İKİNCİ CİLD, 89.  MEKTÛB

Muhtelif işlerle meşgûl olduğunuz hâlde, ihlâs elde etmek arzunuz, bizi çok sevindirdi. (Vermek istemeselerdi, istek vermezlerdi) buyurmuşlardır. Hastanın, derdini tabîbe anlatması lâzımdır. Feyz menba'ı Resûlullahdır. Fakat, vâsıtalardan gelirken, tehavvül eder. Büyüklerimizin yolunda, feyze kavuşmak için, Mürşidin sohbetine devam etmek şarttır. Mürşidin kalbinden, tâlibin kalbine, muhabbeti ve isti'dâdı kadar feyz gelir. Mürşid bulamaz ise, eski mürşidlerden birinin kitaplarını okuyup, onu sevdiği kadar, onun ruhundan feyz alır. Üveys karnî [yâni Veysel Karânî hazretleri], Resûlullahı göremeyip, uzaktan feyz alarak, büyük velî oldu ise de, Eshâb-ı kirâmın hiçbirinin derecesine erişemedi. Tâbiînin en üstünü oldu. Tasavvuf ehline olan muhabbetiniz, büyük nîmettir. Bu nîmetim kıymetini biliniz! (Kişi, sevdiği ile berâber olur) hadis-i şerifi, müjdedir. Sevdiklerimizin kalblerinden istifâde edeceğimizi müjdelemektedir. İbâdetleri yapmaya, çok önem veriniz! Çalgı, oyun ve eğlence ile, kıymetli vakitlerinizi ziyân etmeyiniz! Dünyada misafir olduğumuzu, kabir ve kıyâmet azâblarını çok düşününüz. Kurtuluş, şeriate uymakta ve bid'atlerden sakınmakta olduğunu unutmayınız! Bid'at sahipleri ile ve mezhepsizlerle arkadaşlık etmeyiniz! Bunlar, din hırsızlarıdır. İnsânın dînini, îmanını çalarlar. Şeriate uymakta gevşek davranan şeyhlere, tarîkatçılara aldanmayınız! [Râfızîlerden, vehhâbîlerden, bunların kitaplarından, radyolarından, televizyonlarından kaçınız!].