ESHÂB-I KİRÂM KİTÂBINDA ADI GEÇENLERİ TANITMA
-E-
68 - EBÛ AMR BİN SALÂH: İbni Salâh denilen bu zâtın adı, Osman bin Abdürrahmândır. Şâfi'î mezhebinde âlim idi. Tefsîr, hadis, lugat ve edebiyatta da derin bilgisi vardı. 577 de Zûr şehrinde tevellüd, 643 [m. 1245] de vefât etti. Şâmda, Kudüste müderris idi.
69 - EBÛ BEKR “Kâdı”: Muhammed bin Tayyib Bâkıllânî, büyük ilm-i kelâm âlimidir. Eş'arî mezhebinde idi. 338 [m. 949] da Basrada tevellüd, 403 [m. 1012] de, Bağdâdda vefât etti. Bilgisi, zekâsı çok olduğundan herkesi iknâ' ederdi. Sultan Adudüddevle tarafından İstanbula sefîr olarak gönderilmişti.
70 - EBÛ BEKR-İ SIDDÎK: Abdüllah bin Ebû Kuhâfe Osman bin Âmir bin Kâ'b bin Sa'd bin Teym bin Mürre bin Kâ'b Kureyşî, Eshâb-ı kirâmın en üstünü, Aşere-i mübeşşerenin birincisidir. Resûlullahın mağara arkadaşı ve ilk halîfesidir. Annesinin adı Ümmülhayrdır. Atîk ve Sıddîk ismleri meşhûrdur. Manifatura tüccârı olup, çok zengin idi. Kureyşin ileri gelenlerinden idi. Hadîce, Ali ve Zeyd bin Hâriseden sonra, dördüncü olarak îmana gelmiştir. Resûlullaha fevkal'âde sıdkı ve sevgisi vardı. Herkesi îmana çağırırdı. Osman, Zübeyr, Abdürrahmân, Sa'd bin Ebî Vakkâs, Talha gibi üstün Sahâbîler, Ebû Bekrin çağırması ile îmana geldi. Malının hepsini, Resûlullahın uğrunda harc etti. Çok hadis-i şerif ile ve âyet-i kerime ile medh olundu. Bütün gazâlarda bulundu. Kendini Resûlullaha siper ederdi. Resûlullah vefât ettiği gün, Hz. Ömerin aklı gidip, (Resûlullah göke çıktı. Kim Ona öldü derse boynunu vururum) diyerek kılıcını çekti. Herkes, üzüntüden ve Ömerin bu hâlinden korktuğu hâlde, Ebû Bekr büyük cesaret ile arslan gibi ortaya çıkıp, (Resûlullahın her insan gibi öleceğini) bildiren âyet-i kerimeyi okudu. Te'sîrli sözleri ile, nasihat ederek, halkı sükûna ve huzura getirdi. Müminlere tesellî verdi. Eshâb-ı kirâmın sözbirliği ile halîfe seçilip, önce, mürted olanlarla ve Peygamber olduklarını söyliyerek câhil köylüleri aldatan Esved-i anesî ve Müseylemetülkezzâb ve Sicah hâtun ve Tuleyhat ibni Hüveylid ile ayrı ayrı harp edip, hepsini kahr ve mahv eyledi. Hîre ve Enbâr şehirlerini feth eyledi. Hâlidi ve Ebû Ubeydeyi büyük ordu ile Şâma gönderdi. Dîn-i islâmı yeniden düzene koydu ve kuvvetlendirdi. İki sene, üç ay ve on gün hilâfetten sonra, hicretin onüçüncü yılı, Cemâzil-âhır ayı yirmiikinci salı günü, akşamdan sonra, 63 yaşında vefât etti. Vasıyeti üzere zevcesi Esmâ yıkadı. Resûlullahın tabutuna konup, namazını Hz. Ömer kıldırıp, gece, hucre-i saadete defnedildi. Zevceleri Katîlden, Abdüllah ve Esmâ, Ümm-i Rûmandan, Abdürrahmân ve Âişe isminde çocukları olmuştur. Câfer Tayyârdan dul kalan Esmâ ve Habîbeyi alıp, birincisinden Muhammed, ikincisinden, kendisinin vefâtından sonra Ümm-i Gülsüm dünyaya gelmiştir.
Menkıbeleri, tevâzuu ve cömerdliği dillerde destan olmuştur. 142 hadis-i şerif bildirmiştir. Kur'an-ı kerimi toplıyarak, İslâmiyete en büyük hizmeti yapmıştır. Ensâb ilminde çok ileri olup, eşi yok idi.
Ebû Bekr-i Sıddîk, beyaz, zayıf, seyrek sakallı, güzel bir zat idi.
71 - EBÛ CEHL: Adı Amr bin Hişâm bin Mugîre bin Abdüllah bin Amr bin Mahzûmdur. Mahzûm, Resûlullahın dedelerinden Mürrenin torunudur. Kureyş reîslerinden idi. Resûlullahın en büyük düşmanı idi. Dîn-i islâma karşı kini ve inadı pek fazla idi. Amcası Velîd bin Mugîre de islâmın azılı düşmanlarından idi. Hicretin ikinci yılında olan Bedr gazâsında Afrâ hâtunun iki oğlu Mu'âz ile Mu'avvez kendisini ağır yaralayıp yıktılar. Sonra Abdüllah ibni Mes'ûd hazretleri gelip can çekişirken öldürdü. Resûlullah kendisini görünce, Allahü teâlâya Şükretti ve (Bu ümmetin Fir'avnı işte budur!) buyurdu. Ebû Cehlin kardeşi olan Âs bin Hişâm da o sırada katlolundu. Ebû Cehl ölürken yetmiş yaşında idi.
72 - EBÛ DÂVÜD: Süleymân bin Eş'as Sicstânî, hadis âlimidir. (Sünen) kitabı çok kıymetli olup, içinde dörtbinsekizyüz hadis-i şerif vardır. Ahmed ibni Hanbelin talebesidir. 202 [m. 817] de Îrânın Efgân hudûdunda Sicstân (Sistan) şehrinde tevellüd, 275 [m. 888] de Basrada vefât etti.
73 - EBÛ HANÎFE: İmâm-ı a'zam Nu'mân bin Sâbit, Ehl-i sünnetin reîsidir. Dîn-i islâmın bir direğidir. Soyu, Îrân şâhlarından birine ulaşmaktadır. Dedesi müslüman olmuştu. 80 yılında Kûfede tevellüd, 150 [m. 767] de Bağdâdda şehit oldu. Tâbiînin büyüklerindendir. Fıkhı Hammâddan öğrendi. İmâm-ı Câfer Sâdıkın sohbetinde kemâle geldi. Fıkhın kurucusudur. Tasavvufta çok yüksek, büyük Velî idi. Emevîlerin Irâk vâlîsi olan Yezîd bin Ömer tarafından Kûfe kâdısı yapıldı ise de, kabûl etmediğinden, zındanda kamçı vuruldu. Abbâsî halîfesi Ebû Câfer Mensûr da kâdı yapmak istedi. Kabûl buyurmadı. Derin ilmi, keskin zekâsı, aklı, zühdü, takvâsı, hilmi, salâhı ve cömerdliği yüzlerle kitapta yazılıdır. Talebesi pek çok olup, büyük müctehidler, âlimler yetiştirdi. Alb arslanın oğlu, Selçuk sultânı Melik şâhın [447-485] vezîrlerinden Ebû Sa'd Muhammed bin Mensûr [494] tarafından mükemmel bir türbe yaptırılmıştır. Bugün yer yüzünde bulunan Ehl-i islâmın yarıdan ziyâdesi ve Ehl-i sünnetin yüzde sekseni hanefî mezhebindedir.
74 - EBÛ HÜREYRE: Adı Abdürrahmândır. Hayber gazâsında müslüman oldu. Resûlullah birgün eteğinde kedi yavrusunu severken görerek, bu ismi vermişti. Kediciğin babası demektir. Çok fakir idi. Harbde, sulhda Resûlullahın yanından ayrılmazdı. Hâfızası çok kuvvetli olduğundan, çok hadis-i şerif ezberlemişti. Eshâb-ı kirâmdan ve Tâbiînden sekizyüzden fazla kimsenin, kendisinden hadis öğrendiğini Buhârî bildiriyor. Halîfe Ömer zamanında Bahreyn vâlîsi idi. Hz. Osman zamanında Mekke kâdîsı oldu. Hz. Muaviye, kendisini Medîne vâlîsi yaptı. 57 de, 78 yaşında iken, Medînede vefât etti.
75 - EBÛ İSHAK İSFERÂÎNÎ: Rükneddîn İbrâhîm bin Muhammed, Şâfi'î mezhebinde büyük âlimdir. Zamanının en büyük üstâdı idi. Beş cilt fıkh kitabı meşhûrdur. 418 [m. 1027] de Nişâpûrda vefât etti. İsferâindedir.
76 - EBÛ KATÂDE: Ensâr-ı kiramdan olup, Resûlullahın süvârilerinden idi. 4 yılında yetmiş yaşında vefât etti. Medîne-i münevverededir.
77 - EBÛ KUHÂFE: İsmi Osmandır. Halîfe-i müslimîn Hz. Ebû Bekr-i Sıddîkın babası idi. Mekkenin feth günü îman etti. 99 yaşında iken, onüç yılında vefât etti.
78 - EBÛ LEHEB: Adı Abdül-Uzâ idi. Resûlullahın amcası olduğu hâlde, müslüman olmadı. Müslümanların büyük düşmanı idi. Resûlullaha çok eziyyet ve cefâ ederdi. Kimsenin müslüman olmaması için, gece gündüz çalışırdı. Her sabah, Resûlullahın kapısı önüne çok diken yığardı. Resûlullah dünyaya geldiği sabah, bunun câriyesi Süveybe, (Kardeşin Abdüllahın oğlu oldu), diyerek kendisine müjde getirince, sevinmişti. (Ona süt vermek şartı ile, seni âzâd ettim) demişti. Resûlullahın ilk süt annesi, Süveybe oldu. Bunun için, Ebû Lehebin, her mevlid gecesinde, azâbı biraz hafîflemektedir. Mevlid gecesi sevinen, o geceye kıymet veren müminlerin pekçok sevap kazanacağı buradan anlaşılır.
Resûlullah Kur'an-ı kerim okuyarak rast geldiğini müslüman olmaya çağırırken, Ebû Leheb arkasında dolaşır, (Sakın ona aldanmayınız, sözüne inanmayınız) derdi. Karısı (Ümm-i Cemil), Ebû Süfyânın kız kardeşi idi. Kocası gibi, o dahî, eli ve dili ile çok eziyyet ederdi. Resûl-i ekremin kızlarından Rukayye, Ebû Lehebin oğlu (Utbe) de idi. İkinci kızı Ümm-i Gülsüm, öteki oğlu (Uteybe)de idi. Bunlar da, babaları ve anaları gibi, kâfir ve büyük düşman oldular.
Resûlullah akrabâsını, Cehennem ateşi ile korkutarak, dîne çağırmaya memur olunca, Safâ tepesine çıktı. Akrabâsını dîne dâvet buyurdu. Akrabâsı toplanıp dinlediler. (Şu dağın arkasında düşman var. Size hücûm edecek desem, inanır mısınız?) buyurdu. Hepsi, (evet) dedi. (Öyle ise, sizi başınıza gelecek olan kıyâmet gününün azâbı ile korkutmak için, Rabbimden emir aldım. Îman ediniz!) buyurdu. Ebû Leheb çok kızdı. Ağzını bozdu. (Bizi bu söz için mi çağırdın?) dedi. Azarladı. Çirkin şeyler söyledi. Azâb göreceğini bildiren âyet geldi. Zevcesine, odun, diken hammalı denildi. Buna da çok içerledi. Hemen oğullarına, eşlerini boşamağı emretti. Uteybe hâini, yalnız boşamakla kalmayıp, gelip (Senin dînine inanmıyorum. Seni sevmiyorum. Sen de beni sevmezsin. Onun için, kızını boşadım) diyerek, Resûlullahın üzerine hücûm etti. Mübârek yakasından çekti. Gömleğini yırttı. Hatemül-enbiyâ efendimiz, (Yâ Rabbî! Buna, canavarlarından bir yırtıcı hayvan ile cezâ ver!) diye duâ buyurdu. Cenâb-ı Hak, Habîb-i ekreminin duâsını kabûl etti. Nice zaman sonra, Uteybe Şâma giderken, Zerka denilen yerde, bir arslan gelip, onu parçaladı. Rukayyeyi, sonra Osman ibni Affân aldı. Çok zengin idi. Çok duâ kazandı. Se'âdet-i Ebediyyeye kavuştu.
Ebû Leheb, bütün ömrünü kin ve düşmanlık ile geçirdi. Hicretin ikinci yılı, Bedr gazâsındaki fâciayı görüp çok üzüldü. Dünya başına zından oldu. Yedi gün sonra (adese) denilen bulaşıcı kara hasbe (çiçek) deri hastalığından öldü. Koktu. Ebû Lehebin kız kardeşi Âtike, Bedr gazâsından birkaç gün önce, korkunç bir rü'yâ görüp, kardeşi Abbâsa söylemişti. Kureyşin başına büyük felaket gelecek demişlerdi. Ebû Leheb, bu yüzden Bedr muhârebesine katılmadı. Ebû Cehlin kardeşi Âs bin Hişâmı, para ile kendi yerine göndermişti.
79 - EBÜL HASEN-İ EŞ'ARÎ: Adı Ali bin İsmâ'îl olup, Ebû Mûsel Eş'arî soyundandır. Ehl-i sünnetin iki mezhebinden, Eş'arî mezhebinin imamıdır. 260 [m. 873] da Basrada tevellüd, 324 [m. 936] da Bağdâdda vefât etti. Üvey babası Ebû Cibâîden okuyup, bunun gibi, mu'tezile âlimi oldu ise de, sonra tevbe etti. Kelâm âlimlerinden Ebû Bekr Bâkıllânî, ibni Fûrek [Muhammed bin Hasen], Ebû İshâk İsferâînî, Ebû İshak Şîrâzî [İbrâhîm bin Ali], İmâm-ı Gazâlî, Ebülfeth Şihristânî [(Milel ve Nihal) kitabının sahibi Muhammed bin Abdülkerîm] ve Fahreddîn-i Râzî ve daha niceleri Eş'arî oldu. Mezhebi dünyaya yayıldı. Ellibeş kadar kitabı vardır. Tefsîri yetmiş cilttir. Mu'tezileye, Hâricîlere ve şî'îlere karşı kitapları vardır.
80 - EBÜL HASEN-İ HARKÂNÎ: Ali bin Câfer zamanının kutbu idi. Bâyezîd-i Bistâmînin ruhaniyeti ile kemâle geldi. Harkandan Bistâma, hocasının türbesini ziyârete gelirken, yolda bir hatm okurdu. Ebû Ali ibni Sînâ, üstâdını ziyâret için Harkana gelir. Ebül-Hasen ormana gittiğinden, hâtûnundan sorar. Hâtûnu üstâdın büyüklüğüne inanmadığı için, uygunsuz sözler söyler. İbni Sînâ ormana giderken, üstâdın bir arslana odun yüklemiş, gelmekte olduğunu görür. (Bu ne hâldir?) diye sorunca, (Evimdeki kurdun belâ yükünü taşıdığım için, bu arslan da, bizim yükümüzü çekiyor) buyurur. (Kalblerin en nûrlusu, içinde mahlûk tasası olmıyandır. Nîmetlerin en iyisi, çalışarak kazanılandır. Arkadaşların en iyisi, Allahü teâlâyı hâtırlatandır) buyururdu. Tasavvufu anlatan (Esrâr-ı sülûk) kitabı vardır. Ceset-i şerifinin, üstâdının cism-i pâkinden yukarıda bulunması edebsizlik olur diye, kabrinin daha derin kazılmasını vasıyet etmişti. 425 [m. 1034] yılı, Muharremin onuncu salı günü vefât etti. (Tezkiret-ül-evliyâ) ve (Reşehât) kitaplarında sözleri ve kerâmetleri uzun anlatılmaktadır.
81 - EBÜL HÜSEYN BİN SEM'ÛN: Nâtık-ül-hikme Muhammed, 387 de vefât etti. 270.
82 - EBÛ MANSÛR MÂ-TÜRÎDÎ: Muhammed bin Mahmûd Mâ-türîdî, Ehl-i sünnetin iki îtikat imamlarından birincisidir. Ehl-i sünneti, mu'tezileye karşı pek mükemmel müdâfe'a etmiştir. Mâveraünnehrde yaşadı. 333 [m. 944] de Semerkandda vefât etti. Îman üzerinde çok kitabı vardır. 88, 90.
83 - EBÛ NU'AYM: Ahmed bin Abdüllah İsfehânî, hadis ve fıkh âlimi idi. Tasavvufta yüksek derecede bir Velî idi. Hâfız-ı İsfehânî de denir. [Hâfız, hadis âlimi demektir.] Çok kitap yazdı. (Hilye-tül-evliyâ) kitabındaki hadis-i şerifte, (Ho-parlörle okunan ezanın müezzinin sesi olmadığı, bu çalgı sesine (Şeytan ezanı) denildiği) yazılıdır. Bu kitap, Berlinde basılmıştır. 336 da İsfehânda tevellüd, 430 [m. 1039] da vefât etti. 26.
84 - EBÛ SAÎD RÂZÎ: İsmâ'îl bin Ali bin Hüseyn Râzî, Rey şehrinde, mu'tezile âlimi idi. Râzî, Rey şehrinden demektir. Çok kitap yazmıştır. (Elmuvâfekatü beyne ehlibeyti vessahâbe) kitabı meşhûrdur. Keşşâf tefsîrinin sahibi allâme Mahmûd bin Ömer Zemahşerî, bu kitabı kısaltmıştır. 445 [m. 1054] de vefât etti. 127.
85 - EBÛ SAÎD HUDRÎ: Eshâb-ı kirâmın büyüklerindendir. Babası Mâlik bin Sinân da Sahâbeden idi ve Uhud gazâsında şehit olmuştur. 13 yaşında olduğundan Uhud gazâsına götürülmedi. Diğer on iki gazâda Resûlullahın önünde düşmana arslan gibi saldırdı. Âlim ve fakîh idi. Binyüz yetmiş hadis-i şerif haber vermiştir. 74 de vefât etti. İstanbulda, Kariye câmii yanında sanılmaktadır. 23, 104.
86 - EBÛ SEVR: İbrâhîm bin Hâlid Kelebîdir. Müctehidlerden, büyük âlimlerdendir. Şâfi'î mezhebindendir. Bağdâdda tevellüd ve 246 [m. 860] da vefât etti. Fıkh, hadis, usûl ve hilâf ilimlerinde çok kitap yazmıştır. 55.
87 - EBÛ SÜFYÂN BİN HARP: Dedesi Ümeyye bin Abd-i Şems bin Abd-i Menâftır. Abd-ül-Menâf, Resûlullahın dedesinin dedesidir. Kureyşin reîslerindendir. Resûlullahın büyük düşmanı idi. Bedr gazâsına bunun ticâret kervânı sebep oldu. Uhud gazâsında, düşman ordusunun başkumandanı idi. Mekke feth olunurken, islâm ordusuna gelip Resûlullahın zevce-i mutahherası olan kızı Ümm-i Habîbeye sığınmak istedi ise de, kızı kabûl etmedi. O gün îmana geldi. Mekkeye dönerek, halkı islâma dâvet etti. Zevcesi Hind, sakalından tutarak, (Ey kureyş, bu ahmak ihtiyârı öldürün!) demişti. Ertesi gün, Hind de îmana gelip, Kureyş kadınları adına Resûlullahla sözleşti ve hayr duâlarını almakla şereflendi.
Ebû Süfyân hâlis müslüman olup, Tâif gazâsında çok kahramanlık gösterdi ve bir gözü kör oldu. Hz. Ebû Bekr halîfe iken, onüç yılındaki Yermük muhârebesinde öbür gözü de çıktı. 88 yaşında iken vefât etti.
88 - EBÛ ŞEKÛR SÜLEMÎ: Muhammed bin Abdüsseyyid bin Şu'ayb Keşî olup (Temhîd fî beyan-it-tevhîd) kitabının sahibidir. Hanefî kelâm âlimidir. (El-Hakâık) tefsîr kitabının sahibi Ebû Abdürrahmân Muhammed bin Hüseyn Sülemî başka olup, 412 [m. 1021] de vefât etmiştir.
89 - EBÛ TALHA ENSÂRÎ: Zeyd bin Sehl, gazâlarda bulundu. 92 hadis-i şerif haber vermiştir. 34 senesinde, 70 yaşında vefât etti.
90 - EBÛ TÂLİB: Abdülmuttalibin oğlu, Resûlullahın amcası, Hz. Ali ile Câfer Tayyârın babasıdır. Resûlullah yetîm olduğundan, dedesi Abdülmuttalibin yanında büyüdü. Sekiz yaşında iken, dedesi vefât ederken, kendisini Ebû Tâlibe ısmarladı. Ebû Tâlib, Fahr-i âlemi pekçok sever ve sayardı. Resûlullahı Kureyş kâfirlerinin hücûmlarına karşı son derece korurdu. Fakat, öleceği zaman, kadınların, (ölüm korkusundan, dedelerinin dînini bıraktı) demelerinden çekinerek islâma gelmedi. Resûlullah, Ebû Tâlibin müslüman olmasını çok istiyordu. Son nefesinde de, islâma dâvet etti ise de, kabûl etmedi. Ölürken dudakları oynadı. Yanında bulunan kardeşi Abbâs (Yâ Muhammed! Kardeşim, istediğini söyledi) dedi ise de, (Hayır. Ben işitmedim) buyurdu. Hicretten üç yıl önce, seksen yaşını geçmiş olarak vefât etti.
91 - EBÜTTUFEYL: Adı Âmir bin Vâsiledir. Sahâbedendir. Hz. Alînin sohbetinde bulunurdu. Hz. Hüseynin kanını davâ eden Muhtarla birlikte döğüşmüştür. Muhtar tutulduktan sonra, yaşayıp, Mekkede, hicretin yüzüncü yılında, bir düğünde, oğlunun vefâtında söylemiş olduğu bir kasîde okunurken, üzüntüden vefât etti. Eshâb-ı kirâmdan yer yüzünde en son vefât eden budur.
92 - EBÛ UBEYDE BİN CERRAH: Adı Âmir bin Abdüllahdır. Eshâb-ı kirâmın büyüklerindendir. Bedr gazâsında, kâfir ordusunda bulunan babasını katletmiştir. Her gazâda bulunup, fevkal'âde cesaret göstermiştir. Hz. Ebû Bekr ve Ömer zamanlarında Şâmdaki orduda çok kahramanlık gösterdi. Bu ordunun kumandanı olup, Şâmı aldı. Adaleti, rumları hayrette bıraktı. Aşere-i mübeşşereden idi. 18 de 58 yaşında iken Remle ile Kuds arasında, tâ'ûndan vefât etti.
93 - EBÛ YÛSÜF: Ya'kûb bin İbrâhîm-i ensârî, Hanefî mezhebindeki müctehidlerin en büyüğüdür. Hanefî mezhebinde ilk kitap yazan budur. 113 [m. 731] yılında Kûfede tevellüd ve 182 [m. 798] de Bağdâdda vefât etti. Halîfe Mehdî, Hâdî ve Hârûnürreşîd zamanlarında, onsekiz sene Bağdâdda kâdılkudât yâni temyîz reîsliği yaptı. Derin hadis âlimi idi. Çok zekî, keskin görüşlü idi. Oğlu Yûsüf de âlim idi. Hârûn zamanında vâlî idi. Ebû Yûsüf yetîm olup, anası çok fakir idi. İmâm-ı a'zam Ebû Hanîfe bunun keskin zekâsını görüp, kendine talebe yaptı. Evinin bütün ihtiyacını, yıllarca bolbol İmâm-ı a'zam te'mîn etti. Annesi yine mani olmak istedi. İmâm-ı a'zam buyurdu ki, (Oğlun burada aç değildir. Burada, tereyağı, fıstık, bâdem ezmesi yimesini öğreniyor). İmâm-ı Ebû Yûsüf, kâdı iken, sarayda Halîfe ile oturuyordu. Tereyağı, fıstık ve bâdem ezmesi getirdiler. Hârûn, (Bundan yiyiniz! Her zaman gelmez) dedi. Ebû Yûsüf güldü. Hârûn sebebini sordu. Çocuk iken, İmâm-ı a'zamın sözünü anlattı. İmâma rahmetle duâ ettiler.
94 - EBÛ ZER GIFÂRÎ: Eshâb-ı kirâmın büyüklerinden ve ilk îmana gelenlerdendir. Kavmini islâma dâvete gittiği için, hicrette ve Bedr, Uhud ve Hendek gazvelerinde bulunamadı. Sonra Medîneye geldi. Hz. Ebû Bekr vefât edince Şâma yerleşti. Hz. Osman zamanında Rebdeye gitti. 32 yılında, orada vefât etti. Abdüllah bin Mes'ûd hazretleri, arkadaşları ile oradan geçiyordu. Cenâze hizmetini yaptılar. Zühdü ve sıdkı hadis-i şerif ile medh edilmiştir.
95 - EBÛ ZUR'AT-ÜR-RÂZÎ: Abdüllah Râzî, İmâm-ı Müslimin üstâdlarındandır. 264 [m. 878] de vefât etti.
96 - ENES BİN MÂLİK BİN NADR ENSÂRÎ: Resûlullahın hizmetçisi idi. Dokuz yaşında hizmete başladı. On sene hizmet etti. İkibinikiyüzotuz hadis-i şerif bildirdi. Yüzden çok çocuk ve torunlarını gördü. Yüz yaşını geçmiş iken 93 yılında vefât etti. Namaz kılması, Resûlullahın namaz kılmasına çok benzerdi. İmâm-ı Mâlikin babası olan Enes başkadır.
97 - ESMÂ BİNT-İ EBÛ BEKR: Hz. Ebû Bekrin büyük kızıdır. Aşere-i mübeşşereden Zübeyr bin Avvâmın zevcesidir. Abdüllah bin Zübeyrin annesidir. Oğlunun şehâdetinden az sonra, yüz yaşında, Medînede vefât etti.
98 - EŞREF TATAR: Mısrda 652 [m. 1254] yılında kurulan Türkmen hükûmetinin yirmiiki sultanından çoğuna Eşref denir. Bunlardan Melik Nâsır Eşref Muhammed bin Kalâvun, dokuzuncu sultandır. Babası Eşref Seyfeddîn Kalâvun, Kapçaktan Mısra getirilip, bin altuna, köle olarak, Eyyûbî sultanı Melik Necmeddîne satılmış idi. Vezîr olunca, iyi idaresi, güzel ahlâkı ile kendisini sevdirmişti. 678 de sultan olmuştu. 689 da ölüp, yerine oğlu, Eşref Salâhaddîn Halîl geçti ise de, 693 de öldürüldü. Kardeşi Eşref Muhammed Nâsır, dokuz yaşında tahta çıktı. Onbeş ay sonra, habs edildi. 699 da, sultan Lâçin öldürülünce, ikinci olarak tahta çıkarıldı. Âdil ve çok cömerd idi. Hıristiyanların mavi, yahudilerin sarı sarık sararak, müslümanlardan ayırd edilmesini emretti. Birecikte, Gazân hânın askeri ile harp edip, tatar askerleri kaçtı. Yediyüzsekiz yılında Hacca gidince tahtını, kumandanlarından Beybers Rükneddîn aldı ise de, Şâmlılar Eşref Muhammed Nâsırı yediyüzdokuzda, üçüncü defa tahta geçirdi. Beybersi yakalayıp katletti. 728 de Harem-i şerifi tâmîr ve Kâbeye abanostan gümüşlü kapı yaptı. Bu sene Kıbrıs adasını feth etti. 741 [m. 1339] de vefât etti. Mısr yediyüzdoksanüçte, Türkmenlerden çıkıp, Çerkeslerin eline geçti. Dokuzyüzyirmiüç senesinin birinci günü de, Yavuz Sultan hân zamanında, Osmanlıların eline geçti. Osmanlı pâdişâhları, halîfe olmaya başladı. 59.
99 - EYYÛB BİN SIDDIK: Seyyîd Eyyûb Ürmevî, Îrânın garbında Ürmiye gölü sâhilindeki Ürmiye şehrinde büyük âlim idi. Sa'deddîn-i Kâşgarî yolundan feyz alanlardandır. Türkçe (Menâkıb-i çihâr yâri güzîn) kitabı çok kıymetli olup, İstanbulda çeşidli tarihlerde basılmıştır.