Dinin sahibi nasıl istemişse öyle yapılır

 

       Sual: Allah yerine tanrı demenin caiz olmadığını bildirdiniz. 1940dan 1950 yılına kadar müezzinlik yaptım. "Allahü ekber" yerin "Tanrı uludur" dedim. Ezanı da, kameti de hep Türkçe okudum. Namazımı da ayetlerin tercümesi ile kılıyorum. Dinimizde zorluk yoktur. Tanrı kimseye gücünün yetmediğini yüklemez. Bırakın her toplum, kendi dili ile ibâdetini yapsın! Kimseyi zorla Arap yapamayız. İslâmiyetin şartı temizlik ve güzel ahlâktır, dil değildir. Hangi dille ibâdet edersen et hiç sakıncası olmaz. Öyle değil mi?

       CEVAP

       Hayır öyle değildir. Namazda sureler ve duâlar Arapça okununca sadece iftitah tekbiri (Allahü ekber) yerine (Tanrı uludur) dense veya başka bir şey söylense namazın yine sahih ve kabul olmıyacağı bütün fıkıh kitaplarında yazılıdır. Mesela Redd-ül muhtarda açıkça yazılıdır. Hatta selamdan önce okunan duâları bile Arabi okumak şarttır. Kur'an-ı kerimde ve hadis-i şerifte olmıyan duâları okumak bile namazı bozar. Arabiden başka herhangi bir dil ile namaz kılmanın sahih olmadığını bütün âlimler ittifakla bildirmişlerdir. (Hindiyye)

       Biz, başka milletlerin milli marşlarını tercüme ederek söylesek, onlar da bizim istiklal marşımızın tercümesini söyleseler uygun görülmez. Her devletin kanununda bildirilen esaslara uymak gerektiği gibi, Allahü teâlâ da bize namazı nasıl kılmamızı emrediyorsa öyle kılmamız gerekir. Dinimizde kolaylık vardır. Fakat kolayına geldiği gibi dini değiştirmek yoktur.

       Mesela sizin isminiz İsmet, günahsızlık, temizlik demektir. Bir kimse sizi, Arapça olan İsmet kelimesiyle değil de tercümesi olan temizlik kelimesi ile çağırsa, İsmet Bey yerine, Temizlik Bey dese ne dersiniz? Bir ismin bile tercümesini söylemek çok tuhaf olurken namazdaki sureleri Türkçe olarak okumak nasıl caiz olur?

       Dinde, sizin veya bizim fikrimize itibar edilmez. Muteber din kitapları ne yazıyorsa ona bakılır. Allahü teâlânın emri olduğu için ibâdet lisanı Arabidir. Dinin sahibi nasıl istemişse öyle yapılır. Başka türlü istemek dine aykırı olur. Kur'an-ı kerimin tercümesini Kur'an hükmünde tutmak ve namazda okumak asla caiz değildir. Allahü teâlâ, Kur'an-ı kerimde, (Benim kitabım Arabidir, Kur'anı Arabi lisan ile indirdim) buyuruyor. O hâlde Allahü teâlânın melek ile indirdiği kelimelerin, harflerin ve manaların toplamı Kur'andır. Kur'an-ı kerim Arabiye bile çevrilse, yine Kur'an olmaz. Kur'anın açıklaması olur. Manası bozulmadan da, bir harfi bile değişince, Kur'an olmaz.

       (Fetava-i fıkhiyye)de buyuruluyor ki:

       (Kur'an-ı kerimi başka dile tercüme edip, Kur'an-ı kerim yerine bunu okumak ve Kur'an-ı kerimi Arabi harflerle, okunduğu gibi yazmak suretiyle değiştirmek bile sözbirliği ile haramdır. Kur'an-ı kerimi böyle yazarken ve başka dile tercüme ederken, Allah kelamının icazı bozulmakta, nazm-i ilahi değişmektedir. Bunun gibi sebeplerle de Kur'an-ı kerimin tercümesi namazda okunamaz.)

       Namaz haricinde her milletin kendi diliyle duâ etmesi caizdir. Vaaz ve nasihatı kendi lisanıyle yapması gerekir. Din için yapılacak diğer bütün hizmetler de böyledir. 

geri    namazbbs    ileri