EZAN VE İKAMET

Ezan, herkese bildirmek demektir. Beş vakit namaz ve kaza namazları için ve Cuma namazında hatibin karşısında, erkeklerin ezan okuması, sünnet-i müekkededir. Kadınların ezan ve ikâmet okuması mekruhtur. Ezan, başkasına vakti bildirmek için, yüksekte okunur. Ezan okunurken, iki eli kaldırıp birer parmağını iki kulağın deliğine koymak müstehabtır. İkâmet okumak, ezandan daha efdaldir. Ezan ve ikâmet, kıbleye karşı okunur. Okunurken konuşulmaz, selâma cevap verilmez.

Ezanın Okunuşu

ALLAHÜ EKBER                                                         4 defa

EŞHEDÜ EN LA İLAHE İLLALLAH                             2 defa

EŞHEDÜ ENNE MUHAMMEDEN  RESÛLULLAH  2 defa

HAYYE ALES-SALÂH                                                2 defa

HAYYE ALEL-FELÂH                                                 2 defa

ALLAHÜ EKBER                                                         2 defa

LA İLAHE İLLALLAH                                                    1 defa

Yalnız    sabah    ezanında    "HAYYE    ALEL-FELÂH"    dan    sonra   iki   kere    "ES-SALATÜ
HAYRUN MİNE'N-NEVM" okunur.

Kamette ise: "HAYYE ALEL-FELAH"dan sonra iki kere "KAD KÂMETİS-SALÂTÜ" denir.

Ezan Duaları

Sevgili Peygamberimiz buyuruyor ki:

(Ezan okunurken şu duayı okuyun:

"Ve ene   eşhedü en la ilahe illallahü vahdehû la   şerîkeleh   ve   eşhedü   enne   Muhammeden abdühû ve resûlüh ve radîtü billahi rabben ve bil-islâmi dînen ve bi- Muhammedin sallallahü aleyhi ve selleme resûlen nebiyyâ")

Yine bir hadîs-i şeriflerinde buyurdular ki,

(Ey benim ümmetim! Ezan bitince şu duayı okuyunuz!

«Allahümme rabbe hâ'zihid-davetit-tâmmeti ve's-salatil-kâimeti âti Muhammedenil-vesîlete vel fadîlete ve'd-dereceter-refîate veb'ashü mekâmen mahmudenil-lezî va'adtehü inneke la tuhlifül-mîâd».

Ezan kelimelerinin manâları

ALLAHÜ EKBER: Allahü teâlâ, büyüktür. Ona bir şey lâzım değildir. Kullarının ibâdetlerine de muhtaç olmaktan büyüktür. İbâdetlerin, O'na hiçbir faydası yoktur. Bu mühim manâyı zihinlerde iyi yerleştirmek için, bu kelime, dört kere söylenir.

EŞHEDÜ EN-LÂ İLAHE ÎLLALLAH: Kibriyası, büyüklüğü ile kimsenin ibâdetine muhtaç olmadığı halde, ibâdet olunmağa O'ndan başka kimsenin hakkı olmadığına şehâdet eder, elbette inanırım. Hiçbir şey O'na benzemez.

EŞHEDÜ   ENNE   MUHAMMEDEN   RESÜ-LULLAH:

Muhammed «aleyhi ve âlâ âlihissalâtü vesselâm»ın, onun gönderdiği Peygamberi olduğuna, onun istediği ibâdetlerin yolunu bildiricisi olduğuna ve Allahü teâlâya ancak onun bildirdiği, gösterdiği ibâdetlerin yaraşır olduğuna şehâdet eder, inanırım.

HAYYE ALES-SALÂH, HAYYE ALEL-FELAH: Mü'minleri felaha, saadete, kurtuluşa sebep olan namaza çağıran iki kelimedir.

ALLAHÜ EKBER: O'na lâyık bir ibâdeti kimse yapamaz. Herhangi bir kimsenin ibâdetinin O'na lâyık, yakışır olmasından çok büyüktür, çok uzaktır.

Namazın şerefi ve büyüklüğü onu herkese haber vermek için seçilmiş olan bu kelimelerin büyüklüğünden anlaşılmaktadır.

MENKIBE

İlk Ezan

Hicretin birinci yılına kadar, namaz için ezan okunamazdı. Müslümanlar az ve toplu bir halde bulundukları için böyle bir ihtiyaç da hissedilmemekteydi. Namaz vakti gelince (Essalâtü, Essalatü), yani "Namaza, Namaza" diye çağırıp ve bununla yetinirlerdi.

Hicretten sonra, müslümanlar çoğalmaya başladığından artık (Esselatü) diye çağrılması, maksadı temin etmiyor, şehrin her tarafından işitilmiyordu.

Bundan sonra namaz vakitlerini bildirecek bir vasıtaya ihtiyaç vardı. Kimisi, bir çan elde edelim, dedi Resûlullah Efendimiz:

"O Nasârâ'ya (Hıristiyanlara) mahsustur." buyurdu.

Bazıları boru çalsak dediler, Peygamber Efendimiz:

"O da Musevilere mahsustur" buyurdu.

- Yüksek bir yere ateş yaksak, dediler. Buna da: "O da Mecûsilere mahsustur" duyurdu.

Bu sırada Abdullah bin Zeyd hazretleri, bir rüya gördü. Sıra ile üç gün tekerrür eden bu rüyasını, üçüncü gün sabahı, Resûlullah Efendimizin huzurunda şöyle anlattı:

- Yeşil bir şal ve peştemal bağlamış, eline çan almış bir kişi gördüm. Ona sordum:

- Elindeki çanı satar mısın?

- Ne yapacaksın?

- Namaz vakitlerini bildirmek için çalacağım. Bunun üzerine o zat dedi ki:

- Ben sana daha hayırlısını tarif edeyim.

Kıbleye karşı durdu ve yüksek sesle (Ezân)'ın mübarek kelimelerini okudu. Biraz durduktan sonra, aynı kelimeleri tekrar ederek sonuna doğru (Kad Kâmetis'salâtü) cümlesini ilâve etti.

Bunun üzerine Resûlullah Efendimiz emir buyurdular:

- "Rüya haktır. O kelimeleri Bilal'e öğret, okusun!"

Hazret-i Bilâl de, öğretilen kelimeleri Mescid-i şerifin yanında bulunan yüksek bir dama çıktı. Ve ilk ezanı okudu.

Hazret-i Ömer, ezan sesini işitince, koşa, koşa, Resûlullah Efendimizin huzuruna geldi. Hazret-i Bilâl' in söylediği kelimeleri aynen rüyasında gördüğünü arz etti. O gece Eshâb-ı kiramdan bir kısmı da aynı rüyayı görmüşlerdi.

İşte o günden itibaren, her namaz vakti ezan okunması sünnet kılındı.

 

Seslendi ol müezzin, durdu kamet eyledi,

Kâ'beye döndü yüzün, hem de niyyet eyledi.

 

Duyunca ehl-i îmân, hürmet ile dinledi,

Sonra, namaza durup, Rabbe kulluk eyledi.