SA’ÎD BİN CÜBEYR

“radıyallahü teâlâ anh”

Tâbi’înden ve Kûfelidir. Fakîh, âbid ve fâdıl idi. Hicretin doksanbeşinci senesinde kırkdokuz yaşında iken Haccâc tarafından şehîd edildi. [Bir rek’at nemâzda Kur’ân-ı kerîmi hatm eden dört kişiden biridir.]

Şöyle nakl edilmişdir: Haccâc yakın adamlarından birini on kişi ile birlikde Sa’îd bin Cübeyri “radıyallahü anh” çağırmağa gönderdi. Onu çağırmaya giderlerken, bir râhibin kilisesine vardılar. O râhibden Sa’îd bin Cübeyri sordular. Râhib onlara yol gösterdi. Gidip, Sa’îd bin Cübeyri “radıyallahü anh” secdede buldular. Selâm verdiler. Başını secdeden kaldırdı ve nemâzını bitirip, selâmlarını aldı. Haccâc seni çağırıyor, dediler. Allahü teâlâya hamd ve senâda bulundu, Resûlullaha “sallallahü aleyhi ve sellem” tehıyyât okudu. Sonra onlarla birlikde Haccâcın yanına gitmek üzere yola çıkdı. Dahâ önce görüşdükleri râhibin kilisesinin bulunduğu yere vardılar. Râhib onlara, kilisenin çevresinde aslanlar, vahşî keçiler ve yırtıcı hayvanlar bulunduğunu, yukarı çıkmalarını söyledi. Sa’îd bin Cübeyr “radıyallahü anh” kiliseye çıkmadı. Râhib ona, gâliba kaçmak istiyorsun, dedi. Hâyır, kaçmak istemiyorum. Ben müşriklerin bulunduğu yere aslâ girmek istemem, dedi. Râhib, vahşi hayvanlar seni parçalar deyince, Allahü teâlâ beni onların şerrinden korumağa kâdirdir, dedi. Râhib o on kişiye, ondan bir söz ve ahd alınız deyince de, ben Rabbime söz verdim, sabâha kadar buradan gitmem, dedi. Râhib diğerlerine, siz yukarı çıkınız ve yaylarınızı hâzırlayınız. Bu gece bu sâlih kulu yırtıcı hayvânlardan koruyunuz, dedi. Geceleyin bakdılar ki, Sa’îd bin Cübeyrin yanına bir vahşî hayvân yaklaşdı. Kendini ona sürdü ve sonra ayrılıp gitdi. Geride bir yerde durdu. Sonra ona bir aslan yaklaşdı. Ona sürtündü ve birşey yapmadan o da ayrılıp gitdi. Bu hâli gören râhib sabâhleyin aşağıya inip, Sa’îd bin Cübeyrin “radıyallahü anh” yanına giderek, islam dîni hakkında bilgi aldı ve Resûlullahın “sallallahü aleyhi ve sellem” sünnetlerini sordu ve müslimân oldu.

Nakl edilir ki, Sa’îd bin Cübeyr “radıyallahü anh” Haccâc tarafından şehîd edilmeden önce: Yâ Rabbî! Benden sonra Haccâcı başka bir kimsenin katline musallat eyleme, diye düâ etdi. Bu düâdan sonra Haccâc onbeş gün kadar yaşadı. Haccâc bu son onbeş gün içinde, her gün, benim Sa’îd bin Cübeyr ile ne işim vardı. Yatağıma her yatdığımda, ayağımdan tutup çekiyor, derdi.

Sa’îd bin Cübeyrin “radıyallahü anh” bir horozu vardı. Her gece öter, onu teheccüd nemâzına kaldırırdı. Bir gece her nasılsa ötmedi ve Sa’îd bin Cübeyr hazretleri teheccüde kalkamadı. Sabâhleyin bu iş ona çok ağır geldi ve horoza, Allahü teâlâ sesini kessin dedi. Ondan sonra o horoz hiç ötmedi. Annesi bu hâli görerek, oğlu Sa’îd bin Cübeyre, sakın kimseye beddüâ etme, diye tenbîhde bulundu.

Sa’îd bin Cübeyrin “radıyallahü teâlâ anh” boynunu vurup, şehîd etdiklerinde, başı yere düşdü. İki kerre yüksek ses ile, bir kerre de hafîf ses ile “Lâ ilâhe illallah” dedi.

geri    şevahid    ileri