ESHÂB-I KİRÂM
Ö N S Ö Z
Besmeleyle balıyalım kitâba,
Allah adı en iyi bir sığnakdır.
Ni’metleri sığmaz, ölçü hisâba,
Çok acıyan, afvı seven bir rabdır!
llahü teâlâ, Cenneti ve Cehennemi önceden yarattı. Her ikisini, insanla ve cinle dolduracağını, ezelde dileyip, bunu kitaplarında bildirdi. Âdem aleyhisselâmdan beri, Cennete gidecek îmanlı, iyi insanlar olduğu gibi, Cehenneme götüren kötülükleri yapan, îmansız, akılsız, fena kimseler de gelmiştir. Kıyâmete kadar da gelecektir. Meleklerin sayısı, insanlardan, ölçülemiyecek kadar daha çok olup, hepsi îmanlı ve hep itaatlıdır. İnsanların ise, her zaman az sayısı îmanlı, çoğu ise, îmansız, azgın, taşkın kimselerdir.
İyi ve kötü insanlar, hep birbirini yok etmeye uğraşmış, kötüler, birbirlerine de saldırmış, tarih boyunca, sıkıntılı, huzursuz yaşamışlardır. Îmanlılar, îmansızları ıslâh etmek, îmana getirip saadet-i ebediyyeye kavuşturmak için, Âdem oğullarını dünyada ve âhırette, mes'ûd, rahat yaşatmak için, cihâd etmiştir. Îmansızlar ise, dikta rejimi sürmüş, az bir zümrenin taşkınca zevk ve safâ sürmesi, nefslerini, şehvetlerini doyurması için zayıflara, küçüklere saldırmıştır. Kötülüklerinin, zararlarının, felaketlerinin örtbas edilmesi, herkesi aldatabilmeleri için, ahlâk, fazîlet, dürüstlük ölçülerini koyan Peygamberlere ve Onların getirdiği dinlere saldırmışlardır. Bu saldırmaları bazı asırlarda harp vâsıtaları ile, ölüm kalım savaşı şeklinde olmuş, bâzan da yalan propagandalarla, fitne, fesat çıkararak, dinleri içinden bozmak, müslüman devletleri, içeriden yıkmak şeklinde olmuştur.
İşte, Allahü teâlânın bütün dünyadaki insanlar arasında, her bakımdan, en üstün, en güzel, en şerefli olarak yarattığı ve bütün milletlere Peygamber olarak seçip gönderdiği, son ve en üstün Peygamber olan Muhammed Mustafâ efendimizin, kurtuluş, yükseliş yolunu gösteren, maddede ve mânada ilerlemeye ışık tutan parlak dînini yıkmak için de, îmansızlar, ahlâksızlar, nefslerinin esîri olan alçaklar, her asırda , haçlı savaşları ile ve zulüm ile, işkence ile Onun dînine saldırdığı gibi, müslüman şekline girerek, yalan ve hîleli sözleri ve yazıları ile aldatmaya, kardeşi kardeşe düşürerek, içerden yıkmaya uğraştılar ve çok zarar yaptılar. Başarı sağladılar.
Daha Eshâb-ı kirâm zamanında, müslüman olduğunu söyliyerek, (Abdüllah bin Sebe') adını alan bir Yemen yahudisi, müslümanlar arasına fitne, ikilik soktu. Bozuk bir çığır açtı. Resûlullahın Eshâbını kötülemeye kalkıştı. Sonraları, nice nice din düşmanları, müslüman adı alarak, hattâ din adamı şekline bürünerek, bozuk, sapık yollar meydana çıkardı. Milyonlarca müslümanın doğru yoldan ayrılmasına sebep oldular.
Resûlullah, ümmetinin başına gelecek bu acıklı hâli haber vererek, (Ümmetim yetmişüç fırkaya ayrılacak. Bunlardan, yetmişikisi, doğru yoldan saparak, Cehenneme gidecek. Bir fırkası, benim ve Eshâbımın izinde, doğru yolda kalacaktır) buyurdu. Doğru yolda kalan bu fırkaya (Ehl-i sünnet) denildi.
Bu fırkalardan en eskisi ve kötüsü olanı, zaman zaman, ahmaklar arasında yayılmakta ve îmansızlar tarafından koz olarak kullanılmakta, körüklenmektedir. Son zamanlarda bastırdıkları, eskiden düzme (Hüsniyye) kitabına ve arasıra câmi kapılarında câhil halka dağıttıkları broşürlere ve sözlerine dikkat edilirse, hiçbir ilmî temele dayanmadığı, vak'a ve olayları değiştirdikleri, âyet-i kerime ve hadis-i şeriflere yanlış, bozuk mâna verdikleri görülür. Saçma sapan sözlerine inandırmak için, kıymetli birkaç kitabın ismini veriyor. Bunlarda da böyle yazılı diyorlar. Fakat, bu kıymetli kitaplardan bir satır yazı gösteremiyorlar. Câhiller, bu kitapların ismini duyunca, bunları doğru ve haklı sanıyor. Bunların bozuk ve çürük iftirâları ve Ehl-i sünnet âlimlerinin Kur'an-ı kerim ile ve hadis-i şerifler ile bildirdikleri doğru inanışlar, Abdülhakîm Efendinin (Eshâb-ı kirâm) risâlesinde çok değerli vesikalarla açıklanmıştır. Bu kitabın baskısı yapılırken, kitapta adı geçen meşhûrların hâl tercümelerini de, muhterem okuyucularımıza tanıtmak için, elif bâ sırası ile, ikiyüzaltmış beş ism üzerinde lüzûmlu bilgi verilmiştir. (Eshâb-ı kirâm) kitabımızın birinci baskısı 1982 senesinde yapıldı. Allahü teâlânın lutfu ve ihsânı ile, şimdi onaltıncı baskısını yapmak nasip oldu.
Allahü teâlâ, müslümanların, bu kitabı, dikkat ile ve insâf ile okuyarak doğru yolu anlamalarını nasip eylesin!
Mîlâdî sene Hicrî şemsî Hicrî kamerî
1996 1374 1416
Âlem içre, mûteber bir nesne yok devlet gibi.
Olmaya devlet cihânda, bir nefes sıhhat gibi!