Müslümanlar niçin geri kaldı? (2) 17052003
Son günlerin
tartışma konusu; Müslümanlar niçin geri kaldı? Sorusunun cevabını bugün de
aramaya devam edeceğiz... Bu tartışmayı fırsat bilenler, geri kalmanın suçlusu
olarak, İslamiyeti ve büyük İslam âlimi İmam-ı Gazali hazretleri gibi bazı İslam
büyüklerini göstermeye çalışmaktadır. İmamı Gazali; Farabi, İbni Sina gibi
felsefecilerin fikirleri ile mücadele edip yok ettiği için İslam âleminin bu
hale düştüğünü iddia etmektedirler. Halbuki Gazali, dini inançları temelinden
sarsan bu felsefecilerle mücadele yapmamış olsaydı, İslam âlemi bugünkü inanç
boşluğuna daha 11. yüzyılda düşmüş olacaktı. Bunun için her Müslümanın bu büyük
imama “teşekkür borcu” vardır. Bizdeki sözde ilim adamları, peşin fikirli Gazali
düşmanları böyle söylerken insaf ehli yabancı tarihçiler ise suçun Gazali’de
olmadığını yazmaktadırlar.
Mesela, meşhur tarihçi Fernand Braude, Gazali’nin sorumlu tutulması fikrine
katılmaz. Bunun insafsızlık olacağını kaydeder. Batı, yüzyıllarca karanlık
çağları yaşarken, İslamın ilimde, medeniyette bir altın çağ yaşadığını anlatır.
Misal olarak da Endülüs’te Halife II. Hakem’in kitaplığında 400 bin yazma eser
varken, komşusu Fransız Kralı V. Charles’in kütüphanesinde sadece 900 adet kitap
bulunduğunu belirtir. (Medeniyetlerin Tarihi)
Tarih boyunca, iman ve fen ilmi atbaşı olduğu sürece devletler başarılı olmuş, halk rahat ve huzur içinde yaşamıştır. Mesela, İspanya’daki Endülüs Emevi Devleti, bu dengenin sağlandığı zamanlarda medeniyette zirveye çıkmıştır. Ne zaman ki, Allahü teâlânın emirleri bırakıldı, hattâ Ehl-i sünnet itikâdını bozularak, İslâmiyeti içerden yıkmak cüreti başlatıldı ardından yıkım geldi. İspanyollar, 1492’de, Gırnata şehrini de alıp müslümanları kılınçtan geçirdiler. Böylece, Allahü teâlânın emirlerine uymamanın cezasını buldular. Çöküşün sebebi felsefeci İbnürrüşt’ün ve İbni Hazm’ın bozuk fikirleri dine sokulması oldu. Çökmemiş olsaydı, belki de din ve iman hâlini alıp dünyaya yayılacak, bugünkü hazîn levha, yüzlerce sene önce meydana çıkacaktı. Osmanlı’da ise tersi olmuş; fen ihmal edilip teknolojide Batı’ya ayak uydurulamayanca gerileme başlamıştır.
Osmanlı’dan önce, İslam aleminin gerilemesinin sebebini de, yabancı tarihçiler şöyle açıklar: Fernand Braudel’e göre, Haçlı seferleri, iç savaşlar, Moğol istilası, Müslümanların Akdeniz’den kopup karalara kapanması, İslamı zora sokmuş ve dünya ekonomisindeki değişmeler gibi son derece karmaşık, sosyal, ekonomik ve siyasi sebepler İslam dünyasının geri kalmasına yol açmıştır. Osmanlıların yükselişi bu gerilemeyi bir ölçüde telafi etmiştir ama istenilen netice tam sağlanamamıştır, yükseliş devam ettirilememiştir.
Çünkü, Osmanlı
İmparatorluğu, 16. yüzyılda zirvedeydi. Böyle çok iyi bir durumda olduğumuz bir
devrede, Avrupa çok zor durumdaydı. Şartlar Avrupa’yı artık zorlamaya
başlamıştı. Bir çıkış yolu aramaya mecbur etti. Bu arayışlarla Amerika
keşfedildi, 15. Asırda, 16. Asır ve 17. Asrın başlarına doğru Amerika’dan,
özellikle Güney Amerika’dan büyük bir servet Avrupa’ya akmaya başladı. Altın,
gümüş ve birçok kıymetli taşlar geliyor; hak hukuk tanımadan kaçırılan bu
maddelerle Avrupa zenginleşiyordu.
Bu zenginlik, fiyatların yükselmesine sebep oldu. Osmanlı ülkesinden de mal
kaçmaya başladı. Çünkü, mal daima, nerede daha iyi fiyat bulursa, oraya gider.
Sadece bununla kalmadılar. Hindistan, Uzakdoğu, Avustralya’da da koloniler
kurdular.
Batı, biriken sermayeyi sanayi devriminde kullandı. Sanayi devrimi tabiatıyla Avrupa’yı değiştirdi. İleriye götürdü. Bizde ise bu devir Osmanlı’nın gerilemesinin hızlandığı bir devredir. Ekonomik olarak o yarışa giremedik. Aynı şeyleri yapamadık, aynı şekilde gelişmemizi sürdüremedik... Avrupa’nın artan zenginliği bize menfi tesir etti. Ekonomimizi sıkıntıya soktu. Sonunda İslam âlemini temsil eden Osmanlının ekonomisini çökertti.
Bugün yapılacak olan; şunu bunu suçlamak değil bundan sonra ne yapılabilir, bunun hesabını iyi yapmaktır.