“Sakın oruç tutma!” 31.10.2003
Her Ramazan olduğu gibi bu
Ramazanda da, bazı art niyetli din adamları Müslümanlara oruç tutturmamak için
ellerinden geleni yapıyorlar. Din adamları yapar da doktorlar yapmaz mı? Bazı
art niyetli doktorlar da bu yarışa katıldılar. Dişin mi ağrıyor tutma, başın mı
ağıyor tutma, belin mi ağrıyor tutma...
Bunlara göre; oruç insan sağlığına fevkalâde zararlı! Mesela, oruç tutulduğunda
açlık midenin fazla asit çıkartmasına sebep oluyor. Bu çıkan asit, midede eğer
bir gastrit veya ülser varsa ağırlaştırmakta, yoksa bile gastrite sebebiyet
verebilmekte...
Bütün bunlarda art niyet
yoksa bilgi noksanlığının olduğu kesin. Çünkü bunlar, basit bir açlıkla oruçlu
bir insanın açlığını aynı kefeye koyuyorlar. İkisi arasındaki muazzam farkı
bilmiyorlar. Halbuki, bu ikisinin arasında büyük bir fark vardır. Basit bir
açlık problemi olan bir insanın mide sıvısı incelendiği zaman, orada gerçekten
doktorların dediği gibi, mide asiditesinin çoğaldığı ve mideye zarar verebilecek
seviyeye ulaştığı görülür. Ama aynı müddet içerisinde oruç tutarak aç kalmış
olan bir insanın mide sıvısında asiditenin normal durumdan bile düşük olduğu
görülmüştür. Bu neden kaynaklanmaktadır?
Prof.Dr.Cevad Babuna bunu şöyle açıklıyor: Vücudumuzdaki bütün organlar, beynin
etkisi altında çalışmaktadır. Meselâ, vücut hareket halinde iken, kalp atışları
hızlanır. Ama istirahat halinde iken yavaşlar. Halbuki siz istirahat halinde
olsanız bile eğer heyecanlanırsanız beyninizin çalışmasıyla bir heyecan durumuna
girersiniz. İşte beyin normal bir açlıkta mideye bir emir vermediği için her an
yemek yiyebilirim düşüncesiyle asit salgılamaya devam eder. Halbuki oruçta
beyin, mideye iftara kadar yemek, içmek yok diye talimat vermektedir. İşte bu
emri alan mide, asit salgısını azaltır. Asidi azaltmak demek, mide hastasına en
büyük yardımı yapmak demektir.
Orucun sağlığa zararlı olduğunu söyleyenler, oruç fizyolojisiyle, normal açlık arasındaki farkı anlayamamış kimselerdir. Aslında bugün bilim dünyası orucun mideye ne kadar faydalı olduğunu kabul etmiş durumdadır. Bunu en iyi kavrayan, oruç tutanların bizzat kendileridir. Zira gastrit ve ülserden muzdarip olanlar, Ramazan Ayı geldiğinde rahatsızlıklarının bıçakla kesilmiş gibi anîden yok olduğunu görüyorlar.
Prof. Dr. Cevad Babuna başından geçen buna benzer bir olayı da şöyle anlatır: Yıllarca evvel birdenbire çok ağır bir gastrit sancısına tutulmuştum. Sanki koca bir taşı midemin üstüne koymuşlardı. Mide mütehassısı doktor arkadaşlarıma danıştım. Tıbbın emrettiği şekilde bana çok katı bir perhiz sistemi önerdiler. Meselâ sert gıdalar, taze sebze ve meyve, kızartmalar yememek gibi bir dizi yasaklar getirdiler. Ayrıca bir sürü de ilâç aldım. Aradan altı ay geçmesine rağmen midemde en ufak bir iyileşme görülmedi. O sırada Ramazan Ayı geldi. Ramazanda oruç tuttuğumu bilen arkadaşım bana, “Sakın oruç tutma! Mideni mahvedersin” dedi. Ben de ona peki dedim ama yine de bildiğimi okudum ve oruca başladım. O kadar perhiz ve ilâca rağmen geçmeyen gastridim 10-15 gün içerisinde sıfırlandı.
Çünkü bir defa oruç tutmakla mide asit seviyesi, beynin verdiği emir dolayısıyla azalmaktadır. Normalden dahi az olmaktadır. Az olunca mide bayram yapmaktadır. Mide mukozası iyileşmeye yüz tutmaktadır. Üstelik oruç süresince saatler boyu mide dinlenmektedir. Dinlenen mide, üstelik de ifrazatın azalmasıyla mevcut olan hastalığını iyileştirmektedir.
Bana oruç tutma diyen arkadaşımın tutumu, aynen din adına konuşan bazı tiplere benzemektedir. Onların müspet bilimlerden haberi olmadığı gibi, bu doktor arkadaşımın da dinî bilgilerden haberi yoktu. Halbuki mesleğinde iyi bir profesördü. (Bilimden İmana-3, Babıali Kültür Yayıncılık)