BRAHMA DÎNİ

Brahma, mukaddes kelâm demektir.Hindistândaki islâm âlimlerinden Mazher-i Cân-ı Cânân ondördüncü mektûbunda buyuruyor ki, (Bu din, Îsâ aleyhisselâmın mîlâdından asırlarca evvel Hindistânda zuhûr etmiş hakîkî, ilâhî bir din idi. Sonraları bozularak, kâfir oldular). [Cân-ı Cânân, 1195 [m. 1781] de Delhîde şehit edildi.] Bu dînin başında olanlar,Brahman ismini aldılar. Bunlardan birini, mâbut şekline soktular. Bunun dört oğlu olduğu söylenmekte, güyâ dört oğlundan biri, bunun ağzından, diğer üçünün de, elinden ve ayağından meydana geldiği sanılmaktadır. Bu dört oğlundan dolayı, brahmanlar insanları dört sınıfa ayırmaktadır:

1) Brahmanlar: Bunlar brahma inanışının kudsî râhibleri ve âlimleridir. Mukaddes (Veda) kitabını okumak, açıklamak ve diğer brahma mensûblarına yol göstermek vazîfeleridir. Son derecede nüfûz sahibidirler. Emirlerine kimse karşı gelemez.Herkes onlardan çekinir. 2) Muhâribler: Bu sınıfa hükümdârlar, racalar ve büyük devlet adamları ve askerler girer. Bunlara (Krişna) ismi verilir. 3)Tüccarlar ve çiftçiler: [Bunlara (Vayansa) ismi verilir.] 4) Köylüler, işçiler, amele ve benzerleri.

Bu dört sınıftan çıkarılanlara ise (parya) ismi verilir ki, bu zevallıların, insan gibi yaşamak hakkı yoktur. Hayvan muamelesi görürler.Dört sınıfa giren insanların haklarına mâlik değildirler. Brahma inanışında, putlar vardır. Bu putların cinsi, mânası, yinecek ve yinmeyecek şeyler, suçlar ve bunlara verilecek cezâlar, (Manava Dharina Şastra) ismindeki mukaddes kitaplarında yazılıdır. [Mânası:Manunun din kitabı.] Brahmanlar, birçok tanrıya inanırlar. En büyük tanrıları fenalığı yok etmek için insan şekline girmiş olan (Krişna) ile, ikinci büyük tanrı (Vişnu)dur. Üçüncü tanrıları ise (Siva)dır. Vişnu, çok mühimdir. Bu kelimenin mânası, (İnsanın içine işleyen) demektir. Vişnu, koyu mavi renkli vücûd ve dört elli olarak gösterilir. Yâ, (Garuta) adındaki kartalına binmiş, yâhut bir Lotos çiçeği veya bir yılan üzerine oturmuştur. Brahma inanışına göre, Vişnu şimdiye kadar dünyaya 9 defa muhtelif şekilde [insan, hayvan veya çiçek olarak] gelmiştir. Şimdi onun onuncu gelişi beklenmektedir.

Brahma dîninde öldürmek ancak harbde câizdir. Diğer zamanlarda hiçbir canlı mahlûk, insan veya hayvan, öldürülmez. İnsan, mukaddes bir mahlûk sayılır. (Tenâsuh)a inanırlar. Yâni insan öldükten sonra, ruhunun tekrar başka bir şekilde dünyaya geleceğine inanırlar. Vişnunun da dünyaya bir hayvan şeklinde gelebileceği hesaba katıldığından, hayvan öldürmek, kat'î olarak men edilmiştir. Onun için, müteassıb brahmanlar, kat'iyyen et yimezler.

Manu kitabına göre, insanın hayatı dörde ayrılır:

1)Tenbellik, 2)Evlilik, 3)Münzevîlik (yalnız başına yaşamak), 4) Sevap kazanmak için dilencilik.

Hindistândaki islâm âlimlerinin büyüklerinden ve tasavvuf mütehassıslarından Mazher-i Cân-ı Cânân 14.  mektûbunda, (Hind kâfirlerinin âyinleri)ni fârisî yazmaktadır. Burada buyuruyor ki, (Allahü teâlâ, bütün insanlara saadet yolunu gösterdiği gibi, Hindistâna da, Bernîhâ ismindeki melek ile (Veda) ve (Bîd) ismleri ile yâd edilen bir kitap gönderdi. Bu kitap dört kısm idi. Bu dînin müctehidleri bunlardan altı mezhep çıkardı. Akâid kısmına (Dahren Şayster) dediler. İnsanları dört sınıfa ayırdılar. İbâdet kısmına (Kerm Şayster) dediler. İnsanın ömrünü dörde ayırdılar. Herbirine (Cuk) dediler.Hepsi, Allahü teâlânın bir olduğuna, âlemin fânî olduğuna, kıyâmet gününe, hesaba ve azâba inanırlar, riyâzet ve mücâhede yaparak, keşf ve istidrâc sahibi olurlar. Sonra gelenlerin, bu dinde yaptıkları yenilikler, dinsizliğe sebep olmuştur. İslâmiyet gelince, dinleri mensûh olmuştur. Müslüman olmayanlarına kâfir denir.Dahâ evvel olanları hakkında birşey diyemeyiz.)

Brahmanların bir şu'besi olan (Mecûsî)lere gelince, bunlar ateşe, ineğe, timsaha taparlar.Bunlar Kisrâ denilen acem şâhlarından Küştûseb zamanında Zerdüşt denilen, yaşayıp yaşamadığı tam bilinmiyen bir kimsenin kurduğu bâtıl bir dîne bağlıdırlar. Bunlar mevtâlarını gömmezler. Bir nev' kulelerde saklarlar ve akbabalara yidirirler.Başka bir kısm olan (Sîh)lerde sakal mübârektir. Sakallarını kat'iyyen kestirmezler. Bir de (Hinduist)ler vardır. Bunlar, aşağı tabaka halkın bütün hurâfelerine inanırlar. Bu inanışın artık hiçbir kıymeti kalmamış, tamamen çığrından çıkmıştır.

Brahmanlar, insanlara, (Brahman râhiblerinin emirlerini dinlemek ve onlara her zaman itaat etmek, Manu kitabına göre hareket etmek, paryalarla hiç temâs etmemek, hiçbir canlı varlığı öldürmemek) gibi husûsları telkîn ederler. Ruh ve beden hakkında hiçbir bilgi vermezler. Yalnız insanı, kudsî bir varlık olarak kabûl ederler. Brahmanlar,Hindistânda Ganj nehrini mukaddes sayarlar. Bu nehrde yıkanmağı, bu nehrin suyunu içmeği, hattâ ölülerini bu nehre atmağı kudsî bir vazîfe telakkî ederler.

Puta tapmaya pek yakın olan, hattâ bazı putlara da tapan Brahma dîninin muhakkak ıslâha ihtiyacı vardır.Ne yazık ki, 100 sene sonra, yâni Îsâ aleyhisselâmın mîlâdından 600 sene evvel, dünyaya gelen BUDA, bu dîni tamamen bozdu. Budayı, katolik dîninin birçok hurâfelerini ortadan kaldıran protestan denilen küfür fırkaları kuran Luthere benzetmek kâbildir.

geri    ileri