CEVAP VEREMEDİ

-1- ÖNSÖZ

Allahü teâlâya hamd olsun! Peygamberlerin en üstünü olan Peygamberimiz Muhammed aleyhisselâma ve Onun temiz Âline ve Ona Eshâb olmakla şereflenenlerin hepsine, bizlerden selâmlar ve hayrlı duâlar olsun!

Allahü teâlâ, ilk insan ve ilk Peygamber olan Âdem aleyhisselâmdan beri, her bin senede şeriat sahibi yeni bir Peygamber vâsıtası ile, insanlara dinler göndermiştir. Bunlar vâsıtası ile, insanların dünyada rahat ve huzur içinde yaşamaları ve âhirette de sonsuz saadete kavuşmaları yolunu bildirmiştir. Kendileri ile yeni bir din gönderilen Peygamberlere (Resûl) denir. Resûllerin büyüklerine (Ülül'azm) Peygamberler denir. Bunlar, Âdem, Nuh, İbrâhîm, Mûsâ, Îsâ ve Muhammed aleyhimüssalâtü vesselâmdır.

Şimdi, dünyada semavî kitabı olan üç din vardır: (Mûsevîlik), (Hıristiyanlık), (İslâmiyet). Mûsâ aleyhisselâma Tevrât, Îsâ aleyhisselâma İncil kitabı indirilmiş idi. Mûsevîler, Mûsâ aleyhisselâmın; hıristiyanlar Îsâ aleyhisselâmın getirdiği dîne tâbi olduklarını söylerler.

Kur'an-ı kerim, en son Peygamber olan, Peygamberimiz Muhammed aleyhisselâma gönderilmiştir. Kur'an-ı kerim, bütün ilâhî kitapların hükmlerini nesh etmiş, yâni yürürlükten kaldırmış ve bu hükmleri kendisinde toplamıştır. Bugün, bütün insanların Kur'an-ı kerime tâbi olmaları lâzımdır. Şimdi, hiçbir memlekette, hakîkî Tevrât ve İncîl yoktur. Bu kitaplar sonradan tahrîf edilmiş, yâni insanlar tarafından değiştirilmiştir.

Âdem aleyhisselâmdan, son Peygamber Muhammed aleyhisselâma kadar bütün Peygamberler, hep aynı îmanı söylemiş, ümmetlerinden aynı şeylere îman etmelerini istemişlerdir. Yahudiler, Mûsâ aleyhisselâma inanıp, Îsâ ve Muhammed aleyhimesselâma inanmazlar. Hıristiyanlar, Îsâ aleyhisselâma da inanıp, Muhammed aleyhisselâma inanmazlar. Müslümanlar ise, bütün Peygamberlere inanırlar. Peygamberlerin diğer insanlardan ayrılan bazı üstün sıfatları olduğunu bilirler.

Îsâ aleyhisselâmın hak dîni, az zaman sonra düşmanları tarafından sinsice değiştirildi. Bolüs (Pavlos) adındaki bir yahudi, Îsâ aleyhisselâma inandığını söyliyerek ve Îsevîliği yaymaya çalışıyor görünerek, Allahü teâlânın indirdiği İncîli yok etti. Daha sonra, Îsevîliğe teslîs (trinite) fikri sokuldu. Baba-oğul-ruhülkuds diye, akıl ve mantığın kabûl edemiyeceği bir îman sistemi te'sîs edildi [kuruldu]. Hakîkî İncîl gayb olduğu için, sonradan bazı kimseler, İncîller yazdılar. (m. 325) senesinde toplanan İznik ruhban meclisi, mevcut olan ellidört İncîlden elli adedini ibtâl etti. Geriye dört İncîl kaldı. Bunlar, Matta, Markos, Luka, Yuhannânın yazdıkları İncîllerdir. Bolüsün yalanları ve Eflâtûnun ortaya attığı teslîs (trinite) fikri, bu İncîllerde de yer aldı. Barnabas adındaki bir havârî, Îsâ aleyhisselâmdan işittiklerini ve gördüklerini, doğru olarak yazdı ise de, bu Barnabas İncîli yok edildi.

Büyük Kostantin, putperest iken, (m. 313) de hıristiyanlığı kabûl etmişti. 325 de, İznikte, 318 papazı toplayıp, bütün İncîllerin birleştirilerek, bir İncîl yazılmasını emretmiş ise de, papazlar, dört İncîl bırakmıştı. Bunlara eski putperestlikten de birçok şey sokulmuştu. Noel gecesinin yılbaşı olmasını da kabûl etmiş, hıristiyanlık resmî bir din olmuştu. [Îsâ aleyhisselâmın İncîlinde ve Barnabasın yazdığı İncîlde, Allahü teâlânın bir olduğu yazılı idi.] İstanbul piskoposu Atnas, teslîs taraftârı idi. Aryüs ismindeki bir papaz, dört İncîlin yanlış olduğunu, Allahü teâlânın bir olduğunu, Îsâ aleyhisselâmın, Onun oğlu değil, kulu ve Peygamberi olduğunu söyledi ise de, dinlemediler. Hattâ aforoz ettiler. Aryüs tevhîdi neşretti ise de, çok yaşamadı. Yıllarca, Atnas ve Aryüs taraftârları, birbirleri ile mücâdele ettiler. Sonradan birçok meclisler toplanarak, mevcut dört İncîlde, yeni yeni değişiklikler yapıldı.

446 [m. 1054] senesinde, Şark kilisesi, Roma kilisesinden ayrıldı. Roma kilisesine bağlı olan hıristiyanlara (katolik), Şark [İstanbul] kilisesine bağlı olanlara (Ortodoks) denildi.

Sonra, Alman papazı Luther Martin [m. 1483-1546], İtalyadaki papa onuncu Leona başkaldırdı. 923 [m. 1517] senesinde Protestanlığı kurdu. Bu papaz, İslâm dînine karşı da, çirkin hücûmlarda bulundu. Luther Martin ve Calvin, İncîlleri daha da değiştirdiler. Böylece, akıl ve hakîkat dışında, bir din meydana geldi.

Endülüs müslümanlarının Avrupalılara tuttukları ışık ile, Avrupada bir rönesans [İslâhât] hareketi başlamıştı. Müslümanlardan aklî ilimleri öğrenen Avrupalı gençler, akıl ve mantık dışı olan hıristiyanlığa karşı isyân ettiler. Hıristiyanlığa karşı yapılmış olan hücûmlar, İslâmiyete karşı yapılamadı. Çünki İslâm dîni, teblîg edildiği günden beri, bütün temizliği ve sâfiyyeti ile durmaktadır. İçinde akla, mantığa ve ilme ters düşecek hiçbir fikir ve bilgi yoktur. Kur'an-ı kerim indirildiğinden beri, bir noktası bile değiştirilmeden, aynen muhâfaza edilmiştir.

Başta ingilizler olmak üzere, Avrupalılar, hıristiyanlık akîdesini [inancını] yaymak ve başka milletleri hıristiyanlaştırmak için, misyoner teşkilâtları kurdular. İktisâdî bakımdan, dünyanın en kuvvetli teşkilâtı hâline gelen, kilise ve misyoner teşkilâtları, akıl almaz bir faaliyetin içerisine girdiler. Hıristiyanlığı, islâm memleketlerinde yayabilmek için, korkunç bir islâm düşmanlığı başlattılar. İslâm memleketlerinin her yerine hıristiyanlığı medh eden, binlerce kitap, mecmû'a ve câsûslar göndermeye başladılar. Bugün de, güzel memleketimizde, durmadan, hıristiyanlığı anlatan kitap, mecmû'a ve broşürler dağıtılmakta, posta ile yurt dışından adreslere gönderilmektedir. Böylece, sâf zihinleri bulandırmaya, îmanları bozmaya çalışmaktadırlar.

İslâm âlimleri, islâm dînine zıd ne kadar görüş, fikir, felsefî düşünce ve akîdeler var ise, hepsine cevaplar vermişlerdir. Bu arada bozulan Îsevîliğin yanlışlıklarını da, açığa çıkarmışlardır. Tahrîf edilen ve hükmleri yürürlükten kaldırılan semavî kitaplara uymanın câiz olmadığını bildirmişlerdir. Dünyada rahat ve huzur içinde yaşamak, âhirette de sonsuz saadete kavuşmak için, müslüman olmanın lâzım olduğunu açıklamışlardır. Papazlar, İslâm âlimlerinin kitaplarına cevap verememişlerdir. İslâm âlimlerinin, bâtıl dinleri red için yazdığı kitaplar pek çoktur. Bunlar arasında, hıristiyanlara cevap veren, arabî ve türkçe (Tuhfet-ül-erîb), (İngiliz câsûsunun itirafları), türkçe (Dıyâ-ül-kulûb), arabî ve türkçe (İzhâr-ül-hak), arabî (Es-sırât-ül-müstekîm), türkçe (Şems-ül-hakîka) ve (Îzâh-ul-merâm), fârisî (Mizân-ül-mevâzîn), arabî (İrşâd-ül-hiyârâ) ve arabî ve fransızca (Er-reddül-cemil) kitapları meşhûrdur. Bunlardan Harputlu İshak Efendinin [Harputlu İshak efendi, 1309 [m. 1891] de vefât etti.] hazırladığı (Dıyâ-ül-kulûb)u, bilhâssa protestan papazlarının İslâmiyete karşı yazmış oldukları haksız yazılarına ve iftirâ'larına cevaptır. Birinci baskısı 1293 [m. 1876] senesinde İstanbulda yapılmış olan bu kitabı, 1987 senesinde, sâdeleştirerek değerli okuyucularımızın istifâdesine sunduk. Her hangi bir kitaptan öğrendiğimiz bir bilgiyi ve başka bir kitaptan araya koyduğumuz ilâveyi köşeli parantez [] içine yazdık. Kitabın muhtelif yerlerinde görüleceği gibi, papazlar kendilerine sorulan suâllere cevap verememişlerdir. Bunun için, kitabımıza Cevâb Veremedi) ismini vermeyi uygun bulduk. Bugün ellerde bulunan (Kitap-ı mukaddes)de mevcut ilim, akıl ve ahlâk dışı yazılar meydandadır. Buna karşılık İslâm âlimlerinin akla, ilme, fenne ve medeniyete ışık tutan yazıları da dünya kütübhânelerini doldurmaktadır. Bu hakîkati görmemek, bilmemek, günümüz insanı için özr olamaz. Şimdi, Muhammed aleyhisselâmın getirdiği İslâm dîninden başka din arayanlar, âhirette sonsuz azâbdan kurtulamıyacaklardır. Kitabımızda, âyet-i kerimelerin mânalarını yazarken, (Meâlen buyuruldu) denilmektedir. (Meâlen) demek, (Tefsîr âlimlerinin bildirdiklerine göre) demektir. Çünki, âyet-i kerimelerin mânalarını, yalnız Resûlullah anlamış ve Eshâbına bildirmiştir. Tefsîr âlimleri, bu hadis-i şerifleri, münâfıkların, mülhidlerin ve zındıkların uydurdukları hadislerden ayırmışlar, bulamadıkları hadis-i şerifler için, tefsîr ilmine uyarak, âyet-i kerimelere kendileri mâna vermişlerdir. Arabca bilen, fakat tefsîr ilminden haberi olmayan din câhillerinin anladıklarına (Kur'an tefsîri) denilmez. Bunun için, hadis-i şerifte, (Kur'an-ı kerime kendi anladığına göre mâna veren, kâfir olur) buyuruldu.

Allahü teâlâ hepimizin, dünya ve âhiretin efendisi Muhammed aleyhisselâma tâbi olmamızı nasip eylesin! Misyonerlerin ve bilhâssa bunlar arasında (Yehova şâhitleri) denilen sapıkların yanlış düşünce ve propagandalarına aldanmaktan muhâfaza buyursun! Âmîn.

Mîlâdî sene     Hicrî şemsî      Hicrî kamerî

1996                    1374                 1416