ESHÂB-I KİRÂM KİTÂBINDA ADI GEÇENLERİ TANITMA

-K-M-N-

144 -  Kâdı EBÜLHASEN: Ali bin Nu'mân Magribî, 329 da Magribde tevellüd, 374 [m. 985] de vefât etti. Mısrda, Fâtımîler zamanında, dokuz sene Kâdılkudât oldu. Âlim idi. 83.

145 -  Kâdı İYÂD: Ebülfadl İyâd bin Mûsâ, hadis âlimi idi. 476 da Septede tevellüd, 544 [m. 1150] de Merâkişte vefât etti. Endülüste tahsîl etti. Septede, Gırnatada kâdı oldu. Çok kitap yazmıştır. (Meşârikul-envâr) ve (Şifâ) kitapları meşhûrdur. 72

146 -  Kâdı ŞÜREYH: Ebû Ümeyye bin Hars, Tâbiînin büyüklerindendir. Hz. Ömer zamanında Kûfe kâdısı idi. Hz. Ali halîfe iken, bunun huzurunda, bir zımmî ile mürâfea olunmuştu. Çok âdil idi. Fıkh âlimi idi. 87 [m. 706] da 120 yaşında vefât etti. 43.

147 -  Kâdı Zade AHMED EFENDİ: Ahmed Emîn bin Abdüllah, 1133 de tevellüd, 1197 [m. 1783] de vefât etti. Kâdı idi. (Tarîkat-i Muhammediyye) kitabını ve (Birgivî vasıyyetnâmesi)ni şerh etmiştir. (Ferâid-ül-fevâid) adındaki âmentü şerhi pek faydalıdır. Çok baskısı vardır. 88, 92.

148 -  KARAMÂNÎ KEMÂLEDDÎN: İsmâ'îl Kemâleddîn, müderris idi. Kemâl-i Rûmî ve Kara Kemâl denir. 920 [m. 1514] de vefât etti. (Akâid-i Nesefî) şerhine ve (Mevâkıf) şerhine ve (Vikâye) kitabına ve (Beydâvî tefsîri)ne ve (Keşşâf)a hâşiyeleri [açıklamaları] vardır. 64.

149 -  KASTALÂNÎ: Şıhâbüddîn Ahmed bin Muhammed, Mısr âlimlerinin büyüklerindendir. Resûlullahın hayatını anlatan (Mevâhib-i ledünniyye) kitabını, câmi'ul-ezher müderrislerinden allâme Muhammed Zerkânî Mâlikî şerh etmiş, sekiz cilt olarak, 1329 da Mısrda ve 1393 de Beyrutta tab' edilmiştir. Şair Bâkî efendi türkçeye çevirmiştir. İki cilt üzere basılmıştır. Yûsüf-i Nebhânî tarafından kısaltılarak, 1312 senesinde harekeli olarak Lübnanda basılmış, 1401 [m. 1981] de İstanbulda ofset baskısı yapılmıştır. Çok istifâdelidir. 851 [m. 1448] de tevellüd, 923 [m. 1517] de vefât etti. 60, 101, 126.

150 -  KİNÂNE BİN BEŞÎR: Resûlullahın üçüncü halîfesi olan Hz. Osman bin Affânı Kur'an-ı kerim okurken şehit eden Mısr çingenesidir. Fir'avna tapınan ahmakların soyundandır. 125.

151 -  KONSTAN: İkinci Konstan, ikinci Herakliusun oğludur. Hicretin yirminci yılında, oniki yaşında kral oldu. Hz. Muaviyenin ordularına hep mağlup olduğundan, İstanbuldan ayrılıp Sicilyeye gitti. 47 [m. 668] de burada vefât etti. 10.

152 -  KURTUBÎ: Ebû Abdüllah Muhammed bin Ahmed Şemseddîn Ensârî olup, ibni Ebû Bekr Ferecdir. Endülüsün en büyük âlimlerindendir. 671 [m. 1272] de vefât etti. Mâlikî idi. (Esmâ'ülhüsnâ) şerhi, (İ'lâm-ı dîn-i Nasârâ) ve (Tezkire fî ahvâl-i âhıra) ve başka kitapları vardır. 54.

153 -  MÂLİK BİN ENES: bin Mâlik bin Ebî Âmir Esbahî, Ehl-i sünnetin amelde, ibâdette ayrıldığı dört mezhepten biri olan Mâlikî mezhebinin imamıdır. 90 [m. 709] da Medînede tevellüd ettiği İbni Âbidînin mukaddemesinde yazılıdır. Tâbiînden olduğu şüphelidir. Fıkhda, hadiste ve tefsîrde çok derin bilgisi vardır. Hocaları da, kendisinden istifâdeye gelirdi. Bir hadis-i şerifi okuyacağı zaman, yeniden abdest alır. Diz çökerdi. Medînede hiç hayvana binmedi. Yaya yürüdü. Çok saygılı idi. 147 de istenilen haksız bir fetvâyı vermediği için 70 kırbaç (cop) vuruldu. Yine vermedi. 179 [m. 795] yılında Medînede vefât etti. (Muvatta) adındaki hadis kitabı, ilk hadis kitabıdır. Çok âlimler, bunu şerh etmiştir. Afrikanın kuzeyindeki müslümanların çoğu mâlikî mezhebindedir. Mâlikî mezhebinde en meşhûr fıkh kitabı, (Ettefri') ve (El-ihkâm) kitaplarıdır. 21, 38, 39, 72, 73, 124, 140.

154 -  MÂLİK BİN NÜVEYRE: Benî Temîm kabîlesinin reîsi idi. Kabîlesi ile müslüman olmuştu. Resûlullah, bunu kabîlesinden zekâtını toplayıp Medîneye getirmeye memur etmişti. (Medâricünnübüvve) 690. sayfada diyor ki, Mâlik, Resûlullahın vefâtını haber alınca, zekâtları göndermedi ve sahiplerine dağıttı. Hâlid ibni Velîd ile konuşurken, Resûlullah için (Sizin efendiniz yalnız kendi söylediğini sanıyor) ve (İşittim ki, efendiniz böyle söyledi...) dedi. Bu söz Hâlide çok ağır geldi. Eshâb-ı kirâmdan Dırâr bin Mâlik-il-Ezver-i Esedîye emreyledi. Dırâr bunu katleyledi. Dırâr, Resûlullahın elçisi idi. Yermük, Şâm ve Yemâme gazâlarında çok kahramanlık gösterdi ve şehit oldu. Mâlik bin Nüveyrenin kardeşi şair idi. Kardeşi için mersiye okudu. Halîfe Ebû Bekr Hâlidin özrünü kabûl buyurdu. 112, 114, 115.

155 -  MEHDÎ: Fâtıma-tüz-zehrâ soyundan, kıyâmete yakın gelecek bir zâttır. Adı Muhammed, babası Abdüllah olacaktır. Âlim ve Velî olacak, yer yüzünün halîfesi olacaktır. Îsâ gökten Şâma inince, Hz. Mehdî ile buluşacaktır. Mehdî, müctehid olup, başka mezhepleri kaldıracak, bütün dünyada, bunun mezhebi kullanılacaktır. Çok âdil olacak, hiçbir mahlûk arasında düşmanlık kalmıyacaktır. Eshâb-ı Kehf uyanıp, mağaradan çıkacak, Mehdîye hizmet edecektir. Hadis-i şerifler, bunları ve daha başka, çok alâmetlerini haber vermektedir. İbni Hacer-i Mekkî (Kavl-ül-muhtasar fî alâmât-il-Mehdiyyil muntazır) kitabında uzun anlatmaktadır. 71.

156 -  MENÂVÎ [veya Münâvî]: Abdürraûf bin Ali, hadis ve fıkh âlimidir. Şâfi'î idi. 924 de Mısrda tevellüd, 1031 [m. 1622] de vefât etti. Tefsîr, hadis, fıkh, tasavvuf, tarih ve ahlâk ve tıb üzerinde yüze yakın şerhleri ve te'lîfleri vardır. (Künûz-üd-dekâık) kitabında onbin hadis-i şerif vardır. 1281 de İstanbulda basılmıştır. 126.

157 -  MERVAN BİN HAKEM: bin Ebil'Âs bin Ümeyye, dördüncü Emevî halîfesidir. Hicretin ikinci yılında tevellüd etti. Hz. Osmanın amcası oğludur. Babası Tâife sürüldüğü için, Tâifte büyüdü. Hz. Osman, bunu Tâiften Medîneye getirip, kendisine kâtib yaptı. Hz. Osmanın şehâdetinde Mısrdan gelen çingene ordusu ile sarayın bahçesinde döğüşürken boynundan yaralandı. Boynu iğri kaldı. Hz. Muaviye zamanında Medîne ve Hicâz vâlîsî oldu. 49 da azl edildi. Abdüllah bin Zübeyrin halîfeliğini kabûl edecekti. Fakat, ibni Ziyâdın sözlerine aldanarak, 64 de hak üzerine halîfe olan Abdüllaha isyân etti. Şâmda kendi halîfe oldu. 65 [m. 684] de 63 yaşında iken zevcesi tarafından uyurken öldürüldü. Bazı kitaplar, tâ'ûn hastalığından öldüğünü yazmaktadır. Âlim idi. Fakîh idi. Çok zekî ve akıllı idi. Çok güzel Kur'an-ı kerim okurdu. Günahlardan çok sakınırdı. Babası Hakem bin Âs, Mekkenin fethi günü îmana geldi ise de münâfık idi. Cemel vak'asında Mervânın attığı bir ok Hz. Talhâyı şehit etti. Hâlbuki her ikisi de, Hz. Âişenin askeri idi. Bu muhârebede çok yaralandı. Hz. Ali, bunu affedip Medîneye gönderdi. Mührü üzerinde (Allaha sığınırım, ona güveniyorum) yazılı idi. Siyâsî hayatı, karışık ve karanlık ise de, Abbâsî tarihçileri, halîfelere yaranmak için, hatâlarını şişirmiş, hattâ bunu kötülemek için, hadis bile uydurmuşlardır. Düşman tarafından yazılan kitaplar elbet böyle olur. Hz. Osmanın hilâfet işlerinde kullandığı ve Hz. Alînin affettiği bir zâtı, mel'ûn diyecek kadar kötülediler. Osmanlı tarihleri, zaman yakınlığı ve sınır komşuluğu bakımından Abbâsî tarihlerinden tercüme edilmiş, onların te'sîri altında kalmış olduğundan, eldeki kitaplarımızda, yanlış bilgiler vardır. Şurası muhakkaktır ki, Abbâsîler, Ehl-i beyte karşı düşmanlıkta, Emevîleri kat kat geçmiştir. 119, 128.

158 -  MESRÛK: Mesrûk bin Merzubân Küfî, Teba'ı Tâbiînin büyüklerindendir. Yaptığı rivayetleri çok mûteberdir. İkiyüzkırkta vefât etti. İbni Hacer-i Askalânî, (Tehzîb-üt-tehzîb) kitabının onuncu cildinde, kendisini anlatmaktadır. 27.

159 -  MEYMÛN BİN MUHAMMED NESEFÎ: Hanefi âlimlerindendir. 508 [m. 1114] de vefât etti. Kelâm âlimidir. (Temhîd) kitabı meşhûrdur. Başka eserleri de vardır. 116.

160 -  MİKTÂD: Miktâd bin Amr bin Sa'lebe Kendî, Miktâd bin Esved ismi ile meşhûrdur. Eshâb-ı kirâmın büyüklerindendir. Önce îmana gelenlerden ve Habeşe hicret edenlerdendir. Medîneye hicret edemeyip, islâmını saklıyarak Mekkede kalmıştı. İkrime kumandasında, müslümanlara karşı gönderilen Kureyş ordusunda iken, harp başlayınca islâm tarafına geçmişti. Bedrde ve bütün gazâlarda bulundu. Mısrın fethinde bulundu. Otuzüç [33] de, Hz. Osman zamanında Medînede, 70 yaşında vefât etti. Hadis-i şerifle medh edildi. 23, 64, 103, 111.

161 -  MU'ÂVİYE: Ebû Süfyân bin Harp bin Ümeyye bin Abd-i Şems bin Abd-i Menâf oğludur. Anası Hinddir. Eshâb-ı kirâmın büyüklerindendir. Babası, anası ve kardeşi Yezîd ile birlikte, Mekkenin fethinde îmana geldi. Kendisi daha önce îmana geldi ise de, babasının korkusundan belli etmemişti. Huneyn gazâsında baba oğul, Resûlullah önünde kahramanca çarpıştılar. Resûlullahın kâtibliğini yapmakla da şereflendi. Hz. Ebû Bekrin Şâma gönderdiği orduda, kardeşi Yezîd ile birlikte bulundu. Yezîd, Şâm vâlîsi yapıldı. Yezîd ondokuzuncu yılda vefât edince, Hz. Ömer, Muaviyeyi Şâm vâlîsi yaptı. Hz. Osman, bütün Sûriyeyi bunun emrine verdi. Şâmda, yirmi sene altı ay vâlî idi. 41 de Kûfede halîfe oldu. Şâmda yirmi sene de halîfelik yaptı. Altmış 60 [m. 680] tarihinde, yetmişdokuz yaşında Şâmda vefât etti. Çok akıllı, zeki, güzel konuşur, çok sabrlı, halîm ve çok cömerd bir zat idi. Dîn-i islâmın yayılmasına ve yükselmesine çok hizmet etti. Çok memleketler aldı. İslâm âlimleri kendisinden birçok hadis-i şerif almış, kitaplarına yazmıştır. Bu da, büyüklüğünü ve âlimlerin, din imamlarının kendisine inanç ve itimadını göstermektedir. Abdüllah ibni Abbâs ve Ebüdderdâ ve birçok Sahâbe ve Tâbiîn kendisinden hadis dinlemiş ve bunları din imamlarına bildirmişlerdir. Öleceği zaman, Fahr-i âlemin kendisine hediye ettiği bir gömleğe sarılıp, hazînesinde saklamış olduğu, Resûlullahın saç ve tırnak kesintilerinin de gözlerine ve ağzına konularak defnedilmesini vasıyet etmişti. Hz. Ali ile birbirlerine bed duâ ettiklerini, (Kısas-ı enbiyâ) yazıyor ise de bunu, bid'at ehlinin uydurmuş olduğu, kıymetli kitaplarda yazılıdır.

(Medâricünnübüvve), 661. sayfada diyor ki, imam-ı Ahmedin (Müsned) kitabından, imam-ı Süyûtînin çıkardığı hadis-i şerifte, İrbad bin Sâriye diyor ki, Resûlullahın yanında idim. Buyurdu ki: (Yâ Rabbî, Muaviyeye yazı ve kitap öğret ve onu azâbından koru!) İmâm-ı Ali buyurdu ki, (Muaviyenin halîfe olmasını istemiyorsunuz. Fakat o olmasaydı, çok kelleler bedenlerinden ayrılırdı). Emevî halîfelerinin birincisidir.

479 [m. 1087] de Merâkişteki (Murâbitîn) veya (Mülessimîn) denilen devlet Endülüsü işgâl etti. Avrupalılar bu devlete (Almoravides) diyorlar. 541 den 668 [m. 1269] senesine kadar (Muvahhidîn) devletinin eline geçti. Sonra (Benî Ahmer) devletinin merkezi olan (Gırnata), 898 [m. 1492] de gayb edilmekle, Endülüsteki islâm hâkimiyeti nihâyet buldu.

162 -  MU'ÂVİYE “ikinci”: Hz. Muaviyenin torunu ve Yezîdin oğludur. Emevî halîfelerinin üçüncüsüdür. Dîni, kanaati, takvâsı, insâfı çok idi. 42 de tevellüd, 64 de vefât etti. 64 de babası vefât edince, halîfe oldu ise de, kırkıncı günü minbere çıkarak, (Halîfe olmaktan âcizim. Size Ömer gibi bir halîfe aradım. Bulamadım. Siz beğendiğinizi halîfe yapınız) diyerek hilâfeti bıraktı. İbâdetle meşgûl oldu. Kırk gün sonra vefât etti. Yerine Mervan geçti. 33.

163 -  MUGÎRE-TEBNİ ŞU'BE: Eshâb-ı kirâmdandır. Arabistânın meşhûr dâhîlerinden biridir. Yemâme ve Şâm gazâlarında bulundu. Yermük muhârebesinde bir gözü yaralandı. Kadsiye, Nihâvend ve Hemedân zaferlerinde bulundu. Hz. Muaviye, Amr bin Âsı Mısra ve oğlu Abdüllah bin Amri Kûfeye vâlî yapınca, Mugîre halîfeye, (Bir arslanın iki çenesi arasına nasıl giriyorsun?) dedi. Bu söz üzerine Abdüllahı azl edip yerine Mugîreyi Kûfe vâlîsi yaptı. Vâlî iken, ellinci yılda vefât etti. 58, 112.

164 -  MUHAMMED BÂKIR: İmâm-ı Hüseynin torunu, İmâm-ı Zeynel'âbidîn Alînin oğludur. Oniki imamın beşincisidir. İmâm-ı Câfer Sâdıkın babasıdır. Elli yedide, Medînede tevellüd, 113 [m. 732] de vefât etti. Medînede, Bakî'dedir. İlmi, irfânı, takvâsı pekçok idi. 63, 108.

165 -  MUHAMMED BİN AHMED KEMÂLEDDÎN: Taşköprü zade Muhammed bin Ahmed 959 da tevellüd ve 1030 [m. 1621] da vefât etti. Âşık pâşa câmii avlısında, babası yanındadır. Babasının (Miftâh-üsseâde) kitabını türkçeye tercüme ederek (Mevdû'ât-ül-ulûm) adını vermiştir. 103.

166 -  MUHAMMED BİN CERÎR: Taberî ismiyle meşhûr olan tarihçidir. Adı Muhammed ibni Cerîrdir. Tefsîr, hadis, fıkh ve tarih bilgisi pek fazla idi. 224 [m. 839] de Îrânın şimâlindeki Taberistânın Âmül şehrinde tevellüd, 310 [m. 923] da Bağdâdda vefât etti. Büyük tefsîri ve büyük tarihi meşhûrdur ve çok kıymetlidir. Elde bulunan Taberî tarihi, bu kıymetli kitabın bir şî'î tarafından yapılan muhtasarıdır. 112.

167 -  MUHAMMED BİN EBÎ BEKR SIDDÎK: Hz. Ebû Bekrin oğludur. Annesi Esmâ idi. Cemel ve Sıffînde imam-ı Ali tarafında idi. Hz. Ali zamanında Mısr vâlîsi oldu. 38 yılında, Amr ibni Âs ile harp ederken, 28 yaşında, Mısrda şehit oldu. Hz. Âişe haber alınca çok üzüldü ve (O benim kardeşim ve âhıret oğlum idi) buyurdu. 119.

168 -  MUHAMMED BİN EBÎ ŞERİF KUDSÎ: Muhammed bin Muhammed bin Ebî Bekr, Şâfi'î âlimlerindendir. 822 de tevellüd, 905 [m. 1499] de vefât etti. Çok kitapları vardır. 88.

169 -  MUHAMMED BİN HANEFİYYE: Hz. Alînin oğludur. Annesi Havledir. Hicretin yirmi birinde tevellüd, 71. yılda Medînede vefât etti. Tâbiînin büyüklerindendir. Fıkh âlimi, verâ ve takvâ sahibi idi. Babasının çok sevgisini kazanmıştı. Cemel vak'asına karışmak istemedi ise de (Babanın bulunduğu tarafın haklı olduğunda şüphen mi var?) sözü üzerine babası yanında harp etti. Abdüllah ibni Abbâs ile birlikte, ibni Zübeyre bî'at etmedi. 18, 123.

170 -  MUHAMMED BİN MAHMÛD BÂBERTÎ: Ekmelüddîn-i Mısrî, Erzurum civârında Bayburdda 712 de tevellüd, 786 [m. 1384] da vefât etti. (Fıkh-ı ekber)i, Nesefînin (Menâr)ını, (Meşârikulenvâr)ı ve daha nice kitapları şerh etmiştir. Hidâyeye (İnâye) adında şerh yazmıştır. Çeşidli kitaplar da yazmıştır. 123.

171 -  MUHAMMED BİN YÛSÜF SİNNÛSÎ: İmâm-ı Hasen soyundandır. Şeriftir. 895 [m. 1490] de vefât eyledi. Kelâm ve akâ'id üzerinde çeşidli kitapları vardır.

Cezâirde Şâzilînin bir kolu olan (Sinnûsî)yi kuran Muhammed bin Ali Sinnûsî başka olup, 1206 da Cezâirde tevellüd ve 1276 da Bingâzî çölünde vefât etmiştir. 97.

172 -  MUHAMMED CEVÂD: Muhammed Takî, on iki imamın dokuzuncusudur. İmâm-ı Ali Rızanın oğludur. 195 de Medînede tevellüd, 220 [m. 835] de Bağdâdda vefât etti. Halîfe Me'mûnun dâmâdı idi.

173 -  MUHAMMED HUSRÎ: Hanbelî idi. Muhammed Şiblînin talebesî idi. 371 de vefât etti. 270.

174 -  MUHAMMED PÂRİSÂ: Muhammed bin Muhammed bin Mahmûd hâfız Buhârî, Behâüddîn-i Buhârînin eshâbının büyüklerindendir. 756 da tevellüd, 822 [m. 1419] de vefât etti. 822 de hacca gitmek üzere Buhârâdan çıktı. Bir senede Mekkeye gelip, haccı îfâ etti. Hasta oldu. Tavâf-ı vedâ'ı güç yaptı. Medîneye geldi. Ertesi gün vefât etti. Bursada şeyhülislâm olan Şemseddîn-i Fenarî, namazında bulundu. Hz. Abbâsın türbesi yanına defnedildi. Zeyneddîn-i Hâfî Mısrda taş yaptırıp getirdi. (Tasavvuf nasıl elde edilir?) dediklerinde (İslâmiyete uymakla) buyurmuştur. Fârisî (Risâle-i kudsiyye) ve (Tuhfet-üs-sâlikîn) kitapları basılmıştır. 122.

175 -  MUHAMMED ŞEYBÂNÎ: Ebû Abdüllah Muhammed bin Hasen, Hanefî mezhebi imamlarından olup, büyük müctehiddir. Babası, Şâmlı olduğu hâlde Iraka gidip, Vâsıtta yerleşmiş ve İmâm, 135 [m. 752] de orada tevellüd etmiştir. Bağdâdda imam-ı a'zam Ebû Hanîfenin derslerine senelerce devam etmiş, Ebû Yûsüfün derslerinden de istifâde etmiştir. Birçok kitap yazmıştır. Hârûn Reşîd kendisine çok hürmet ederdi. Halîfe Horasana giderken, kendisini de berâber götürdü. 189 [m. 805] yılında, Rey şehrinde vefât etti. Namazını Halîfe kıldırdı. İmâm-ı Şâfi'î Bağdâda geldiğinde, halîfenin huzurunda İmâmla sohbet etti. İlminin ve zekâsının çokluğuna hayran kaldı. 41, 49, 55.

176 -  MÜHELLEB: Tâbiînin büyüklerindendir. Basrada idi. Aklı ve cesareti meşhûr idi. Hâricîlerle çok muhârebe etti. Basrayı bunlardan korudu. 79 da Horasan vâlîsi oldu. 83 [m. 702] de orada vefât etti. Hz. Muaviye zamanında, Semerkand fethinde, Sa'îd bin Osman ibni Affânın kumandasındaki orduda çok kahramanlık göstermiş, bir gözü yaralanmıştı. 58.

177 -  MUHYİDDÎN-İ ARABÎ: Şeyh-i ekber Muhammed bin Ali, tasavvuf büyüklerindendir. 560 senesinde, Endülüste tevellüd, 638 [m. 1240] de Şâmda vefât etti. Zâhir ve bâtın ilimlerinde kâmil idi. Fıkh ve kelâm ilimlerinde müctehid idi. Konyaya gelip, Sadreddîn Konevînin dul bulunan vâldesini tezevvüc etmiş idi. Zekâsı pekçok, hâfızası hârikul'âde idi. Sultânlardan, vâlîlerden, beylerden çok saygı görür, pekçok hediye gelirdi. Hepsini muhtaçlara dağıtırdı. Çok kitap yazdı. Yazılarını anlıyabilmek için, âlim olmak lâzımdır. (Fütûhât-ı mekkiyye) kitabı yirmi cilttir. (Füsûs) kitabı çok meşhûrdur. (Müsâmerat)ı beş cilttir. Beşyüze yakın kitap yazmıştır. 151, 153.

178 -  MURÂD-İ MÜNZÂVÎ: Eyyûb sultan ile Edirnekapı arasında Nişâncı Mustafâ pâşa caddesindeki (Şeyh Murâd) tekkesinde ilim neşrediyor, halkı irşâd ediyordu. Bu tekkeyi, şeyhül-islâm minkâri zade Yahyâ efendinin dâmâdı Kengırılı Mustafâ efendi, medrese olarak yaptırmış ve oğlu Ebülhayr efendi 1144 senesinde şeyh-ül-islâm olup, 1154 [m. 1741] de vefât ile tekkede babasının yanına defnedilmiştir. Muhammed Murâd 1055 de Kâbilde tevellüd edip, yüksek ilimleri öğrendikten sonra hacca gitti. Sonra Hindistâna gelerek Müceddidî Muhammed Mâsum-i Fârûkînin [1009-1080] kalbleri cilâlıyan sohbet ve teveccühleri altında yükselerek tekrar hacca ve üç sene sonra Bağdat, İsfehan, Buhârâ, Belh, Semerkand, Mısr, Şâm ve 1092 de İstanbula gelip, Hz. Hâlid civârında beş sene neşr-i ulûm ve tenvîr-i kulûb eyledi. Şâm yolu ile dördüncü haccını yapmış, 1120 de tekrar İstanbula gelip, Sultan Selîm civârında, Bacaklı efendi menzilinde yerleşmiştir. 1132 [m. 1719] de vefât ederek Ebülhayr efendi tarafından medresesinin dershânesine defnedilmiştir. Murâd-ı Münzâvî hakkındaki bilgiyi, (Kâdirî hâne) ismi ile tanınan hânekah-ı İsmâ'îl Rûmî meşâyih-i kiramından ve Sultan Abdülhamîd hân-ı sânînin [1258-1336 hicrî, Çemberlitaşta Sultan Mahmûd türbesinde] meclis-i meşâyih reîsi, şerif Ahmed Muhyiddînin [1327] (İstanbul tekâyâsı) risâlesinden aldık. Büyük zahmet ve fedakârlıkla hazırlanmış olan bu risâle, İstanbul halkına asırlar boyunca feyz ve irfân saçan yüzlerle ahlâk ve fazîlet yuvasını ve bunlarda parlıyan binlerle ilim ve nûr kaynaklarını ve bunların kalblerini aydınlattıkları zamanları güzel bir sanatla göstermekte olup, cidden kıymetli bir tarih hazînesidir. Murâd-ı Münzâvînin ilmin ve tarihin kıymetli bir âbidesi olan mübârek türbesi yıkılmak üzere iken, 1402 [m. 1982] senesinde, askerî hükûmet tarafından tâmîr ve tezyîn edilmiştir. 139.

179 -  MÜRRE BİN KÂ'B: Eshâb-i kiramdandır. Şâmda yerleşti. Elliyedi [57] senesinde vefât etti. Resûlullahın yedinci babasının ismi de, Mürre bin Kâ'b idi. Bunun bir oğlundan (Benî Mahzûm), ikincisinden (Benî Teym), üçüncüsünden (Benî Hâşim) kabîleleri hâsıl oldu. Resûlullah üçüncü, Ebû Bekr ikinci, Ebû Cehl birinci kabîledendir. 120.

180 -  MÛSÂ KÂZIM: İmâm-ı Câfer Sâdıkın oğludur. On iki imamın yedincisidir. 129 yılında Medînede tevellüd, 186 [m. 802] de Bağdâdda vefât etti. Kâzımiyye denilen mahallededir. Zühd ve takvâsı, kerem ve cömerdliği ile meşhûrdur. Siyâsete hiç karışmadığı hâlde, halîfe Muhammed Mehdî, kendisini Medîneden Bağdâda getirip habs etti. Sonra, halîfe Hârûn da habs etti ve zindanda vefât etti. Kâzımiyye mahallesi, Bağdâdın on kilometre şimâl garbında, Dicle nehrinden beş kilometre içerdedir. Türbesi çok süslü olup, yanında büyük câmi vardır. Dicle kenârında, İmâm-ı a'zamın türbesi vardır. 32, 156.

181 -  MÜSEYLEME-TÜL-KEZZÂB: Vakit-i saadette Yemâme tarafından Peygamberlik iddi'a eden bir adam olup, önce islâma gelmiş iken, sonra mürted olup, çok kimseleri kendine bağladı. Resûlullah efendimize bir mektûb gönderip, kendilerine inandığını, fakat kendisinin de Peygamber olduğunu bildirdi. Arabistânın yarısı senin, yarısı benim olsun dedi. O sırada Resûlullah vefât edince, Hz. Ebû Bekr, hilâfetinin ikinci yılında, Hâlid bin Velîd kumandasında asker gönderip, şiddetli harp oldu. İki taraftan, yirmibin kişi öldü. Mürtedler mağlup ve mahv olup, Müseyleme, Vahşî tarafından öldürüldü. 115.

182 -  MÜSLİM: Ebülhüseyn Müslim bin Haccâc Kuşeyrîdir. Hadis imamıdır. (Sahîh-i Müslim) kitabı, Buhârîden sonra, en kıymetli hadis kitabıdır. 206 [m. 821] da Nişâpûrda tevellüd, 261 [m. 875] de yine orada vefât etti. Ahmed ibni Hanbelin talebesi idi. Kitabında yedibinikiyüzyetmişbeş hadis-i şerif vardır. Bunları, üçyüzbin hadis arasından seçmiştir. İmâm-ı Buhârî ile Nişâpûrda bulundu. Çok seviştiler. Buhârî-i şerifte de yedibinikiyüzyetmişbeş hadis-i şerif vardır. 11.

183 -  MÜSTAĞFİRÎ: Ebül' Abbâs (Kitâbülvefâ) yazarıdır. 127.

184 -  MÜZENÎ: Ebû İbrâhîm İsmâ'îl bin Yahyâ, Şâfi'î mezhebi fıkh âlimlerindendir. İmâm-ı Şâfi'înin talebesi idi. Fıkh, kelâm ve hadis ilimlerinde çok üstün idi. Verâ ve takvâ sahibi idi. 175 de Mısrda tevellüd ve 264 [m. 878] de Mısrda vefât etti. Karâfe-tüs-sugrâ kabristanında imam-ı Şâfi'înin yanındadır. Şâfi'î mezhebi fıkhını toplıyan ve kitaplara geçiren budur. Çeşidli kitapları vardır. (El-muhtasar) kitabı meşhûrdur. 55.

185 -  NECCÂRZÂDE: Mustafâ Rıdâüddîn efendi, İbrâhîm efendinin oğludur. 1090 senesinde Şebin Karahisârda tevellüd etti. Küçük iken, pederi vefât etti. Onyedi yaşında iken, Beşiktaşta Sinan pâşa câmii yanındaki medresede müderris oldu. Bu esnâda Üsküdârda Azîz Mahmûd Hüdâyî mescidi imamı Ya'kûb efendinin babası olan odabaşı Fenayı efendinin derslerinden feyz alarak cilvetiyye icâzetini ihraz eyledi. Beşiktaş mevlevihânesi imamı Memiş efendiden Mesnevî okudu. Moskof gazâsına iştirâk edip, zaferden dönerken Edirnede Arabzâde hâcı Muhammed İlmî efendiden 1123 de Müceddidiyye icâzetnâmesi aldı. Arabzâde Muhammed efendi, Ebû Abdüllah Muhammed Semerkandînin talebesi olup 1130 da Edirnede vefât eyledi. Semerkandî de, Ahmed Yektest Cüryânînin, bu da, Urvet-ül-vüska Muhammed Mâsum-ı müceddidî Serhendînin talebesidir. Bir sene sonra Beşiktaşta Sinan pâşa camii yanında satın aldığı arsaya bir mescid yaptırarak, burada müceddidiyye marifetlerini neşirve (Tuhfet-ül-irşâd) kitabını te'lîf eyledi. 1153 de hac ve ziyâret-i haremeyn ile şereflendi. Ahmed Yektestin talebesinden, Eğrikapıda Karamânî mescidi imamı tatar Ahmed efendi ile sohbetleri meşhûrdur. Sadr-ı a'zam Hakîmbaşı Nuh efendinin oğlu Ali pâşanın altı-mermerde Cerrâhpâşa hastahânesi karşısındaki câmii 1147 de yapılınca, buranın ilk vâizi oldu. 1159 [m. 1746] da vefât etti. Yukarıdaki bilgiler, talebesinden Ömer Nüzhet efendinin (Menkıbe-i Evliyâiyye fî-ahvâl-i Ridâiyye) kitabından alındı. Yerinde, oğlu Muhammed Sıddîk efendi ilim ve feyz vermeye başladı. Bunun talebesinden biri Muhammed Agâh efendidir. Bundan, Muhammed Emîn Kerkütî, bundan da, Ali Behçet Konevî, bundan da, hâfız Feyzullah efendi feyz alarak kemâle ermişlerdir. Feyzullah efendi, Murâdiyye mescidi imamı ve kurrâ hâfızlarının reîsi idi. Çarşambada (Dâr-ül-mesnevî)de mesnevî okuturdu. Bunun da talebesinin meşhûru, Seyyid Muhammed Niyâzi bin Mustafâ efendidir. Bu da, Seyyid Mahmûd Lütfullah bin Muhammede icâzet vermiştir.

Muhammed Sıddîk efendide onbir yaşında iken zuhûr eden fıtık illeti, vefâtına kadar devam etmiştir. Pederi gibi hârika ve kerâmetleri meşhûr oldu. Rumeli-hisârdaki yalısında vaaz ve nasihat eder. Haftada bir gün Beşiktaşa gelir hatm okurdu. Onbir ay, Azîz Mahmûd Hüdâyî mescidinde de vazîfe ifâ eyledi. Eyyübdeki Kaşgâri mescidinden biri gelip, hocaları Îsâ efendinin şifâ bulması için duâ istedikte (Selâmet-i hâtimesi için fâtiha okuyalım!) dedi. Îsâ efendinin o saatta vefât ettiği sonra anlaşıldı. Kendisi 1208 [m. 1794] senesinde Rumelihisârında vefât edip, Sinan pâşa câmii şimâl duvarı önündeki mescidinde, pederinin yanına defnedildi. Dâmâdı İsmâ'îl Hakkı efendi kâim-i makamı oldu. Bu bilgiler, (Makalât-i Sıddîkiyye) kitabından alındı.

Ebû Abdüllah Semerkandînin (Muhtasar-ül-vilâye) kitabını Rıdâüddîn efendi, fârisîden türkçeye tercüme etmiştir. Bu tercüme ve (Ahvâl-i Rıdâiyye) risâlesi ve mevlânâ Câmînin gazelinin Arabzâde tarafından türkçeye tercümesi ve Muhammed Sıddîk efendinin (Esfâr-ı erbe'a) risâlesi ve Faik Ömer efendinin (Makalât-i Sıddîkıyye) kitabı, bir arada olarak matbaa-i âmirede 1272 [m. 1856] senesinde tab' olunmuştur.

186 -  NESEFÎ: Meymun bin Muhammed Nesefî kelimesine bakınız. 116.

187 -  NEVEVÎ: Yahyâ bin Şeref Muhyiddîn Nevevî büyük âlimlerdendir. Şâfi'î mezhebindendir. Hadis-i şerifleri toplaması ve açıklaması ile tanınmıştır. 631 [m. 1233] de tevellüd ve 676 [m. 1277] da Cezâirde Belîde şehrinde vefât etti. Şâm kâdılkudâtı olan büyük âlim imam-ı Subkî [683-756] imam-ı Nevevînin evini ziyâret ettiği zaman, basmıştır diyerek, yerlere sakallarını sürmüştür. Çok kitap yazdı. Hadis âlimlerinin hâl tercümelerini bildiren (Tehzîb-ül-esmâ), (Uyûn-ül-mesâil), (Hadis-i erba'în) ve Şâfi'î fıkhını bildiren (Minhâc) kitapları meşhûrdur. (Minhâc), imam-ı Râfi'înin (Muharrer) kitabının muhtasarıdır. 49, 104.

188 -  NİŞÂNCI-Zade: Muhammed bin Ahmed bin Muhammed bin Ramazan, meşhûr (Mir'ât-i kâinât) kitabının sahibidir. Ramazan zade emîr Muhammedin torunudur. 962 de tevellüd, 1031 [m. 1622] de Edirne yolunda vefât etti. Edirne kâdîsı idi. Kitapları vardır. 5.247.

189 -  NÛH ALEYHİSSELÂM: Elli yaşında Peygamber oldu. Küfür ve şirke dalmış olan kavmini dokuzyüzelli sene doğru yola çağırdı, nasihat etti ise de kabûl etmediler. Beşyüz yaşında iken, çoluk çocuğunu ve hayvanlardan birer çift alacak büyüklükte gemi yapması emroldu. Zaten marangozluk yapardı. Gemiyi yaptı. O zamanın müminleri olan zevcesini ve Hâm, Sâm ve Yâfes adındaki üç oğlunu ve bunların zevcelerini ve her hayvandan birer çift alarak gemiye bindi.

Allahü teâlâ, tûfân geleceğini, herkesin boğulacağını, yalnız Nuh ile çoluk çocuğunun kurtulacağını haber vermişti. Ken'an adındaki dinsiz olan, inanmıyan oğlunu da gemiye çağırdı. (Gemiye binmiyenler boğulacak) buyurdu. Binmedi. (Ben dağlara çıkar kurtulurum) dedi. Nasihat ederken, sular kabardı. Bir dalga gelip, Ken'anı götürdü. Boğuldu. Nuh: (Yâ Rabbî! Çocuklarımı kurtaracağını bildirmiştin. Oğlumu boğdun) dedi. Allahü teâlâ, (Onu sana oğul kabûl etmiyorum. O, inanmadı. Kâfir olan, müslümanın çocuğu sayılmaz!) buyurdu. Yer yüzünü su kapladı. Her canlı boğuldu. Yer yüzü, yüzelli gün su altında kaldı. Geminin ateşi yanıyor, kazanı kaynıyor, dalgalar arasında yüzüyordu. Sular çekilince, gemi Cûdî dağının tepesine oturdu. Karaya çıktılar. İnsanlar, yeniden bu üç oğlundan türemeye başladı. Sâmın evladından Arablar, Süryânîler, İbrânîler ve Sâmî ırklar, Hâmdan Zenciler, Habeşler, Ken'ânîler, Nemrud kavmi (Âsûrîler), Yâfesten, Acem, Rum, Türk ve Asyalılar meydana geldi. Amerika ve diğer adalar ehâlisi, hep bunların hicret etmesinden, yayılmasından hâsıl oldu. Bu husûsta yeni edinilen fennî bilgiler, Tam İlmihâl (Se'âdet-i Ebediyye) kitabında yazılıdır. Lütfen okuyunuz! 19, 94.