SELMÂN-I FÂRİSÎ

“radıyallahü anh”

İsfehânlıdır. Künyesi Ebû Abdüllahdır. Emîr-ül mü’minîn Ömer “radıyallahü anh” onu Medayna vâlî ta’yîn etdi. Emîr-ül mü’minîn Osmânın “radıyallahü anh” halîfeliği zemânında vefât etdi. Siyer âlimleri Selmân-ı Fârisînin “radıyallahü anh” uzun ömür sürdüğünü ve hazret-i Îsânın “aleyhisselâm” vâsîsine ulaşdığını, ikiyüzelli sene veyâ dahâ fazla yaşadığını söylemişlerdir. Enes “radıyallahü anh” şöyle rivâyet etmişdir: Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem” bir hadîs-i şerîfde: “Sâbıklar (öncekiler) dört kişidir. Arabın sâbıkı, önderi Benim. Rûmun sâbıkı Suheybdir. Acemin sâbıkı Selmândır. Habeşin sâbıkı Bilâldir” buyurdu. Diğer bir hadîs-i şerîfde: “Selmân bizdendir, Ehl-i beytdendir” buyurdu.

Şöyle nakl edilir: Selmân-ı Fârisînin “radıyallahü anh” vefâtı yaklaşınca hanımına, bir mikdâr misk verdi. Onu suya koy ve başımın etrâfına saç, insan ve cin olmayan kimseler yanıma geleceklerdir, dedi. Hanımı dedi ki, söylediği gibi yapdım, sonra dışarı çıkdım. İçerden esselâmü aleyküm yâ Resûlullahın sâhibi, arkadaşı, diye bir ses duydum. İçeri girdim vefât etmişdi. Yatağında uyuyor gibiydi.

Sa’îd bin Müseyyib “rahmetullahi teâlâ aleyh”, Abdüllah bin Selmândan “radıyallahü anh” naklen şöyle anlatmışdır: Selmân-ı Fârisî “radıyallahü anh” bana dedi ki, ey kardeşim, hangimiz önce vefât ederse, önce vefât eden kendini hayâtda olana göstersin, dedi. Ben bu mümkin olur mu, diye sordum. Evet mümkin olur. Çünki, mü’minin rûhu bedenden ayrılınca, istediği yere gidebilir. Kâfirin rûhu siccînde habs edilmişdir, dedi. Selmân-ı Fârisî “radıyallahü anh” vefât etdi. Bir gün kaylûle için uyurken rü’yâmda Selmân-ı Fârisînin “radıyallahü anh” geldiğini gördüm. Selâm verdi. Selâmını aldım ve yerini nasıl buldun, dedim. İyidir, tevekkül et, tevekkül ne iyi şeydir, dedi ve bu sözü üç kerre tekrârladı.

geri    şevahid    ileri