Barnabas İncili 28032003
Daha önce bozulmuş, aslı ile nerdeyse ilgisi kalmamış İncil’lerden bahsetmiştim. Bugün de, gerçek İncil’e en yakın olan “Barnabas” İncili’nden bahsetmek istiyorum. Barnabas İncili’ni kaleme alan Kıbrıs doğumlu Joses idi. Kendisi hazret-i Îsâ’ya inananların en başında gelmekte ve Havârîlerin arasında önemli bir yeri bulunmaktadır. Kendisine verilen “Barnabas” lakabı, nasihat verici, iyiliğe teşvik edici anlamına gelmektedir.
Barnabas İncili’nde, son Peygamberin 600 veya 1000 sene kadar sonra geleceği bildirilmektedir. Bu İncil’de, tek Allah inancından bahsedilmekte ve teslis yani üç ilah inancı yalanlanmaktadır.
Avrupa ansiklopedilerinde, “Barnabas İncili diye bildirilen kitap, 15. yüzyılda İslamiyeti kabul etmiş bir İtalyan tarafından yazılmıştır” denilmektedir. Halbuki, Barnabas İncili daha 3. yüzyılda, yani hazret-i Muhammed’in gelmesinden asırlar önce aforoz edilerek ortadan kaldırılmıştır. Demek ki, daha o zaman da içinde fanatik Hıristiyanların işine gelmeyen, teslisin aleyhinde olan, başka bir Peygamberin geleceğini haber veren bahisler vardı.
Barnabas’ın bu İncil’i, târih boyunca çeşitli defalar ortadan kaldırılmak ve bütün nüshaları kaybedilmek istenmiş olmasına rağmen, Papa Damorus tesadüfen eline geçen bir nüshasını Papalık Kütüphânesinde saklamıştır.
Kitap, 1590’da el yazısı ile İbrâniceden İtalyancaya çevrilmiştir. Bu nüsha
elden ele dolaşarak 1713 yılında Prens Eugene’e ulaşmış ve ölümünden sonra
Viyana Kraliyet kütüphanesine nakledilmiştir. 1907’de Bay ve Bayan Ragg
tarafından İngilizceye tercüme edilerek Oxford’da basılmış, fakat esrârengiz bir
tarzda ortadan kaybolmuştur. Ancak bugün de, British Müseumda ve Amerikan
Kongresi Kütüphânesinde birer nüshası hâlâ muhafaza edilmektedir. Barnabas
İncili, Pakistan Kur’ân Konseyi eliyle 1973’te tekrar basılmıştır.
“Resullerin İşleri” kitabında bildirildiğine göre, Hz. İsa’nın ardından
ayrılıkların başlamadığı ilk dönemlerde, iman edenler tek yürek ve tek can idi
ve hiç biri kendisinin olan şeyler için ‘benimdir’ demiyordu, her şey onlar için
ortaktı. Her biri, tarlalarını, evlerini satıp bedellerini getirerek resullerin
ayakları önüne koyuyorlardı; ve her birine ihtiyacına göre dağıtılıyordu.
İşte bu zamanda Resullerce çağrıldığı şekliyle Barnabas tarlasını satmış ve parayı getirip resullerin önüne koymuştu. Bu olaydan sonra Barnabas adı Resuller’in İşleri’nde sık sık geçer. Şehir şehir dolaşan Barnabas Allah’ın sözünü her gittiği yerde ilan etmekte, kardeşlerine yardım için koşmakta ve pek çok kişinin Hak Dine girmesine sebep olmaktadır.
Barnabas ilk dönemlerde Pavlos’la birliktedir. Daha sonra ayrılırlar. Bu ayrılma
olayından sonra Resuller’in İşleri’nde Barnabas adı bir daha geçmez ve sürekli
Pavlos’tan söz edilir. Buradan, Barnabas ile Pavlos arasında ‘iman’ konusunda
derin ayrılığın söz konusu olduğu anlaşılıyor. Nitekim, Barnabas, İncili’nin
girişinde şöyle der:
“Şeytan tarafından aldatılan pek çokları, dindarlık maskesi altında en dinsiz
akideyi va’z ederek İsa’ya Allah’ın oğlu demekte, Allah’ın sonsuza değin
emrettiği sünnet olmayı reddetmekte ve her türlü kirli etin yenmesine izin
vermekte olduğundan kurtulasınız, Şeytan tarafından aldatılmayasınız ve Allah’ın
hükmü önünde hüsrana uğramayasınız diye, İsa ile yaptığım konuşma ve
görüşmelerde gördüğüm ve duyduğum gerçeği yazıyorum.”
Barnabas’ın bizzat kendi yazdıklarına göre, Pavlos’la bir süre arkadaşlık yapmış, fakat, her peygamberden sonra olduğu gibi, Hz. İsa’dan sonra da izleyicileri arasında ayrılıklar çıkmış, bu ayrılıklar dinin özüne de inmiş ve Pavlos, Tevhid’i Şirk’e çevirenlerin başında yer alırken, Tevhid’den kopmayan Barnabas ise, Hz. İsa’nın gerçek dinini, ona inananlar Şeytan’a kanmasınlar diye yazıya geçirme gereği duymuştur. (Yarın, Barnabas İncili’nden bölümler)