ÖNSÖZ

İş bunu,”Rehber” bilelim:

Bismillahirrahmânirrahîm

 Kitabıma besmele ile başlıyorum. Dünyadaki bütün insanlara acıyan ve faydalı şeyleri yaratıp, herkese gönderen Rabbimize hamd olsun! O’nun sevgili Peygamberi Muhammed aleyhisselâma salât ve selâm olsun! O yüce Peygamberin bildirip öğrettiği yolu, hiç değiştirmeden bugüne ulaştıran akrabâlarının ve temiz, âdil olan arkadaşlarının her birine hayırlı duâlar olsun!

Her insan, rahat ve huzur içinde yaşamak istiyor. Öyle ki, kavuştuğu mutluluklarının hiç bitmemesini arzu ediyor. Bütün insanların iki arzusu hiç sona ermiyor. Hiç ölmemek ve her arzusuna zahmetsiz, sıkıntısız kavuşmak...Bütün insanların iki arzusu hiç sona ermiyor: Hiç ölmemek ve her arzusuna zahmetsiz, sıkıntısız kavuşmak... Bu isteklere kavuşmak, dünyada mümkün değildir. Çünkü dünya fanidir (geçicidir). Birçok sıkıntılarla, dertlerle doludur. İnsan burada, her arzusuna kavuşamaz.

Yüce Rabbimiz, insanları imtihan etmek, denemek için yaratmıştır.İmtihanda ni’metlerle külfetler,hayırlarla şerler, iyiliklerle kötülükler karma-karışıktır. İnsanın, kendi isteği ile hangisini yapacağı denenmektedir. Bu imtihanda başarılı olması için, kendisine akıl verilmiştir. Her asırda gelen peygamberler ve âlimler, insanlara yol göstermişler, rehberlik etmişlerdir. Peygamberler, Allahü teâlânın emirlerini ve yasaklarını, istediklerini ve beğendiklerini insanlara açıklamışlardır. İnsan, hiçbir devirde başıboş bırakılmamıştır.

İnsanların dünyada ve âhirette, rahat ve huzura kavuşması için, onları yaratan Allahü teâlâ tarafından dinler gönderilmiştir. Din, Allahü teâlânın yoludur. Rahat ve huzura kavuşmak için bildirilen ilâçların reçetesidir. O’nun emir ve yasakları, ilâç gibidir. Kurtulmak isteyen, ilâcı kullanması gerekir. Âhirette sonsuz olan Cennet hayatında ölüm, sıkıntı, hastalık, dert ve belâ, hattâ yemek ve içmek ihtiyacı bile yoktur. Sıkıntısız, zahmetsiz her arzuya kavuşmak oradadır. İslâmiyetin emir ve yasaklarına uyarak yaşayanların, bu sonsuz saâdete kavuşacaklarını, Allahü teâlâ va’d etmektedir.

Allahü teâlânın, insanların mutluluğu için gönderdiği dinler, zaman zaman insanların başına geçen zâlimler ve nefislerin kötü isteklerine düşkün olanlar tarafından değiştirilmiştir. Aslı unutulmuş ve yerine, insan tarafından çıkan bir takım bozuk fikirler, yanlış ve eksik kurallar konulmuştur. İlk insan ve ilk Peygamber olan âdem aleyhisselâmdan beri, insanlara tebliğ edilen bu ilâhî mesajların sonuncusu, güzel dînimiz İslâmiyet olmuştur. Allahü teâlâ tarafından gönderilen her peygamber ve onun vasıtasıyla gelen her din haktır, gerçektir.

Bütün hak dinlerde olduğu gibi, dînimiz de, insanların ebedî saâdeti için önce İMÂN etmeyi, inanmayı emretmiştir. Zerre kadar, (yani çok az) imânı olanlar ve bu imân ile ölenler, sonunda mutlaka kurtulacaklar, Cennete gideceklerdir. İbâdetlerindeki noksanlığı ve günahlarını, Allahımız dilerse affedecek, dilerse Cehennemde bir müddet cezalandırıp sonra Cennete sokacaktır.

Din, emirleri yapmak ve yasaklardan kaçınmaktan ibârettir. Îmânın olgunluğu, tamlığı ve ib3adetlerin, Allahü teâlâ tarafından beğenilip kabul edilmesi, AHLÂK’ın güzel olmasına bağlıdır. Dînimiz, herkese karşı iyi huylu, güler yüzlü ve tatlı dilli olmayı emretmiştir. Kimseyi incitmemeli, kalbini kırmamalı ve dinli, dinsiz herkese iyilik etmelidir. Kötü huy sâhibine zarardır. Tatlı dil, yılanı deliğinden çıkardığı gibi, kötü huy da sâhibini îmândan çıkarır.

Allahü teâlânın varlığına ve O’nun son dînini getiren MUHAMMED aleyhisselâmın peygamberliğine îmân eden her müslüman, önce dînimizin altı esasını öğrenmelidir. Bunlara “ÎMÂNIN ŞARTLARI” denir. Îmânın şartlarını bilmedikçe, müslüman olunmaz. Îslâmiyeti din olarak seçen herkes, bunlardan sonra, “ÎSLÂMIN ŞARTLARI”nı belleyerek ibâdet vazifelerini yerine getirmelidir.

Müslüman, iyi insan, akıl başında kimse demektir. Hakîkî müslüman, Allahü teâlânın emirlerine itâat eder. Kul haklarında sakınır, devlete olan borçlarını öder. Âilesine, ana-babasına, akrabâlarına, komşularına, hocasına, yoksul ve yetimlere, bütün insanlara ve hattâ hayvanlara bile iyilik yapmakta, haklarını gözetmekte kusur etmez. Vatanını, milletini ve bayrağını sever. Herkese iyilik eder. Kötülük yapanlara nasihat verir. Böyle olan müslümanı Allah da sever, kullarda sever, rahat ve huzur içinde yaşar.

Kötü huylardan kurtulup, iyi huylu olmak için,”GÜZEL AHLÂK”ın ve “KÖTÜ AHLÂK”ın neler olduğunu öğrenmelidir. Bir hastalığın tedâvisi, önce hastalığı bilmek, teşhis etmek ve sonra da ilaçlarını kullanmakla olur.

Gözbebeğimiz gibi kıymetli olan evlâtlarımızın ve gençlerimizin, güzel dînimiz İslâmiyeti kısaca öğrenmeleri ve bilerek yaşamaları için (REHBER İLMİHÂL) adını verdiğimiz bu kitabı hazırladım. Kitabımızda, din hakkında kısa ve öz bilgi verdikten sonra, dînimizin emir ve yasaklarını, ibâdetleri, güzel ahlâk ile kötü huyların neler olduğunu, kötü huylardan kurtulma çârelerini ve ilâçlarını bildirdik. Maksadımız ve niyetimiz, çocuklarına din bilgisi öğretmek ve onları İslâm ahlâkı ile yetiştirmek isteyen anne ve babalara yardımcı olmaktır.

Her noksan ve kusurdan münezzeh olan Allahü teâlâdır. Rabbimizden hepimizi hayırlı işlerde muvaffak eylemesini duâ ve niyâz ederim.

E.Müftü

Hasan Yavaş