamlık bahsi] [Bu hüküm, adı geçen kitabın
Türkçe tercümesinin c.2, s.420 dedir.]
Sual: Teravihi on rekatta bir selam vererek kılmak caiz midir?
CEVAP
Teravih namazı iki veya dört rekatta bir selam vererek kılınır. Fakat iki
rekatta bir selam vermek daha iyidir. Teravih namazını on rekatta bir selam
vererek iki selamla bitirmek caiz, fakat mekruhtur. Şafii’de ise hiç sahih
olmaz.
Sual: Teravih namazının vakti ne zamandır?
CEVAP
Teravih, vitirden önce kılınır. Vitirden sonra da kılmak caizdir.
Sual: Teravihi kılamazsak kazası gerekir mi?
CEVAP
Kılınamayan teravih namazının kazası gerekmez.
Sual: Yatsıyı cemaatle kılan, teravihi yalnız, vitri de cemaatle
kılabilir mi?
CEVAP
Yatsıyı cemaatle kılan, teravihi yalnız, vitri de cemaatle kılabilir. Hatta
teravihi kılmasa da, farzı kılmış olduğu imama uyarak vitri kılabilir.
Sual: İmamla birlikte yatsının farzı kılınsa, sonra imam gitse, cemaatten
biri imam olup teravihi ve vitri kıldırsa sahih olur mu?
CEVAP
Evet sahih olur.
Sual: Birkaç kişi camiye girince, yatsının farzının kılınmış olduğunu
görseler, biri imam olup yatsının farzını kıldırsa ve teravih kıldıran imama
uysalar vitri de bu imamla kılsalar sahih olur mu?
CEVAP
Evet sahih olur.
Sual: Farzı cemaatle beraber kılıp, ancak teravihi cemaatle kılmayınca, o
günkü vitri de cemaatle kılmak caiz midir?
CEVAP
Evet. Yatsıyı cemaatle kılan, teravihi yalnız, vitri de cemaatle kılsa mahzuru
olmaz. Hatta teravihi kılmasa da, farzı kılmış olduğu imama uyarak vitri
kılabilir. İmamla birlikte yatsının farzı kılınsa, sonra imam gitse, cemaatten
biri imam olup teravihi ve vitri kıldırsa yine sahih olur. Ramazanda vitri de
cemaatle kılmak sünnettir.
Sual: Bir özrü sebebiyle camiye gidemeyen kimse, teravihi evde hanımı,
annesi ve kızı ile de cemaat yapıp kılabilir mi?
CEVAP
Evet kılabilir.
Sual: Bazı imamlar tadil-i erkana riayet etmeyerek teravihi hızlı
kıldırıyor. Böyle kıldırmaları sahih oluyor mu?
CEVAP
Hanefi’de tadil-i erkan vaciptir. Vaciplerinden biri kasten terk edilerek
kılınan namazı tekrar kılmak vaciptir. Şafii’de ise farzdır. Farz terk edilince
namaz hiç sahih olmaz. Teravih de olsa, sahih olmayacak kadar hızlı kılmak caiz
olmaz.
Sual: Yatsı namazını kıldıktan sonra vitri kılıp, gece sahura kalkınca da
teravihi kılmak caiz mi? Yani herhangi bir sebeple vitri teravihten önce
kılmakta mahzur var mı?
CEVAP
Teravih, vitirden önce kılınır. Vitirden sonra da kılmak caizdir.
Sual: Teravihte her dört rekat kılındıktan sonra neler okunur?
CEVAP
Dört rekat kılacak kadar oturulup, salevat-ı şerife veya tesbih veya Kur'an
okumak sünnettir. İki rekat arasında oturulmaz. Bazı yerlerde “sallû alâ
Muhammed” deniyor. Bu ifade, (Muhammed aleyhisselama salevat getirin)
demektir. Böyle söylemeyip, (Allahümme salli alâ Muhammed) demeli Elbette daha
uzun olanlarını söylemek daha iyidir.
Sual: Teravihte koro halinde okunan salevat-ı şerifler caiz mi?
CEVAP
Evet.
Sual: Şafii mezhebindeyim. Bizim mezhebimize göre, kazası olan kimsenin
vaktin sünnetlerini, teravih ve vitir gibi sünnet namazları kılması haram
oluyor. Hanefiler teravih kılarken, biz imama uyup kaza kılabilir miyiz?
CEVAP
Şafii mezhebinde sünnet kılana da uyup kaza kılmak mümkündür. İmam dört
rekatta bir selam veriyorsa, ilk kazaya kalmış öğle veya ikindi veya yatsının
farzına niyet edip kaza kılmak mümkündür. İmam iki rekatta bir selam veriyorsa,
hep sabah namazının farzını kaza etmesi daha kolay olur. Hanefi’de ise kaza
kılan, teravih kıldıran imama uyamaz.
Sual: Kadın imamın, kadınlara teravih kıldırması sahih midir?
CEVAP
Kadının kadınlara imam olması tahrimen mekruhtur. Tahrimen mekruh, harama
yakın demektir. Mekruh olan namaz sahih olursa da kabul olmaz, yani sevap
verilmez. (Redd-ül Muhtar)
Şafii’de kadının kadına imam olması caizdir. Maliki’de ise sahih değildir.
(Tenvir, Mizan)
Sual: Teravih namazını kılarken mesbuk olunur mu? Dört rekatta bir selam
verilirken, ikinci dört rekatın dördüncü rekatına yetişen teravihi nasıl
tamamlar?
CEVAP
Teravih kılarken mesbuk olunur. Dördüncü rekatına yetişirse, hemen
durmamalı, imamın bitirmesini beklemelidir. Baştan başlamalıdır. Dördüncü
rekatına yetişince kalkıp üç rekat daha kılması gerekir. Sonra, ikinci dört
rekata da yetişemez, hep böyle gider. Yani teravih bitene kadar hep mesbuk olur.
Eğer ilk dörde hiç uymazsa, mesbuk olmaz, kalan dört rekatı vitirden sonra
kılar.
Sual: Teravihte (4 rekatta selam verirken) namaz surelerini sırayla
okurken, Kuleuzülerden sonra Elemtera ve Liilafi okunur mu?
CEVAP
Okumamalı.
Sual: Ramazanda cemaatle teravih kılan kimse kazaya kalmış namazlarına niyet
etse caiz olur mu?
CEVAP
Caiz olmaz.
Sual: Ramazanda Şafii imam, Hanefilere teravih ve vitir kıldırabilir mi?
CEVAP
Evet kıldırabilir. Şafii’de teravih namazında iki rekatta bir selam verilir.
Hanefi’de ise, iki rekatta bir selam vermek daha efdaldir. Bu bakımdan teravih
kılarken Şafii imama uymakta hiçbir mahzur yoktur.
Sual: Vitir kılarken iki rekatta bir selam veren Şafii imama uymak caiz
midir?
CEVAP
Şafiilerin üç rekat kılıp selam vermeleri de caizdir. Şafii imam, iki
rekatın sonunda selam verirse, Hanefiler uyamaz. Fakat aynen Hanefi gibi üç
kılarsa, Hanefilerin ona uymalarında mahzur yoktur. (T. Kulub, Redd-ül
Muhtar)
Sual: Yatsının farzını cemaatle kılan beş on kişinin, başka bir mescide
gidip, teravih kıldıran imama uyması caiz mi?
CEVAP
Evet.
Sual: Teravih namazını belirli rekatta kılmak şart mı? Mesela 20 rekat
süresince bazen 4 rekat bazen de 2 rekat kılıp selam verme durumu olur mu?
CEVAP
Evet bazen dört ve bazen iki rekatta bir selam vermek de caizdir.
Sual: Kaza borcu olan kimsenin cemaatle kılınan teravih namazında teravih
namazına mı yoksa kazaya kalan namazlarına mı niyet etmesi gerekir?
CEVAP
Cemaatle kılınan teravih namazında kazaya niyet edilmez. Cemaatle sadece
aynı namazlar kaza edilir. Herkesin kazası ayrıdır.
Sual: Mescide geldiğinde teravih namazı kılınıyorsa o kimse yatsının ilk
sünnetini ve yatsının farzını kıldıktan sonra mı teravih için cemaate uyması
gerekir? Yoksa hemen mi cemaate uyması gerekir? Cemaate uyduğunda eksik kalan
rekatları nasıl tamamlamalı?
CEVAP
Yatsının farzını bir kenarda kılar. Sonra cemaate uyar. Yetiştiremediklerini
vitirden sonra kendi başına kılar.
Sual: Farz borcumuz olduğu için teravih yerine kaza namazı kılınca, teravih
de kılınmış olur mu?
CEVAP
Gece bir günlük kaza kılınınca teravih de kılınmış olur, ama kaza kılarken
teravihe de niyet edilirse niyet sevabına da kavuşulmuş olur.
Sual: Kazaya da niyet ederek teravih namazını evde birkaç kişi ile cemaatle
kılmak caiz mi?
CEVAP
Kaza namazı, aynı namazlar olmadığı için cemaatle kılınmaz. Hepsi aynı
kazayı yapsa olur.
Sual: Cemaat ile teravihe katılan ama kaza namazı kılan bir kimse, teravih
namazının aralarında kamet getirmeye vakit bulamaz. Kametsiz kılmak uygun olur
mu?
CEVAP
Teravih kılınırken kazaya niyet edilmez. Evde kaza namazı kılmalıdır. Kazayı
kılarken teravihe de niyet edilir.
Sual: Teravihe ilk başlarken, imamın ikişer ikişer mi yoksa dörder mi
kıldıracağını bilmiyoruz. İki mi, yoksa dört rekat olarak mı niyet edeceğiz?
CEVAP
Sadece teravihe niyet edilir, imam kaç kıldırırsa kıldırsın, fark etmez.
Sual: Evde teravih yerine kaza kılarken aralarda teravih dualarını okusak
olur mu?
CEVAP
Evet iyi olur.
Sual: Teravih kılarken en başta niyet etsek diğerlerinde niyet etmesek
olur mu?
CEVAP
Olur.
Sual: Oruç tutamayanın da teravih kılması gerekir mi?
CEVAP
Evet gerekir.
Sual: Teravih namazını kazaya niyet ederek kılarken, toplam 20 rekat
olması gerekir mi? Yani diyelim iki günlük kaza kılamaz mıyız? Teravih namazı
sevabı alabilmek için niyet nasıl olmalıdır?
CEVAP
Bir günlük kaza namazı kılarken teravihe de niyet edilirse hem kaza hem de
teravih kılınmış olur. İki günlük kaza kılınırsa daha iyidir. Kaza namazı ne
kadar çok kılınırsa sevabı o kadar çok olur.
Sual: İmam ve cemaat de kazaya niyet ederek, evde cemaatle teravih kılabilir
mi?
CEVAP
Aynı namazlar kazaya kalmışsa olur. Fakat bunu denk getirmek çok zordur. Onun
için ayrı ayrı kılmak gerekir.
Sual: Şafii’de teravih namazında rekatlar kaçar kaçar kılınır?
CEVAP
İkişer ikişer kılınır.
Sual: Kaza borcu olmayan, evde yalnız başına kılarken teravihe mi yoksa
kazaya mı niyetlenmelidir?
CEVAP
İkisine de niyetlenmesi iyi olur.
Sual: Kaza borcu olan teravih kılabilir mi? Şafii’de de aynı mıdır?
CEVAP
Kaza borcu varsa teravih kılamaz. Evet, Şafii’de de aynıdır.
Sual: 10 senelik kaza namazı borcum var. Teravih namazı kılabilir miyim?
CEVAP
Kazası olan nafile namaz ve sünnet kılamaz. Teravih namazı da sünnettir. Onun
yerine kaza kılmak gerekir. Kaza namazını kılarken teravihe de niyet edilir.
Sual: Teravih namazı 20 rekat olmasına rağmen bazıları daha az kılınsa veya
hiç kılınmasa da olur diyorlar. Bu doğru mu?
CEVAP
Sünnet olanı 20 rekattır. Az kılan az sevap kazanır, çok kılan çok. Hiç
kılınmasa büyük sevaptan mahrum kalınır. Çünkü hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Ramazanda inanarak ve sevabını umarak teravih namazı kılanın günahları
affolur.) [Nesai]
Sual: Teravih kılmayan, yatsıyı kıldığı imamla vitri kılabilir mi?
CEVAP
Evet kılabilir. İmam da teravih kılmasa, yine yatsı ile vitri cemaatle
kıldırabilir.
Sual: Vitri kılarken Kunut duası, Ramazanda açıktan mı okunur?
CEVAP
Kunut duası her zaman gizli okunur.
Sual:
Teravih namazına kalkarken ve teravih bitince hangi dualar okunur?
CEVAP
Teravih namazına kalkarken okunacak dua:
Sübhane zil mülki vel melekût. Sübhane zil izzeti vel azameti vel celali vel
cemali vel ceberût. Sübhanel melikil mevcûd. Sübhanel melikil ma’bûd. Sübhanel
melikil hayyillezi la yenamü ve la yemût. Sübbûhun kuddûsün Rabbüna ve Rabbül
melaiketi verrûh. Merhaben, merhaben, merhaba ya şehre Ramezan. Merhaben,
merhaben merhaba ya şehrel-bereketi vel gufran. Merhaben, merhaben, merhaba ya
şehret-tesbihi vet-tehlili vez-zikri ve tilavet-il Kur’an. Evvelühû, ahiruhû,
zahiruhû, batınühû ya men la ilahe illa hû.
Not: Ramazanın onbeşinden sonra, merhaben, merhaben... yerine elveda,
elveda... denir
Teravih bitince okunacak dua:
Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala Âli seyyidina Muhammed.
Biadedi külli dain ve devain ve barik ve sellim aleyhi ve aleyhim kesira. Üç
defa okunur ve üçüncüsünde (ve salli ve sellim ve barik aleyhi ve aleyhim
kesiran kesira) denir. Ya Hannan, ya Mennan, ya Deyyan, ya Burhan. Ya Zel-fadlı
vel-ihsan nercül-afve vel gufran. Vec’al-na min utekai şehri Ramezan bi hurmetil
Kur’an.
Sual: Teravihte okunan duaların Türkçeleri nasıldır?
CEVAP
Sübhâne zil-mülki vel-melekût.
Görülen, görünmeyen, bilinen, bilinmeyen bütün mahlukatın sahibi olan
[Rabbimiz] her türlü noksanlıktan uzaktır.
Sübhâne zil-ızzeti vel-azameti vel cemâli vel-celâli vel-ceberût.
İzzet, azamet, cemal, celal ve ceberut sıfatların sahibi olan [Rabbimiz] her
türlü noksanlıktan uzaktır.
Sübhân-el melikil mevcûd. Sübhân-el melik-il ma'bûd.
Varlığı lazım olan her şeyin sahibi olan [Rabbimiz] her türlü noksanlıktan
uzaktır. Her şeye gücü yeten mabudu her türlü eksikliklerden tenzih ederim.
Sübhân-el melikil hayy-illezî lâ yenâmü ve lâ yemût.
Her şeye gücü yeten, uyumayan ve ölmeyen devamlı hayat sahibini [Rabbimizi]
tenzih ederim.
Sübbûhun, kuddûsun, Rabbünâ ve Rabb-ül melâiketi ver-rûh.
Bizim ve Meleklerin ve Cebrail’in rabbi, noksan sıfatlardan münezzeh ve
kemal sıfatlarla muttasıftır.
Merhaba, merhaba, merhaba, ya şehre Ramazan.
Ramazan ayı hoş geldin, gelişine çok sevindik.
Merhaba, merhaba, merhaba ya şehr-el bereketi vel-gufrân.
Ey bereket bolluk ve mağfiret af ayı hoş geldin, hoş geldin.
Merhaba, merhaba, merhaba ya şehr-et tesbîhi vet-tehlîli vez-zikri ve tilâvet-il
Kur'an.
Hoş geldin hoş geldin hoş geldin ey tesbih, tehlil, zikir ve Kur'an
okuma ayı.
Evvelühû, âhiruhû, zâhiruhû, bâtınühû ya men lâ ilâhe illâ hû.
Kendisinden başka ibadete layık ilah bulunmayan rabbimiz, evveldir, ahirdir,
batındır ve zahirdir
Allahümme salli alâ Muhammed.
Allah’ım Muhammed aleyhisselama salatü selam olsun.
Teravih aralarında, her dört rekatın sonunda okunacak salevat:
(Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ Muhammedin
biadedi külli dâin ve devâin ve bârik ve sellim aleyhi ve aleyhim kesîrâ.)
Allah’ım, seyyidimiz Muhammed aleyhisselama, Onun yakınlarına bütün dert ve
derman sayısınca çok salat, selam ve bereket ihsan eyle
Teravih namazı tamamlandıktan sonra okunacak dua:
Ya hannân, ya mennân, ya deyyân, ya bürhân,
Ey merhameti acıması çok olan, ey ihsanı, nimeti bol olan, ey insanları
hesaba çeken onları inanç ve amelleriyle mükafatlandıran, ey varlığını birliğini
gösteren delilleri yaratan.
Ya zel-fadlı vel-ihsân, nerc-ül afve vel-gufrân,
Ey lütfu ve ihsanı bol olan [Rabbimiz], affını ve bağışlamanı dileriz.
Vec'al-nâ min utekâi şehr-i ramezan bi-hürmet-il Kur'an.
Kur’an-ı kerim hürmetine bizi Ramazan ayında ateşten [Cehennemden] azat
edilenlerden eyle.
Kaza ve teravih
Sual: Kaza namazı borcumuz yok. Buna rağmen, sünnetleri kılarken kaza
namazına da niyet ediyoruz. Olur ya bir kaza namazımız varsa onun yerine geçer.
Yoksa zaten, farz yanında bir namaz kılmakla sünneti işlemiş oluyoruz. Ayrıca
sünnet kılmaya dediğimiz için sünnet sevabı da alıyoruz. Evde iken, vaktin
sünnetlerinde olduğu gibi, kazası olmayan, akşam ve vitrin kazasını kılarken
teravihe de niyet edebilir mi? Dört rekatlı farzların üçüncü ve dördüncü
rekatında zammı sure okuması gerekir mi?
CEVAP
Kazası olmayan vaktin sünnetlerinde olduğu gibi, akşam ve vitrin kazasını
kılarken teravihe de niyet edebilir. Dört rekatlı farzların üçüncü ve dördüncü
rekatında zammı sure okuması gerekmez, okusa da mahzuru olmaz. Kaza namazı borcu
olmayan kimseler, iki kişi bile olsalar muhakkak cemaatle teravih kılmalıdır.
Herhangi bir sebeple Camiye gidemeyen ve cemaat de bulamayan, o zaman kaza
kılarken teravihe niyet edebilir.
Ramazanda sağlıklı beslenmek için
Sual:
Ramazanda sağlık açısından yiyip
içerken dikkat edilmesi gereken hususlar nelerdir?
CEVAP
Bir doktor arkadaşımızın verdiği cevap şöyledir:
Ramazan ayında, dengesiz beslenen kişilerde halsizlik, depresyon, mide ağrısı,
hazımsızlık, tansiyon düşmesi gibi birçok sağlık problemi görülebiliyor. Sahura
kalkmamak veya sahurda fazla miktarda yağlı besinler almak, iftarda ise, çok
miktarda ve çok çeşitli yemekler, kan şekerini hızla yükselten gıdaları almak,
hızlı yemek yemek ve yeteri kadar su içmemek yanlıştır. İftar ve sahurda ağır ve
yağlı gıdalar yerine hafif, posalı ve sebze ağırlıklı besinler tercih edilmeli.
Bazı tavsiyelerimiz şöyledir:
1- Besin yönünden dengeli bir iftar sofrası hazırlamaya dikkat etmeli.
2- İftarda, ilk önce hafif, az yağlı gıdalar yenmeli. Çok yemek, boş olan
mideye yüklenilmesine sebep olur. Bu durumda sindirim zorlaşır, midede ağırlık,
ekşime, yanma, bulantı, bağırsaklarda kabızlık, şişkinlik gibi sağlık
problemleri yaşanır. Bunun için ilk oruç açıldığında hurma, peynir, domates,
zeytin, kepek ekmeği gibi kahvaltılıklar veya çorba, etli sebze yemeği gibi
hafif yemeklerle iftara başlanmalı, sindirime zaman tanıyarak 15-20 dakika sonra
az yağlı ızgara et yemeği, kuru baklagil, sebze yemeği, salata, ayran, cacık
gibi yemeklerle devam edilmeli.
3- Kan şekerini hızla yükselten beyaz ekmek, pirinç pilavı gibi glisemik
indeksi yüksek olan gıdalar yerine bulgur pilavı, kepekli ekmek veya kepekli
makarna gibi posalı, glisemik indeksi düşük besinleri tercih etmeli.
4- Yemekler yavaş yavaş, iyi çiğneyerek yenmeli.
5- İftarda kızartma ve yağlı gıdalar yerine ızgara, haşlama, buğulama gibi
usullerle pişirilmiş hafif yemekler tercih edilmeli.
6- Tatlı yerine hamurlu, ağır tatlılar yerine sütlü tatlılar tercih
edilmeli.
7- İftar ile sahur arasında 2-2.5 litre su veya sulu içecekler içilmeli.
8- Ara öğün yenecekse, meyve yemeli.
9- Çay ve kahve, demirin emilimini azalttığı için, yemekten bir iki saat
sonra içilmeli.
10- İftarda henüz karın doymadan sigara içilmemeli. En az 20 dakika sonra
içilmeli. Vücutta hücreler gıda beklerken birden nikotin başta olmak üzere zehir
yoğunluğu ile karşı karşıya kalır. Bu durumda kan pıhtılaşır ve kalp krizi riski
artar. Oksijen taşıması gereken hücreler bir anda zehir taşımaya başladığından,
beyin hücreleri başta olmak üzere çok sayıda hücre ölür. Vücutta ciddi anlamda
zarar meydana gelir.
11- Akşamki yemekle iktifa edilmemeli, sahura mutlaka kalkılmalı, az da olsa
sahurda yemek yenmeli ve hafif besinler tercih edilmeli. Çok uzun açlıklarda kan
şekeri ve tansiyon düşer, boş midede asit salgısı artar. Ertesi gün ise aç kalma
süresinin uzamasıyla metabolik hız düşer, halsizlik, baş ağrısı görülür. Bunun
için geceyi ve ertesi günü aç geçirmemek için mutlaka sahura kalkılmalı.
12- Sahurda yenilen besinlerin miktarı ve çeşidi çok önemlidir. Sahurda
yağlı ve ağır besinler metabolizma hızı yavaş olduğundan vücuda alınan
besinlerin yağa dönüşümü daha fazla olur.
Ayrıca bu tür yağlı ve ağır besinler yenip ardından yatıldığında ciddi mide
rahatsızlıkları görülebilir. Sahurda bunların yerine daha hafif, yağ oranı
düşük, günlük alınması gereken protein ihtiyacının karşılanması bakımından
protein içeriği yüksek, kan şekerini hızla yükseltmeyen kompleks şekerlerden
oluşan bir öğün tercih edilmeli.
Süt, peynir, zeytin, kepekli ekmek, çorba, domates, salatalık, biber, reçel gibi
kahvaltılık besinler veya süt, yulaf gevreği, meyve gibi besinlerden oluşan
hafif bir öğün en uygunudur. Günlük su ihtiyacı 2-2.5 litredir ve bütün gün su
içilemeyeceğinden dolayı sahurda bol sıvı alınmalı.
Farklı takvim ve imsakiyeler
Sual:
Takvimler ve Ramazan imsakiyeleri neden farklıdır, niye hepsi aynı değil?
CEVAP
Bugün ülkemizde, iki çeşit takvim ve imsakiye yayınlanmaktadır. Bir kısmı,
yüz senedir kullanılmakta olup, doğruluğunda en ufak bir şüphe, tereddüt hasıl
olmamış namaz vakitleri cetvelini aynen muhafaza eden takvimler; bir kısmı da,
1983'ten sonra, çok oruç tutuyoruz diyenleri susturmak gayesiyle, imsak vaktini
uzatan takvimlerdir.
1983 yılından önce bütün takvimler aynı idi. Fakat 1983'ten itibaren Diyanet
İşleri temkin vakitlerini kaldırdığından, böyle farklı iki durum ortaya
çıkmıştır. 1983 tarihinden önceki takvimlerin yanlış olmadığını herkes kabul
etmektedir. Bu hususta bir ihtilaf yoktur. Nitekim, Diyanet İşleri
Başkanlığı'nın 30 Mart 1988 tarih ve 234-497 sayılı müftülüklere gönderdiği
tamimde şöyle denilmektedir:
(1983 öncesi takvim ile yeni uygulama arasında sadece temkin farkı
bulunmaktadır. Buna göre 1983 öncesindeki uygulama yanlış değildir.)
Türkiye Takvimi ile diğer bazı takvimler, doğruluğunda ittifak olan 1983
öncesine göre hazırlanmaktadır. Diyanet'in tamiminde bildirdiği gibi, 1983
yılından önceki uygulamaya göre hazırlanan takvimler ile bu takvimlere
dayanılarak hazırlanan Ramazan imsakiyeleri yanlış değil, sadece
temkinlidir. Yani Türkiye Takvimi’nin yanlış olmadığını Diyanet de bildirmiştir.
Çünkü, ecdadımız takvimin başlangıcından beri, bu vakitleri esas almış, Diyanet
de daha önce, uzun yıllar, Türkiye Takvimi'ndeki vakitleri uygulamıştır.
Detaylı bilgi için buraya tıklayınız.
Sual: Temkin nedir, âlimler, bu temkini niçin koymuştur?
CEVAP
Bir namaz vakti hesaplanırken, hesabı yapılan şehrin arazisinin yükseklik ve
alçaklık, doğu-batı, kuzey-güney, genişlik gibi durumları göz önüne alınması
gereklidir. Ayrıca vakte tesir edecek atmosfer şartlarının da en anormal hâli
düşünülerek, bütün bu şartların hepsini karşılayarak, vakti emniyet altında
tutacak zamana, vaktin temkini denir. Bu vakit, ibadet vaktinin emniyeti
bakımından zaruri olarak konulması şart olan bir zamandır. Temkinsiz yapılan
ibadet, vaktin dışında yapılmış demektir.
Temkin hakkında teknik bilgi için buraya tıklayınız.
Sual: Birkaç dakika önce olmuş sonra olmuş ne fark eder?
CEVAP
Sonra olması fark etmez de önce olması çok şey fark eder. Çünkü namazları
vaktinde kılmak şarttır. Birkaç dakika önce kılınsa namaz sahih olmaz. Oruç da
böyledir. Güneş batmadan önce yiyip içilince, oruç sahih olmaz. Namazları vakit
girdikten üç-beş dakika sonra kılmakta hiç mahzur yoktur. Güneş battıktan 5-10
dakika sonra orucu açmakta da mahzur yoktur. Hatta yıldızlar görülünceye kadar
geciktirmek caizdir. Nur-ül izah şerhinde; "Bulutlu gecelerde, orucun
bozulmasından korunmak için, ihtiyatlı davranarak oruç açmayı biraz
geciktirmelidir. Yıldızlar görülmeden önce iftar eden acele etmiş olur"
buyuruluyor.
Sual: Yeni takvimlerde imsak vakti ne kadar sonraya alınmıştır? Sonraya
alınması oruca zarar verir mi?
CEVAP
Yeni takvimlerde, imsak vakti 10-15 dakika geciktirilmektedir. Böyle olunca,
oruç tehlikeye sokulmaktadır. Eğer imsak vaktinden sonra yiyip içilmeye devam
edilirse, oruç tutulmamış olur. Bunun için imsak vaktinde yiyip içmeyi kesmek
şarttır. İmsak vaktinde eski cetvelleri esas alıp, yeni takvimlerden 10-15
dakika önce yiyip içmeyi kesmekte hiç mahzur yoktur. Hatta çok iyi olur,
tedbirli ve temkinli hareket edilmiş olur. Tedbirsizlik ve temkinsizlik
sebebiyle namaz ve oruçları ifsat etmemek lazımdır.
Sual: Eski takvimlerle yeni takvimler arasındaki en önemli fark nedir?
CEVAP
İki takvim arasında fark, biri temkinli, öteki temkinsizdir. Yeni
takvimlerden Türkiye Takvimi, ehil kimseler tarafından, çok hassas bir
şekilde hazırlanmaktadır. Bu hususta takvimimizde her sene, Mühim Tenbih
başlığı altında ikaz yapılmaktadır. Mevcut takvimler içinde, Türkiye Takvimi ve
bu takvim esas alınarak hazırlanan Ramazan imsakiyeleri temkinli olup, en
uygun olanıdır.
Sual: Takvimlerde yazılı olan imsak ne demektir? Bu vakitte sabah namazı
kılınır mı?
CEVAP
İmsak, gecenin bitimi, Ramazanda yiyip içmenin yasak olduğu vaktin başlaması
demektir. Türkiye Takvimi’nde yazılı olan imsak vaktinde, yiyip içmeyi
kesmelidir! Türkiye'de bundan 15 dakika kadar sonra sabah namazı kılınabilir!
Sual: Yeni takvimlere göre imsak vaktini uzatan kimsenin sorumluluğu olur
mu?
CEVAP
Yanlış takvimlere göre hareket edip de, yiyip içmeye ezan okununcaya kadar
devam eden kimsenin, suçu yanlış takvime bulması, kendini mesuliyetten
kurtaramaz!
Hilal görülünce Ramazan başlar
Sual: Ramazanın başlamasında hesaba, takvime göre mi hareket edilir, yoksa
hilalin doğmasına, görülmesine mi itibar edilir?
CEVAP
Hesaba takvime göre hareket edilmez. Hilalin doğmasına da itibar edilmez.
Ancak, Hilalin görülmesine itibar edilir.
Hilalin görüleceği günü değil, doğacağı günü doğru olarak hesapla tespit etmek
mümkündür. Nitekim tespit edilmiştir de. Fakat dinimiz, oruca başlamayı, bayram
etmeyi hilalin doğmasına değil, hilalin görülmesine bağlamıştır. Hilal, ya
hesapların gösterdiği günde veya bir gün sonra görülür, hesapta bildirilen
günden önce doğmaz.
Teknoloji asrındayız
Sual: Teknoloji asrındayız. Güneşin ne zaman doğup ne zamana batacağı
bilindiği gibi, hilalin de, ne zaman görüleceği saniyesi saniyesine tespit
edilemiyor mu? Niye her sene bu kargaşa oluyor?
CEVAP
Allahü teâlânın koyduğu nizamda eksiklik, yanlışlık olmaz. Güneşin ve Ayın
hangi saatte doğup, batacaklarını çok önceden hesapla bilmek mümkündür. Hesapla
bildirilen vakitten bir dakika bir saniye önce doğup batmaz. Yeni ayın hilali
hesapla bulunan zamanda doğar, fakat havanın bulutlu olması gibi sebeplerle
bazen doğduğu gün görülmeyebilir. Ramazan ayını tespit için hilali, yani gökte
yeni ayı aramak ve Ayı görmek, eğer görülemezse, Şaban ayını 30 güne tamamlamak
gerekir.
Kargaşanın sebebi, hilal görülmediği halde, falanca ülkede görülmüş diyerek bir
gün önce oruca başlanmasıdır. Neden hiçbir zaman hesaptan sonra gördük
demiyorlar da hesaptan önce gördük diyorlar? Halbuki, hava bulutluydu biz
göremedik deseler, söyleyecek bir şey kalmaz. Vaktinden önce hilal görüldü
demeleri çok yanlıştır, apaçık bir yalandır!
Sual: Hilal gözetlemede dinin hükmü nasıldır?
CEVAP
Mustafa Sabri Efendi buyuruyor ki:
(Şaban ayının 29 çektiği hesap ile kesin olarak bilinse, gerçekten de 29 olarak
çekse, Ramazanın girişini tespit için hilal gözetlense, hilal doğduğu halde,
hava bulutlu olduğu için görülemese, Şaban otuz gün olarak kabul edilir. Yine
bunun gibi, Ramazan ayının 29 çektiği hesap ile kesin olarak bilinse, gerçekte
de 29 çekse, hava bulutlu olduğu için Ramazanın 29unda hilal görülmese, Ramazanı
otuza tamamlamak dinimizin emridir. Hadis-i şerifte, (Hilali görünce, oruç
tutun, tekrar görünce orucu bırakın) buyuruldu.) [Meseleler]
Sual: Bu konuda Diyanet yetkilileri ne diyor?
CEVAP
Diyanet yetkilileri özetle dedi ki:
(Dinimiz, rüyeti yani hilalin görülmesi ile oruca başlanacağını emreder. Diyanet
olarak, Ramazan hilalini gözetledik. Bugüne kadar, rasathanenin yaptığı
hesaplara aykırı hiçbir sonuç tespit edemedik. Suudi Arabistan ile aramızdaki
ayrılığın sebebi, onların hilali gözetlemeleri ve bizim de hesaplara göre
hareket etmemiz değildir. Bu ülke, hilali gözetlemekle oruca başlamıyor,
Amerikan almanaklarına göre hareket ediyor. Bir heyetle S. Arabistan’a gittik.
Gelin hilali birlikte gözetleyelim dedik. Rabıta sekreteri Saffet bey,
Biz Amerikan denizcilerinin hesaplarına göre hareket ediyoruz dedi. 6
kişilik bir heyetle Cebel-i Sefaya çıktık. Dürbün kullanmamıza rağmen hilali
göremedik. Zaten hesaplara aykırı olarak görmek mümkün değildi. Akşam olunca,
hilalin görüldüğünü, bayram edilmesi gerektiğini ilan edip milyonlarca
müslümanın oruçlarını bozdurdular. Onların bu hareketlerinin, yalan veya yanlış
bir beyana dayandığı muhakkaktır.)
Bu yazıda da, hesap değil, hilalin görülmesi esas alınmıştır. Biz de her sene
(Hilal görülmeden oruca başlamayın, hilal görülmeden bayram etmeyin) diyoruz.
(Hesaba göre hareket edin) demiyoruz.
Bid’at ehline inanılmaz
Sual: Suudlar hilali gördük deseler bizim inanmamızın dini yönden bir
mahzuru olur mu?
CEVAP
Birincisi, hesaptan önce görülemeyeceği için, onlara inanmak ilmi, tekniği
yani gerçekleri inkâr olur. İkincisi, Vehhabiler Ehl-i sünnet olmadıkları için
sözlerine itibar etmek caiz olmaz. İslam âlimleri buyuruyor ki:
Bid'at sahibi, yani itikadda Ehl-i sünnetten ayrılmış olan 72 fırkanın hepsi,
her ibadeti yaptıkları halde, adil değildirler. Çünkü, ya mülhid olarak,
imanları gitmiş veya Ehl-i sünneti seb ediyorlar ki, bu da büyük günahtır.
(Hadika)
Müslümanı seb ve kötülemek günahtır, adaleti yok eder, şahitliği kabul olmaz.
(Dürr-ül-muhtar)
Vehhabilerin Bâtınilik yolunda birer zındık oldukları, Nimet-i İslam
kitabının nikah bahsinde yazılıdır. Bunun için, Ramazan, bayram ve hac zamanının
gelmesini anlamakta ve bütün din işlerinde, vehhabilerin, mezhepsizlerin
sözlerine uymak caiz değildir.
Sual: Hilali gözetlemek farz mıdır?
CEVAP
Hilali gözetlemek farz-ı ayn değil, farz-ı kifayedir. Aynı manada vacib-i kifaye
de denmiştir. Bazı müslümanlar gözetleyince diğerlerinden sakıt olur.
Sual: Hilali gözetlemek için nasıl bir yol takip etmelidir?
CEVAP
Teleskop ve dürbün hilalin çıplak gözle görmesini kolaylaştırır. Önce rahat
görebilmek için bu aletlerle hilal aranır, bulunursa çıplak gözle de bakılır.
Görülürse ertesi günün, ayın ilki olduğu anlaşılır. Hesap işi de böyle
faydalıdır. Hilalin semada ne kadar kalacağı, hangi dakikalarda, dünyanın
nerelerinden görüleceğini gösterir. Hesabın, teleskobun faydası inkâr edilemez.
Yoksa hesaba göre bayram ilan edilmez.
Sual: Hilal resmen gözetlenmediğine göre, oruca erken başlama ihtimali
olabilir. Bunun zararı yok mu?
CEVAP
Ramazan ve bayramın, hilali görmekle değil de, takvime göre başlatıldığı
yerlerde, oruca ve bayrama hakiki zamanlarından bir gün önce başlanılmış
olabilir. Ramazanın başlaması, dinin emrine uygun olmuyor. Ramazanın ilk ve son
günü tutulan oruçlar, Ramazana rastlasa bile, şüpheli olduğu için bayramdan
sonra iki gün kaza orucu tutmak gerekir.
Sual: Hilalin görüleceği günü, hesaplamak mümkün değil mi?
CEVAP
Hilalin görüleceği gün değil, doğacağı gün doğru olarak tespit edilir. Fakat
dinimiz, oruca başlamayı ve bayram etmeyi hilalin doğmasına değil, hilalin
görülmesine bağlamıştır. Hilal, ya hesapla bulunan günde veya bir gün sonra
görülür, hesapla bildirilen günden önce asla doğmaz. Çünkü Allah’ın koyduğu
nizamda eksiklik, yanlışlık yoktur. Güneşin ve ayın hangi saatte doğup,
batacaklarını çok önceden hesapla bilmek mümkündür. Yeni ayın hilali hesapla
bulunan zamanda doğar, fakat havanın bulutlu olması gibi sebeplerle bazen
doğduğu gün görülmeyebilir. Ramazan ayını tespit için hilali, aramak ve görmek,
eğer görülemezse, Şabanı 30’a tamamlamak gerekir. Hilali görmekle Ramazanın
başlaması, hesapla bulunandan bir gün sonra olabilir. Fakat bir gün önce olamaz.
Çünkü hilalin hesapla bulunan günden önce doğması mümkün değildir.
Sual: Hilalin bir veya iki günlük olduğu nasıl bilinir?
CEVAP
Tecrübesi olan bilir.
Oruçta hilal ve hesap
Sual: Sualimiz hilali görmekle ilgilidir. Ramazan orucunu tutup bayram
etmede üç grup insan var.
1- Bir kısmı herkesle birlikte oruca başlayıp herkesle birlikte bayram
yapıyorlar.
2- Bir kısmı Ramazan orucuna bir gün erken başlayıp, bayramı da bir gün
erken yapıyorlar.
3- Bir kısmı da, usul ile hicri ayları bulma hesaplarına uyarak,
herkesten sonra oruca başlayıp, herkesten sonra bayram ediyorlar.
Bu üç gruptan hangilerinin yaptığı doğrudur?
CEVAP
Birinci grup takvimlere yani rasathanenin hesaplarına uymaktadır. Hesaplar
doğru yapılırsa hilalin doğuşunu tespit etmekte hiç yanlışlık olmaz. Çünkü
Allah’ın nizamında zerre kadar yanlışlık olmaz. Hilal, hesabın bildirdiği saatte
doğar, saniye şaşmaz. İkinci gruptakilerin hesaptan önce oruca başlamaları ve
bir gün önce bayram etmeleri ilme aykırıdır, % 100 yanlıştır. Çünkü hesaptan
önce hilalin görülmesi imkansızdır. Güneşin doğuşu da aynen ayın doğuşu gibidir.
Bir kimsenin güneş doğmadan ben güneşi gördüm demesi elbette yanlıştır. Güneş
ancak takvimlerde bildirilen saatte doğar. Daha önce doğması imkansızdır. Ama
güneş doğduğu halde, hava bulanık olduğu için görülmeyebilir.
Ayların başlamasını gösteren hilal de böyledir. Hilal hesapla bulunan gün ve
saatte doğar. Ancak o gün o saatte görülmeyebilir. Dinimiz hilalin doğmasını
değil, görünmesini esas alır. Hilal görülmedikçe hesapla veya ayları tespit
usulleriyle bulunan günde bayram yapılmaz.
İbni Âbidin hazretleri buyuruyor ki:
(Ramazanın birinci gününü anlamak için takvimlere göre hareket edilmez. Çünkü
oruç, gökte yeni ayı görmekle farz olur. Peygamber efendimiz, (Hilali görünce
oruca başlayın, hilali görünce bayram edin) buyurdu. Hilalin doğması hesapla
bilinir. Hesap sahih olup, hilal, hesabın bildirdiği gecede doğar, ama, o gece
görülmeyip, bir gece sonra görülebilir ve oruca, hilalin doğduğu gece değil,
görüldüğü gece başlanır. (Redd-ül muhtar 289)
Dinimiz, hilalin görünmesini esas aldığı için, hilal görünmedikçe oruca
başlanmaz. Bu bakımdan ikinci gruptakiler % 100 yanlış yoldadır. Üstelik
bölücülük yaptıkları için fitneye de sebep oluyorlar. Dinimiz fitne çıkarana
lanet ediyor. Bu bakımdan birinci gruptakilerin yaptığı doğrudur. Ancak hilal
görülmeden oruca başlanıp bayram edilmişse, iki gün kaza orucu tutmak gerekir.
Böylece fitne de çıkarılmamış olur.
Üçüncü gruptakilerin yaptığı, usullerle hicri ayın birini bulmak, hesap gibi
kesin değildir. Herkesten ayrı olarak böyle bir şey yapmak ikinci gruptakiler
gibi yanlıştır. Dürer’deki hadis-i şerifte buyuruluyor ki:
(Sizin orucunuz, herkesin oruç tuttuğu gündedir. İftarınız da herkesin iftar
ettiği gündedir.) [Tirmizi, Ebu Davud]
Bu hadis-i şerifin Türkçe söylenişi şöyledir:
(Herkes oruca başlayınca siz de başlayın, herkes bayram edince, siz de bayram
edin)
Müslümanların, bayram sanarak Arefe günü kestiği kurbanlar, şer'an sabit olan
bayramı bilmedikleri için sahihtir. Demek ki, birinci gruptakiler isabetlidir.
Netice:
Biz ilmi [bilimsel] olarak diyoruz ki, Türkiye Takvimi’nin esas aldığı, 150
yıldan beri ecdad tarafından uygulanan namaz vakitleri doğrudur, 1983’den beri
uygulanan vakitler temkinsizdir. Bizim hesabımız, yanlış olsa bile, namazı vakti
girdikten 5-10 dakika sonra kılmakta ve oruçta da imsaktan 10-20 dakika önceden
yiyip içmeyi kesmekte mahzur yoktur. Ecdadın hesabı doğru ise, namazı vakti
girmeden kılanlarınki sahih olmaz.
İki gün kaza orucu
Sual: Ramazan ayından sonra, yanılma ihtimalinden dolayı, niye bir gün değil
de, iki gün kaza orucu tutmak gerekiyor?
CEVAP
Oruç tutulan ayın ilk ve son günleri, Ramazana tesadüf ettiği kesin değilse,
yani hilal görülerek değil de, takvime göre tutulmuşsa, o günler şüpheli olur.
Bu bakımdan, hilali görerek Ramazan ayı tespit edilmeyip, takvimlere göre
başlatıldığı yerlerde, Ramazanın başlaması şüpheli olmaktadır. Ramazan olduğu
şüpheli olan günlerde tutulan oruç, sahih olmadığı için, iki gün kaza tutmak
gerektiği, Bahr, Hindiyye, Kadıhan gibi muteber eserlerde yazılıdır.
Kutuplarda Oruç
Sual:
Bazı ateistler, Kutuplarda nasıl namaz kılınır, nasıl oruç tutulur. Buna
kimse cevap veremiyor, görüldüğü gibi İslamiyet her asra ayak uyduramıyor
diyerek, güya İslamiyet’in bazı meselelere bir çare bulamayacağını söylüyorlar.
Bunların etkisi altında kalan, reformist zihniyete sahip bazı mezhepsizler de,
Bakın dinde cevap verilmesi gereken meseleler çıkıyor, yeni ictihadlar
yapılmalı, Kur'anı her çağda, o asrın teknolojisinin, ilminin ışığında yeniden
tefsir etmeli, yorumlamalı diyerek Kur'an-ı kerimi asra uydurmaya
çalışıyorlar.
Bunlara nasıl cevap vermeli?
CEVAP
İslamiyet’i gönderen, her şeye gücü yeten, her şeyi yoktan yaratan Allahü
teâlâdır. Allah için hiçbir zorluk olmaz. Namaz, oruç gibi dinimizin bütün
emirleri, zamana göre değişmez. Hiçbiri de çağın şartlarına ters düşmez. Çünkü
dini gönderen Allahü teâlâ, her asırda neler olacağını bilir. Zaten bilmeyen
ilah olamaz. Öyle ise Allahü teâlânın gönderdiği dinde noksanlık, yanlışlık
olmaz. Noksanlık, bir karıncayı, bir arpa tanesini yaratmaktan aciz olan
ateistin kafasındadır.
Tefsir, moda kitabı değildir. Her çağa, her asra göre değişik tefsir olmaz.
Dinimiz eksik mi ki tamamlanacaktır? Yoksa fazlalık mı var ki çıkarılacak? Dinde
eksiklik ve fazlalık olmadığı için değişik, yeni bir tefsire ihtiyaç olmaz.
Çünkü dine yeni bir şey eklemek bid’at olur. Dinimizin emirlerini değiştirmek
büyük sapıklıktır. Her çağa, her asra göre değişik tefsir yazmak, değişik yorum
getirmek demek, dini her asırda bozmak demektir.
İslam âlimleri, olması mümkün olan her meselenin cevabını bildirmişlerdir. Cevap
verilmemiş hiçbir mesele kalmamıştır. Kur’an-ı kerimde, beş vakit namazın
vakitleri, çeşitli âyet-i kerimelerde bildirildiği halde, Beş vakit namaz
tabirinin geçmeyişinin elbette sebepleri vardır. Bunun hikmetlerinden birisi de,
kutuplarda ve kutuplara yakın yerlerde, beş vakit namazın hepsinin vaktinin
girmemesidir.
Ayakları olmayan kimse için abdestin farzı dört değil, üçtür. Biri sakıt
olmuştur. Bulunmayan ayaklar yerine vücudun başka yerini yıkamak gerekmez.
Zengin, İslam’ın beş şartını da yapmakla yükümlü iken, fakire zekat vermek ve
şartları yoksa, hacca gitmek de farz değildir. Şu halde ifa bakımından, İslam’ın
şartı zengine göre beş iken, fakire göre üçtür. Fakire de, “Sen İslam’ın beş
şartını yapmaya mecbursun” denilemez. Çünkü onda zenginlik şartı yoktur.
Muayyen özrü on gün devam eden bir kadın, her ay on gün namaz kılmaz. Çünkü
namaz kılmak için o kadında, hadesten taharet şartı yoktur. Özürden kurtulunca
kaza etmesi de emredilmemiştir.
Kısa gecelerde şafak kaybolmadan fecrin tulu ettiği ülkelerde, yatsı ve vitrin
vakitleri girmediği için bu namazları kılmak gerekmez. (Nimet-i İslam)
Halebi’de buyuruluyor ki:
Vakit girmedikçe, namaz farz olmaz. Nitekim Sadrüddin Bürhan-ül eimme, (Vakti
girmediği için yatsı namazı size farz olmaz) diye fetva vermiştir.
Şems-ül-eimme Hulvani, (Vakit girmeyen yerlerde yatsı namazı kaza olarak
kılınır) diye fetva vermiştir. Ancak bu fetvayı duyan Harezm’de Şeyh-i Kebir
Bakkali, (Vakit girmeyen yerlerde yatsı namazı farz olmaz) diye fetva
verdi. İmam-ı Hulvani bu fetva üzerine, Şeyh-i Kebir’e, (Beş vakit namazdan
birini kaldıran kimse, kâfir olmaz mı?) diye sordurunca, Şeyh-i Kebir de,
(Dirsekleri ile birlikte elleri veya aşık kemikleri ile birlikte ayakları
olmayan kimse için abdestin farzı kaçtır?) dedi. Daha sonra, (İşte bir
abdest uzvu noksan olana abdestin farzı, dört değil, üç olduğu gibi, namaz
vakitlerinden bazısı girmeyen yerdeki Müslümanlara, sadece vakti giren namazlar
farzdır) buyurdu. Bu cevap karşısında, imam-ı Hulvani, hakkı teslim edip,
önceki fetvasından rücu etti.
Şafii âlimlerin çoğuna göre, yatsı ve sabah namazının vakti girmeyen yerlerde bu
namazlar, vakitleri giren en yakın bölgeye kıyas edilerek kılınır.
Hanefi’de vakit, namazın hem şartı hem de sebebi olduğu için, sebep
bulunmayınca yani vakit girmeyince, o namaz farz olmaz. Vakit girmeden de
kılınmaz. Kaza etmek de gerekmez. Fakat bazı âlimlere göre bu iki namazı kılmak
farzdır. İhtiyata riayet etmek çok iyi olur. Bu bakımdan bu iki namaz,
(Vaktine yetişip de kılamadığım son yatsı) ve (son sabah namazının
farzını kılmaya) diye niyet edilerek kılınmalıdır. Bu iki namazı,
vakitlerinin başladığı en son günün vakitlerinde kılmak iyi olur.
Bu iki namaz vaktinin başlamadığı zamanlarda, daha önce vakitlerinin olduğu en
son günün vakitlerini esas alarak, normal vakti girene kadar her zaman o vakitte
kılınır.
Sual: Ramazan ayı gelince, oruç tutmak farz olur. Ancak seferi olanın,
dört mezhepte de oruç tutması farz değildir. Kutuplara ve aya giden Müslüman,
seferi ise oruç tutmaz. Geriye dönünce kaza eder.
Kutuplarda buz denizinde yaşayan insan yok ise de, biz var olduğunu düşünelim.
Altı ay gündüz, altı ay gece olan yerlerde nasıl oruç tutulacaktır?
CEVAP
Gündüzleri 24 saatten daha uzun yerlerde, mesela altı ay gündüz olan
yerlerde, oruca saat ile başlanır ve saat ile bozulur. Gündüzü böyle uzun
olmayan, vakitleri normal teşekkül eden, yani gündüzleri 24 saatten az olan bir
şehirdeki Müslümanların zamanına uyularak oruç tutulur. (Dürer)
Namazı orucu ay ve güneşin durumuna göre ayarlayan İslam dininde 3-6 ay
güneş batmayan ve doğmayan yerlere göre benim bildiğim bir kaide yoktur. Varsa
gösterin.
CEVAP
Bizim bildiğimiz veya sizin bildiğiniz dinde ölçü olmaz. Dinde dört tane
ölçü vardır. Bu ölçülere uygunsa mesele yok. Yoksa şahıslara göre bence senceye
göre hareket edilirse insan sayısı kadar din meydana çıkar.
Yukarıda ki yazıda kaidelerden bahsediliyor ya. Mesela vakit girmedikçe namaz
farz olmaz kaidesi bildiriliyor ya. Dinde senet olan kitaplardan naklediliyor.
Daha ne kaidesi arıyorsunuz? 6 ay gece veya altı ay gündüz olan yerlerde oruca
saatle başlanır deniyor ya. Yarasa güneşi göremiyorsa, güneşin bunda suçu
yoktur.
1400 yıl önce Arabistan’da yaşayanlar kutuplar diye bir yer bilmiyorlardı.
Bilmediklerine göre bir kaide de koymaları imkansızdır.
CEVAP
Arapların bilip bilmemesi önemli değil ki, önemli olan Allah’ın bilmesi ve
Resulünün bildirmesidir. Resulü kaideler bildirmiştir âlimler de buna göre
ictihadlarını ortaya koymuşlardır. Din zamanla değişmez. Karanlık ülkelerin
olduğunu Arapların bilmemesi de söz konusu değil. İslamiyet Arapların dini
değildir, kâinata inmiştir eksik değildir. Dediğiniz gibi eksik olursa suçu
Allah’a yüklemiş oluruz, dinimizi niye eksik gönderdi diye. Kaideleri de Araplar
değil Allah ve Onun Peygamberi koyar.
İman ve ibadetler değişmez. Kıyamete kadar aynıdır. Değişen fen bilgileridir.
Zaman geçtikçe kâmil şeklini alırlar. İslamiyet zaten kâmil olarak gelmiştir ve
öyledir ve öyle devam edecektir. Cevap verilemeyecek hiçbir mesele yoktur.
Sual: "Dinimizde her şey bildirilmiş, İslam alimleri her şeyi
açıklamışlardır" deniyor. Peki, altı ay gündüz ve altı ay gece olan kutuplarda
orucun nasıl tutulacağı, namazın nasıl kılınacağı da açıklanmış mıdır?
CEVAP
Evet onlar da açıklanmıştır. Hanefi’de vakit, namazın hem şartı hem de
sebebi olduğu için, sebep bulunmayınca yani vakit girmeyince, o namaz farz
olmaz. Vakit girmeden de kılınmaz. Kaza etmek de gerekmez. Fakat bazı âlimlere
göre vakti girmeyen namazları da kılmak farzdır. İhtiyata riayet etmek çok iyi
olur. Gündüzü böyle uzun olmayan, vakitleri normal teşekkül eden, yani
gündüzleri 24 saatten az olan bir şehirdeki Müslümanların zamanına uyularak
namazlar kılınır. Vakti girmeyen bu namazları kılarken, (Vaktine yetişip de
kılamadığım en son ……. namazının farzını kılmaya) diye niyet edilmesi uygun
olur.
Dört mezhepte de seferde oruç tutmak farz değildir. Kutuplara ve Aya giden
Müslüman, seferi ise oruç tutmaz. Geriye dönünce kaza eder. Ramazan ayı gelince,
oruç tutmak farz olur. Bu bakımdan gündüzleri 24 saatten daha uzun yerlerde,
mesela altı ay gündüz olan yerlerde, oruca saat ile başlanır ve saat ile
bozulur. Gündüzü böyle uzun olmayan, vakitleri normal teşekkül eden, yani
gündüzleri 24 saatten az olan bir şehirdeki Müslümanların zamanına uyularak oruç
tutulur. (Dürer)
NOT: Daha kolay anlaşılması için şunu da ilave edelim: 6 ay gündüz veya 6 ay
gece olan yerlerde, mesela İstanbul'un namaz vakitleri esas alınıp ona göre
namaz kılınır. Oruç için de öyle. Ramazan ayı gelince, İstanbul'un oruç
vakitleri esas alınır, o saatte başlanıp o saatte iftar edilir.
Sual: Avrupa’daki bazı Müslümanlar, yatsı ve sabahın vakti girmeyen
yerlerde cemaatle nafile namaz kılıyorlar. Bu doğru mudur?
CEVAP
Doğru değildir. Ramazanda kılınan teravih hariç, nafile namazlar cemaatle
kılınmaz.
Fitre vermenin önemi
Sual:
Fitrenin önemi nedir? Kimler
verir, ölçüsü nedir?
CEVAP
İhtiyacı olan eşyadan ve borçlarından fazla olarak zekat nisabı kadar malı,
parası bulunan Müslümanın fitre vermesi vacip olur. Nisaba malik değilse fitre
vermesi vacip olmaz. Fakat vermesi iyidir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Ramazan orucu, gökle yer arasında durur. Sadaka-i fıtr verilince yükselir.)
[Ebu Hafs]
(Sadaka-i fıtr, oruçlunun, uygunsuz sözlerinden hasıl olan günahları temizler.)
[Beyheki]
(Sadaka-i fıtr, zenginlerinize bir tezkiyedir. Fakirleriniz de verirse, Allahü
teâlâ onlara daha çoğunu verir.) [Ebu Davud]
[Tezkiye, temize çıkarma, temizleme demektir.]
Diğer üç mezhepte, bir günlük yiyeceği olanın fitre vermesi farzdır. Hadis-i
şerifte, (Sadaka-i fıtrı, küçük büyük, zengin fakir herkesin vermesi gerekir)
buyuruldu. (Ebu Davud)
Dinen zengin olmayan herkes, fitre, zekat alabilir. İhtiyacı olan eşya ve
borçlarından fazla olarak, zekat nisabı kadar malı, parası bulunan müslümanın,
fitre vermesi vacip olur. Fitre, zekat alması, haram olur. Fitre nisabına
katılacak malın ticaret için olması şart olmadığı gibi, elinde bir yıl kalmış
olması da gerekmez
Halk arasındaki zenginlikle, dinin bildirdiği zenginlik farklıdır. Nisap miktarı
malı veya parası olmayan bir kimse, fakir demektir. Evi olmayan, kirada oturan
bir kimse nisap miktarı paraya, altına veya ticaret malına sahip ise dinen
zengin sayılır, böyle bir kimsenin zekat vermesi gerekir ve zekat alması caiz
olmaz.
Ticaret için olmayan malların zekatı verilmez. Gelirleri nisaba dahil edilir.
Nisaba malik olmayan herkes fakir sayılır, zekat alabilir. Nisaba malikse fitre
vermesi vacip olur. Asgari maaş alan bir kimse, borçları çıktıktan sonra, nisaba
malik ise, zengin sayılır, fitre vermesi gerekir. [Nisap, 96 gr altın veya bu
değerde para, ticaret malı demektir.]
Sadaka-i fıtr, Ramazan-ı şerifte verilir. Ramazandan önce ve bayramdan sonra da
vermek caiz ise de bayram namazından önce verilmiş olması daha çok sevaptır.
Şafii’de Ramazandan önce verilmez. Bayramdan sonraya da bırakılmaz. Hastalık
gibi herhangi bir özürden dolayı oruç tutamayan kimsenin de, zengin ise fitre
vermesi gerekir.
Sadaka-i fıtrın miktarı her yıl değişmez. Fitre olarak yarım sa’ buğday veya un,
yahut bir sa’ arpa, hurma veya kuru üzüm verilir. Yarım sa ölçek, ihtiyatlı
olarak 1750 gramdır. Bir sa’ ise 3500 gramdır. Bu miktarlar kıyamete kadar hiç
değişmez. Fitre olarak, ya bizzat buğday, un, arpa, hurma veya kuru üzüm
verilir. Yahut değeri kadar altın veya gümüş verilir. Buğday, un ve diğerlerini
vermek güç olursa, bunların kıymeti kadar, ekmek veya mısır verilebilir.
Bu yılki fitre miktarları şöyledir:
|
Fıtranın cinsi |
Miktarı (gr) |
Değeri (YTL) |
|
Buğday |
1750 |
1,20 |
|
Un |
1750 |
2,30 |
|
Un (iyi) |
3500 |
3,30 |
|
Arpa |
3500 |
2,- |
|
Kuru üzüm |
3500 |
15,- |
|
K. üzüm (iyi) |
3500 |
35,- |
|
Hurma |
3500 |
10,- |
|
Hurma (iyi) |
3500 |
70,- |
Sual: Fitre ne zaman vacip olur?
CEVAP
Kurban bayramının üçüncü günü nisaba malik olan zengindir. Nisap, zekat
nisabı gibidir. Kurbanda farklılık şöyledir:
İhtiyacı olan eşyadan ve borçlarından fazla olarak, zekat nisabı kadar malı,
parası bulunan her hür Müslümanın, Ramazan bayramının birinci günü sabahı, tan
yeri aydınlanırken, (Fitre) vermesi vacip olur. Daha önce ve daha sonra vacip
olmaz. Fitre ve kurban nisabı hesabına katılacak malın ticaret için olması şart
olmadığı gibi, elinde bir yıl kalmış olması da lazım değildir. Bayramın birinci
günü sabah namazı girdiği anda, nisap miktarı kadar mala malik olmak şarttır.
Sual: Fitre kimlere verilir, kimlere verilmez, zekatın hükümleri fitrede
de geçerli mi?
CEVAP
Evet. Yani zekattaki gibi:
Ana babaya, dedeye, büyük anneye, evlada, toruna, hanıma ve kâfire fitre
verilmez. Fakir olmak şartı ile geline, damada, kayınvalideye, kayınpedere,
kayınbiradere, üvey çocuğa fitre verilir. Hala, amca, dayı, teyze gibi akrabaya
fitre vermek daha çok sevap olur. İmameyne göre, borçlu ve fakir kimseye,
hanımı fitre verebilir. (Mevkufat)
Sual: Fitredeki vekalet, zekattaki gibi mi?
CEVAP
Evet.
Sual: Zekat gibi, fitreyi de hediye diye vermek caiz mi?
CEVAP
Evet.
Sual: Hurma ile iftar eden fitresini hurmadan mı verir?
CEVAP
Hayır. Senenin ekserisinde yediği şeyden verir.
Sual: Telefonda vekalet olur mu?
CEVAP
Olur. E-maille de olur.
Sual: 4 kişinin adam başı 1750 gram un vererek toplam 7 kilogram ile bir
kişiye vekalet vererek fitresini ödemesi doğru mu?
CEVAP
Doğru.
Sual: Bir kişiye verip (ya da daha sonra vermek üzere anlaşıp) bu parayla
payıma düşen miktarda un alarak dilediğine dilediğin kadar adıma fitre olarak
vermeye seni vekil tayin ettim dersek o da kabul ettim dese bu şekilde verilen
fitre caiz midir?
CEVAP
O adam da un alıp verirse mesele yok. Daha kolay yol: 15- 20 kişinin
vekaleti alınıp, alınan para ile bir çeyrek altın alınıp fakire verilirse bu iş
halledilmiş olur.
Sual: Teyzeye halaya amcaya dayıya fitre ve zekat verilir mi?
CEVAP
Verilir.
Sual: Fitre sadece fakirlere mi verilir?
CEVAP
Evet.
Sual: Bir tanıdık bana birisi vasıtasıyla fitresini göndermiş.10 milyon.
Bir şey de dememiş. Benim ne yapmam gerekir?
CEVAP
On milyon liralık gümüş veya altın alırsan fitresi verilmiş olur. Bu miktar
altın bulamazsan, kendi parandan da katarak çeyrek altın al yine olur, sonra
altını istediğine sat.
Sual: Fakirler için arkadaşımdan vekil olarak fitre nasıl alabilirim?
CEVAP
Zenginlerin vekili de olabilirsin, fakirlerin de. Bir fakirden vekalet
alırsın. Yani fitremi almak ve dilediğin yere harcamak üzere seni vekil ettim
der, sen de herkesten fitre alıp dilediğin yere verirsin.
Sual: Fitre vermek için akıl baliğ olma şartı var mıdır?
CEVAP
Hayır. Küçük çocuğun ve delinin malları varsa, bunların fıtraları da,
mallarından verilir. Velîleri vermezse, çocuk büyüdüğünde, deli iyi olduğunda,
eski fıtralarını da kendileri verir. Baliğ olmayan çocukların malı yoksa,
bunların fıtrasını babaları, kendi fıtrası ile birlikte verir. Yani kendi zengin
ise verir.
Sual: Bir kimse, yanında kalan ana-babasının ve akıl baliğ olan oğlunun
fitresini, onlardan habersiz verse, caiz olur mu?
CEVAP
Sonradan, sizin fitrenizi verdim denirse caiz olur.
Sual: Eşimin ve akıl baliğ olmamış çocuklarımın onlardan habersiz ve
vekaletsiz fitrelerini verebilir miyim?
CEVAP
Eşiniz ve çocuklarınıza bakmak mecburiyetinde olduğunuz için habersiz
verebilirsiniz.
Sual: Ağabeyimin ve evli kız kardeşimin fitresini onlardan habersiz
verebilir miyim?
CEVAP
Veremezsiniz. Bir kimse, kendi malından, başkası için fitre verince, o
önceden emretmiş ise, caiz olur. Emri ile vermemiş ise, sonradan razı olsa da,
caiz olmaz. Onların malı veya parası ile vermiş ise, razı olunca caiz olur.
Yahut onların sizi, (Sadaka-i fıtramı vermek üzere seni vekil ettim) demeleri
gerekir.
Sual: Beş kişinin fitrelerini vermek üzere vekilim. Fitreleri toplu olarak
mı yoksa herbiri için ayrı ayrı mı vermeliyim?
CEVAP
Hepsini birden verebilirsiniz.
Sual: Şafii mezhebinde olan kimse ne kadar ve nasıl fitre vermesi gerekir?
CEVAP
1680 gram buğday, pirinç, hurma, nohut, peynir verilebilir. Bunların yerine
kağıt para verilemediği gibi altın ve gümüş de verilemez. Ayrıca sekiz sınıfa
verilmesi gerekir. Üç sınıfa verilmesini caiz gören âlimler de varsa da bu üç
sınıfı bulmak çok güçtür, yok gibidir. Onun için Hanefi mezhebi taklit edilerek
vermelidir.
Sual: Geçmiş senelerde verilmeyen fitreler verilir mi? Verilirse nasıl
verilir?
CEVAP
Verilir. Kaza edilmiş olur. Aynen altın olarak verilir.
Sual: Seferde olduğum için oruç tutamadım. Fitre vermem gerekir mi?
CEVAP
Bir özrü sebebi ile oruç tutmayanın da, sadaka-i fıtr vermesi gerekir.
Sual: Doğmamış anne karnındaki çocuğun fitresini vermek gerekir mi?
CEVAP
Verilmez.
Sual: Nisap miktarı param var fakat 1 sene dolmadı, fitre vermem gerekiyor
mu?
CEVAP
Fıtra için bir sene gerekmez. O an nisaba malikseniz vereceksiniz.
Sual: Ramazan ayında bayram namazından önce verilmesi gereken fitreyi,
caiz olmayan kişilere verdiğini bayramdan sonra öğrenen bir kişinin ne yapması
gerekir?
CEVAP
Yeniden bir fakire verir.
Sual: Zekatım fitrelerimizle birlikte bir çeyrek altın tutuyor. Bir
çeyrek altını hem zekatım için hem de fitrelerim için verebilir miyim?
CEVAP
Evet verilir.
Sual: Fitreyi fazla vermek iyi olur mu?
CEVAP
Elbette.
Sual: Fitreyi yıllarca kağıt para ile veren, altınla devir yapması lazım
mı?
CEVAP
Evet.
Sual: Zekat ve fitre aynı kişiye verilebilir mi?
CEVAP
Evet.
Sual: Fakir kardeşe fitre verilir mi?
CEVAP
Evet.
Sual: Kız kardeşime fitre verebilir miyim?
CEVAP
Fitrenizi zengin değilse kız kardeşinize veya çocuklarına vermenizde mahzur
yoktur.
Sual: Seferi yani yolcu olan kimse, nisaba mâlik ise, fitre vermesi gerekir
mi?
CEVAP
Gerekir.
Sual: Delinin fitre vermesi gerekir mi?
CEVAP
Evet, malı varsa, fitresi kendi malından verilir. Velisi vermezse, deli
iyileşirse, eski fitrelerini de kendisi verir. İyileşmezse, zaten sorumlu olmaz.
(Dürr-ül-muhtar)
Sual: Bir kimse, yanında kalan ana-babasının ve âkıl bâliğ olan oğlunun
fitresini, onlardan habersiz verse, caiz olur mu?
CEVAP
Sonradan bildirmek şartı ile caiz olur.
Bayram sevinç günleridir
Sual:
Bayramda ne yapmak gerekir?
CEVAP
Bayramda erken kalkmak, gusletmek, misvak kullanmak, güzel koku sürünmek, yeni
ve temiz elbise giymek, sevindiğini belli etmek, fıtr, yani Ramazan bayramında,
bayram namazından önce tatlı yemek, hurma yemek, hurmayı 1, 3, 5 gibi tek adet
yemek, teke riayet etmek sünnettir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Allahü teâlâ tektir, teke riayet edeni sever.) [Buhari]
Bayramda yüzük takmak, karşılaştığı müminlere güler yüzle selam vermek,
fakirlere çok sadaka vermek, İslamiyet’e doğru olarak hizmet edenlere yardım
etmek, dargınları barıştırmak, akrabayı, din kardeşlerini ziyaret etmek, onlara
hediye götürmek sünnettir.
Ramazan gittiği için değil, günahlarımızın affolduğu için, büyük sevap ve nimete
kavuştuğumuz için
bayram yapıyoruz. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Bayram sabahı Müslümanlar, namaz için camilerde toplanınca, Allahü teâlâ,
meleklere, “İşini yapıp ikmal edenin karşılığı nedir?” diye sorar. Melekler de,
“Ücretini almaktır” derler. Allahü teâlâ da, “Siz şahit olun ki, Ramazandaki
oruçların ve namazların karşılığı olarak kullarıma kendi rızamı ve mağfiretimi
verdim. Ey kullarım, bugün benden isteyin, izzet ve celâlim hakkı için
istediklerinizi veririm” buyurur.) [Beyheki]
Peygamber efendimiz, (Ramazanın son günü Allahü teâlâ, oruç tutanları
affeder) buyurunca, Eshab-ı kiram, (Ya Resulallah, o gün Kadir Gecesi mi?)
diye sual etti. Peygamber efendimiz, (Bilmez misiniz ki, iş yapana, işi
bitirince ücreti verilir) buyurdu. (Beyheki)
Bu mükafatları bilen bir Müslüman nasıl sevinmez ve bayram etmez ki? Bayram
günleri sevinmek, neşelenmek gerekir. Hazret-i Ebu Bekir, kızı Âişe
validemizin evine gidince, iki cariyenin tef çalıp oynadığını gördü. Ensar-ı
kiramın kahramanlıklarını övüyor, destan söylüyorlardı. Hazret-i Ebu
Bekir, Resulullahın evinde böyle şey yapılmasının uygun olmayacağını bildirerek,
onların susmalarını söyledi. Peygamber efendimiz, Hazret-i Ebu Bekir’e,
(Onlara mani olma! Her kavmin bir bayramı vardır, bu da bizim bayramımızdır.
Bayram, sevinç günleridir) buyurdu. (Buhari)
Hazret-i Ali buyurdu ki:
(Bugün, orucu kabul edilmiş, çalışmasının mükafatını görmüş ve günahları
affedilmiş olanların bayramıdır.)
Hadis-i şerifte, (Allahü teâlâ, Ramazanda dört sınıf insan hariç, herkesin
günahlarını affeder. Bunlar, içki içmeye devam eden, ana-babasına âsi olan,
sıla-i rahmi terk eden, mümin olmaktan ümidini kesendir) buyuruldu. (Gunye)
Eğer bunlar tevbe ederse, Allahü teâlâ günahlarını affeder. Ramazandaki sevaplar
bilinseydi, her günün Ramazan olması istenirdi. Hadis-i şerifte, (Ramazandaki
özel sevaplar bilinmiş olsaydı, bütün yılın Ramazan olması istenirdi)
buyuruldu. (Ebu Nasr)
Ne mutlu günahlardan sakınarak oruç tutanlara. Bunlar, asıl bayramı ahirette
yapacaklardır.
Dargın olanların, bayramı beklemeyip, hemen barışması gerekir. Allahü teâlâyı ve
Peygamber efendimizi seven kimse, insanların kusurlarına bakmaz, hoşgörülü olur.
İyi insan yani mümin, herkesle iyi geçinir. Başkalarına sıkıntı vermediği gibi,
onlardan gelecek eziyetlere de katlanır.
Kimseye darılmamalı, dargınlık olduysa, 3 günden fazla sürmemeli, bayrama kadar
süren bir dargınlık olduysa, daha fazla gecikmeden barışmalıdır. Hadis-i
şeriflerde buyuruldu ki:
(Din kardeşiyle üç günden çok küs durmak caiz değildir. Üç gün sonra, onunla
karşılaşırsa, ona selam verip hatırını sormalıdır. O kimse selamını alırsa,
birlikte sevaba ortak olurlar. Eğer selamını almazsa günaha girer. Selam veren
kimse de küs durma mesuliyetinden kurtulmuş olur.) [Ebu Davud]
(Ameller pazartesi ve perşembe günü Hak teâlâya arz olunur. Hak teâlâ da, şirk
koşmayan herkesi affeder. Ancak bu mağfiretten birbirine kin tutan istifade
edemez. Cenab-ı Hak, “Onlar barışıncaya kadar amellerini bana getirmeyin”
buyurur.) [İmam-ı Malik]
Bayram ziyaretleri
Sual: Bayram ziyaretlerinde neye dikkat edelim, önce kimleri ziyaret
edelim?
CEVAP
Fasık olan, günah işlememize sebep olacak akrabayı ziyaret lazım değildir.
Fakat salih olan akrabayı ziyaret gerekir. Salih arkadaşları ziyaret de çok
sevaptır. Ziyaret, yalnız Allah rızası için olmalıdır.
Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Bir kimse, köydeki arkadaşını ziyarete gider. Hak teâlâ, buna bir melek
gönderir. Melek o adama der ki:
- Böyle nereye gidiyorsun?
- Bu köyde bir arkadaşım var. Onu ziyarete gidiyorum.
- Bunun sana bir iyiliği, bir yardımı dokundu da onun için mi gidiyorsun?
- Hayır, sırf Allah rızası için ziyaretine gidiyorum.
- Müjdeler olsun sana! Beni Allahü teâlâ gönderdi. Hiçbir karşılık beklemeden
arkadaşını ziyarete gittiğin için Allahü teâlânın sevgisine mazhar oldun.)
[Hakim]
(Bir din kardeşini ziyaret edene bir melek, "Ne mutlu sana, Cennete girmiş
oldun" der. Hak teâlâ da buyurur ki: (Benim için ziyaret eden kuluma, Cennette
hoşlanacağı mükafatlar vereceğim") [Bezzar]
(Hiç bir kul yoktur ki, din kardeşini Allah için ziyaret etsin de, bir melek,
"Ne iyi ettin, Cennet sana helal olsun" demesin. Allahü teâlâ da buyurur ki:
"Kulum beni ziyarete geldi. Bana da onu ağırlamak düşer.) [Ebu Ya’la]
(Din kardeşini ziyaret eden, dönene kadar, rahmet içindedir.) [Taberani]
(Cennette öyle güzel köşkler vardır ki, bunlar, birbirini Allah için ziyaret
eden, Allah için sevip yardım edenler için hazırlanmıştır.) [Taberani]
(Bir mümini ziyaret için evinden çıkana, 70 bin melek, "Ey Rabbimiz; senin rızan
için ziyarete giden şu kuluna rahmet et" diye dua eder.) [Ebu Nuaym]
(Bir müslüman, müslüman kardeşini ziyaret edince, 70 bin melek "Ey Rabbimiz,
senin rızan için ziyaret eden bu kulundan razı ol" diye dua ederler.)
[Taberani]
(Din kardeşini, sırf Allah rızası için ziyaret eden Cennettedir.) [Taberani]
(Din kardeşini ziyaret edene Cennette bir derece verilir.) [Ey Oğul. İlm]
(Ziyaretçinize ikram edin!) [Harâiti]
(Mümin kardeşini ziyaret edip müsafeha eden, ellerini ayırmadan her ikisinden
Hak teâlâ razı olur. Ağaçtan yaprak dökülür gibi, günahları dökülür.) [Ey
Oğul. İlm]
(Ziyareti aralıklı yap ki muhabbeti artırasın!) [Bezzar]
Hikmet ehli diyor ki:
(Ziyareti terk etme, seni unuturlar. Pek sık da gitme senden bıkarlar.)
(Arşın etrafında nurdan kürsülerde, nur gibi parlayan insanlara Peygamberler ve
Şehidler gıpta ederler. Bunlar, Allah için birbirini seven, Allah için buluşan,
Allah için birbirini ziyaret edenlerdir.) [Nesai]
(Allahü teâlâ buyurur ki: Benim için birbirini ziyaret eden, benim için
birbirini seven, benim için veren, benim için birbirine yardım eden, sevgime
mazhar olur.) [Hakim]
(Allah için sevdiği arkadaşının ziyaretine gidene, ardından bir melek, "Ne güzel
iş yapıyorsun, Cenneti hak ettin" der.) [Tirmizi]
Allah rızası için müslümanı ziyaret etmek çok sevaptır. Âlimi, fakiri ve salih
akrabayı ziyaret daha çok sevaptır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Zengini ziyaret eden saim ve kaim sevabı, fakiri ziyaret eden ise, fi
sebilillah cihad sevabı alır, her adımı Allah yolunda atılan adıma denk olur.)
[Deylemi]
[Saim; oruçlu, Kaim; gece ibadet eden. Fi sebilillah; Allah
yolunda, Allah rızası için]
(Âlimi ziyaret eden, beni ziyaret etmiş gibi sevap alır.) [Taberani]
(Sıla-i rahm, kendisinden kesilen akrabasını arayıp ziyaret ve iyilik etmektir.)
[Tirmizi]
(Rızkının bol, ömrünün uzun olmasını isteyen, sıla-i rahm etsin!) [Buhari]
(Sıla-i rahm, malı çoğaltır, ailede sevgiyi artırır ve ömrü uzatır.)
[Taberani]
Salih akrabayı hiç olmazsa, haftada veya ayda bir ziyaret etmeli, kırk günü
geçirmemelidir! Uzak ülkede ise mektupla, telefonla gönlünü almalı, dargın ise
barışmalıdır.
Ev sahibi imam olur. Yahut onun tayin ettiği zat imam olur. Bir kimse, layık
olsa da, teklif edilmeden ziyarete gittiği yerde imamlığa geçmemelidir. Hadis-i
şerifte buyuruldu ki:
(Bir kavmi ziyarete giden, onlara imamlık yapmasın!) [Tirmizi]
Ramazan-ı şerif ayının son günü ile bayramın birinci günü arası bayram
gecesidir. Bu geceyi ihya eden büyük saadete kavuşur. Hadis-i şerifte,
(Ramazan ve Kurban bayramının gecelerini ihya edenin kalbi, kalblerin öldüğü gün
ölmez) buyuruldu. Yine hadis-i şerifte, rahmet kapılarının dört gece
açıldığı, bu gecelerde yapılan duaların reddedilmediği, Ramazan bayramı
gecesinin bunlardan biri olduğu bildirilmiştir.
Davete gitmek
Sual: Her davete gidilir mi?
CEVAP
Yemekte günah işleniyorsa gidilmez. Fakirlerin davetine gitmeyip de
zenginlerinkine gitmek kibirdendir. Kendinden aşağı olanları ziyaret etmek de
tevazu alametidir.
Düğün yemeğine davet olunanın gitmesi sünnet, başka ziyafetlere gitmek
müstehaptır. Bazı âlimler ise, (Düğün yemeğine gitmek vacip, diğer davetlere
gitmek sünnettir) demişlerdir. Müslümanın müslüman üzerindeki beş haktan biri,
davetine icabettir. Yani davetini kabul edip gitmektir. Hadis-i şerifte,
(Davete icabet ediniz) buyuruldu. (Müslim)
Külfete girenin davetine gitmek gerekmez. Cimrinin davetine de gitmemelidir!
Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Cömerdin yemeği şifa, cimrinin yemeği hastalıktır.) [Dare Kutni]
Samimi olarak davet edilen yere gitmelidir! Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Davete icabet etmeyen, Allah’a ve Resulüne asi olmuş olur.) [Buhari]
(Müslüman kardeşine ikram eden, Allahü teâlâya ikram etmiş olur.) [İsfehani]
(İki kişi birden davet ederse, kapısı yakın olana icabet et! Çünkü kapısı yakın
olanın hakkı daha önce gelir.) [Buhari]
El öpmek
Sual: Bayramda herkesin eli öpülür mü, yani kimlerin eli öpülür, kimlerin
eli öpülmez?
CEVAP
Herkesin eli öpülmez. Ana babanın, bir de âdet olduğu için yaşlı akrabaların
elini öpmek caizdir. Arkadaşın elini öpmek haramdır. Kadın kocasının elini
öpebilir, fakat, kendine namahrem yani yabancı erkeğin, erkek de yabancı
kadının, zaruret olmadıkça, elini öpemez.
Bütün yıl oruç tutmuş olmak
Sual:
En az bire on sevap verildiği
için, bir ay Ramazanda oruç tutan, 300 gün, Şevvalde de altı gün oruç tutan 60
gün oruç tutmuş gibi olacağı yani bütün yılı oruç tutmuş sayılacağı söyleniyor.
Farz olan Ramazan orucu ile nafile olan Şevval orucu aynı kefeye konabilir mi?
Farzın yanında nafile denizde damla değildir. Yukarıdaki ifadede bir yanlışlık
yok mu?
CEVAP
Her ay üç gün oruç tutanın da bütün sene oruç tutmuş gibi sayılacağı da
kitaplarda bildiriliyor. Burada farz olan Ramazan orucu ile nafile oruç kıyas
edilmiyor. Bütün sene oruç tutmuş olduğu değil, hükmen oruçlu sayılacağı
bildiriliyor. Yoksa ömür boyu nafile oruç tutulsa, Ramazan-ı şerifte tutulan bir
gün orucun sevabına kavuşamaz.
Mazeretsiz Ramazan-ı şerifte bir gün oruç tutmayan, ömür boyu nafile oruç tutsa
kabul olmaz. Hatta Ramazandaki farz orucunu kaza ettikten sonra, yine her gün
oruç tutsa, Ramazan-ı şerifte tutmanın sevabına kavuşamaz. Kaza edince, yalnız
borçtan kurtulur. Ramazanda tutmuş gibi sevap kazanamaz. Bir hadis-i şerif meali
şöyledir:
(Ramazanda bir gün oruç tutmayan, onun yerine bütün yıl oruç tutsa, o bir
günkü sevaba kavuşamaz.) [Tirmizi]
Mübarek günlerde oruç
Sual:
Mübarek günlerde, hangi gün oruç
tutmak uygun olur?
CEVAP
Mübarek günler, mübarek geceleri takip eden günlerdir. Mesela, Cuma gecesi,
Perşembe gününü Cumaya bağlayan gecedir.
BERAT GECESİ:
Şaban ayının 15. gecesidir. Bunun günü, bu geceyi takip eden gün, yani 15 Şaban
olur. Oruç tutan bu günde tutmalıdır. Eğer bugün, Cuma veya Cumartesi gününe
gelirse, bir gün öncesi veya bir gün sonrası ile tutulmalıdır.
Bir hadis-i şerif meali:
(Şabanın 15. gecesini ibadetle, gündüzünü de, oruçla geçirin! O gece Allahü
teâlâ buyurur ki: “Af isteyen yok mu, affedeyim. Rızk isteyen yok mu, rızk
vereyim. Dertli yok mu, sıhhat, afiyet vereyim. Ne isteyen varsa, istesin
vereyim” Bu hâl, sabaha kadar devam eder.) [İbni Mace]
MİRAC GECESİ:
Recep ayının 27. gecesidir. Bir hadis-i şerif meali:
(Recebin 27. günü oruç tutana, 60 yıllık oruç sevabı verilir.) [İ.
Gazali, Ebu Musa el Medeni]
Eğer bugün, Cuma veya Cumartesi gününe gelirse, bir gün öncesi veya bir gün
sonrası ile tutulmalıdır.
REGAİP GECESİ:
Recep ayının ilk Cuma gecesidir. Perşembe günü oruç tutup, gecesini de ihya
etmek çok sevabdır. Perşembe ile birlikte, Cuma günü de oruç tutmakta mahzur
yoktur. (Gunye)
Bir hadis-i şerif meali:
(Allahü teâlâ, Receb ayında oruç tutanları mağfiret eder.) [Gunye]
AŞURE GÜNÜ:
Muharrem ayının 10. günü, Aşure günüdür. Aşure günü de, tek olarak oruç
tutmak mekruhtur. Bir gün öncesi veya sonrası ile birlikte tutmalıdır. İki
hadis-i şerif meali:
(Aşurenin faziletinden faydalanın! Bu mübarek günde oruç tutan, melekler,
peygamberler, şehidler ve salihlerin ibadetleri kadar sevaba kavuşur.) [Şir’a]
(Aşure günü bir gün önce veya bir gün sonra da tutarak, Yahudilere muhalefet
edin.) [İ. Ahmed]
MEVLİD GECESİ:
Rebiul-evvel ayının 11. ve 12. günleri arasındaki gecedir. 11. veya 12.
gününde oruç tutulması iyi olur.
Peygamber efendimiz, Pazartesi günü oruç tutardı. Sebebini sorduklarında,
(Bugün dünyaya geldim. Şükür için oruç tutuyorum) buyurdu. (Hak Sözün
Vesikaları)
AREFE GÜNÜ:
Kurban bayramından önceki gündür. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:
(Arefe günü tutulan oruç, bin gün [nafile] oruca bedeldir.) [Taberani]
Arefe günü oruç tutmak müstehabdır. O gün Nevruza veya cumartesine isabet etse
de, bugün, Arefe diye, oruç tutan kimse, mekruh işlemiş olmaz. Nevruz diye,
cumartesi diye tutarsa mekruh olur, Arefe diye tutarsa mekruh olmaz.
CUMA GÜNÜ:
Cuma günleri oruç tutmak çok sevabdır. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:
(Cuma günü, oruç tutan için, on ahiret günü oruç sevabı yazılır.) [Beyheki]
Cuma günü, tek olarak oruç tutmak, mekruh diyen âlimler de, olduğu için, Cuma
günü, tek olarak değil, Perşembe veya Cumartesi günü ile birlikte tutmalıdır.
Bir hadis-i şerif meali:
(Yalnız Cuma günü, oruç tutmayın! Bir gün öncesi veya bir gün sonrası ile
tutun.) [Buhari]
ZİLHİCCE AYINDA ORUÇ
Zilhiccenin ilk dokuz gününde oruç tutmak çok sevabdır. Bir hadis-i şerif
meali şöyledir:
(Zilhiccenin ilk 9 günü oruç tutana, her günü için bir yıllık oruç sevabı
verilir.) [Ebul Berekat]
ŞEVVAL AYINDA ORUÇ
Şevval ayında oruç tutmak, çok sevabdır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Şevval ayında, altı gün oruç tutan, yeni doğmuş gibi günahsız olur.) [Taberani]
(Ramazan ile Şevvalde de, altı gün oruç tutan, bir yıl oruç tutmuş sayılır.)
[İbni Mace]
PAZARTESİ ve PERŞEMBE:
Pazartesi ve Perşembe günleri oruç tutmak, diğer günlere göre daha sevabdır.
Bir hadis-i şerif meali şöyledir:
(Ameller, pazartesi ve perşembe günleri arz olunur. Ben de, amelimin oruçlu
iken arz olunmasını isterim.) [Tirmizi]
HER AY 3 GÜN ORUÇ
Her ay 3 gün oruç tutmak çok iyidir. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:
(Her ayda, üç gün oruç tutmak, bütün yılı oruçlu geçirmek gibi sevabdır.)
[Buhari]
Bu üç günü mümkünse, kameri ayların 13, 14 ve 15. günleri de tutmak iyi
olur. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:
(Kameri ayın 13, 14 ve 15. günlerinde oruç tutan, bütün yıl oruç tutmuş gibi
sevaba kavuşur.) [Nesai]
Not: Mübarek günlerde tutulan bu oruçlar, nafiledir. Nafile oruç tutmak da
çok sevabdır. Bir hadis-i şerif meali:
(Ramazan ayı dışında, Allah rızası için bir gün oruç tutan, iyi bir yarış
atının bir asırda alacağı mesafe kadar Cehennemden uzaklaşır.) [Ebu Ya’la]
Hele yukarıda bildirilen mübarek günlerde oruç tutulursa, sevabı daha çok olur.
Ancak, nafilenin kıymeti ve sevabı farz yanında, denizde damla bile olmadığını
İslam âlimleri bildiriyor. Bunun için, oruç kazası olan kimse, bu oruçları
tutarken, (ilk kazaya kalan Ramazan orucuna) diye niyet etmeli. Kaza
borcumuz yoksa da, yine böyle niyet ederek tutmalıdır. Çünkü tutulan bu oruç,
zaten nafile olur. Unutulmuş bir kazamız varsa, onun yerine geçer. Böyle olursa,
hem oruç borcumuzu ödemiş olur, hem de o mübarek gün için bildirilen oruç
sevabına kavuşmuş oluruz.